Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
31
 

Bence, şairler roman da yazmalı

Bence, şairler roman da yazmalı
 

Evet, şairler roman da yazmalı. Romana şiirin havasını en iyi onlar verebilir çünkü. 
 
Düzyazı ve şiir apayrı türlerdir. Birinde başarılı olan, diğerinde de başarılı olur diye bir şey söz konusu değildir. Çoğu düzyazı ustası şiir de yazmıştır. Ya yazmaya şiirle başlamış, ya da arada bir şiir karalamıştır. Ama pek başarılı değillerdir. Çünkü şiir, apayrı bir yetenek, farklı bir ruh sahibi olmayı gerektirir. Belki, düzyazıda sonradan kazanılmış bir ustalık olabilir; ama şairlik neredeyse doğuştandır. Bazı düzyazı ustalarıda başarılı şiirler yazmıştır; ama bazı şairler de gerçekten çok başarılı romanlar yazmışlardır.
 
*
 
Edebiyatımızda şairler tarafından yazılmış nefis romanlar vardır. Hepsini olmasa da birkaç tane okuduğum oldu. 
 
Birkaç tanesinin ismini vereyim, belki merak edeniniz olur.
 
Nazım Hikmet - Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim,
Melih Cevdet Anday ve Arif Damar - Yağmurlu Sokak,
Yılmaz Odabaşı - Şarkısı Beyaz
 
En sevdiğim şairlerden biri olan Ahmed Arif de keşke bir roman yazsaydı.
 
Yazı bir şair ve onun romanı için yazıldı.
 
O şair, Rus şair Boris Pasternak...
Romanı, Doktor Jivago.
 
*
 
Boris Pasternak, 1890 yılında doğdu. Aslen Yahudi'dir. Varlıklı bir ailesi vardı. Babası ressamdır. Edebiyatın içerisinde, şairlerle görüşerek geçmiştir çocukluğu. 23 yaşındayken ilk şiir kitabı yayımlanmıştır. 1917 Devrimini yaşamış, desteklemiştir. 1930 yıllardan sonra Rus edebiyatında çok ünlü olmuştur. 1934 yılında Yazarlar Birliği'nin ilk konresinde yaptığı konuşma, Lunaçarski'nin onu SSCB'nin en iyi şairi ilan etmesini sağladı. 1945-1955 yılları arasında 'Doktor Jivago' adlı romanını yazdı. Roman, SSCB'de yayımlanmadı, 1957 yılında gizlice İtalya'ya kaçırıldı, ilk kez İtalya'da yayımlandı. Pasternak, 1958 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı; fakat SSCB'li yetkililerin onaylamaması nedeniyle, ödülü kabul etmedi. 1960 yılında da hayata gözlerini kapadı.
 
*
 
Evet, Nobel'i kazanacaksın ama, devlet yetkilileri onaylamadığı için reddedeceksin. Kendim için düşünüyorum da, aynı şeyi yaşasam, herhalde çıldırırdım, isyan ederdim, kahrımdan ölürdüm. Zaten, Pasternak da fazla yaşamamış, iki yıl geçmeden hayata gözlerini kapatmış. Aklıma geldikçe kötü oluyorum. Ben öyle devletin... Valla pis söver, kesin kendimi vurdurturdum. Diyebiriz ki, Boris'in ömrünü çalan, Boris'in katili SSCB'dir.
 
Nobel Edebiyat Ödülü elbette rededilebilir, ama tek şartla, özgür iradeyle yapılmalı o ret. Devletin, sistemin gönlüyle değil. 1964 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ama özgür iradesiyle ödülü reddeden Jean-Paul Sartre buna örnektir. 2016 yılında Nobel'i kazanan Bob Dylan, ödülü reddetmemiştir, ama törene katılmayarak bir çeşit tepki göstermiştir. Ödülü kazanan Bob Dylan edebiyatçılara tercüman olmuş, 'edebiyatçılar, romancılar dururken, siz müzisyene ödül veriyorsunuz' havasında, Nobel'i veren komiteyi ciddiye almayarak, bir çeeşit dalga geçmiştir.
 
*
 
Özgür ansiklopedi Vikipedi'nin Nobel Edebiyat Ödülü sahipleri listesinde, Boris Pasternak'a dair şu açıklama vardır:
 
"Hem çağdaş lirik şiir hem de büyük Rus epik geleneği alanlarındaki önemli başarıları için"
 
*
 
Kitabın son bölümünde, romanın başkahramanına atfedilmiş 25 tane şiir var, Beğendiğim bir şiiri tam olarak, birinden de dörtlük alıntılayarak paylaşmak isterim:
 
"SONBAHAR
 
Dağılın dedim ev halkına,
Bütün dostlar çoktan dağıldı,
Ve doldu kalbe ve doğaya
Tüm zamanların yalnızlığı.
 
Bekçi kulübesindeyim bak
Seninle, ıssız bir orman bu.
Yollar, şarkıya uyarak 
Yarı yarıya otla dolu.
 
Şimdi acı duyarak bizi
Seyrediyor kütük duvarlar.
Hiç beklemeyin cengimizi,
Geberip gideceğiz, o kadar.
 
Birde oturup üçte kalkarız,
Bende kitap sende el işi,
Ve şafak söker, anlamayız,
Artık öpüşmediğimizi.
 
Umursamadan ve görkemli,
Yapraklar, dökülün, hışırdayın,
Ve dünün acı kasesini
Bugünün hüznüyle çoğaltın.
 
Bağlılık, çekicilik, gönül!
Dağılalım bu hengamede!
Güzün hışırtısına gömül!
Dona kal veya çıldır sen de!"
 
İtiraf adlı şiirden:
 
"Bense kadın ellerine hayranım,
Sırtına ve bir de omuzlarına, boynuna
Ve bir köle gibi sadık kalırım
Sevgi sunarak bir asır boyunca"
 
*
 
Bu hafta, Boris Pasternak'ın 'Doktor Jivago' adlı kitabını okudum.
 
Yapı-Kredi Yayınları'ından, 2014 yılında çıkmış.Rusça'dan Hülya Arslan tarafından çevrilmiş. Türü, roman. Sayfa sayısı, 639.
 
Aklınıza gelebilir, 1957 yılında çıkan, üstelik Nobel'li bir yazarın kitabı, 2014 yılında mı çıktı Türkçe'de diye. Daha önceden yayımlanmış, ama çevirisi İngilizce-Fransızca baskılarından çevrilmiş diye düşünüyorum. Bu baskı, orijinal dilinden, Rusça'dan çevrilmiş bir baskı.
 
*
 
Romanın baş kahramanı aynı zamanda kitaba ismini vermiştir. O, şair bir doktor olan Yuri Jivago'dur.
 
Zaman, Birinci Dünya Savaşı yılları, 1917 Ekim Devrimi ve 1922'ye kadar süren iç savaş yılları...
 
Jivago'nun Lara ve Tonya adlı iki kadın arasındaki sadakat ve ihtirase dönüşen, gel-gitli, dönemin hazin ve acı koşulları eşliğinde geçen dramı anlatılır romanda.
 
*
 
Rus romanlarının genel özelliği olmalı, ilk yüz sayfa bir türlü içine sokmuyor, sonra da sonuna kadar bırakmıyor. İlk yüz sayfa sıkıyor, bezdiriyor, bunaltıyor, anlamadan okurmuş gibi bir his veriyor; sonra da yağ-bal olup ağıza çalınıyor. bir pınar gibi serin serin akıyor, ruhu baştan aşağı edebiyata boyuyor... Tabii, bu her kitap için geçerli değildir; kastettiğim hacimli olan Rus romanlarıdır.
 
-Mustafa Yıldırım - 15.03.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 529
Toplam yorum
: 248
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 376
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster