Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '14

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
1076
 

9 adımda Yabancı Dil öğrenmeyi öğrenmek

9 adımda Yabancı Dil öğrenmeyi öğrenmek
 

Lisana göre tersten anlatım biçimi veya ters cümle yapıları, çeşit çeşit dil bilgisi kuralları, ezberlenmesi gereken özne veya fiil çekimleri, kalın kalın kitaplar ve acayip telaffuzlar…

Aslında bir yabancı dil öğrenmeye başlamak, gerçekten çok eğlenceli bir süreç. Aynı zamanda atılmış büyük de bir adım. Sanıldığından bile büyük belki. Çünkü yeni bir dil öğrenmeye başlamak demek kendini ifade etmenin yeni bir  yolunu öğrenmeye başlamak demek.

Fakat bu herkes için eğlenceli bir süreç olmayabilir. Özellikle de yabancı dili, o lisanın konuşulduğu ülkede öğrenme fırsatımız yoksa. Zaman darlığı, kısıtlı maddi olanaklar, hayatın genel stresi vs vs diye düşünürken yabancı bir öğrenenler için, İngilizce öğrenirken gördüğüm ve tecrübe ettiiğim ‘’9 tane bilmekte fayda var’’ konuyu bir araya getirdim.    

1) Yabancı Dilin Var mı?

Türkiye’de yabancı dil konusuna ve yabancı dil konuşana bakış açısının temeli, bu soruda saklıdır. Toplumca bu konuda verdiğimiz arızanın da ipuçlarını yine bu soruda bulunur. Normalde birinin farklı bir dili konuşup konuşmadığını öğrenmenin yolu, kişiye o dili konuşabilip konuşamadığını sormaktır. İngilizce konuşabiliyor musunuz? Almanca yazabiliyor musunuz? Fransızca anlıyor musunuz? gibi. Bu soru Türkçe’de ve Avrupa dillerinde de bu şekilde sorulur.

Biz neden bu soruyu ayrıca ‘‘Var mı?’’ diye de sorarız? Tabi ki bir çok sebebi ve anlamı var. Fakat bunlardan biri de yabancı bir dil konuşma becerisi, bilgisi, tecrübesi sende var mı? Buna sahip misin? Yoksa sahip değil misin? O zaman bir farkın var, bir prestijin, bir karizman var demektir. Ve bu soru ağırlıklı olarak da bu şekilde soruluyor. Yabancı dil var mı? Acaba bu soruyu ‘’sende var mı yok mu’’ diyerek soran başka bir dil daha var mıdır? Peki bu neden önemli? Önemli çünkü bu gereksiz, kompleksli bakış açısı, sayısız insanın yabancı bil öğrenimini, neden ve nasıl öğrenmesi gerektiğini baştan aşağı olumsuz etkiledi. Yabancı bir dil bilmeyenler üzerlerinde mantıksız bir burukluk ve konuşabilenler de mantıksız bir ilgi gördü. Farklı bir dil öğrenmenin, farklı bir kültürü anlamanın, onlarla iletişim kurabilmenin yolu olduğu arka planda kaldı ve prestij kazanmak daha önemli hale geldi.

Osmanlı Devletinin son dönemleri ve Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde sosya ve kültürel anlamda etkili Fransa ve Fransızcanın etkisinin devamı gibi. Dönemi anlatan yazılar, romanlar o zamanlarda Fransızca konuşabilmenin ayrıcalıklı bir durum olduğu, bir sosyal statü belirtisi olarak göründüğünü anlatır. Günümüzün problemi de o anlayışın devamı gibidir.

2) Ders Olarak Yabancı Dil

Günümüzde çocuklar İngilizce ve diğer yabancı dillerin eğitimini anaokulunda almaya başlıyor. Çok erken yaşta yabancı dil öğrenmeye başlayan çocuklar, farklı dilleri hem çok erken yaşta hem de yüksek derecede ilgi ve hoşgörü içinde öğreniyor. Sadece yabancı bir dil değil herhangi bir şeyi bu kadar erken yaşlarda öğrenmeye başlamak zaten başlı başına bir fırsat.

Fakat yabancı dil eğitimi konusunda bizim durumumuz farklıydı. Birçoğumuz ancak orta okulda yabancı dil öğrenmeye başladı. Yani 11-12 yaşlarında yabancı bir lisanla tanıştık. Belki daha bile geç. Yani yüksek ilgi ve alaka ile değil ders, ödev, sınav ve sınıf geçme zorunlulukları içinde yabancı lisanlarla tanıştık. Ve nasıl tanıştıysak öyle devam etti. Bir sorumluluk ve mecburiyet anlayışı ile yabancı dil bizim için sadece geçmemiz gereken bir ders oldu. Bu durum, bizim çok önemli bir detayı ıskalamamıza sebep oldu:

Bir lisan, sadece karnemizdeki notları iyi tutmak için ezberlememiz gereken formüller, kurallar yığını değildir. Lisan bir iletişim biçimidir. Tarif etmek, hislerimizi paylaşmak, istediklerimizi anlatmak yani kendimizi anlatmak için bir araçtır. Çok ince bir çizgi; yabancı bir dili öğrenmeye, bu anlayışla değil de kurallara ve formüllere saldırarak başlandığında, o lisan, kişi için bir iletişim aracı değil bir hafıza kapasitesi konusu olarak kalıyor. Bu sebeple anlamak yerine ezberlerle yabancı dil öğrenenler bildiklerini de kısa sürede unutabiliyor. Veya uzun süre ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’ seviyesini geçemiyor.

3) Sözlükten Sözcük Ezberi

Gördüğüm en gereksiz alıştırmalardan biri. Daha önceki başlıklarda bahsettiğim ezber konusunun ortaya çıkardığı arızalı bir hareket. Söz konusu bir lisanı öğrenmek olduğunda söylemeye, anlamaya ve idrak etmeye ihtiyacınız vardır. Bir cümle kurarken söylemek istediğiniz bir sözcüğün o dildeki karşılığını merak edip sözlükten öğrenmek, o sözcüğü anlamanıza, idrak etmenize yarar. Aynı şekilde bir şeyler okurken yada başkasının söylediklerini dinlerken cümlenin büyük bir kısmını anlayıp tek bir sözcüğü anlamadığınızda yine merakla ve ilgiyle açıp o sözcüğün anlamına bakarsınız. Diğer bir deyişle tam gediğine oturur. Öğrendiğinizde ise hem cümleyi tam olarak anlar hem de o sözcüğü ve nasıl kullanıldığını keşfeder, farkına varırsınız. Bu şekilde öğrendiğiniz sözcükleri de uzun süre unutmazsınız. Hem sözcüğü hem de size onu merak ettiren olayı da hatırlarsınız. Fakat ilginizi çeken hiçbir olay veya hiçbir meraka sebep olmadan, sözlükten harf sırasıyla öğrendiğiniz sözcükler bir iki hafta sonra akıllardan tamamen silinir. Oturup her sözcüğü en az on farklı cümlede kullanarak yazarsanız belki unutma süreniz daha uzun olabilir.

4) Gerekirse Sahte İhtiyaçlar Üretin  

Kendiniz için sahte yabancı dil kullanma ihtiyaçları üretin. İlk iki başlıkta bahsettiğim durumların, kişinin üzerinde yarattığı karabulutları dağıttıktan sonra harekete geçme zamanı. Dediğim gibi yabancı dil kendinizi anlatma aracı. Öğrendiğiniz dilin konuşulduğu ülkelerin birinde yaşıyor olsaydınız her gün kendinizi, ihtiyaçlarınızı o dilde anlatmanız gerekecekti. Fakat Türkiye’deyseniz gün içinde buna ihtiyaç duymayabilirsiniz. Eğer belli bir düzen içinde bir şeyler anlatmaya başlarsanız bu, size ihtiyaçlar getirecektir. Neyin nasıl anlatıldığına, sözcük bilgisi ve imla kurallarında olan eksiklikleriniz birer birer ortaya çıkacak. Okumak ve dinlemekten ziyade yazma ve konuşma alıştırmaları bu anlamda ön plana çıkıyor. Bu anlatımlar kompozisyon yazmak, online muhabbet, ses kaydı vb sayısız yöntem kullanılarak yapılabilir. Çoğunlukla her kompozisyonda farklı konular, gün içinde yaşanılanlar, gitmek istenilen yerler, gelecek planları, meslek anlatımları vb konular seçilir. Benim en beğendiğim yöntem her defasında farklı konular yazmak yerine aynı kompozisyonu geliştirmektir. Bir konu seçer bununla ilgili düşüncelerinizi yazarsınız. Bir dahaki sefere farklı bir konu yerine, yazılmış kompozisyonda yazılmamış farklı detaylar yazılır. Yeni bir konuya geçmeden önce birkaç defa aynı konu genişletilerek yazılabilir. Bu şekilde yeni sözcükler ve anlatım şekillerine olan ihtiyaç daha fazla ortaya çıkacaktır.  

Kişi eksikliklerinin neler olduğunu ihtiyaç duyup kendi tespit eder ve kendisi müdahale ederse bu şekilde öğrendikleri daha uzun süre akılda kalır. Ezberleyerek öğrenmenin verimsiz sonuçlarından kendisini uzaklaştırabilir. 

5) Film ve Dizi İzlemeleri

Severek izlediğimiz dizi ve filmler yabancı kanallar gibi dil öğrenirken çok faydalı olur. Başta İngilizce olmak üzere sayısız ve bedava egzersiz kaynaklarıdır. Sözcük bilgisi için, lisanın kitaplardaki değil kullanımdaki güncel formunu anlamak, gözlemleyip öğrenmek için birebirdir. Fakat film ve dizilerde kafa karışıklığına sebep olan bir konu vardır ; Şiveler.

Yabancı bir dil öğrenirken yaptığınız bütün alıştırmalar şüphesiz faydalıdır. Ama öte yandan her film ve dizide hakim bir şive vardır. Yapımcı, aktörler, hikaye veya çekilen ülkeye göre bunlar farklılık gösterir. Özellikle sözcüklerin telaffuzlarına dikkat edip bunları uygulamaya çalışırsak ortaya konuşma alanında bazı acayiplikler çıkabilir. İzlenilenlerin çeşitliliğine göre öğrenilen telaffuzlarda çeşitli olacaktır. İngilizce üzerinden örneklersek, konuşurken bir sözcüğü New York şivesiyle söyleyip sonraki cümlede Auckland şivesi, sonraki cümleyi de Newcastle şivesi kullanmak gibi.

Birisiyle konuşurken karşınızdaki kişi konuşmasında Ege şivelerinden Güney şivelerine, sonraki cümlesinde Karadeniz şivesine sonra Azerbaycan şivesine dönseydi siz de acayip karşılar, konuşmaya odaklanmakta güçlük çekerdiniz.

6) Amerikan İngilizcesi

Bugün resmi dili ya da resmi dillerinden biri İngilizce olan sayısız ülke var. Bunların dışında İngilizce zaten 20.yy da dünyanın ortak dili haline geldi. Farklı ülkelerde farklı şiveler duymak mümkün. Fakat bu dilin sosyal anlamda iki temel ayracı İngiliz ve Amerikan İngilizcesidir. Birçok İngilizin dediği gibi ‘’Adı üstünde: İngilizce’’. Fakat İngilizcenin bir dünya dili olmasında en büyük rolü Abd oynamıştır.

Amerika’da yaşayan insanların ne zaman İngiliz İngilizcesini konuşmayı bıraktıkları belgelenebilmiş değil. Fakat 1600’ün başlarında Jamestown – Virginia’ya yerleşen kolonilerle yeni bir şive: General American Accent, GenAm’in doğuş hikayesi başladı. Özellikle liman bölgeleri gibi varlıklı yerler İngiliz kültürü ve şivesinin baskın olduğu yerlerdi. Şive, o dönemde sosyal statü belirleyen unsurlardandı. Buna karşın ülkenin orta ve orta batısında İngiliz kültürünün etkisi azalıyordu. 1800’lü yılların ortalarında iyice değişen şive 1900’lerin başlarında bugünkü halini almaya başladı.

Şiveyi İngiliz İngilizcesinde ayıran önemli özelliklerinden biri r harfinin telaffuz edilişidir.  

7) En Zoru En İyisi  

Belli seviyede öğrendiğimiz bir yabancı dili geliştirmek için belirli bir süre o dilin konuşulduğu ülkeye ya da ülkelerden birine gitmeyi planladığımızda buna ayıracağımız bütçe, mesafe, güvenlik, kültür hatta sempati vb sayısız etkeni hesaba katarız.  Ben bu hesaba bir yenisini daha ekliyorum: en zor şive. Dünyada yaygın olarak kullanılan şivenin konuşulduğu ülke genelde tercih sebebi olsa da zor bir şive ile işe başlamanın faydaları çoktur. Daha sonra Türkiye’ye dönmeyi ya da oradan başka bir ülkeye gitmeyi planlıyorsak en zor şivesiyle o dili konuşmayı öğrenen biri gittiği her yerde büyük kolaylık çekecektir. Türkçeden sonra ikinci bir dil olarak öğrendiğiniz dilde daha anlaşılır şivelerle konuşan ülkelere uyum sağlamak çok kolay olacaktır. Ayrıca Türkiye’ye döndüğünüzde sizin konuştuğunuz şiveyle o dili konuşan insan sayısız daha az olacağı için diğerleriyle aynı seviyede konuşuyor olsanız da sizin yabancı dil seviyeniz daha ileri ve daha dikkat çekici olacaktır.

Siz diğer şiveleri anlamakta zorluk çekmezken ikinci dil olarak o dili konuşan diğer insanlar sizin şivenizi anlamakta zorlanacakalardır.

8)Hızlı İngilizce

İngilizce eğitimi birçok defa ‘’Saatler içinde İngilizce Öğrenin’’, ‘’Hipnoz Yöntemiyle İngilizce Konuşun’’ gibi acayip ilanlar ve yöntemleri hepimiz duymuş ya da görmüşüzdür. Bu konuda düşüncem ve çevremdekilere verdiğim tavsiye çok açık ve net:

Sadece İngilizce ya da herhangi bir yabancı dil değil, şu ana kadar gördüğüm her alanda, her konuda aynıdır. Üstesinden gelinmesi gereken herşeye ne kadar saniye, ne kadar dakika, ne kadar saat harcar ne kadar endişelenir, çaba gösterirsek o kadar ilerleme sağlar, o kadar sonuç alırız. Ne bir aşağı ne de bir yukarı. Sonuç her zaman bu ölçüyle doğru orantılıdır. Şans vb etkenler muhakkak zamanlamada değişikliklere sebep olabilir fakat formül, diğer herşey gibi yabancı dil öğrenirken de hep böyledir.  

9) Rahat Rahat

Başından sonuna yabancı dil öğrenme serüveninde en çok ihtiyaç duyulan şey rahatlık. Sadece bu konuda değil belki de hayatın tüm alanlarında rahat olmak, rahat davranmak hatta belki de rahatmış gibi hareket etmek bile kasılıp sıkılmaktan çok daha faydalı. Zira biz konuşurken karşımızdakiler bizden mükemmel olmamızı değil anlatmamız gerekeni anlatmamızı bekliyor. Başlı başına mükemmellik sözcüğü diğer iyi, en iyi, en güzel, en doğru vb sayısız sıfat gibi kimsenin tam olarak açıklayamadığı çünkü herkesin kendi farklı açıklamasının, anlayışının olduğu, adı bütün insanların hemfikir olacağı şekilde konulamayan fakat buna karşın hala bizi çok etkileyen olgulardan biridir. Şunu hep hatırlamakta fayda var;

Eğer bir sözlü sınav veya benzeri bir durum söz konusu değilse, bildiğiniz yabancı dili konuştuğunuz insanlar kullandığınız sözcük sayısı, çeşitliliği ya da dil bilgisi seviyeniz için değil sizi tanıdığı, söyleyeceklerinizi merak ettiği, hayatın bir yerde bir zamanda sizinle karşılaştırdığı insanlardır. Kendinizi mükemmel olmaya çalışıp gereksizce sıkmak yerine seviye derdinizi bırakarak iletişim kurmayı dert edinin.

Çünkü:

Herşey İletişimle Başlar… 

Sanat Karavanı 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 393
Kayıt tarihi
: 21.10.12
 
 

Yurtdışı yaşam koçluğu yapıyor.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster