e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
Leyla ÖNDER http://blog.milliyet.com.tr/kalemimdenkelamlar
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Galerilerim Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimdiki adıyla ''İletişim Fakültesi'' nden mezun olduk...



Bu blog yazarı, aynı zamanda YazarKafe yazarıdır

Kategori:
Gündelik Yaşam

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!

Yazdığım konular
Anılar (2)
Aşk - Evlilik (21)
Basın Yayın / Medya (6)
Bayramlar (3)
Ben Bildiriyorum (1)
Blog (12)
Çocuk Psikolojisi (5)
Dil Eğitimi (1)
Dostluk (1)
Dünya Kadınlar Günü (2)
Edebiyat (1)
Felsefe (5)
Gelenekler (2)
Güncel (1)
Gündelik Yaşam (42)
Haber (6)
İlişkiler (15)
İş Yaşamı - Kariyer (1)
İzmir (1)
Kent Yaşamı (1)
Kitap (3)
Komşuluk (1)
Meslekler (1)
Mizah (5)
Müzik (10)
Psikoloji (3)
Şiir (2)
Yeni Ürünler (1)
Yurtiçi Tatil (1)
Galerilerim
Objektifimden atlar (11)
''Ne kaa cehalet o kaa imkan''
17.Haziran.2008 tarihli ''Sevgilileriyle tatildeler'' haberi ve roportajından...
Yazarın diğer bloglarından
'Ciğersiz'lere acele ciğer aranıyor! - Gündelik Yaşam / 13.06.2009 12:52:36
Ya aynalar yalan söylerse?!.. - Blog / 18.04.2009 15:46:57
Hüzzam bir şarkıyım ben.. - Gündelik Yaşam / 14.04.2009 19:02:02
tümü
Twitter Milliyet Blog
Gündelik Yaşam  -  11.07.2008 - 00:49 

Magazin basının yeni gazası mübarek olsun! Vatanımıza milletimize hayırlı uğurlu olsun!
Memleketimizin iki güzide(!) insanını daha tanıttılar cümle âleme.

Gözümüzün içine içine soktular, kulaklarımıza tecavüz ettiler, beynimize girdiler! Velhasıl-ı kelam; ağzımızdan girip burnumuzdan çıktılar ve iki süper(!) kardeşi, yurdum insanına, Edirne’den Ardahan’a kadar ulaştırıp tanıttılar.

Esra ve Ceyda Ersoy kardeşleri tanımayanınız var mı? Çok abes bir soru olduğunun farkındayım. Elbette yok(tur).

Ama bu kutsal hizmette (tanıtma işinde yani) benim de iki fiske tuzum bulunsun istedim ve şu ölümlü dünyada eksik bilgisi olan arkadaşlara hikâyenin özünü anlatıp sevap kazanayım dedim.

Esra ve Ceyda Ersoy Kardeşler, karıştıkları bir trafik kazası sonrasında, polis güçlerine azimli direnişleriyle, zil zurna vaziyette magazin programlarına konu olarak geldiler ekranlara ilk kez. (Gelmişler daha doğrusu. Ben izleyerek değil, bu kızları üşenmeden yazan köşecileri okuyarak öğrenmiştim).

Sabah gazetesinin Günaydın ekinde TV program kritikleri yazan Yüksel Aytuğ, bu harika kızlar Mali’nin Çarkıfelek yarışmasına yarışmacı olarak katılınca 25.Nisan.2008 tarihli köşe yazısında ilk kez kaleme almış, hatta enfes bir öngörü ile yapımcılara tüyo vererek bağlamıştı yazısının sonunu. İki hafta kadar sonra da, 11. Mayıs tarihli yazısında şöyle yazmıştı kardeşler için:

‘’GEÇEN hafta Esra ve Ceyda Ersoy Kardeşler'in yarışmacı olarak katıldıkları Çarkıfelek'te milleti gülmekten kırıp geçirmelerini "Reytingin en saf hali" başlıklı bir yazıyla bu sütunlarda değerlendirmiştim. Yazının sonunu ise şöyle bağlamıştım: "Görüntüleri izlerken düşündüm: Acaba bu kızlar gerçekten bu kadar saf mı, yoksa ekranda şöhrete uzanan en kestirme yollardan biri olarak 'salağa yatmayı' mı tercih etmişler? Her ne olursa olsun, aklı olan talk show'cu, bu iki kardeşi ekrana çıkartıp, reytingin dibine vurur. Benden uyandırması..." Belli ki Mehmet Ali Erbil ve Çarkıfelek ekibi uyanmış! Geçen hafta iki kız kardeşi Çarkıfelek'in hostesleri olarak izledim. Yine kendilerine güvenenleri (!) mahcup etmediler.’’

Ve şöyle noktalamıştı yazısını (ki ben cevabımı yazımın finalinde vereceğim kendisine):

‘’Kızlar mı gerçekten saf, yoksa tüm televizyon alemini saf yerine koyup, hızla şöhret basamaklarını mı tırmanıyorlar, henüz kararımı tam olarak verebilmiş değilim.’’

Sonracığıma ne mi oldu?

Şaka yapmayın canım, biliyorsunuz ne olduğunu işte! Kızlar muratlarına erdiler ve meşhur oldular!

Hali hazırda 'Şarkı Söylemek Lazım' yarışmasında, Ümit Besen’in koçluğunda yarışmacı sıfatıyla ekrandalar haftalardır.

Yarışmayı izlemek konusunda henüz siftah yapmışlığım olmadığı halde, bu cevval kızların her hafta nasıl da ipi göğüslemekte olduklarını da bal gibi biliyorum.
Ve bu günlerdeki manşet mevzuları da, yarışmanın jüri ütesi Ayşe Özyılmazel’e ‘’Bayülgen’le öpüştüğünüz için mi jüridesiniz?’’ demiş olmaları. Hatta (canından bezdirmiş olmalılar ki), Ümit Besen’e ‘’Size artık Ümit Besen yerine Bezen diyelim’’ dendiğini bile biliyoruz.
Bakın! Ağızlarından çıkanları nasıl da ezberleyip öğreniyoruz! (Bu kadar yazılıp çizilince, ''Sıkıysa öğrenme derler adama!)
Eee? Kendileriyle özel röportajlar yapılıyor, sevgilileriyle tatile çıkmış oldukları söylentisi haber oluyor ve boy boy fotoğrafları çekiliyor yatlarda üşenmeden. Tabii ki öğreneceğiz, elimiz mahkum!


Bilkent Üniversitesi’nde okuduğunu söylüyor biri (hangisi bilmiyorum) ama ‘’Ak akçe kara gün içindir’’ atasözünün mealini ‘’Kara para yemeyin’’ şeklinde yapabiliyor bu kardeşler.

Evde hayvan beslenmemesi gerektiğini söyleyerek ve ‘’İllaki bir şey beslenecekse bebek beslenmeli’’ diyebiliyorlar. (Hangi cins bebek olduğu konusunda da fikir belirtselermiş keşke)

‘’Damlaya damlaya göl olur’’ atasözüne karşılık ‘’Göl iyi bişey tabüü, vs... Yaz geliyo, denize gircez ne güsel’’ dedikleri için meşhur ediliyorlar.


Saçmaladıkları ve saçmalıklarını ekranlardan çatır çatır saçtıkları için, kendilerine TV dünyasının bütün imkânları da o oranda saçılıyor!


Nasıl bir ülke olduk biz ya? Nasıl ve nereye bir gidiştir bu böyle?

Bilenlerin önünün tıkandığı ve bilmeyenlerin önüne tüm imkânların serildiği, rezilliklerin ve cehaletin böylesine prim yaptığı bir ülke daha var mıdır dersiniz?

Okumanın, kültürünü arttırmanın, emek harcayarak, tecrübe edinerek donanımını arttırmanın zerre kadar değer görmediği ve tam aksine ''boş olmanın, küp doldurmaya yaradığı'' bir memleket haline dönüştük.

Kıçını başını açanların, cinayet işleyenlerin, ağzını bozanların ve zır cahil olanların cilalarını parlatan bir medya yarattık ve bu medyanın parlatıp parlatıp ortaya sürdüğü yıldız(cık)ların(!) şakşakçılığına soyunan bir izleyiciler topluluğu olduk!

Değerli sanat etkinlikleriyle (gündem dışı kalan), gerçek sanatçıların, ekran neydanlarında aptal saptal işlere karışan ve aptal saptal inciler(!) döktürenler tarafından kündeye getirildiği bir memleket haline dönüştük!

''Ne kaa cehalet o kaa imkan'' diyebileceğimiz bir memlekette yaşıyoruz! Ne mutlu bize!

Hani Yüksel Aytuğ beyefendi soruyordu (yukarda) yazısının sonunda, ben cevabını veriyorum:
''Onlar tırmanmıyorlar bu basamakları Yüksel Bey, bizzat tırmandırılıyorlar!''

Hatta medyanın arkadan bu şekilde desteği ve iteklemesiyle, üçer beşer sıçrayarak tırman(dırıl)ıyorlar şöhret basamaklarını, haberiniz ola!

Önerdiğim Bloglar (3)
[Gündelik Yaşam] Belki deniz yıldızlarının ölmesi gerekiyordur.. - ALİ GÜLCÜ
[İlişkiler] Aşk, sevişmenin sabahında kanıtlanır!... - güzaltı
[Anılar] Ben kendimin neyi olayım ? - Dilek Ç.
tümü »
Bu blog şu ana kadar 803 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Haber

Cep telefonu dolandırıcıları ve sahtekarlarına dikkat..!

Merhabalar, Sevgili arkadaşlar..!

Aslında sizlere bildirmekte olduğum bu haberi çok uzun zamandır belkide çoğumuz duyar geçeriz, ancak kişinin başına gelmedende olmuyor bu hassasiyet duyarlılığı her nedense.! Örneğin bu talih kuşu be def...

Necip Köni - Adana / TR
09.02.2010 15:45:11
Kategori: Güncel

Beklentilerimiz…

Özel çalışma odasında Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, ve yanındakileri ağırlayan...

Rıza Üsküdar
05.02.2010 20:50:39
Kategori: Siyaset

Lİder biatçılığı

Fakülte yıllarımda beni pek seven Felsefe Bölüm Başkanı Hocam Ahmet Aslan, bir bölüm odası sohbetimizde bana "Aydın sence nedir?" dediğinde, o günkü Marksist kafamla: "İşte halkını aydınlatan falan.." lafları etmiştim de Ahmet Hocam devam etmi...

U. KESİCİ
06.02.2010 12:33:07
Kategori: Öykü

Kavak ağacı ve kabak

Merhabalar,

Bu gün sizlerle paylaşacağım konu Kıssadan Hisse, Bu konu hızlı koşup çabuk yorulanlar için

yazılmış hikaye tarzı bir bloğum olacaktır.

Ulu bir Kavak ağacının yanında bir Kabak filizi boy göstermiş.

Ba...

Alyoşa-Sevmek Güzeldir.
04.02.2010 19:42:43
Kategori: Güncel

Plakada devrim! Kişiye özel plakalar geliyor...

Emniyet Genel Müdürlüğü oto plaka sisteminde bir devrim hazırlığı içerisinde. Yıl ortasında hayata geçirilecek “tek plaka” uygulamayla TC kimlik numarasına göre verilecek plaka ömür boyu...

Dinçer Oruç
04.02.2010 13:24:16
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 481335