e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
Murat SEVGİ http://blog.milliyet.com.tr/muratsevgi
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Galerilerim Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor.

Yüksek öğrenimine; İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültes...





Kategori:
Teknolojinin Geleceği

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!

Yazdığım konular
Ben Bildiriyorum (1)
Beslenme / Diyet (3)
Bilim (3)
Bilişim (2)
Danışmanlık (2)
Doğal Hayat / Çevre (3)
Dünya (3)
Ekonomi - Finans (34)
Etkinlikler / Festivaller (1)
Futurizm (1)
Gelenekler (1)
Gezi - Tatil (1)
Güncel (6)
Gündelik Yaşam (1)
Haber (9)
İlişkiler (1)
İnternet (5)
İş Yaşamı - Kariyer (1)
Kent Yaşamı (2)
Kentleşme (1)
Kitap (1)
Kültür - Sanat (5)
Küresel Isınma (2)
Magazin (1)
Mizah (1)
Ramazan (1)
Sağlıklı Yaşam (3)
Sektörler (3)
Sinema (3)
Siyaset (13)
Sosyoloji (2)
Şiir (5)
Teknoloji (13)
Teknolojinin Geleceği (14)
Türkiye Ekonomisi (4)
Yazdığım gruplar
Bilgi Toplumu (23)
DANIŞMANLIK (11)
Gelecek (36)
Güvenlik (11)
Kent Kültürü (11)
Yaşananlar (59)
Galerilerim
Gelecekteki Bitkiler - GDO ve ötesi... (7)
e-’den m-’ye
İnsan beyni kendi rakibini mi yaratıyor? Bilgi toplumu insansız bir geleceği öngörüyor mu?
Yazarın diğer bloglarından
Biyolojik savaş - Siyaset / 04.02.2010 09:48:02
Yeni savaş konsepti - Teknoloji / 03.02.2010 22:24:03
Kimlik sorunu - Güncel / 27.01.2010 20:11:39
tümü
Twitter Milliyet Blog
Teknolojinin Geleceği  -  11.07.2008 - 20:30 

· Siz, hiç imalatta kullandığınız torna makinelerinin akşam işletmeden gittiğini gördünüz mü?
· Peki, kullandığınız makinenin ürettikçe daha değerli bir makine haline geldiği oldu mu?
· Ya çikolata makineniz, bir gün artık cips yada ayakkabı da üretebilse ne yaparsınız?

Kısa bir süre önce tanıştığımız elektronik, hayatın her aşamasında yerini aldı. Sağladığı kolaylıklar yanında yeni bir yaşam tarzını da beraberinde getirdi. Bu yaşam tarzının ilk safhası, hiçbir direniş ile karşılaşmadan toplumun tüm kesimleri tarafından benimsenmeye başladı.

Devlet kurumları ve iş dünyasının etkin firmaları en ön saflarda yerlerini almak için yarışıyorlar. Yeni yaşam tarzında; elektroniğin yerinin, iletişimin ötesine geçtiğini ve etki alanındakileri yeni bir sürecin içine çektiğini çoğumuz fark edemiyoruz.

Süreç yüksek yoğunluklu bilginin işlenmesini ve kontrolünü içeren yeni araçların ihtiyacını ortaya çıkartıyor. Bu ihtiyacın giderilmesi ile ilgili talipler hiçbir ihale yada komut beklemeksizin kendiliğinden devreye giriyor ve süreç içinde bilgi işleyicisi oluyor.

Artık bürokrasinin, klasik ticaretin ve iktisadi sistemlerin terk edilmesi (yada bunu dillendirmeye cesaret edemeyenler için şimdilik; “yeniden şekillendirilmesi” diyelim.) kaçınılmaz hale gelecek.

Bilgi teknolojileri üretip geliştiren ve kullanılabilir araçlar haline getiren kuruluşlar portakal sandığı üretip, satan kuruluşlar gibi basit ticaret kuralları ile yönetilemez. Bilgi işleme işinin bir numaralı makinesi olan akıl; ticaretin; mal ve hizmet tanımları ile değerlendirilemez. Aklın, sadece insanın tekelinde olduğu günümüzde dahi farklı bir tanımlama yapmak gerekir. Kaldı ki bu yeteneğin bilgisayarlar tarafından taklit edilmesi an meselesi.

Bu yeni süreç, ticaret ile yada klasik iktisat teorilerinin bildik kurallar ile açıklanamaz. Yepyeni ve farklı bir ortama geçiş yaşanıyor.

Binlerce yıllık durağanlığın ardından; “tarımdan endüstriye” geçiş bu sürecin ilk işaretiydi. “buhardan petrole”, “katot lambalarından transistöre”, “mikrodan nanoya” doğru geçişin yaşandığı 20. yüzyıl, misyonunu “maddeden akla ” olan sürecin tohumlarını atarak tamamladı.

Artık endüstri devriminin metal canavarlarının, yerlerini yeni aktörlere bırakma zamanı! Yaradılıştan buyana elimizin altında olup da kullanmasını bilmediğimiz bir canavarın sahne sırası geldi. Canavar deyişimizdeki sebep gücünün ve ihtişamının büyüklüğünden. Yoksa canavarlığı kötülüğünden kaynaklanmıyor. Bu müthiş güç akıldan başka bir şey değil.

Günümüz dünyasında; akıl ve yegane malzemesi olan bilgi, yaşamın odağına yerleşmeye başladı. Bu yeni durum, daha tohum halindeyken bile iktisadın sınırlarını çoktan aştı.

Akıl ve bilgi üzerine kurulu süreç, yaşam tarzı ve kurallarını da tıpkı birkaç gramlık bir tohumun yüzlerce metrelik bir ağaca can vermesi gibi sırasıyla ve yeri geldiğinde kendisi oluşturmakta.

Yapay kuralların işlemeyeceği bu sistemin tüm kurallarını yine sistem kendisi koyacak. Hem de bunun için bir tasarımcıya yada planlamacıya taslak da hazırlatmadan. Sürecin ilk adımları; “Paranın terk edilişi ” ile 20. yüzyılın son çeyreğinde başladı. “Kişilerin terk edilmesi ” ile devam ediyor.

Büyük değişim süreci bazılarının “sanal ortam” yakıştırmalarının aksine kendi somutlarına sahip. Ortam, yepyeni bir “dünya” olarak şekillenmekte. Yakından bakıldığında pek bir şeye benzetilemese de, bu fetüs; muhteşem bir devin ilk dakikaları...

Yeni bin yılın ilk bebeği büyüyüp geliştikçe kendi kurallarını ve kanunlarını yine kendisi tasarlayacağı için klasik iktisadın mal ve para bazlı hantal süreçleri eskide kalacak.

Süregelen sistemleri, yeni sürece adapte etmeye çalışmaktansa saygıyla anıp, tarihin tozlu raflarına dizmek çok daha ekonomik olacak.

Tıpkı, artık iş görmeyen eski çamaşır makinenizin evinizin bodrumdaki yerini alması gibi.

Ama burada da süreç, kendi dinamik yapısına ulaşıncaya kadar boşluklar oluşturmamak için klasik yaşam tarzlarını devam ettirip, süregelen sistemler ile paralel yaşamaya devam edecek.

Bu sürecin hayatımızda yerini alması, birinin “Ben şunu-bunu kaldırıyorum.” şeklinde hüküm vermesi ile olmayacak. Böyle bir tasfiye işini yapacak, tasarımcı-taslakçı sistemin hiçbir aşamasında yok. Çünkü mevcudun hantal ve işlevsiz organları yerlerine geçen dinamik yapıların gölgesinde ilgi ve işlev yoksunluğunun verdiği kansızlıkla kuruyup yok olacak.

Atlı arabaların otomobiller karşısındaki yok oluşu gibi.
Posta sisteminin kargo şirketleri karşısındaki çöküşü gibi. Sistem kullanmadığı uzvuna kan vermez. Bunu bir tasarımcının öngörüler ile yapması gerekmez. Yani kimse “Kargo sistemini kullanın. Posta sistemi iptal oldu.” yada “Kartpostal da neymiş! Bundan sonra SMS at.” Demedi. Ama toplumsal eğilim sanki bir komutla hareket edercesine tercihlerini yapmaktadır. Bizim süreç dediğimiz de bu eğilimlerin bütünleşmiş bir yansıması.

MADDENİN TERKİ:
İnsanoğlu çevresinin farkına varıp sosyalleşmeye başladığı ilk günden ihtiyaçlarını diğer insanların sahip oldukları ile gideremeyeceğini fark etti. Böylece mal kavramı oluştu.

Takas ve hak etme mantıklarının gelişmesi ticaretin de temellerinin atılmasını sağladı. Bu temeller üzerine kurulu süreç 20. yüzyıla kadar kesintisiz devam etti.

PARANIN TERKİ:
Firmaların veresiye sistemleri ile başlayıp elektronik bankacılık ile olgunlaşan ve global kredi kartlarının bugünkü şeklini alması ile devam eden bir süreç. Klasik hayatın en önemli aygıtı olan paranın maddesel varlığını bırakarak elektronik ortama geçişi ilk işaretlerden biri. Günümüzde ticaretin bir kısmı paraya el sürülmeden yapılmaya başladı. Bu süreç paranın tamamen terk edilmesi ile tamamlanacak. Böylece “para” madde duvarını aşarak akıl bölgesine geçmiş oluyor.

KİŞİLERİN TERKİ:
Klasik hayatın süreçlerinde kişi varlığını ortaya koyar. Anlaşmalarda, mahkemelerde, banka ve devlet dairelerinde kendini bedeni ile temsil eder. Bu temsil alanlarından birçoğu elektronik ortama geçiş ile birlikte bedenin gerekliliğini ortadan kaldıracak. Bir web kurumuna evden nikah kaydı yapılabilecek. Yada bilgisayar karşısında hiç görmediğiniz (bedensiz) biri ile önemli bir anlaşma yapabileceksiniz. Bireyin var olma zorunluluğu kalkıyor.

Artık karşında görünmeyen muhatablarınız var. Bu kişiler ile ikili ilişkiler oluşmaya başlayacak. Sonuç olarak bilgisayar yazılımları ile oluşturulmuş bir muhatap karşısında olup olmadığımızı bilemeyeceğiz. Bu durum kişinin varlık gereğini ortadan kaldırıyor.

Bireye yeni bir tanımlama yapmayı da zorunlu kılacak. Bu gün için yavaş yavaş sayısal imza, kişinin varlığını üstlenmekte.

Elektronik ortamda yapılan anlaşmalar (elektronik hukukunda) sizi bağlayacak. Bu imzanın muteber bir değer taşıması tamamlanınca noter ve mahkeme gibi hukuk kurumları da ortadan kalkacak. Çünkü elektronikte hükümler mutlaktır. Maddesel yasalardaki gibi bir sava, mütalaaya ve yargıcın yargısına gerek yoktur. Geçişin son aşamasında mahkeme ve ceza mekanizması da tamamen iptal olacaktır.

Bu blog şu ana kadar 1149 kez görüntülenmiştir..
Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Gündelik Yaşam

Oscar adlı kedi ölecek kişiyi tesbit edebiliyor

Oscar adlı bir kedi, hasta bir insanın ölüm saatini tesbit edebiliyor. Doktor David Dosa, ilgili gözlem ve kanıtlara dayanarak olayı doğruluyor, "yanılgı payı az" diyor.

Kimin öleceğini tahmin edebilen Oscar adlı kedi Huzurevinde yaşıyo...

ŞEMSETTİN MURAT
06.02.2010 10:15:15
Kategori: İnançlar

Sağlıkta ve hastalıkta...

Hastalık hali, bütünüyle insan duygu ve davranışlarını etkileyen, dolayısıyla farklı tepkiler vermesine sebep olan fevkalade zor bir durumdur. En basitinden en ağırına kadar bütün hastalıklar, insan psikolojisini şu veya bu oranda ama mutlaka e...

Yorum Dükkanı
05.02.2010 14:11:17
Kategori: Eğlence - Hobi

"Düşler Müzesi" ve beklenen Bakan...

Selçuk’tan Kuşadası’na giderken, Pamucak sapağını döner dönmez, sağ ileride göreceksiniz “ ÇETİN MAKET KÖY” İçersinde, ge&...

Muzaffer CELLEK
07.02.2010 10:37:07
Kategori: Güncel

Nazlı umreye gitti, fotoğraf çektirdi; eylemi doğal, ama fotoğrafını medyaya göndermesi din sömürüsü

Nazlı Ilık.

Gazeteci.

Kıratı destekledi.

Kıratın ekmeğini yedi.

Geleceği gördü.

Erbakan’ın partisinden Meclis’e girdi.

Türkiye’ye dokunca verecek eylemleri alkışladı.

Tekel işçilerini umursam...

Süleyman EKİM
06.02.2010 00:07:30
Kategori: Futbol

Euro 2012'de Milli Takımın rakipleri belli oldu! Grupta yabancı yok.

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri kura çekimi yapıldı. Milli takımımızın rakipleri Almanya, Avusturya, Belçika, Kazakistan ve Azerbaycan. Kura sonucunda çok ilginç bir grup profili göze &cce...

Dinçer Oruç
07.02.2010 13:27:45
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 1445570