Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '18

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
544
 

Bizi Sömüren Faiz Lobisine Ne Kadar Para Ödedik?

Bizi Sömüren Faiz Lobisine Ne Kadar Para Ödedik?
 

Bu günlerde tekrar ülke gündemine sokulan “faiz lobisi” bizi iliklerimize kadar nasıl sömürmüş şöyle bir bakalım.

Bildiğiniz gibi IMF’ye olan borcu kapatıp, borç verir pozisyona geçtikten sonra, adeta IMF bize bağımlı(!) hale geldi! IMF bizim ekonomik politikaları uygularken, biz da azcık da olsa IMF’nin uygulamaya soktuğu sistemi uygulamaya devam ediyoruz!

Türkiye IMF ile anlaşmasını resmi olarak 2008 yılında bitirdi. Ancak 2001 krizi sürecinde, IMF’nin faiz lobileriyle ortaklaşa hareket ederek temellerini attığı, Piyasa Yapıcılığı Sistemi aynen devam ediyor.

 Sistem kapsamında Hazine’nin imtiyazlı 13 bankaya ödediği tutar 2001 krizinden bu yana 700 milyar lirayı aştı. Batak durumdaki Yunanistan’ın bile yüzde 1 maliyetle borçlandığı bir dönemde, Hazine Müsteşarlığı’nın 17 Ocak 2018’de açtığı devlet borçlanma ihalesine faiz oranının yüzde 13,53 ile son 9 yılın en yüksek seviyesine tırmandı!

Türkiye’nin teröre karşı Afrin harekatını gerçekleştirdiği ortamı fırsata çevirmek isteyen faiz lobisi, 2001 krizi sırasında oluşturduğu yapılanmalar sayesinde faizleri yükseltecek mekanizmaları hala elinde bulunduruyor.

Hazine’nin 2001 krizi sürecinde faiz lobilerinin baskısıyla Uluslararası Para Fonu’na (IMF) verdiği gizemli taahhüt, Türkiye’nin son 17 yılda faiz lobilerine 708 milyar TL faiz ödemesine neden oldu.

3 Ocak 2001 yılında IMF’ye sunulacak ek niyet mektubunu görüşmek üzere, piyasa yapıcı bankaların istekleri doğrultusunda Türkiye Bankalar Birliği temsilcileri ve piyasa yapıcı bankaların temsilcileriyle bir araya gelen dönemin Hazine ve TCMB bürokratları Türkiye’yi 17 yıldır faiz lobilerine mahkûm eden kirli bir anlaşmanın temelini attılar. Bizde IMF’yle olan ilişkimizi kesmemize rağmen verilen niyet mektuplarındaki bu tür gizemli tahütleri hala sürdürüyoruz!

Bugünkü Piyasa Yapıcılığı Sisteminin kurulduğu toplantıda, faiz lobilerinin temsilcileri, Hazine yetkililerinden, kesinlikle faiz oranlarına müdahale etmemeleri yönünde taahhüt aldı. Böyle olunca da bankalar iyi işi azıtıp, çekilen kredi karşılığında, kredi çekme ücreti bile almaya başladı.

Türkiye’nin gelirini faizcilere kaptırmasına neden olan 3 Ocak 2001 tarihli toplantının notlarına şu ifadeler yer aldı. “Piyasa Yapıcılığı Danışma Kurulu toplantısı 03/01/2001 tarihinde İstanbul’da yapılmıştır. Bankalar Birliği aracılığı ile piyasa yapıcısı bankaların talebi üzerine gerçekleştirilen toplantıda ilk olarak mali piyasalarda meydana gelen dalgalanmaların sonucu işlem hacmi düşen Devlet İç Borçlanma Senetleri (DIBS) piyasalarının yeniden canlandırılması ve bu çerçevede IMF’ye verilmiş olan niyet mektubundaki bazı konulara açıklık getirilmesi talep edilmiştir. Toplantıda öncelikle, Hazine’nin hiç bir şekilde faize müdahale amacının olmadığı ve faizin piyasa koşullarında oluşacağı özellikle belirtilmiştir.”

Türkiye Hazinesi, yerel ve uluslararası finans kuruluşlarından oluşan 13 imtiyazlı bankaya dünyanın en yüksek faizini öderken, batak durumdaki Yunanistan Hazinesi bile Türkiye’den daha ucuza borçlanıyor.

Dünyada Türkiye’den daha fazla dış açık veren, daha yüksek enflasyona sahip olan, daha yüksek kamu borcu bulunan ülkelerde bile bu kadar yüksek faiz yok.

Örneğin, komşu Yunanistan. 2013 yılındaki Avrupa finans krizinde resmen iflas bayrağı çekerken, halen devam eden tüm ağır ekonomik sorunlarına rağmen kısa vadeli borçlanma maliyetini yüzde 1’in altına çekmiş durumda. Yunanistan Hazinesi tarafından Ocak 2018 düzenlenen 13 hafta vadeli kısa vadeli hazine bonosu yüzde 0,99 faiz oranıyla borçlandı.

Yunanistan bir yıldan uzun vadeli borçlanmalardaki maliyetini de son bir yılda yüzde 7’lerden yüzde 3’lere kadar indirdi. Ancak, Türkiye Hazinesi borçlanma maliyeti 2009’dan bu yana en yüksek oran olan % 13,53’e yükseldi.

Türkiye Hazinesi borçlanma ihtiyacını sadece 13 banka ile sınırlarken batak durumdaki Yunanistan Hazinesi ise dünyanın farklı yerlerinden davet ettiği 22 banka ile çalışıyor.

Yunanistan, borçlanma gerçekleştirdiği banka sayısını artırarak rekabet oluşumu sağlıyor ve düşük faiz oranlarını yakalıyor. Aynı zamanda muhtemel bir kartelleşme eğilimini de en başından engellemiş oluyor.

Türkiye’de ise yıllardır az sayıda ve hemen hemen aynı bankalarla çalışılması, Hazine’nin faiz kartelleriyle ilişkisinin sorgulanmasına neden oluyor. Yunanistan’ın mili geliri 194 milyar dolar iken kamu borcu 390 milyar dolar. Yani, Yunanistan devletinin toplam borcunun milli gelirine oranı yüzde 210 ile dünyada en yüksek borç batağında bulunan ilk 3 ülkeden biri konumunda.

 Avrupa Birliği üyelerinin kamu borçluluk oranları ortalaması da yüzde 100’e yakın. Oysa, Türkiye’de kamu borcunun milli gelire oranı ise sadece yüzde 28. Yani, Avrupa’dan çok daha iyi durumda. Ancak devreye giren “Faiz Lobisi” ülkeyi sömürmeye devam ediyor.

Her dediği emir telaki edilen Cumhurbaşkanı “Faiz Libisi”ni eleştirirken, iktidar bu eleştirileri görmezden gelerek bizi bu 13 bankaya mecbur bırakıyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3840
Toplam yorum
: 6438
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 2556
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster