Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '08

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
2223
 

Köy düğünlerinde kadınlar savaşı

Köy düğünlerinde üçüncü, yani son gün; gelin alma günüdür .Eğer düğün salı günü başlamışsa gelin alma merasimi perşembe günü; düğün cuma günü başlamışsa, gelin alma merasimi pazar günü yapılır. Köylü demesiyle; “Salı günü başlayan düğünün perşembe günü başı bağlanır. Cuma günü başlayan düğünün de pazara başı bağlanır.” Baş bağlamayı bitirme, sona erdirme anlamında kullanır bizim köylümüz.

Düğün okusu (okuntu) dağıtırken okucular: Okuyu verdikten sonra “cumadan başlayacak, pazara da başı bağlanacak diye düğünün başlama –bitme zamanı hakkında da bilgi verirler.

Düğünün üçüncü günü gelmiştir. Oğlan evinde son hazırlıklar yapılmaktadır. Gelin almaya gitme zamanı kız evinin uzaklığına bağlıdır. Kız evi köyün içinde ise öğleden sonra gelin almaya gidilir.Gelin başka köyden alınacaksa uzaklığına göre, oğlan evinden çıkış ayarlanır.

Gelin alma merasimine bütün davetliler geldikten ve hazırlıklar yapıldıktan sonra; önde davul zurna, arkasında erkekler, daha arkada Fethiye yöresinde delbekçi kadınlar ve arkalarında oğlan tarafının kadınları yer alırlar. Oğlan evine varıncaya kadar çalgılar hiç susmaz. Hava durumu elverişli ise, delikanlılar; uygun yerlerde gelin almaya gidenleri durdurup oyunlar oynarlar. Sonra kafile yeniden yola düşer.

Gelin alma alayı davul-zurna ve delbekçiler eşliğinde kız evinin önüne gelir. Burada

Erkekler önden çekilip kendilerine ayrılan avluya geçerler.

Gelin alıcı kadınlar kız evinin merdivenleri önüne gelirler. Evin kapısı kapalıdır.Kız evinin karşılayıcı kadınları da merdiven başlarında, balkonlarda, pencerelerde, toprak damların başlarında yerlerini almışlardır. Kapıyı zorlayan gelin alıcı kadınlarla kız evindeki kadınlar

Arasında “açarsınız, açmayız” diye ağız dalaşı başlar.Derken her iki tarafın kadınları torbalarında hazır bulunan arpa, buğday, çavdar, mercimek, mısır, nohut karışımından oluşan mermileri avuçlayıp avuçlayıp karşı tarafa savururlar.İlk hamleyi yapan taraf hangisi ise ikinci bir hamleye hazırlanırken daha yakına sokulmuşlardır.Bu sefer karşı taraftan yağmur gibi mermi yağmaya başlar. Bu kadınlar arası mercimek savaşı torbalarındaki taneliler karışımı bitinceye kadar ve güle oynaya sürer. Torbalar boşalınca ters çevrilerek cephane kalmadığı karşı tarafa bildirilir.Bu sulh imzası sayılır ve kapılar açılır.Bu sefer kucaklaşmalar başlar. Bu sırada her iki tarafın delbekçileri karşılama havaları çalmaya başlarlar.

Eski köy düğünlerinde gelin almaya giden kadınlarla kız evinin kadınları arasında yapılan taneliler savaşında çavdar, yulaf, mercimek ve arpa, buğday kullanıldığı ve mercimeğin yuvarlaklığından dolayı dokunduğu yeri birazcık yaktığı için kadınlar kendi aralarında geçen düğünün kritiğini yaparlarken; “bir savurdum tam yüzüne, kadının yüzü gözü şişti, kıpkırmızı oldu”, “falancanın düğününde öyle bir karılar savaşı oldu ki , karılar birbirini kırıklık ettiler” diye günlerce konuşurlardı.

Hiçbir yaralanma veya sakatlanmaya meydan verilmeyen bu savaş şaka, olsun, iki tarafın kadınları biraz eğlensinler diye yapılırdı. Kale veya hisar fetheder gibi bir savaş verilirdi kız evinin kapısında.Unutuldu gitti.

Öğretmenlik yaptığım Çameli’nin Emecik köyü Kızılyer mahallesi ve çevre köylerde.

Fethiye’nin Emirler, Söğütlüdere, Eldirek ve Patlangıç köyleriyle yakın çevredeki diğer köyler ve mahallelerde değişik şekillerde uygulanırdı.

Kadınların mercimek savaşı bittikten sonra gelinin hazırlanmasına geçilir. Gelin hazır olunca da ata bindirilir, oğlan evinin yolu tutulur.Kız evinin önünde gelini beklerken ve kız evine gelirken İzmir Marşını çalan davul-zurnacılar; gelin alınıp da yola düşülünce “ Çıktık Açık alınla”diye başlayan Onuncu Yıl Marşı’nı çalarlar.

O güzelim köy düğünleri de geçmişe gömüldü.

Not: Çeşitli dergilerde 1953’ten bu yana Fethiye’de Köy Düğünlerini çok geniş bir şekilde yazdım.Fethiye’de bu konuda başka yazarlarca yayınlanan düğün yazıları:Benim 1953’te Köyün Sesi, 1977’de de Pirelli Mecmuasında yayınlanan ve bir kaç Fethiye kitabına bizzat yazdığım Köy düğünleri yazıları noktalamasına kadar aynıdır. Ama araştırmacılar her seferinde bu araştırmaya gururla kendilerininmiş gibi imzayı basarlar. Oysa “filancanın filan yazısından aldım” demek kadar dürüst bir davranış olamaz. Peki bütün o araştırmaları siz yaptınız da benim 1977’den beri ilave etmeye vakit bulamadığım ve manilerde bizzat yaşadığım, gördüğüm bu kadınlar savaşından neden bahsetmediniz Çünkü elinizde yazılı kaynak yok.Bir araştırmanız da hiç yok.Lütfen alıntılara dikkat edelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2516
Toplam yorum
: 2178
Toplam mesaj
: 189
Ort. okunma sayısı
: 486
Kayıt tarihi
: 22.05.08
 
 

Önce kendimi tanıtayım: Ben Ünal Şöhret Dirlik, Aksu Köy Enstitüsü’nde üç yıl okudum. Dördüncü sı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster