Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
4085
 

Tarikatta mürit - mürşit- şeyh ilişkisi kuralları

Tarikat adı verilen olgunun "Allah’a giden yol olmak" yerine, "Allah’a giden yola konulan tuzaklar" olduğunu, tamamen İslam’da en büyük ve bağışlanmaz günah olan "Şirk" kapsamında davranışlar olduğunu anlatan bir kitap geçti elime. Toplumsal Dönüşüm Yayınları’ndan E. Ali Okur’un eseri "TARİKAT GERÇEĞİ"

Bu eserin Tarikat Gerçeğini çok güzel ortaya gören "Mürit-Mürşit-Şeyh İlişkisinin Kuralları" nı anlatan bölümünü özet olarak size sunacağım.

Mürit, abdestli olacak, bütün günahlarından 101 defa tövbe istiğfar edecek, Fatiha ve İhlas-ı Şerif okuyup mürşidin ruhaniyetine hediye edecek. Bunları yola çıkmadan, sabah namazından önce yapacak. Yol esnasında, kalbin mürşidinin kalbine zabt-ı rabt edecek. Mürşidin ruhaniyetinin kendisi ile hep beraber olduğuna imanı tam olacak.

Mürşidin gözünden düşmemeye çalışacak. Çünkü mürşidin gözünden düşmek, yedi kat gökten düşmekten daha beterdir.

Ve şeyhini emsalsiz bilecek... Şeyhim olmadan beni Rabbime götürecek yeryüzünde hiç kimse bulunmaz diyecek.

Ehlullah’a ( Allah’a yakın olan kimselere ) itiraz eden kimselerin mutlaka küfür üzere ( imansız ) ölecekleri gerçeğini hiç unutmayacak.

Mürit, mürşit ile konuşacağı zaman, önce usulünce izin isteyecek. Huzurunda hoşa gitmeyecek şeylerden sakınacak. Sesini gayet yavaş ve hafif olarak çıkartacak. Yüksek sesle katiyen konuşmayacak.

Mürşidin sözünü kalp ve dil ile onaylayıp, gerek sözle veya gerekse kalben;
" Neden, niçin, hayır öyle değil" gibi sözlerle karşılık vermeyecek. Zira araştırmacılar, mürşidine bu gibi karşılık veren müritlerin ebediyen kurtuluşa ermeyeceğini bildirmişlerdir. Onun için mürşidin davranışlarından, bunların sebebi hikmetinden sormak terbiye dışıdır. Mürit olan kimsenin, mürşidine inanması ve onun her türlü hareketini onaylaması vaciptir. (gerekli ) Ve mürit, yapacağı her iş için ondan izin isteyecektir. Bunda bereket vardır. Cenaze yıkayana, ceset nasıl teslim olursa, öylece teslim olacaktır. Mürşidinden hiçbir hal ve malını saklamayacaktır. Ve daha doğrusu şu ki, Allah’ın kendisini sanki mürşidine hizmet için yarattığına inanacaktır.

Allah’ın kendisine verdiği tüm mal ve evlatlarını, mürşidinin bereketi karşılığı verdiğine kesinkes inanacaktır. Tüm bunların sahibinin mürşidi olduğunu, ve kendisinin de onun kölesi olduğunu bilecektir.

Keza, mürşidinin uykusunun, kendisinin gece sabaha kadar yaptığı ibadetten, onun yemesinin ise kendi orucundan daha makbul olduğuna iman etmelidir.

Mürşidin inancı şu şekilde olmalıdır: Mürşidim beni kabul ederse, Allah’ın yanında kabul olunurum, ve eğer Allah dergahından kovulsam, mürşidimin beni kabul etmesinden başka kurtuluşum yoktur.

Padişahlar huzuruna bile aracısız girmek zor olunca, Allah’ın huzuruna varmak için aracı mutlaka gereklidir.

Bu eser, bir tarikata bir müddet dahil olup sonra ayrılan bir kişinin itiraf ve gözlemleridir. "Kulun kula köleliği" ne dayalı ve tamamen akıl ve İslam dışı inanç ve uygulamamalar ile ilgili bu söylemlerin tarikat olgusunu tanımak konusunda faydalı olacağını düşünerek sizlere aktardım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okudum.İyi irdelenmiş bir yazı. İnsanların din duygularının sömürülerek kendilerine nasıl kul yarattığını doğrusu iyi anlatmış.Ancak yazınıza yorum yapan Ütopik arkadaşım hala bu yazoya rağmen kulluktan bahsetmesi garibime gitti. Diğr yorumcu arkadaş bencilliğin neden kaynaklandığını çözememiş.Hani şu iktidardaki AKP nin uyguladığı Kapitalist sistem varya işte neden o.Adı üstünde kapitalizm(Anlamı para sistemi demektir.)

Ali İhsan UĞUZ 
 04.07.2008 14:58
 

Selam olsun Hak dostu kardeşim.Hak yolunfda nuğraşlarından keyf alarak sıkılmadan Kuran kucaklamandan dolayı,Allah sayini zayi ettirmesin .Ve sdelam olsun .Tarikatı yol ve mürşiti de Kuran bellersek edebi zaten bildik demektir.Aslolan kulluğu bi,lmek ve Allahla kul ilişkisidir bence.Amma eğewr alimlert olmayaydı ilimi kim aktar5acaktı / diyenlere yine derim ki Öyle bir feyzdir ki resulden gelen ,asla unutulmadan hergün kendini yenileyen .Ve irşat göreviyle birbirine vesile olan amma illa beşerün mislüna olan kardeşlerim selam olsun ...cümleten Hak dostlarına hayırlı kandiller

ütopik 
 03.07.2008 22:35
Cevap :
*** Güzel temennileriniz ve ilginiz için teşekkürler. Yüce Allah sağlık esenlikle hepimizi nice hayırlı işlere ve günlere eriştirsin. Selam ve saygılrımla ***  04.07.2008 14:28
 

İnsan; varlıkla yokluk, madde ile mana arasında pek çok değeri özünde barındırır... İnsan; sayısız dayatmaların esiri olmuş, neyi kaybettiğini bile fark edemeyecek kadar çaresiz... Kalabalıklar içinde dostsuz, doğru bir amaca kendini adayamayacak kadar bencil... Oysa; İnsan dediğin dosttur; İnsan dediğin idraktir; İnsan dediğin adanmaktır; İnsan dediğin paylaşmaktır... Bugün neden anlamını dahi bilemediğimiz kelimelerle; sahte, sentetik, sığ, alengirli, cafcaflı, tüketime dâvet eden, riyâkâr, konformist, hâz yumağına sarmallanmış, kültürel kodlarımıza yabancı olan derinliksiz ve niteliksiz kişisel gelişim enstrümanlarıyla öz benliğimizi inşâ etmeye çalışıyoruz? Birey olarak âit olduğumuz sosyal dokumuz, ideallerimiz, geleneksel anlam sağlayıcılarımız ve kiplerimiz, sohbet kültürümüz; Yunus, Mevlânâ, Hacı Bektâş ve Hacı Bayrâm gibi mânevî önderlerimiz, âilevi bağlarımız, eski zamânları anlatan tonton yaşlı ninelerimiz, köydeki hayatımızı renklendiren ve her şeyi

Mehmet Arda 
 03.07.2008 18:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1236
Toplam yorum
: 1714
Toplam mesaj
: 154
Ort. okunma sayısı
: 1339
Kayıt tarihi
: 18.08.07
 
 

Bir Kur'an sevdalısı, İslamda Kur'an'dan başka referans tanımayan,  amatör bir araştırmacı. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster