Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '08

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
7690
 

Bir bilim insanı, Prof Dr. Fuat Sezgin; ''Batı uygarlığı, İslam medeniyetinin çocuğudur''

Bir bilim insanı, Prof Dr. Fuat Sezgin; ''Batı uygarlığı, İslam medeniyetinin çocuğudur''
 

"Mızrak çuvala sığmaz” Sığmadığı ortadır...


Fuat Sezgin, 1942 senesinde İstanbul Üniversitesi'nde dünyanın gelmiş geçmiş en büyük oryantalisti kabul edilen Alman Hellmut Ritter"in öğrencisidir. Hocasından Müslümanlarda da büyük matematikçiler olduğunu ve Avrupa"nın en büyük âlimleri seviyesinde bilimadamı olduklarını işitip, isimlerini de duyunca çok şaşırmış:

"Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine İslam dünyasının katkısını sıfır diye biliyorduk. Ritter"in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım..."

* * *

Prof. Sezgin, tartışmasız dünyanın en önemli bilim tarihçilerinden birisidir. Yakınları onun 27 dili çok iyi bildiğini söylemektedirler…

Sezgin, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan ve 147’likler diye bilinen akademisyenler arasındadır. 1961 yılında Almanya’ya giden Fuat Sezgin 1965 yılında Frankfurt Üniversitesi’nde profesör olur.

Prof. Sezgin halen Frankfurt’taki Goethe Üniversitesinde Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsünün direktörlüğünü yapmaktadır…

Sezgin’in en önemli eserlerinden kabul edilen “İslam’da Bilim ve Teknik” adlı 5 ciltlik katalog eseri Türkiye Bilimler Akademisi* tarafından (Türkçe) yayınlanmıştır.

Değerli bilim insanı, bugün ki Batı Medeniyetinin, İslam Medeniyetine çok şey borçlu olduğunu ifade ederek bunu bilimsel olarak aşağıda açıklamaktadır.

* * *

''Batı uygarlığı, İslam medeniyetinin çocuğudur''

"Bugünkü Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin muayyen şartlar içerisinde, muayyen bir devirden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir. Ben Avrupa medeniyetini, bazı adetleri bir tarafa bırakılırsa yabancı bulmuyorum. “

Prof. Sezgin’in anlattıklarına göre dünya bilimler tarihi yeniden yazılmalıdır…

“Çünkü yanlış yazılmış. Avrupalılar; Sicilya ve Endülüs"te tercüme edilen İslam bilginlerinin eserlerini kaynak göstermeden intihal (alıntı-kopya) etmişler.

Bu yüzden bugün Batı uygarlık ve biliminin temeli aradaki İslam bilimi atlanarak ondan önceki yüksek medeniyet olan Yunanlılara izafe ediliyor. Hâlbuki Yunanlılar ile Avrupa bilimi arasındaki dönemde bilimde diğer medeniyetlerle kıyaslandığında en hızlı şekilde bilimsel ilerleme dönemi mevcut ve bu İslam dünyasına ait.

Müslümanlar dünya sahnesine çıktıkları ilk on yıldan itibaren diğer medeniyetlerde görülmedik bir hızla bilimsel gelişmelere katkıda bulundu. Bugün bilinenin aksine çoğu modern bilimin kuruluşu bundan yüz, iki yüzyıl öncesine değil, 9 ile 16. yüzyıllarda yaşamış İslam bilginlerine dayanıyor.

Portekizlilere mal edilen modern denizcilik bilimi için Sezgin, "Yüzde yüz İslam bilginlerine ait. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Modern denizcilik İslam dünyasının bir malı. İslam dünyasının bir başarısı" diyor ve şunları anlatıyor:

"Pusulayı iptidai bir cisim olarak Çinlilerden öğrenip aldılar. Denizcilik biliminin iki temel prensibi vardır: Biri engin denizde büyük mesafeleri ölçebilmek. İkincisi bulunduğunuz noktayı tespit edebilmek.

Bu ikisi Avrupa"da ancak 20. yüzyılın ilk yarısında mümkün olabildi. Müslümanlar 15. yüzyılda denizcilik ilminin bu iki temelini kurmuşlardı. Afrika ile Sumatra arasındaki mesafeyi 20 ila 30 kilometre bir hata ile ölçebilmişlerdi.

Bunun da ötesinde çok mühim olan bu ölçüler sayesinde Müslümanlar enlem boylam derecelerini gösteren ve bunlara dayanan dünyanın ilk haritalarını çizdiler. Bugün küçük tashihler dışında bu ölçüm ve haritaların doğru olduğunu görüyoruz.

Onlar kuzey ve doğu ölçümlerini, kuzey ve güney ölçümlerini ve en zoru da ekvatora paralel ölçüleri yapabiliyorlardı. Avrupalılar Müslümanlardan ilk iki ölçümü öğrendi. Ancak trigonometri bilgileri yeterli olmadığı için ekvatora paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadılar.

Portekizliler esasında hiçbir şeyi keşfetmediler. İslam haritaları 15. asrın başlarında onlara ulaşmıştı. Bunu kendi tarih kitaplarından çıkarıyoruz. Hint Okyanusu kıyılarında çok miktarda altın, halı ve baharat olduğunu biliyorlardı.

Baharat etlerin kokmamasını sağladığından Avrupa için mühimdi. Hint Okyanusu"na denizden ulaşmaya çalışıyorlardı. Ama Portekizlilerden evvel bu yol Müslümanlar tarafından kullanılıyordu. Portekizlilerin modern denizcilik biliminin kurucusu olduğu bilgisinin yanlışlığını ispat ettim. Onu İslam İlimleri Tarihi"nin 11. cildinde bulabilirsiniz.

Müslümanlar Afrika"nın güneyindeki yolu kullanarak 9. yüzyılda Çin ile ticaret yapıyorlardı. Hint Okyanusu 15. asırda Müslümanların elinde bir İslam gölü gibiydi. Hindistan ve Java, Müslümanların elindeydi. Ummanlı denizciler İbn-i Macit ve Süleyman el Mehri 15. asrın matematikten astronomiye her ilmi bilen filozof iki denizcisiydi."

* * *

Sezgin Frankfurt’a gittiğinde Avrupalıların beynelmilel bir komite tarafından İslam ilimleri tarihiyle ilgili bir kitap yazma çabasıyla karşılaşmış. Buna karar veren komite 1967 senesinde Sezgin"in ilk kitabı çıkınca kendini lağvetmiş.

Sezgin ilk cildin hikâyesi için şunları söylüyor:

"Komitede bir Müslüman veya bir Türk bu kitabı yazamaz. Kitabı gülünç olur diye konuşmuşlar. 1967 yılında kitabımın ilk cildi çıktı. Ondan sonra bir toplantı daha yapmışlar. Ve artık "Bizim devam etmemize lüzum yok" diyerek komisyonu lağvettiler.

Bana UNESCO yardımını da vermediler.

Alman Araştırma Kurumu ilk cilt çıktıktan sonra gezilerimi finanse etti ve bana asistanlar verdi. O sırada Türkiye"de bulunan hocam Hellmut Ritter, "Böyle bir kitap ne daha önce yazıldı ne de bundan sonra bu mükemmellikte yazılabilir" diye bana yazdı. Ben de mesut ve hür olarak yoluma devam ettim.

Bugün 12 cilde ulaşan kitabımın çıkışıyla hayatımda şu saadeti hissettim: İslam ilimleri araştırmalarının sınırı, dairesi çok genişledi. Orada birçok yeni problemi veriyorum ve kendime dair yeni şeyler var. Aynı zamanda kitapta mevcut oryantalistlerin bilgilerini de münakaşa ediyorum."

Prof. Dr. Fuat Sezgin, bugünkü Avrupa medeniyet ve biliminin bilinenin aksine Yunan medeniyeti olmayıp İslam medeniyeti olduğunu söylüyor: "16. yüzyılın sonlarında İslam bilim ve medeniyeti duraklama içine girmeseydi insanlık 20. asırda yakaladığı bilimsel seviyeye 2 yüzyıl önce ulaşırdı. İnsanlık nükleer enerjiyle de 200 yıl önce tanışırdı. Ama atomun daha erken icadı insanlık için iyi mi olurdu kötü mü olurdu bilemem."

Frankfurt"taki enstitüsünde İslam bilginlerinin eserlerinden okuyarak yeniden yaptırdığı 800 icadı teşhir eden Sezgin"e göre bunlar kitaplarda yer alan icatların yüzde biri bile değil.

Bu yıl Almanya"da açılan bir Haçlı seferleri sergisinde, Sezgin"in müzesindeki, haçlı seferleri sırasında Batılıların Müslümanlardan öğrendikleri buluşlarla ilgili 60 eser sergilendi. Sergiye katılanlar, atalarının savaş için gittikleri Müslümanlardan buluşlarını alarak döndüklerini öğrenince çok şaşırmış. Sezgin de, sergiye katılan yüksek düzeydeki din adamlarını müzesine davet etmiş.

Fuat Sezgin, Avrupa Birliği"nin Türkiye"yi üyeliğe kabul etme ihtimalini zayıf buluyor.

Sezgin, İslam bilginlerinin bilimsel buluşlarına dair şu örnekleri veriyor:

Sinüs: Arapça"daki cib terimi, Latinceye cep manasına gelen sinüs olarak tercüme edildi.

Kimya: Cabir Bin Hayyan, kantitatif ve kalitatif prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, Hayyan"ın kurduğu seviyeye 900 ila bin sene sonra ulaştı. Cabir aynı zamanda bütün insani duyguların matematiksel olarak ölçülebileceğine inanıyor, bunu da ilmü"l mizan olarak adlandırıyordu.

İlk rasathane: Bugünkü anlamıyla ilk uzay gözlemevi Halife Me"mun zamanında (Miladi 9. asırda) Bağdat ve Şam"da birer adet olmak üzere kuruldu.

Ekvatorun uzunluğu: Yine Halife Me"mun zamanında ekvatorun uzunluğu ilk defa bugün de bildiğimiz şekliyle 40 bin kilometre olarak ölçüldü.

İlk dünya haritası: Halife Me"mun döneminde 70 bilginden oluşan bir heyet Batlamyos"unkinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi.

Matematik: 950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında İbnü"l Heytem bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem Avrupalıları "Problema Alhazeni" adı altında 13. asırdan 19. asra kadar uğraştırdı.

Avrupalılar İbnü"l Heytem"in çözümünü ancak 19. yüzyılda kavrayabildi. 11. asrın sonlarında Ömer Hayyam"ın üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa"da 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi.

Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes"lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları Hayyam"ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar"ın boşuna çaba gösterdiğini yazdı.

Astronomi: 9. asırda Güneş'le Dünya'nın yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar yörüngedeki ilerlemenin 12.09 saniye olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer 11.46 saniye olarak biliniyor. Avrupa"da Jahonn Kepler, 17. yüzyılda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için çağdaşı bilimadamlarıyla yazışıyordu.

Tahran"daki rasathanede 10 asırda tespit edilen Dünya'nın ekseninin sürekli azaldığı bilgisine Avrupalılar ancak 19. asırda gök mekaniği bilimiyle ulaşabildi. İslam astronomi bilginlerinin kitaplarının tercümesinin Kopernik"e ulaştığını bugünkü nesiller bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi.

Trigonometri: 15. asırda yaşayan Alman Johannes Regiomontanus"un adını taşıyan trigonometri ilminin kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusi olduğunu yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı.

Coğrafya: El Biruni 11. asırda dünyanın enlem ve boylam derecelerini 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde koordinat hesaplama yöntemini Müslümanlar 15. asırda yapabilirken Batı bunu 20. asırda öğrenebildi.

Tıp: 11. asırda Tunuslu bir tacir olarak İtalya"ya giden, sonradan Constantinus Africanus adını alan kişi, Monte Cassino manastırına kapandı. Bu zat Tunus"a gidip 3 yıl sonra İslam bilginlerine ait 25 tıp kitabıyla Salerno"ya dönmüştü.

Monte Cassino Manastırına kapandıktan sonra kitapları Latinceye tercüme ettirdi. O kitaplar ya kendi veya eski Yunan otoritelerinin adıyla yayınlandı. İtalya, İslam medeniyeti ve biliminin Avrupa"ya aktarılmasında bir istasyon görevi gördü.

Leonardo"nun resimleri: Meşhur Leonardo da Vinci"nin resimlerini çizdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşuydu. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi.

Halbuki Leonardo"nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacak.

* * *

Umarım meraklısı için bir kapı açabilmişizdir…

Güzel bir atasözümüzle noktalayalım;

-“Mızrak çuvala sığmaz.”

Resim ve bilgiler;www.aksiyon.com.tr'dan ve Haber7 Tv, Sefer Turan'dan alıntıdır.

(*)Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye’nin bilimsel yüksek kuruluşlarından biridir. Dünyadaki akademi geleneğine dayanan TÜBA, Eylül 19933'te kurulmuştur. (vikipedi)

Ayten Dirier bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazdıklarınız üzüntü verici, gerçekliği belki tartışılmaktadır. Anlayamadığım İslam ülkeleri neden bu bilim miraslarına sahip çıkmıyor, onu savunmuyorlar? Neden batının ilim emperyalizmine boyun eğiyorlar? Selam ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 22.02.2011 16:37
Cevap :
Değerli "Asabi Kedi," insanlığın son üçbin yılına baktığımızda, sırası ile Antik Yunanlıları, Romalıları, Endülüs (İspanya) İslam devletini, Osmanlıları, İngiltere ve ABD'yi görürüz. Ve sıranın kendisine geçmesini bekleyen Uzakdoğu'lu (Japonya-Çin vb) ülkeleri. Güç ve gelişim sürekli dolaşım halindedir. Müslümanlar, 7 ile 14 asır arasında ve çok uzun bir süre insanlığa hizmet etmişler ve sırayı, nöbeti Batı Avrupa'ya devretmişleridir. Şimdi Pakistan, İran, Hindistan, Körfez ülkeleri ile Türkiye'nin, basında haklarında çok fazla haber çıkmasa da, yaptıkları ilmi araştırmalar ve gelişmelerle sınırlı da olsa (doğu medeniyeti) yeniden filiz vermeye başlamıştır. Batının hızlı gelişmesinin altında bireycilik, (kişisel başarı) İslam aleminin yavaşlığında; kanaat, cemaat anlayışı vardır. Ancak, Hz. Muhammed (s.a.v.) "Düşmana silahı ile mukabele ediniz." anlayışında onu başarıya götüren anlayışın iyi incelenmesi gereğini vurgulanmıştır. Çalışan kazanmaktadır. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız  22.02.2011 17:27
 

Bir bilim insanı,Prof.Fuat Sezgin'in çalışmalarıyla ve sizin emek dolu aktarımınızla,bilgilerimize güç kattınız. Dileğim dünya birgün; doğu,batı, hristiyan, müslüman, alevi, sünni,kadın, erkek gibi İKİLİĞİN tuzaklarına uyanarak,İNSAN ın bütünleyici çatısı altında,cennetini yeryüzüne indirmeyi başarır.Dünyanın tüm bizi ikiye bölen tuzaklarına uyanmamız,ikiliğe duyacağımız nefret bizi birlikte toplayacak harhalde.İnsanın mâbet,sevginin ibâdet olcağı bir dünya,bu görüşe ulaşanların olsun.Zirâ,ulaşamayanlar yine ortalığı karıştırır.Gözünüzün ışığına sağlık,saygılar.

Şerife Mutlu 
 16.12.2008 22:09
Cevap :
Saygıdeğer Şerife Mutlu, nezaketinize ve yazıya değer katan güzel yorumunuza teşekkür ediyorum. Sizlerde çok iyi bilmektesiniz; bu ülkenin ışıkları ve rehberleri; Mevlanalar, Yunuslar, Hacı Bektaşlar, aslolanın, insanın huzur ve mutluluğu olduğunu ısrarla vurgulamışlardır. İnsanlar aydınlandıkça, umulur ki, kişisel huzur ve mutluluğunun ancak; diğerinin mutlu olması ile mümkün olacağını kavrayacaklardır. Sağlıcakla kalınız, Saygılarımla.  17.12.2008 0:02
 

Oldukça verimli bir konuya temas etmişsiniz.Alternatif olabilecek bir tarihi perspektif geliştirerek, dünya siyasasını tekrar etüd etmek gerekecek.Saygılarımla

aakdeniz 
 01.12.2008 19:17
Cevap :
Saygıdeğer aakdeniz, ilginize ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Sizler elbette biliyorsunuzdur. İstedim ki, İnandıkları için bir ömür harcayan bu değerli ilim adamımızı tanıma fırsatı bulamamış olanlarda öğrensinler. Sağlıcakla kalınız.  01.12.2008 19:57
 

Merhaba...Kökenine inildiğinde Batı kültür ve uygarlığının da çeşitli kültür ve uygarlıklardan etkilendiği görülür. Mısır,Suriye ve bunlarla akraba olan Ege,Hitit ve Elen uygarlıkları; Elen uygarlığı ile akraba olan Arap-İran kültürü...Bu uygarlıklara,Doğu Roma uygarlığının Arap kültürü ile etkileşim kurması; daha sonra tarih sahnesine çıkan "İslamlığın",kısa süre içinde Suriye,İran,Mısır ve Kuzey Afrika'yı ele geçirerek bir yandan Fransa'ya diğer yandan Bizans'a dayanması... Bunların hepsine baktığımızda, batının kendine özel bir kültür ve uygarlığının olmadığı ve bugünkü kültür ve uygarlığının bir sentez olduğu ortaya çıkıyor. Selamlar.

cdenizkent 
 29.11.2008 23:59
Cevap :
Saygıdeğer cdenizkent, Tüm insanlık büyük bir ailedir. Bir arada hakça üreterek ve paylaşarak yaşarlarsa, acı ve zulümden uzak kalacakları tabiidir. Bu manada yazıda mevcut bilim; İslam âlimleri tarafından tercüme edilerek ve zenginleştirilerek insanlığa sunulduğuna işaret edilmektir. İlk insandan günümüze kadar yapılanlar gerçeğinde insanların ortak malıdır. Burada iyi niyetli ve erdemli olan aile üyeleri (milletler) tükettiği kadar üretmek; Üretenleri de hayırla yad etmek durumundadır. İşte burada büyük bir haksızlık yapılmaktadır. Batı, kıskançlık veya başka nedenlerle İslam gerçeğini görmemezlikten gelmektedir. Gerçek şudur ki, İslam, 1000 yıllık süreçte insanlığın medeniyet meşalesini taşımıştır. Günümüzde batıda ortaya çıkan krizin temelinde de, bazı milletlerin hırsı ve paylaşmaması vardır. Bu nedenle gelişmiş (bizde düşünülenin aksine) batıda İslam büyük bir hızla yayılmaktadır. Sağlıcakla kalınız.  30.11.2008 13:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 939
Toplam yorum
: 2516
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1591
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster