Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1354
 

Tek parti dönemi CHP'sinden bu günlere

Tek parti dönemi CHP'sinden bu günlere
 

-1 Mayıs olayları, son günlere damgasını vurdu.
-Yaşanan bir takım acı olaylara tanık olduk.
-Ve gerçekten, son dönemlerin en fecisi olan devlet terörü, emekçinin üzerinde kendisini gösterdi.
-Her ne kadar 1 Mayıs olayları hafızamıza acı bir anı olarak kazınsa da komik olaylar da olmadı değil.
-Mesela en komiği neydi biliyor musunuz?
-CHP’li vekillerin Taksim’e çıkma arzusuydu.
-Sanırım onca acı olaydan sonra, günün en mizahi konularından birisidir CHP’li vekillerin emekçilerle birlikte 1 Mayısı Taksim’de kutlama arzusu.

* * * * *

-Bir an için tek parti dönemi uygulamaları aklıma geldi.
-Kaldı ki geçtiğimiz günlerde sevgili Bibliyofil arkadaşımız bu konularda birbirinden güzel yazılar yayınladı.
-Ve dönemin devrimci, demokrat ve aydınlarına uygulanan tek parti dönemi baskılarından bahsetti.
-Çok da güzel yaptı.
-Ve bend e her zaman bu dönemi hakikaten devrimci, demokrat aydınlara yönelik baskıcı bir dönem olarak nitelemişimdir.
-Sadece devrimci, demokrat aydınlara tek parti döneminde baskılar yapılmadı.
-Aynı zamanda emekçi kesimlerde tek parti döneminde baskı ve sindirme politikaları ile nasiplendiler.

* * * * *

-Bilindiği gibi CHP’nin tek parti dönemi baskılarının, en katı biçimde devam ettiği yıllar 1930’lu ve 1940’lı yıllardır.
-Ve bu yıllarda, kesinlikle irdelenmesi gereken, emekçi kesimlerin durumudur.
-1930’lu yıllarda CHP iktidarının dayandığı üç kesim vardı.
-Bürokrasi.
-Burjuvazi.
-Eşraf.
-Bu üç sosyal katmanın koalisyonu CHP iktidarının temel dayanak noktasıydı.
-Ve CHP gerek tarımda olsun.
-Gerekse de sanayide olsun.
-Kapitalist girişimciliği sonuna kadar desteklemiştir.
-Kapitalist girişimciliğe sonuna kadar destek olan CHP, dönemin büyük sermayedarlarının çıkarlarını da ön planda tutmaktan beri durmamıştır.
-Ve büyük burjuvazinin yanında, aynı zamanda iktidarını dayandırdığı büyük toprak sahiplerini de devamlı koruma altına almış.
-Koruma altına aldığı büyük toprak sahiplerine, müthiş imtiyazlar tanımıştır.
-Oysa aynı yıllarda CHP iktidarı emekçi halkın haklarını yok saymıştır.
-Ve emekçilerin demokratik tüm taleplerini geri çevirmiştir.

* * * * *

-1930’lu ve 1940’lı yıllar Avrupa’da faşizm rüzgârlarının en sert estiği yıllardı.
-Dolayısı ile tek parti dönemi uygulamalarında, Avrupa’da esen fazşim rüzgârlarının etkisi kendisini şu veya bu şekilde göstermiştir.
-Mesela;
-Emekçilerin sınıf temeline dayalı örgütlenmelerinin önüne geçilmiştir.
-Ve emekçilerin bu yöndeki talepleri ve çalışmaları son derece ağır hapis cezaları ile karşılık bulmuştur.
-Çünkü CHP’nin temel amaçlarından birisi, korporatif bir yapı olan homojen anlayışı hayata geçirmekti.
-Ve sınıfların varlığını reddeden bir anlayış CHP’ye hâkimdi.
-Bu yüzdendir ki sınıf temeline dayalı her türlü örgütlenme kesinlikle yasaklanıyordu.
-Her kim ki bu yasakları çiğniyor.
-Ve bu yasaklara karşı geliyor.
-Kendisini kodeste buluyordu.
-Kaldı ki bu dönemlerde en dikkat çekici hususlardan biriside ceza yasalarındaki maddelerdi.
-Mesela faşist anlayışın ağa babası olan ceza yasalarından 141 ve 142. maddeler İtalyan ceza kanundan alınmıştı.
-Ve bu ünlü maddelerin dışında, daha birçok madde, faşist İtalyan kanunlarından ithal edilmişti.

* * * * *

-Mesela;
-1930’lu ve 1940’lı yıllarda emekçiler günde ne kadar çalışıyormuş?
-Biliyor musunuz?
-Tam 12 saat.
-Ve günde 12 saat çalışmak zorunda kalan emekçiler, hiçbir demokratik talepde bulunamıyordu.
-Ama aynı yıllarda oluşturulmaya çalışılan ulusal burjuvazi, devlet eli ile palazlandırılıyordu.
-Ekonomik hakların arayışı gibi bir eyleme giren emekçiler, anından baskı ve sindirme ile karşılaşıyor.
-Ama
-Devlete ve iktidara yakın çevreler, bir takım teşvikler ve desteklerle alabildiğine palazlandırılıyor.
-Ve bir sermayedar sınıfı oluşturabilmek adına, devletin tüm imkânları seferber ediliyor.
-Buna karşın emekçilere göz açtırılmıyordu.
-Emekçiler yıllarca süren CHP’nin tek parti iktidarı döneminde her türlü demokratik haklardan yoksun bırakılıyordu.
-Hemen bu noktada şöyle bir uygulama da gözümüze takılıyor.
-Nasıl ki bu gün AKP iktidarı 1 Mayısın içini boşaltarak, günü, “Birlik ve Dayanışma Günü” olarak ilan etmeye çalışmışsa, 1935 yılında CHP’de çıkarmış olduğu bir yasayla, 1 Mayıs’ı “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak ilan etmiştir.
-O yıllarda 1 Mayısı “Bahar Ve Çiçek Bayramı” olarak ilan eden CHP, emekçilere rüşvet vermekten de geri durmamış.
-Ve bir günlük istirahat izni vermiştir.
-Oysa o yıllara baktığımızda.
-İlginçtir.
-Halen bir İş Kanunu bile yokmuş.
-İş Kanunu, 1936 yılında çıkarılmış.
-Ve sendikalaşmaya 1947 yılında kavuşmuş emekçiler.
-Ve sendikalaşmanın içini dolduran grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar ise emekçilere 1963 yılında verilmiş.
-Hoş İş Kanununun çıkmış olması ne ifade eder ki.
-Sendikal hakların olmadığı bir ortamda, İş Kanunu denetlenebilir bir özellik taşımamaktadır.
-Mesela günümüzde de sendikanın olmadığı birçok işyerinde, İş Kanunu ile ilgili hemen hemen hiçbir hüküm uygulanmamaktadır.
-Çünkü sendikal denetimden uzaktır.
-Ve bürokrasinin insafına bırakılmıştır.
-İşte bu yüzdendir ki 1936’lı yıllarda da İş Kanunu hükümlerinin uygulaması bürokrasinin keyfiyetine bırakılmıştı.

* * * * *

-Aslında o yılları detaylı bir şekilde irdelediğimizde, gerçekten de son derece ilginç olaylarla karşılaşıyoruz.
-Mesela ilginç olan bir başka şey ise İş Kanunun kabulünden sonra yaşanıyor.
-Ve fabrikalara işçi pazarlayan simsarlar ortaya çıkıyor.
-Ve patronlar, işçi ihtiyaçlarını bu simsarlar sayesinde hallediyor.
-Dolayısı ile buradan da anlıyoruz ki iş kanununun doğru dürüst bir şekilde uygulanmadığını.
-Yine bir başka olay ise şudur.
-Büyük işletmelerde ve fabrikalarda çalışan işçilerden kesilen paralar.
-İşçilerden kesilen bu paralarla “İşçi Yardımlaşma Sandıkları” kuruluyor.
-Ortada denetim yapacak bir sendikanın olmadığı ortamda, işçilerden kesilen paralarla kurulan “İşçi Yardımlaşma Sandıkları”.
-Peki, “İşçi Yardımlaşma Sandıkları” kim tarafından yönetiliyormuş?
-İlginç bir nokta da burası.
-Bu sandıklar CHP tarafından atanan bürokratlar tarafından yönetiliyormuş.
-Yani CHP’nin oluşturmayı en iyi başardığı şeylerden birisi olan “bürokratik idareciler tayfası” buraya da nüfuz ediyor.
-Ve işçilerin parası ile ortaya çıkan bürokratik bir elit besleniyordu.

* * * * *

-Aslında yukarıda anlatmaya çalıştıklarımızın ışığından değerlendirme yapacak olursak eğer.
-CHP hiçbir zaman işçi sınıfının ve emekçilerin gerçek dostu olmadı.
-Tek parti döneminden bu zamana kadar CHP, devletle özdeş hale gelmiş statükocu bir devlet partisidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

pes dedirticek cinsten bir yazı.zaman gazetesinde yazsan bunları inanırlar.kusura bakma ama milliyet gazetesinde yazıyorsun bu yazıyı.sen atatürk dönemini vahdettin dönemi ile kıyaslıycaksın sayın yazar.ülke ekonomısını işçi haklarını kadın haklarını ona göre kıyaslıycaksın.mesela Türkiyede kadın hakları varken daha avrupada kadın hakları yoktu.ya şimdi...ab ile türkiyeyi bir kıyaslarmısın....Biraz mantık eksikliği yapmışsınız sanırım...

firat ayvadas 
 13.05.2008 19:23
 

El insaf hocam. Sene 2008 siz 1930 tarihinde chp nin çıkardığı kanunu eleştiriyorsunuz. Demokrat partinin kurulmasının ve ayrılığın sebebi nedir biliyormusunuz. O işci köylü düşmanı Chpnin toprak reformu yapması ve ağaların başkaldırmasıdır. Memleketi 60 yıldır chp değil DP ve uzantısı partiler yönetiyor. Buna rağmende işci düşmanı chp mi? 3-5 Kapitalistin çıkarları ve toprak ağalarının çıkarlarını savunmaktansa devletçi poliştikalar uygulansaydı bu gün çok daha farklı bir ülkede olurduk bence. saygılar...

kartal0634 
 09.05.2008 11:02
Cevap :
Sevgili Kartal bu konuda daha ayrıntılı yazılar yazacağım ve tartışmayı biraz daha genişletmekte fayda görüyorum. Saygılarımla  12.05.2008 23:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1636
Toplam yorum
: 2985
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 942
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster