Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
729
 

Aamir Khan'ı Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz?

Aamir Khan'ı Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz?
 

Geçtiğimiz günlerde Bollywood sinemasının ünlü aktörü Aamir Khan ülkemize geldi. Yeni filmi "Secret Superstar" ın tanıtımı amacıyla yapmış olduğu ziyaret ile de, gözler bir kez daha Bollywood sinemasına ve bilhassa Aamir Khan ve yaptığı işlere çevrildi.
 
Bollywood sinemasına olan ilgimiz malumunuz. Peki bu sempatiyi neye bağlıyoruz? Kanaatimce; Hindistan'ın İngiliz sömürüsü yaşamış mağdur bir ülke olması, (Türk insanının mağdur ve mazluma zaafı vardır nitekim.), halkının çoğunlukla fakir olması, zengin/fakir arası uçurumun bizdekine hemen hemen benzer durumda olması ve insanlarının eğlenceli olması; Bollywood yapımı işlerin, Türk insanı tarafından sıcak ve yakın bulunmasını sağlıyor.
 
Bunun yanında bir de Aamir Khan'a özel ilgi ve sevgi var ki, farkında olmamak imkansız. Havaalanında müthiş bir kalabalık tarafından karşılanması, Türk insanının Aamir Khan'ı ne denli sevdiğinin apaçık bir göstergesiydi. Peki ama biz Aamir Khan'ı neden seviyoruz, neden bu kadar çok seviyoruz?
 
Aamir Khan'ın gişede en çok izlenen filmi P.K., tanınmasında en büyük katkısı olan filmi 3 Idiots ve herkesin büyük takdirini kazanmış olan filmi Taare Zameen Par (Her Çocuk Özeldir) filmleri üzerinden gidelim, yani bolca spoiler, aman dikkat. 
 
Taare Zameen Par; dahilerin hastalığı olarak bilinen 'Disleksi' hastası bir çocuğun hastalığının bilinmemesi nedeniyle amiyane tabirle 'geri zekalı' olarak görülmesi ve dışlanmasını konu alıyor. Bu noktada resim öğretmeni rolü ile karşımıza çıkan Aamir Khan, disleksi hastası öğrencisini saplandığı, saplanmak zorunda bırakıldığı kuytulardan çıkarıyor ve onu hayata kazandırıyor. 
Aamir Khan'ın yönetmenliğini ve yapımcılığını da yapmış olduğu bu film; daha önce benzerine pek rastlanmamış konusu ile, dramatik yapısı ile içimizi sızım sızım sızlatırken, bir yandan da disleksi hastası çocuğun problemleri çözmeye çalışırken dolaştığı düşler, tatlı animasyonlarla yüzümüzü güldürüyor. 
Hangimiz koşa koşa o çocuğa sarılmak istemiyoruz ki? Hangimiz?
 
Şimdi bir de 3 Idiots'a bakalım. 3 Idiots, benim tek kelimeyle bayıldığım bi' film. Öğrencileri yarıştıran, hırpalayan ve yeteneklerini, ilgilerini görmezden gelen Hint eğitim sistemini alıyor ve adeta sersemletene kadar yerden yere vuruyor bu film. O gençlerle birlikte ağlıyor, öfkeleniyor, gülüyor, eğleniyorsunuz. 
Türk eğitim sisteminin bir türlü rayına oturamaması nedeniyle hayatına istemediği şekilde yön veren binlerce insan varken; söyler misiniz, bu filmde nasıl kendimizi bulmayalım Allasen. 
 
Ve P.K...
Aamir Khan filmleri arasında en gözdem diyebilirim. Film, elbette yine eğlence yüklü, elbette çok akıcı ve yine o üç saatin nasıl geçtiğini anlayamacağımız türden bir film. Ama bu sefer biraz bilimkurguya bandıraraktan tadına baktırıyor. Bilmediğimiz bi' alemden gelen bi adam. Dil bilmiyor, evinden çok uzakta, aç ve kimsesiz. Tek bi' amacı var; evine geri dönmek. Amacı uğrana çabalarken Tanrı'dan istemesi gerektiği kanaatine varıyor.  Ama bi' sorunu var; Tanrı'yı da tanımıyor ve bilmiyor. Birçok inancı barındıran Hindistan'da önce Tanrı'sını aramaya başlıyor ve bu eğlenceli arayış serüveni "din tacirleri"ne toslayarak, kahramanımızı tökezletiyor, düşürüyor ve iyice kimsesizleştiriyor.
 
P.K; Yaratıcı ve kul arasına giren, girmekle de kalmayıp bunu ranta çeviren insanları eleştirerek gerçek bir buluşmayı yaşatıyor bize.
Ne kadar da bizden bir öykü değil mi?
 
Hasılı; Bollywood'u seviyoruz, ama Aamir Khan'ı ayrı bir seviyoruz.
 
Seviyoruz; çünkü söylenmeyeni söylüyor, her türlü basmakalıp fikre, inanca ve sisteme karşı kılıç kuşanıyor. Tüm bunları yaparken didaktizmin halktan kopukluğunu ardına almadan, mesajını hikayeye usulca yedirerek, sürükleyici ve eğlenceli bir serüvenin içine koyuveriyor bizleri.
 
Aamir Khan, umarım aynı özenle çalışmalarını sürdürür ve bizler de keyifle izlemeye devam ederiz.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Caroline de Winter, size katılıyorum, çok yerinde bir eleştiri.. Genel itibariyle idealize edilen karakterlere hayat veriyor. Lakin yine de samimiyetinin insanlara doğru bir şekilde ulaştığını düşünüyorum. Benden de sevgiler

Eliz Lale 
 13.10.2017 14:11
 

Her insanın bir karanlık yüzü vardır. Aşırı idealize edilmiş karakterler bana itici geliyor. Çabalayan insanı severim ben. O yüzden sıkılıyorum onu izlerken. Sevgiler...

Caroline de Winter 
 12.10.2017 18:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 612
Kayıt tarihi
: 30.09.17
 
 

Edebiyatsever, sanatsever, mizahı da sever, hatta bazen politika bile sever bir mühendis. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster