Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4362
 

Neden Atatürk?

Neden Atatürk?
 

www.anafilyo.info


"Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan, rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, önce onurlarını, sonra özgürlüklerini daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar."

Aynen bizi tarif ediyor. Türk milleti dendi mi akla ilk gelen üç kâğıtçılık, hırsızlık, dolandırıcılık, vatan hainliği..

Bu yazdıklarım çok ağır suçlamalar. Utanıyorum! Ama düşünen ben değilim.. Yedi Cihan'a yayılmış namımız.

Bakınız gelmiş geçmiş hükümetlere var mı sicili temiz olan? Olmadığı halde gitmiş gitmiş gelmişler ve arslanlar gibi de oy almışlar! Askerinin başına çuval geçirilmiş, ipleri Amerika'nın elinde, kapütülasyonları yeniden davet etmiş, binlerce kişinin katilini asamayan bir millet özgür değildir! Kapı kapı para dilenip geleni teşvik adı altında yandaşına peşkeş çeken, kendi devletinin kasasını boşaltan, yurt dışında örgütlenip devleti aleyhine söylemler yapan, halâ 'bez parçasını' tartışıp Cumhuriyet Devleti imajımızı Türkiye Cumhuriyeti İslâm Devleti'ne dönüştürme mücadelesi veren bir devletin ve onu destekleyen bir milletin onuru hiç olmaz!

19 Mayıs 1919'da Samsun'a adımını atan O ADAM gibi ADAM ne istediğini çok iyi biliyordu.. Saltanat ve hilâfeti kaldırıp bize yeni bir kimlik kazandırmıştı. Onun ilkeleri bizi biz yaptı, yolumuzu aydınlattı. Tutuculuk milliyetçilik, milliyetçilik tutuculuk değildir, anlayışı ile hareket etti..

Unutanlara hatırlatmak geldi içimden..

Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halkı, Türk Milleti tanımı ile birleştirdi.. (Bu gün alt kimlik üst kimlik tartışmaları yapılıyor...)

Atatürk; Din ve Irk ayrımcılığına karşı çıktı. Eşitlik ve özgürlüğü, ortak değerleri savunan bir Milliyetçilik anlayışı getirdi. ( Bu gün ümmetçi bir toplumuz. Onlardan olanlar, olmayanlar)

Atatürk; Millet egemenliğine dayalı, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti uygulamasını savundu ve Cumhuriyetçilik dedi. ( Hem lâik hem müslüman olunmaz. Demokrasi sadece isim olarak var. Liderler sultası hala devam ediyor. Sosyal Hukuk Devleti yasaları da AB uyum yasaları sonucunda kitlesel yozlaşmayı getirdi beraberinde.)

Atatürk; Düşünce ve inanç özgürlüklerine saygılıydı. Ancak güvence altına alınması gerektiğini de biliyordu. Bilimin aydınlığını, aklın öncülüğünü ve insanın yüceliğini göz önünde bulundurarak lâiklik dedi..

Atatürk; Toplumun bütün kesimlerinin, din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşit sayılması ve toplumun sosyal dayanışma içinde bulunması içinde Halkçılık dedi..

Atatürk; Millete yarar getirmesi şartı ile devletin ekonomide görev almasına izin verip, özel sektörü destekledi. Bunun adına Devletçilik dendi.

İnkilâpların doğuşunun tek bir nedeni vardı. Faydalı düşünceleri, kurumları, gelenekleri koruyarak bozulmuş olanları atmak ve yenilikleri halka benimsetmek.. (Bu gün benimsetilmek istenilenlerle ne kadar tezat değil mi?)

Bu ilkelerin hepsi bir bütün. Hiçbiri birbirinden ayrı düşünülemez. Hepsinin içerisinde barış, sevgi, dostluk, başarı var. Allah'ın kelâmı olan mukaddes kitabımız'da da bize buyurulduğu gibi..

Ne istediğini bilen bir liderin hediye ve emanetleri bize..

1913 yılında elli yılını Afrika'da bir ormanda geçiren, Nobel ödüllü Alman doktor (MÜSLÜMAN değil :)) ) felsefesini şöyle özetlemiş; "Daha basit, daha doğru, daha saf, daha barışçı, daha uysal, daha sevecen ve daha anlayışlı olmalıyız."

Bir Kızılderili şefi 1845’te kendilerinden toprak isteyen ABD başkanına gönderdiği mesajda şöyle demiş;

“Beyaz adam, anası olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alınıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki; toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Şu gerçeği iyi biliyorum; bu dünyadaki her şey bir ailenin bireylerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır.

Görülen odur ki konu insan, vatan, millet, ülke çıkarları olduğunda doğru bildiğini söyleyebilmeli kişi. Karşısında ki ABD başkanı bile olsa..

Araştırmalarım esnasında, okuduğum bir kitapta karşılaştığım yazıyı, paylaşmak istiyorum.

“Bilmeyen ve bilmediğini bilen, çocuktur!

Ona öğretin...

Bilen ve bildiğini bilmeyen, uykudadır!

Onu uyandırın...

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen, aptaldır!

Ondan sakının...

Bilen ve bildiğini bilen, liderdir!

Onu izleyin...”

Yıllardır tek bir liderin peşinden giden bu Ulus, ondan sonraya baktığımızda ne denli haklı anlıyoruz!

Sevgilerimle.

6.10.2008

N.Zeynep

Kaynak: Kitap: Sevgi ile yoğrulan bir asker öyküsü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaleminize, yüreğinize sağlık. Biz Türklerin tarih boyunca yaptığı en büyük hata, Anadolu'da kendi sınırları içinde güçlü bir devlet olmaktansa, güçlülüğü sınırları genişletmekte aramamız olmuştur.

Caner Övet 
 19.08.2012 18:21
Cevap :
Teşekkür ediyorum efendim. Saygıyla.  27.08.2012 3:00
 

Son günlerde okuduğum en güzel yazı Zeynep Hanım. 6 Ekim gibi bir günde yazmanız daha da anlamlı. Bunun için size teşekkür etmek istiyorum. Yüreğinize sağlık. Sevgilerimle...

Melek Koç 
 09.10.2008 15:26
Cevap :
O teşekkür bana ait değerli arkadaşım. 6 Ekim'e denk getirdiğimi ilk farkedensin :)) Teşekkürlerimle..  09.10.2008 15:38
 

Yerinde, zamanında, güzel bir yazı. Gerçi Atatürk'den bahsettiğiniz için birileri kızacak, ağzından salyalar saçacak ama olsun. Elinize, yüreğinize sağlık. Sevgiler...Saygılar....

izmirli97 
 07.10.2008 9:42
Cevap :
Teşekkür ediyorum efendim. Salya ifadenizi çok beğendim. Onların hepsi -salyası- olan canlılardan zaten..Yakında da cami duvarına gidecekler.. Sevgi ve saygılarımla.  07.10.2008 14:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 363
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 984
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 1958 /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum. 38 se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster