Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2523
 

Anti-Kapitalist Müslüman Gençler ve İslam üzeri sol romantizm sosu

Anti-Kapitalist Müslüman Gençler  ve İslam üzeri sol romantizm sosu
 

Ayetli, hadisli bir çağrı metni ile sosyal paylaşım sitelerinde örgütlendiler ve  Türkiye’nin gündemine girmeyi başardılar.

“Anti-Kapitalist Müslüman Gençler”, 1 Mayıs’ta Fatih Camii’nde buluşarak işçilerin, emekçilerin, AVM’lerde yananların cenaze namazını kılacaklar, ardından Taksim Meydanı’na doğru yürüyüşe geçecekler.

Aralarında farklı etnik ve dini kökenden gençler, ateistler, sokak çocukları, işçiler, öğrenciler olmak üzere yaştan her kesimden insan var.

“1 Mayıs hakkı müdafaa günüdür” sloganı ile yola çıktılar,

“Adalet, özgürlük ve eşitlik için” , “işçinin, emekçinin, işsizin, yoksulun ve mahrumun hakkı için” , “asgari ücret azami köleliktir demek için” , “Hrantlar, Uludereliler/Roboskililer, Ceylanlar ve daha niceleri hangi suçlarından ötürü öldürüldü demek için”, “Baskı ve sindirmeyle yok sayılan Kürt Halkının talepleri, taleplerimizdir demek için” sloganları ile bir hayli destekçi ve sempatizan topladılar.

İslami kesimin ideologlarından İhsan Eliaçık'ın ofisinde çalışmalarına devam ediyorlar.

En çok kızdıkları “Arkanızda kim var?” sorusu. ABD? Cemaat? İran? Ak Parti? Hiçbir devlet, kuruluş ya da siyasi iktidarın yanında ve arkalrında olmadığını ısrarla dile getiriyorlar.

Kuran’daki bazı ayetlerin yorumlanmasından yola çıkarak İslam’ın esas olarak sosyal adaletçi bir düzenden yana olduğunu söylüyorlar. Kapitalizmle İslam’ın taban tabana zıt olduğunu savunuyor ve düzeni eleştiriyorlar. AKP’yi de piyasacı İslam olarak tanımlayıp eleştirisini yapıyorlar.

“Emek, adalet, özgürlük, eşitlik, barış gibi sloganlar sadece sol sosyalist sloganlar değil. Bu sloganların hepsi insanlık tarihi boyunca atılmış, insanların ortak sloganlarıdır. Bu sloganlar, Kuran’ın da temel şiarlarıdır.” diyerek Sosyalizm ve İslam’ı sentezlemeye çalışıyorlar.

İlginç bir oluşum, bir o kadar da eleştirilere gebe…

Sosyal adaleti ön plana çıkardıkları için bazı solcular tarafından önemseniyorlar.

Dinin ve İslam’ın toplumsal hayatı düzenleyen bir ideoloji olarak güçlenmesi ile birlikte, yine İslam’ın kendi içinden alternatif yorumlar geliştirdiğini söyleyenler de var.

Ben, kendisini solda görenlerin önyargısız incelemesi ve takip etmesi gereken bir oluşum olarak düşünüyorum. Emek sömürüsüne doğru noktadan bakıyorlar ancak sosyalizmin sınıfsız toplum olgusunun yerine İslamı yerleştirmeleri diyalektiğe ters düşüyor. Diğer yanda günümüzde her anti-kapitalist yaklaşımı sosyalizmle açıklamak da yeterli olmuyor.  

İslam’ın veya herhangi bir dinin doğru ve adil bir toplum düzeni getirebileceğine de inanmıyorum. Bilimselliğe inanırım.

Anti-Kapitalist Müslüman Gençler’in, İslamla sosyalizmi nasıl sentezleyecekler çok açık ve net  değil. Sadece slogan üretmekle bu işlerin yürümeyeceği konusunda eski solculardan alacakları çok dersler olmalı. Ancak kendini “Önce Müslüman” olarak tanımlayanlar için sosyal adalet vurgusunu öne çıkaran doğru bir alternatif olabilir.

Benim bildiğim İslam, diyalektik biçimde yorumlanmaz, yorumlanırsa da “İslam üzeri sol romantizm soslu” bir oluşum olarak kalır gibi geliyor.

Anti-Kapitalist Müslüman Gençler’e “Önce Namaz sonra 1 Mayıs” hareketinde ve “Kapitalizmle Mücadele Korteji” nde başarılar dilerim.




Anti-Kapitalist Müslüman Gençler ne diyorlar? Söylemlerini önyargısız olarak takip ediyorum...

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=422311984445706&set=a.422311634445741.105334.162907237052850&type=1

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sondan dördüncü paragrafınız bu yazınızın en değerli bölümü olmuş. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun

H.Hüseyin Dulun 
 03.05.2012 22:48
Cevap :
Bilim ! ...tşk, sevgiler  03.05.2012 23:19
 

Yazınızı okuyunca, İran'da Humeyni'nin aynı sloganla halk tarafından kucaklandığını hatırladım. Eşitlik, barış, özgürlük ama ille de İslâm. Yani önce namaz. Ben bu oluşumdan hiç hoşlanmadım. Bana göre dinin siyasetle her türlü teması, demokrasiyi engeller. Din kurallar, emirler bütünüdür, özgür iradeye karşıdır; toplumun geneline uygulandığında, farklı gruplar üzerinde bir baskı unsurudur. Din, benim inancıma göre, kişiyle Allah arasındadır; devlet yönetiminde dinin baskın olması, baskı rejiminin doğmasına neden olur. Öyle rejimlerde de, özgürlükten bahsetmek asla mümkün olamaz. Siyaset ilgi alanım dışında olsa da, sıradan bir izlenimcinin fikirleridir bunlar. Ben yüzeysel olarak bu kadarını düşünebiliyorken, bu yürüyüşe katılacak diğer grupların, bu gösteriden ne elde etmeyi umduklarını bilemiyorum. Neye destek olduklarının farkında olmamalarına imkan yok. "Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete." gibi bir hissiyat içine giriyorum böyle çıkışlarda, doğrusu! Saygılar...

Tuğba Şardan 
 29.04.2012 14:04
Cevap :
Yorumunuz bugün elime ulaştı, gecikme için özür dilerim. "Din, benim inancıma göre, kişiyle Allah arasındadır; devlet yönetiminde dinin baskın olması, baskı rejiminin doğmasına neden olur. Öyle rejimlerde de, özgürlükten bahsetmek asla mümkün olamaz." ...KATILIYORUM...teşekkürler, sevgiler   02.05.2012 9:47
 

(3) Değerli Beran Uzer, “‘işte siz böylesiniz. Haydi, bildiklerinizin üzerine çekiştiniz. Ne diye bilmediğiniz konularda çekişip duruyorsunuz? Oysaki Allah bilir, siz bilmezsiniz. Âl-i İmrân 3/66.” Misalimizdeki çocuk ne yapmaktadır? Şeklen öğrendikleri ile, midenin nasıl çalıştığını bilmeden, örneğin; aynı anda; acı, tatlı, ekşi, et, meyve vb. yediğimiz halde mide bunları ayrı ayrı özümser ve ihtiyacı olanlara ihtiyacı kadar göndermektedir. Örneğin; 30 yıl evvel gördüğümüz bir çiçek, kokusu ve ortamı ile anında gözümüzde canlanmaktadır. Örneğin; İnsan geldiği noktada akıl hastalıkları hariç diğerlerine çare bulabilmektedir. Çünkü akıl, aklın özelliklerini kavrayamamaktadır. Toparlanırsa; Kuran ilk emir olarak “Oku/Düşün!” demektedir. Bu nedenle, Okuyan/Düşünen Alimlerin mürekkebi şehidin kanından üstündür. Neticede öğrenilen şekli olunca, yaşantı, uygulama da şekli olmakta ve konular şekli yorumlanmaktadır. Hoşgörünüz için teşekkürler. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 29.04.2012 11:46
Cevap :
Değerli katkılarınız için çok teşekkürler, sevgiler   29.04.2012 13:53
 

(2) Değerli Beran Uzer, “De ki: işte benim yolum… Ben insanları körü körüne değil şuurla ve basiretle Allah’a davet ediyorum. Ben de bana uyanlar da böyleyiz.”’ Yûsuf 12/108" Bakalım; “Taklîdî İman ile İstidlâlî İman” nedir? Bir aile düşünelim ki ekmeğini eve daima baba getirmiş olsun. O ailenin çocuğuna göre ekmek neticesinin sebebi (ekmeğin eve gelmiş olma olayının sebebi) babadır. Çocuğun yaşı ilerleyip de görgü ve bilgisi arttığında, babasının, ekmeği bakkaldan aldığını öğrendiği zaman ekmek neticesini, zihninde daha uzak bir sebebe, bakkala bağlar. Daha sonra fırıncıya, değirmenciye ve çiftçiye intikal eder. Çiftçi de buğdayı tarladan elde eder. Peki, tarlaya, akılsız duygusuz toprağa minnacık tohum tanesinden başak imal etme ustalığını kim öğretmiştir?" Şimdi çocuğumuz büyüklerini taklit ederek dini (şeklen) öğrenmiş ve ortaokul eğitimine başlamıştır. Ancak, ne insanın yapısı, ne dünyanın düzeni, işleyisi, ne doğadaki ritmik olayların nedenini bilmektedir? Akıl fukaradır!...

Canmehmet 
 29.04.2012 11:18
Cevap :
İnanın o çocuk artık bilmeye daha yakın...bilmeye yaklaştıkça İslamı da sorgulayacak, dünyadaki tüm "izm" leri de. İslamın buna göre yeniden yorumlanması şart! tüm "izm" lerin de sorgulanması şart...sorguluyorlar da, bu gençler bu sorgulamalrın sonucu çıkıyor orta yere...  29.04.2012 13:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 517
Toplam yorum
: 2854
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 1877
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

bir ters, bir düz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster