Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
594
 

Bir Kadın Tanıdım!

Bir Kadın Tanıdım!
 

Kahvemi bitirdiğimde saat epeyce ilerlemişti. Eğer kapatmasalar sabaha kadar oturacak olduğum kahve dükkânından mecburen kalkıp kapıya yöneldim. Yavuz her zaman ki gibi ceketimi uzatıp ‘’Ferhat Abi, zil zurna meyhaneyi terk eden sarhoşlar gibisin’’ diyerek uğurladı beni tebessümle. ‘’Eee Yavuz, kahve de bizim alkolümüz’’ dedim belli belirsiz bir ses tonuyla.

Şubatın 9’u dışarısı fırtına, kimsecikler yok sokaklarda. Rüzgâr nasıl da hoyrat esiyor. Nasıl kamçılıyor tenimi, yağmur da ona eşlik eden suç ortağı gibi, mermi gibi vuruyor yüzüme. ‘’Siz bana eziyet etseniz de, ben sizi seviyorum. Siz şiirlerimin kahramanlarısınız.’’ Diyorum. Sanki duyuyor rüzgâr; teşekkür edercesine bir ıslık çalıyor. Başlıyorum ben de ıslık çalmaya, yalnızlığıma yoldaş oluyor kendi ıslığım.

Sokağımın karanlık köşesine doğru yaklaştıkça yerde yatan birini gördüm. Üzerime çullanan tedirginlik ve korkuyla oradan uzaklaşmak istesem de vicdanım el vermedi. Yerde yatan kişiye doğru yaklaştım. Aman Allah’ım Bu bir kadın! Yüzü kan içinde, hıçkırarak ağlıyordu. ‘’Neyiniz var bayan?’’ diye sorsam da ağlamaktan cevap veremedi. Hemen telefonumu çıkarıp polisi ve 112’yi aramak istedim. Eliyle kolumu tutarak engel oldu. Belli ki istemiyordu. Ne yapacağımı bilemedim. Koluna girip ayağa kaldırdım. Çaresizce biraz ilerde olan evime götürdüm.

Salonun ışığını yakıp kanepeye yatırdım. Ayağından çizmelerini çıkardım. Sıcak su kaynatıp yüzündeki kanı temizledim. Ağlaması kesilmiş ve uykuya dalmıştı. Uzun boylu, sarı saçlı zarif bir bayandı. Ne olmuştu ki? Kim onu bu hale getirmişti? Eve getirmekle doğru mu yapmıştım? Ya bizi birileri takip ettiyse… Gecenin bir vakti kafamda bin türlü soru dolaşıyordu. Ne yapacaktım şimdi? Uyandırsam mı? Polisi mi arasam? Ne yapıyorsun sen Ferhat?

Saat sabah 5:00 oldu. Gözümü bile kırpmadan saatlerce onu izledim. Yüzünün aldığı ifadelerden kâbuslar gördüğünü anlamak zor değildi. Korku, tedirginlik, mutsuzluk, üzüntü, acı… Yüzünden her şeyi okumak mümkündü. Gece boyu şekilden şekle giren yüzü bir tek şey yapmadı; tebessüm. Yanına yaklaşıp saçlarını okşamak istedim. Yanına uzanıp sarılmak istedim. Kulağına eğilip fısıldamak istedim; korkma. Tabii sadece istedim.

Gözlerini açtığında karşısında beni görünce önce irkildi. Sonra ürkek bir edayla doğrulup kanepeye yaslandı. ‘’Günaydın’’ dedim. ‘’Günaydın’’ dedi gözlerimin içine bakarak, sonra gözlerini kaçırdı ve başını öne eğdi. ‘’Anlatmayacak mısınız dün gece olanları? Polise ya da hastaneye izin vermeyip, hiç tanımadığınız, ne olduğu belli olmayan bir adamın gece gece evine girecek kadar sizi çaresiz bırakan ne?’’ diye sordum. Cevap vermedi. Biraz sonra; ‘’Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sizi bana Allah gönderdi. Müsaadenizle artık gitmeliyim.’’

Gitme diyemedim. Kal burada… Kahvaltı hazırlarım sana, yanına mis kokulu bir kahve. Gitme diyemedim. Kal burada… Şiirler okurum sana, yanına hayat veren tebessümler. Gitme diyemedim. Çıkma o kapıdan, dışarısı soğuk, dışarısı kötü.

Ve gitti… Gözden kaybolana kadar arkasından baktım. Kafesi açılıp salınmış bir güvercin gibiydi, nereye uçacağını bilmeyen.

Adını bile bilmediğim bir kadın bir gece hayatıma giriyor ve sabahında tüm gizemiyle dünyamı alt üst edip gidiyordu.

BİR HAFTA SONRA…

‘’Ferhat Abi hoş geldin.’’

‘’Hoş bulduk Yavuz. Her zaman ki kahvemden ver. Duble olsun.’’

Pazar sabahları en büyük zevkim, iki üç gazete alıp erkenden kahve dükkânına gitmekti. Son bir haftam karmaşık duygularla bir kadını düşünerek geçmişti. Hafızamdan silemediğim bir kadını düşünerek. Acaba aklım benimle dalga mı geçiyordu? O gece hiç yaşanmamış mıydı yoksa?

Kahvemi yudumlayıp gazeteyi açtım. Aklımda ki soruların cevaplarını gazetenin 3. Sayfasında bulacağımı tahmin bile edemezdim. Önce O’nun fotoğrafı çarptı gözüme, tebessüm eden güzel yüzüyle. – Ayda öğretmen, daha önce defalarca şiddete maruz kaldığı boşanma aşamasında olduğu kocası tarafından okul çıkışı çocukların gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürüldü.

‘’Ferhat Abi iyi misin? Ağlıyor musun sen?’’

‘’Adı Ayda’ymış Yavuz’’

‘’Efendim Abi…’’

TÜRKİYE’DE 2010 YILINDAN BU YANA 1853 KADIN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR.

Saygı Ve Sevgi İle... 8 Ekim 2017-Denizli / Özkan SARI

Caroline de Winter bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuyu yılmadan usanmadan yazmalıyız, eline sağlık.

Kerim Korkut 
 09.10.2017 21:46
Cevap :
İnşallah yılmadan,usanmadan yazacağız Kerim Abi... Saygıyla...  03.11.2017 17:00
 

Yorumumu birkez daha okuyun..Tek suçlu kadın demekle, kadinlar bu hale getiriyor demek arasında dünya kadar fark var ama siz bu farkı gorememişsiniz..Tek suçlu kadın diye bir cümle yok orada doğru okuyun lütfen, yanlış anlaşılmak asla istemem..Ne olursa olsun hiç kimse ölümü hak etmez, bunun tek suçlusu olarak kadını gören insan canidir.. Yorumumu ve cevabınızı tekrar gözden geçirin..Rica ediyorum..

Selda Çakmak 
 09.10.2017 5:40
Cevap :
Bir önceki yorumunuzda ki ''Tamamen kadınlar bu hale getiriyor bence.'' cümlesine istinaden tüm suçu kadınlarda aramak haksızlık olur demiştim Selda Hanım. Sizi tanıyoruz. Elbette ki öyle düşünmeyeceğinizi biliyoruz. Siz nasıl yanlış anlaşılmak istemiyorsanız, bende yanlış anlaşılmak istemem. Farkında olmadan sizi incittiysem özür dilerim. Saygıyla...  09.10.2017 15:17
 

Bir yerde okumuştum.." Kadınlar şiddetin değil, ilişkilerinin bitmesini istemiyorlar."Yani ilişkisi bitmesin diye şiddet görse dahi erkeğe şans vermeye devam ediyor..Belli bir yerden sonra da artık iş işten geçmiş oluyor ve canıyla ödüyor..Oysa şiddeti ilk gördüğü andan itibaren erkeği terketse bütün bunlar yaşanmayacak, kısır bir döngüdür bu..Affetmekle şiddet arasında döner durur..Mesela şiddet uygulayan erkek bunun suçlusu olarak herzaman karşı tarafı görür, senin yüzünden der beni bu hale sen getirdin der, öyle inandırıcı olur ki kadın buna inanır..Onu ben delirtiyorsam ve şiddete itiyorsam aynı zamanda delirtmemeyide başarabilirim demek ki der ve bu böyle devam eder gider..Tamamen kadinlar bu hale getiriyor bence..Ilk gördükleri anda terketmiyorlar ve kanser gibi zamanla tüm vücuda yayılıyor ölümle sonuçlanıyor..Ilk teşhis ve tedavi çok önemli yani..Sen şansı ver ver adami kendine bağımlı yap sonra da terk etmek iste..Yok öyle! ;))

Selda Çakmak 
 08.10.2017 16:08
Cevap :
Bu konuda yapılan hiç bir hatanın ve yaklaşımın bedeli öldürülmek olamaz. Bu konuda gerek sizin bloglarınızda gerek başka yazarların bloglarında hep aynı şeyi savundum. İçinde bulunduğumuz toplum yapısı özellikle eğitim almamış ve baskı altında yetişmiş kadınları çaresizliği öğrenmeye itiyor. Kadının bu çaresizliğini bilen erkek, bunu acımasızca kullanıyor. Burada tek suçlu kadın demek büyük haksızlık olur. http://blog.milliyet.com.tr/kadinlarda-ogrenilmis-caresizlik/Blog/?BlogNo=511620 bu bloğumda bu konuyu nedenleriyle açıklamaya çalıştım. Okumadıysanız bi bakmanızı öneririm. Saygıyla Selda Hanım...  08.10.2017 22:52
 

Türkiye'de veya dünyada kaç kadın öldürüldüğünü saymak ve bilmek bence marifet değildir. Hele hele bu konu üzerinde sonu gelmez yazılar yazıp rant sağlamak hiç ama hiç marifet değildir. Bence asıl yapmamız gereken şey insanların neden birbirleriyle konuşarak anlaşamıyorlar, kavga edip birbirlerini öldürüyorlar sorusunu BİLİMSEL olarak araştırıp sorunun nasıl ve ne şekilde çözülebileceğine yönelik yine BİLİMSEL cevaplar bulabilmektir. Ortada bir sorun var ve biz bu sorunu çözemiyorsak işte asıl sorun budur diye düşünüyorum. Selamlar

Matilla 
 08.10.2017 11:39
Cevap :
Sizin mantığınızla hareket edeceksek, kanayan toplumsal yaralara dikkat çekmek için yazılar yazmayalım Mustafa Bey. Kimsenin dikkatini çekmeyelim o zaman. Evet haklısınız, burada yayınlanan beş paragraflık bir yazı elbet derdin devası değil fakat böylesine önemli bir ülke sorunumuz olduğunu birilerinin yüzüne çarpmak küçücük de olsa bir farkındalık yaratmaktır. Asıl anlam veremediğim yer ise böyle bir yazı yazarak nasıl bir rant elde edeceğim? Bilimsel olarak araştırıp, bilimsel cevaplar verme konusuna gelince; benim tecrübem, bilgim, yeteneğim bu kadarına yetiyor Mustafa Bey. Saygıyla...  08.10.2017 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2039
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Denizli doğumluyum.Daha 14 yaşımdayken başladı gurbet. (2000-2005 Balıkesir), (2005-2006 İzmir), ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster