Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
388
 

Avrupa Birliği Yalanı Bitse de İşimize Gücümüze Baksak!

Avrupa Birliği Yalanı Bitse de İşimize Gücümüze Baksak!
 

Avrupa Birliğine birçok nedenden dolayı karşı olan bir insanım. Benim nedenlerim birçoklarının nedenlerinden farklı olmakla beraber bunlar tamamen kendi görüşlerimdir.

Birincisi Avrupa Birliği üretim ve tüketimde standardizasyon getirmektedir. Yönetimde belli bir şeffaflık getirmektedir. Denetim mekanizmalarında aynı denetimi de aynı şeffaflığı getirmesini umulan bir sistemleri bütününü egemen zümrelerin işine geldiği sürece onaylayacak bir sistem getirecektir. Siyaset olarak, kurumlar olarak sanayi, üreticiler, çalışanlar olarak o sistemin içinde bulunmaya hazır mıyız buna bakmak lazım. Avrupa Türkiye’ye istediğini satabilen, istediğini yaptırabilen, istediği gibi yönlendirdiği zaten denetiminde olan bir ülke değil mi ki?

İçine girmeye çalıştığımız birlikle tarihsel bir düşmanlığımız var olduğunu, dostluğun da düşmanlığın da sonsuza kadar devam etmesinin mümkün olmadığı bir devletler hatta insanlar arasında bilinen gerçek. Ancak menfaat ise insanları birbirine sıkıca bağlayan en büyük bağ.

Avrupa’da hemen her ülkede bize karşı düşman olmamaları gereken ülkelerde dahi devlet bilincinin Türklere karşı kazandıkları zaferden, Türkleri Avrupa’dan atmalarından başka somut herhangi bir başarıları olmayan ülkelerin dahi bilinçaltında Türk ve Müslüman özellikle de Türk düşmanlığı varken neyin ortaklığından, neyi birliğinden bahsedildiğini anlamalıyız bilemiyorum. Balkanlardaki ülkelerin hemen hepsinde bağımsızlık demek Osmanlı’ya karşı kazanılan zafer demek. Her ne kadar Fransız, İngiliz, Alman desteğinde sağlanan bağımsızlık olsa da Türklerin himayesine giren her küçük ülke kesinlikle bilmelidir ki, o kadar süre başka bir Hıristiyan zümrenin himayesinde kalsalardı dahi durumları farklı olmazdı belki de çok daha kötü olurdu ancak Avrupa’da küçük devletlerin hepsinde hem de din tarafından pompalanan Türk ve Müslüman düşmanlığı halen var ve bu alt kültürlerde fanatikliğe varacak ölçüde Türk karşıtlığı var ve bu durum sanki onları ayakta tutan tek neden. Polonya, Macaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Romanya, Slovakya, Estonya gibi ülkelere ilave olarak komşularımız, Yunanistan, Bulgaristan.  Öte yandan İtalya’nın Katolikliğin merkezi olduğunu kutsal savaşın (Haçlı Seferleri) genellikle papa tarafından defalarca organize edildiği tarih bilen her Türk ve Müslüman’ın belleğine kazınmıştır.

İnsanların zihnine kazınan yanlış ifadeler var. Bunlar kesinlikle akıl ve mantıkla açıklanmayacak kadar saçma şeyler. Avrupa Birliğine girince Avrupa yardım edecek, para bollaşacak, Türkler Avrupa’da iş bulacak. Avrupa fonları Türkiye’ye akacak. Ne biçim mantık bu! Hayrat mı bu ki akacak da bizi zengin edecek!    Türkiye’de hâlbuki birçok insan baba mirası için kardeşine hem de öz kardeşine çalım atar, onun hakkını vermemek için bin bir dümen çevirirken;( bakın miras diyorum, kendi parasını değil!) Avrupa’nın hakkını, kendi ülkesinin vergi mükelleflerinde kesip neden Türkiye’ye versin!

Türkiye’ye dayatılan montaj sanayi (örtülü ithalatın adının montaj sanayi olduğunu herkes bilir.) görevi uğruna 2. Dünya Savaşına kadar peyderpey tasfiye edilen sanayimiz var. Onların otomobilden elektroniğe,  hemen her sektörde montaj sanayisinde büyürken kendimize özgü bir imalat sanayi vücuda getiremedik. Avrupa’nın en kirli sanayileri çimento, demir-çelik gibi sektörlerine ev sahipliği yaparak doğamızı kirlettiriyoruz. Ürettiğimiz fındığı dahi hakkıyla pazarlayamıyoruz. Ülkemizde halkımıza karşı kullanılan tüm silahlar ve silahları kullanan eller Avrupa’nın en medeni, en sanayileşmiş ülkeleri tarafından korunuyor, finanse ediliyor. Güneyimizde silahlandırdıkları PKK ile otuz beş yıldır bizi vuruyorlar. Elebaşlarını ülkelerinde koruyor, silah ve eğitim veriyorlar. Tüm bunları askeri kaynaklar siyasetçilerimiz onlarca yıldır ara sıra söylüyorlar. Bize de mantıklı geliyor. İslami, Kürtçü, Türkiye’de hemen hangi alanda eylem yapan olursa olsun, eğitimleri destekleri yine bu ülkeler tarafından onlarca yıldır sağlanıyor. Ermenilerle bizi sıkıştırmaya çalışan yine bunlar. Türkiye’de gerçek anlamda bir üretim yapılmamasının özel nedeni yine bunlar. Akan kanlara sebep olan bu dostlarımız nasıl olacak da bize dostluk gösterecekler ben doğrusu anlamıyorum, anlayamıyorum…

Güçlü biri ile güçsüz birinin ortaklığı binlerce elemanı olan Koç Holding’e kapıdaki güvenlik görevlisi ortak olması kadar saçmadır. Avrupa’da küçük ülkeler böyle bir ortaklığın olamayacağını kendi fabrikaları birer birer kapanıp kendilerini İsveç, Alman, Fransız fabrikalarında işçi montaj sanayisinin daimi işçisi olarak ödediler. Ödeyecekler de. Bu birliğin sonunda güçlü Alman-Fransız imparatorluğu ya kurulur, ya da Nazilerin silahla yapamadığını ekonomik olarak Alman şirketleri yapar. Birçok sekonder Avrupa ülkesinde kendi tarlasında ırgat durumuna düşen işçiler, emekleme evresinde iken batan yerli sanayiler göreceğiz.(İkarus örneği gibi)

Gümrük Birliği anlaşması yapıldığında bayram ilan edilmişti. İhracatçılar, birçok kuruluş bu anlaşmadan dolayı Türkiye’nin kaybının yüz milyar dolardan fazla olduğunu söylüyorlar. Aynı şekilde destekledikleri PKK ile ülkemiz kırk binden fazla insanını kaybederken, ekonomik maliyeti otuz yılda beş yüz milyar dolar. Neyin birliği, neyin dostluğu Allahaşıkına !

Kurdun kuzuyu kurtaracağına kimi inanır diyoruz da bu etkili bir çalışmayla mümkün olabiliyor demek ki. Bu duruma uygun bana ne ve sana ne veya neme lazım olarak da çevrilen ünsüz bir halk hikâyemiz var.

Şu andaki Avrupa Birliği Hitlerin savaşla yapamadığını ekonomik ve çok daha sağlam olarak gerçekleştirdiği üstte Amerika'nın olduğu yapay Alman İmparatorluğudur.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AB normlarından uzak kalmak hukuktan uzak kalmaktır. Artık yurtiçi mahkemelerde hak ararız. Yazınız öyle bir yerden vurmuş ki, kimse artık AB ye üye olunca musluklar akacak demiyor. Düşmanlık konusunda da pek katılmıyorum. Dediğiniz gibi ırka dayalı bir düşmanlık olsa herhalde HİTLER'in Almanyasını şu anda en büyük düşman ilan ederlerdi. Ben ne olursa olsun üye olalım demiyorum İLHAN HOCAM. Ama AB normlarından uzaklaşmak ortadoğu, rusya, çin e yelken açmaktır.Ne olursa olsun onların normlarını yakalamalıyız. Selamlar, saygılar.

DermanBey 
 08.09.2017 15:12
Cevap :
Avrupa Tarihi Türk ve Müslüman düşmanlığından beslenen bir toplumdur. Hala Avrupa'nın bir çok ülkesinde Türk'üm dediğinizde sizi Viyana kapılarından nasıl kovduk, derler. Özellikle alt kültür bu masala çok rağbet ediyor. Türk ve Müslüman bilinçaltına düşman olarak kazınmış, bu da sürekli olarak bazı ülkelerce güncellenerek devam eder. AB ile halka ciddi bir getiri sağlamadı. Yükü öncelikle Almanlar çektiler. Bunu da sıradan Almanlara yüklediler. Kabaca fiyatlar aynı kalırken, maaşlar 3000 mark ise, 1500 Euro'ya eşitlendi. Sıradan Alman halkı iki şekilde fakirleşti. Birincisi Alman fabrikaları en iyi ihtimalle ücretler beşte bir oranda olan Doğu Avrupa'ya taşındı. Bu da Almanya'da dengeleri değiştirdi. Sıradan Almanlar ve göçmenler fakirleştiler. Ancak; Alman standartları her ülkenin, gıdadan, otomotive hemen her alanda Alman-Fransız-Hollanda şirketlerinin standartlarına yükseltildi. Gelişmekte olan diğer ülke sanayileri ya yok oldular, ya da Almanlara geçtiler.   10.09.2017 19:59
 

Merhaba İlhan Hocam! AB için bu iktidar ilk yıllarında ciddi olarak atak yaptığında hatırlıyorum da Çocuk Mobilyası üretenlerin kullandıkları boya vb gereçler süratle AB normlarına göre denetlenmeye başlamışlardı. Bir çok çocuk mobilyası üreticileri kendilerini yenilemek zorunda kalmışlardı. Sadece çocuk mobilyasındamı? Her şeyde mesela çocuk oyuncakları bile hızla standartlara doğru hızlı bir dönüşüm içerisindeydiler. İlhan hocam, bu değişim şu anda durdu. Tekrar geriye dönüşüm başladı. Sanayimizin ve kültürümüzün her alanındaki değişim durdu. Standartizasyon AB normları yerine eski usuller kandırmacılar başladı. AB normları bizim için değişimin motoruydu hocam. Bakın bu yıl MEM ler 13 yaşındaki çocukları çırak olarak iş yerlerine verdirecek. Oysa ILO 1980 li yılların sonunda Türkiye yi dünyaya "Çocuk çalıştırıyorlar" diye şikayet etmişti.Şimdi Normlardan çok uzağız hocam. Gelen geçen iktidarlar kendi siyasi görüşüne göre yön veriyr artık. Hep birlikte kına yakabiliriz.

DermanBey 
 08.09.2017 15:07
Cevap :
http://blog.milliyet.com.tr/akilsiz-kardeslerin-hidrojen-bombasiyla-imtihani/Blog/?BlogNo=568778 Bu durum da ticaretin başka bir şeklidir. Türkiye'de terör örgütlerini destekleyerek silah satışı da satış politikasının kirli bir tarafıdır. Yunan ve Türkleri birbirine saldırtıp her iki tarafı da pazar yapmak başka bir kirli politikadır. Eminim ki, Almanlar Yunanlıların, Bulgarların, Romenlerin, Macarların, Polakların işletmelerinde patron yerel halklar da işçi oldukları zaman AB imparatorluğu kurulmuş olacaktır. Ki gidişat da bu yoldadır. Hitlerin ideali de Hazara kadar gitmekti. Şirketler bunu başardı.Ama bir farkla üzerinde yine başka bir patron var malum o da ABD.  10.09.2017 19:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 520
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 230
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Adım İlhan AYDIN,   Doğru kişilere göre değişir, doğrudur, işte o yüzden her şey doğru, her şey y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster