Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
5569
 

Üniversiteye hazırlık kitapları ve kendi kendine öğrenebilme başarısı

Üniversiteye hazırlık kitapları ve kendi kendine öğrenebilme başarısı
 

Öğrenci milleti dedin mi duracaksın. Adamlar ders çalışmamak için mazeret üretmek konusunda profesyonel mi profesyonel.

İlk, orta, lise ya da üniversite. Hiç fark etmiyor.

Adamlar eğitimin her fazında ders çalışmamak için inanılmaz mazeretler üretiyorlar ve bunu bir güzel de rasyonalize ediyorlar.

Çoğunlukla saçmalasalar da, kendi içerisinde tutarlı bir düşünce yapısı oluşturup, mazeretlerini o eksende öne sürenler de var.

Nasıl ki otuzlu yaşların başındaki bizler, büyüklerimizden bizim zamanımızda sizdeki imkânlar yoktu, öyle olurdu ki defter kitap bulamazdık diye serzenişler dinliyorduysak şimdi susma vakti bu zamanın öğrencilerinde.

Bu sefer de büyüklerimizden aldığımız bayrağı bizler taşıyoruz.

Yani bizim de şu zamandaki öğrencilere bir çift lafımız var. Hem de okkalısından.

Sadede geliyorum.

Özellikle son on yıl içerisinde başta üniversiteye hazırlık kitapları olmak üzere orta eğitim ve lise ders kitapları tamamen öğrenci odaklı bir şekilde yazılmaya başlandı. Bahse konu kulaktan dolma bilgiler değildir.

Açalım.

1990’ların başında yani bizim lisede okuduğumuz yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders kitapları, siyah beyaz saman kağıda, sanki komünist rejimlerdeki devletin soğuk yüzü gibi buz gibiydi. Öğrencinin bu kitaplarla kendi kendine birşey öğrenmesi oldukça güçtü.

Bugünkü gözlüğümle o dönemin kitaplarını incelediğimde, biri o dönemin üniversiteye hazırlık kitapları için, diğeri de o dönemin ders kitapları için olmak üzere farklı iki ayrı tespitim var.

O dönemin okullarda okutulan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ders kitapları sanki ‘karizmayı çizdirmeme gayreti’ esas alınarak kaleme alınmıştı. Devlet otoritesi olmanın soğuk yüzü kitaplara öyle bir yansımış ki, öğrencilerle empati kurarak ve sohbet havası içersinde değil aksine neredeyse kuru ansiklopedik bilgiler veren soğuk kitaplar olduğu her halinden belli bir şekilde öğrencilerin kullanımına sunulmuştu.

O dönemin ders kitaplarına, biz böyle yazarız, ister anlayın ister anlamayın, kendi başınıza bir konuyu sıfırdan anlamanızı sağlayacak minik ipuçları yazmamızı da sakın beklemeyin havası hakimdi.

Bunu devlet bürokrasisinin, statükocu anlayışın eğitim yöntemindeki yansıması olarak yorumluyorum.

O dönemin üniversiteye hazırlık test kitaplarına gelince; ilk anda kulağınıza hoş gelmeyecek gibi olsa da düşüncelerimi tetikleyen sağlam donelerim var.

İnanınız o dönem yazılmış üniversiteye hazırlık kitapları öğrencinin kendi kendine öğrenebilmesi amacıyla yazılmamıştı. Daha güzel bir ifade ile kendi kendine öğrenebilme amaçlı değildi.

Şâyet iyi bir okulda okumuyor ya da iyi bir hocadan ders almıyor ve okulda da o konuyu kaçırmışsanız, 1990’lı yılların ilk dönemlerinde ve tabi daha öncesinde kaleme alınan üniversiteye hazırlık test kitaplarından, bir konuyu sıfırdan alıp öğrenmeniz oldukça güçtü.

Peki o kitaplar hiç mi işe yaramadı o zaman?

Yaradı. Ancak daha çok belli bir bilgi birikimi olan ya da konunun ana hatlarını çözmüş kendisini yetiştirmek isteyen öğrenciler faydalanıyordu.

Unutmayınız, kriterimiz ‘öğrencinin hiç bilmediği bir konuyu kendi başına öğrenmesini başarabilmesini sağlayacak üniversiteye hazırlık kitabı’ dır. Yoksa elbette o dönemin kitaplarıyla da onbinlerce öğrenci bir ölçüde başarı sağlayabilmişlerdir.

Kanaatim o dur ki; kitaplar o şekilde yazılarak 'öğretmene her zaman fazlasıyla ihtiyaç duyulacağı bir eğitim konjonktürü yaratılmaya çalışılıyordu'. Yani kendi başına kitaptan öğrenemeyen bir genç mutlaka özel bir hoca ihtiyacı içerisinde olacaktı. Bu da sözgelimi matematik ya da başkaca bir ders öğretmenin toplumsal imajının cilalanması adına önemliydi. İşin maddi boyutuna hiç değinmiyorum...

Son tahlilde; bugünün genç öğrencilerine sesleniyorum. Şu an piyasada olan konu anlatımlı üniversiteye hazırlık kitapları kendi kendine öğrenme tekniğinin sonuna kadar kullanıldığı, basma kalıp öğretme tekniklerinin ve metodolojik tabuların yıkıldığı kitaplardır. Hele içlerinde öyle profesyonelce kaleme alınmış olanları var ki, insanın şapka çıkarası geliyor.

Lütfen bu imkanları iyi değerlendirin ve sadece o kitaplarla bile kendinize hitap eden uygun olanlarını seçerek başarılı olabileceğinizi sakın unutmayın.

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 333
Toplam yorum
: 1268
Toplam mesaj
: 193
Ort. okunma sayısı
: 1480
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Haziran 1975 doğumlu. Blog yazarı değildir. Yani yazdıkları blog değildir. Köşe yazısıdır, ma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster