Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '08

 
Kategori
Çocuk Sağlığı
Okunma Sayısı
5377
 

Okul çağı çocukluk dönemi sorunlarına öneriler

Okul çağı çocukluk dönemi sorunlarına öneriler
 

OKUL ÇAĞI ÇOCUKLUK DÖNEMİNE GEÇİŞTE YAŞANAN

OKUL FOBİSİNE KARŞI ANNE ve BABALAR İÇİN

SAĞLIKLI YAKLAŞIM ÖNERİLERİ

Çocukların gelişimsel açıdan yeni bir çağa adım attığı 7 yaş dönemi, çocuğun gelişim alanlarını oluşturan;

a- Kişisel-Sosyal

b- Zihinsel

c- Fiziksel (İnce ve Kaba Devinim Becerileri) ve

d- Dil gelişim alanlarında belirgin pozitif ve negatif kırılmaları beraberinde getirir. II. Bunalım çağı olarak da adlandırılan 7 yaş çağı bunalım dönemi bu yaşa özgü değişim süreçleriyle yaşanır.

Yedi Yaş Bunalım Çağı; çocuğun terk edilme duygusunu yoğun olarak yaşadığı ayrılık anksiyetesiyle seyreden, yeni çevresel objelere ve nesnelere karşısında korku ve endişelerin doğduğu, yalnız kalma ve çaresizlik duygularıyla örüntülü geçici bir duygusal bunalım süreci dönemidir.

Bu süreçteki yaşantı deneyimlerinde, negatif yaşantılar, çocuğun ileriki yaşlarda alacağı davranış pozisyonlarında etkili olur. Bu etki bırakan izlerin olabildiğince yaşanmaması için anne ve babaların bu çağın özelliklerini bilmesinde ve çocuklarına yönelik okul çağı öncesi ve devamında sergilenmesi gereken önlem ve yaklaşımların neler olabileceğini öğrenmesinde ve uygulanmasında yarar vardır.

Ancak Anne ve Babalar şunu unutulmamalıdır ki; Tüm ilgi ve çabalarınıza rağmen çocukta oluşabilecek okul fobisi ve buna bağlı etkiler, sizin çocuğunuza okul öncesi çağda gösterdiğiniz temas biçiminizden, çocuğun gelişimsel mevcut potansiyelinden ve okul-eğitim kavramlarını çocuğunuzla nasıl tanıştırdığınızla ilgili yaklaşımlarınızdan bağımsız değildir. Devamında çocuğun göstereceği davranışlara yönelik müdahalelerinizin biçimi de bu izlerin etki ve yansımalarını belirleyecektir.

Öyleyse; okul ve eğitim kavramlarının çocukta algılanmasında ebeveyn ve aile olarak sergilediğiniz temas biçiminiz çocuğun bu kavramlarla iç içe yaşamaya başlaması ile sonuçları görülmeye başlayacaktır. Bu yüzden diyebiliriz ki, okul ve eğitim üzerine aile içinde sloganlaştırdığınız söylemlerinizde olabildiğince olumlu duyguların ve düşüncelerin çocukla paylaşılması sözü edilen sorunun yaşanmaması açısından bir önlem niteliği taşımaktadır.

Çocuğun yanında, onu endişeye ve korkuya sevk edecek çeşitli ebeveyn kaygılarının yansıtılmaması da diğer bir önlem olarak ortaya çıkmaktadır. Daha etkili bir okul öncesi önlem ise, çocuğun 3 yaş çağında akranları ile birlikte kreş ve benzeri çocuk eğitim merkezlerinde zaman geçirmesinin sağlayacağı faydadır. Daha da önemli olan çocuğun 3<ı> yaşına basması ile birlikte okul öncesi eğitimin nitelikli ekipmanlarla birlikte ailenin çalışmasının sağlanmasıdır.

Bütün bunların dışında ve öncesinde, tüm ailelerin temelde yapması gereken görev ve sorumluluğu ise, çocukların doğumundan itibaren ilk yıllar 6 aylık periyotlarda ve sonra 1 yıllık periyotlarda, 0-6 yaş dönemde çocukların mutlaka Gelişimsel Tarama Testlerini (Denver Testi) yaptırmaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü; çocuğun gelişimsel açıdan takibinde okul başarısına ilişkin ışık tutacak verilerin önceden belirlenmesinde bir projeksiyon olarak Denver Testi gerekli, daha da önemlisi gelişimsel bozuklukların erken teşhisi için elzem kabul edilmektedir. Bu gün itibariyle dünya da 50 milyonun üzerinde çocuk bu taramadan geçmiş ve bu taramalar sonucunda çok erken dönemde gelişimsel bozukluklar saptanarak okul öncesi eğitim, rehabilitasyon ve destekle bu çocuklar okul çağlarında akranları ile birlikte eğitim alma şansına kavuşmuşlar ve gelişim gerilikleri önemli ölçüde iyileştirilebilmiştir.

Okul öncesi dönemde, özetle;

1- Çocuk, Gelişimsel Tarama Testi (Denver II)’ ilk yıl dahil mutlaka uygulanmalıdır. Testin yorumlanmasına bağlı olarak gereken önerler yerine getirilmelidir. Çocuğun gelişim alanlarında geciktiği saptanırsa, bu alanlarla ilgili eğitim, rehabilitasyon ve destek alması sağlanmalıdır.

2- Okul ve eğitim kavramlarının algılanmasında korku ve endişe yaratacak söylemlerden kaçınılmalıdır.

3- Okulla tanışma biçimine ilişkin bir okul sosyal hizmet uzmanından destek alınmalıdır.

4- Okulu çekici kılacak olumlu bilgiler çocukla paylaşılmalıdır.

5- Çocuğun kişisel sosyal gelişim potansiyeli çocuk refahı alanında çalışan sosyal hizmet uzmanı ile birlikte ele alınmalı ve ona göre bir yaklaşım modeli biçimlendirilmelidir.

6- Bilinmeyen karşında oluşan korkuların giderilmesinde, çocuğun anlayabileceği dilde okul ve eğitime ilişkin her karşılaşmada tanımlayıcı ve sürekli bilgilendirici olmak yarar vericidir.

7- Okul öncesinde çocuk, okul öncesi eğitim süreçleri ile kreş ve benzeri ortamlarla mutlaka tanıştırılmalıdır.

Gelişim gecikmelerinin, çocuğun okula uyumunu zorlaştıracağı bilinmekle birlikte, her uyum problemi yaşayan çocuğun gelişim problemi bulunduğu söylenemez. Çevresel etmenlerin ve ebeveyn tepkisinin rolü bu aşamada ön plana çıkmaktadır.

Okul fobisinin yaşanmaması için çok önceden neler yapılabileceğine ilişkin temel ebeveyn görevlerini bu şekilde açıkladıktan sonra şimdi de özetle uygulama önerilerine yer verelim.

<ı>ilk gün okul travmalarının önlenmesi ve eğer sorun yaşanmaya başlamışsa bu duruma ilişkin neler yapılabileceği ilişkin öneriler için şunlar söylenebilir;

1- Okulun ilk açılış günü beklenmeksizin, Anne, Baba ve varsa çocuğun kardeşi ile birlikte okul ziyaret edilmeli, bahçesinde, koridorlarda, oyun ve spor alanları gezilmeli ve bu gezinti sırasında çocuğa abartısız ancak okulun çekici yönleri konusunda merak uyandıracak doğru bilgiler verilmeli. Okulun ilk gününe ilişkin çocuğun aklındaki bilinmemezlik giderilerek korkunun oluşması engellenmelidir. Çünkü bu bir hazırlık ve tanışma aşamasıdır ve bilinmemezlik, çocukta korku yaratır. Her fırsatta tanımlamalar yapılmalı ve ilk güne ilişkin çocuğa ilk gün programı tek tek anlatılmalıdır. Böylece çocuğun öncelikle okulun fiziksel çehresine ısınması sağlanmış olacaktır.

2- İlk gün, yine birlikte, “Yanındayım, birlikte okula gidiyoruz, yeni arkadaşlarınla tanışıyoruz ve okulu keşfediyoruz” mesajı verilmeli.

3- Sınıfta 1 saat kadar öğretmenle tanışma sürecinde çocukla birlikte olunmasında yarar var. Daha sonra sınıfta çocuktan ayrılma aşamasında bunun gerekçeleri çocuğa anlaşılır bir dille anlatılmalı. Asla aniden yanından kaçar gibi ayrılmamalı ve çocuğa kısa bir süre sonra zil çaldığında tekrar gelineceği ve hemen sınıfın penceresinden gördüğü bahçede kendisini beklemekte olacağı ifade edilebilir, bu çocuğa güven verecektir. Bu arada ilk gün hediyesi ile birlikte çocuğun sevdiği bir yiyecekle aynı gün ödüllendirmenin de yararı olacaktır.

4- Okulun çocuk tarafından fiziksel yapısının bilinmesi ve özellikle ilk tenefüslerde evde kazandığı tuvalet alışkanlığının okuldaki koşullarda nasıl sürdüreceğine ilişkin annenin yardımı ilk gün mutlaka gereklidir.

5- Diğer günler tenefüs buluşmaları yerini öğlen buluşmalarına ve akşam çıkışta karşılamaya bırakmalıdır.

6- Çocuğun okulun ilk günlerinde yaşayacağı arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle olan iletişiminde sorun yaşamaması büyük önem taşımaktadır. Sorunun ortaya çıkmasında bu durum en önemli etkenlerden biridir. Bu durumun kontrolü ebeveynin elinde değildir ancak öğretmenin bu aşamada çocukların birbirleriyle ilişkilerinde ve öğretmenin çocukla nitelikli ilgilenmesi önem taşımaktadır.

7- Tüm çabalarınıza rağmen bir okul fobisi teşhisi konmuş ise yapmanız gereken bu sorunu sınıf öğretmeni, çocuk ve uzman üçlüsü ile birlikte ele alınacak bir süreçte, destekle çözmenizdir. Bu durumda, okul sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarından yardım ve destek almanız önerilir.

8- Son olarak çocuğun korkusunun içeriğine ilişkin duyguların mutlaka açığa çıkarılması, çocuğa duygularını ifade etmesi fırsatının yaratılmalıdır. Tehdit içerikli ve azarlayıcı söylemlere asla yer verilmemesi gerekmektedir. Bu aşamada çocuğu dinlemeli, gözlemlemeli ve onunla sevgi dilinden hareketle iletişim kurup, onu anlamayı ve anladığınızı hissettirerek korku oluşturan yaşantı formlarını yeniden tanımlayıp çocuğun anlayacağı sözcüklerle okul ve eğitim kavramları anlatılmalıdır. Böyle bir süreç uzman desteği ile kolaylaşır ve daha kısa bir sürede iz bırakmadan sorunun çözülmesine katkı sağlar.

<ı>Sosyal Hizmet Uzmanı ALİ SONGÜL 2008 ANTALYA

Yararlanılan Kaynaklar :

1- Prof. Dr. Kemal ÇAKMAKLI 100 Soruda Çocuk

2- Denver II gelişimsel tarama testi (DGTT) Eğitim Notları..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1422
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

1997 Hacettepe Üniversitesi mezunu sosyal hizmet uzmanıyım. Pozitif Psikoterapi, Aile ve Evlilik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster