e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
Filiz Aydın http://blog.milliyet.com.tr/bulutolsam
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

35 yaşındayım... Kamuda memur olarak çalışıyorum.... Aynı zamanda amatör bir tiyatro ekibiyle 10 yıldır tiyatro yapıyorum... Konuşmayı kendimi anla...



Bu blog yazarı, aynı zamanda YazarKafe yazarıdır

Kategori:
Gündelik Yaşam

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!

Yazdığım konular
Gündelik Yaşam (33)
İstanbul (1)
Kitap (1)
Mizah (1)
Sinema (1)
Siyaset (1)
Deli deli olma...
Yazarın diğer bloglarından
Az daha bir yıl olacakmış!... - Gündelik Yaşam / 08.01.2010 14:44:07
Ben başbakan olsam... - Gündelik Yaşam / 17.04.2009 13:39:01
1,5 milyar dolar... - Mizah / 17.04.2009 10:04:00
tümü
Twitter Milliyet Blog
Sinema  -  21.04.2009 - 11:01 
Türkiyenin en kuzeydoğu ucunda Kars'ta geçen bir öykü anlatıyor film. İlk Hazar yahudileri olan şimdiki dinleri hakkında kesin bir bilgi olmayan, dünyada çok az sayıda kalmış, Adapazarı ilimizde birkaç temsilcisi bulunan, Rusya'dan Türkiye'ye göç etmiş ve haklarında Türk oldukları iddiası bulunan Malakanların göçleri ile başlıyor ilk sahneler ve Kars'ın bir köyünde başından sonuna karlar altında, üstünde, içinde ve eşliğinde devam ediyor film.

Kar filmin ana karakterlerinden biri. Ama filmin ana karakterleri dahil ne karakterler, ne değindiği bir sürü konu, nede kar abartılı olarak sokulmuyor seyircinin gözüne. Herşey çok sade ve basit tıpkı orda süregiden yaşam gibi... Değindiği hiç bir konu sorun olarak yada mesaj olarak iletilmeye çalışılmamış yoksulluk, yoksunluk, cahillik, yalnızlık, etnik ayrımcılık, aşk, küfür, espri, melodram, dram.... Herşey sadece filmdeki karakterlerin hayatlarını etkiledikleri ve yönlendirdikleri oranda var ne fazla ne eksik... Teori değil pratik anlatıyor film...

Mişka'nın yalnızlığı filmin alt başlığı olabilir bence. Öyle güzel anlatılmış ki içiniz katılıyor izlerken. Bir insan bunca yalnız nasıl yaşayabilir diye düşünüyorsunuz. O kadar somut, o kadar yalın ve bir o kadar içe işleyen bir yalnızlık. Mümkün olsa perdeden içeri sızıp Mişka'nın elini tutmak istiyor insan şöyle kocaman bir sarılmak ve acısını biraz olsun azaltmak. Kendi deyimiyle "Sarmaşık olmayan isteyen bir ayrık otu" o...

Pabuç'a gelince adının hakkını veren pabuç gibi diliyle bütün köyün deliye dolanacağına çalıyı dolaş diye davrandığı, elinde sopasıyla gezip ilk önüne gelene nedensiz bile olsa sopayı indiren bir kadın. Öfkesi sel gibi, yüreği taş... Yaşanmamışlıklarının acısını tüm dünyadan, herkesten çıkarmaya çalışan, kaçırdıklarının hesabını herkesten soran bir kadın. Bu kadar öfke, bu kadar insafsızlık, bu kadar vicdansızlık ne kadar acının karşılığı diye soruyor insan izlerken. Ne kadar eksik kalmışlığın... Ne kadar yaşanmamışlığın... İnsan bu kadar vicdansız olabilmek için ne kadar acı çekmeli?... Ve hep filmin bir yerinde bir noktasında onun o taş gibi kaya gibi öfkesinin çatlayıp ince bir çatlaktan da olsa bize vicdanı ve sevgiyi ve haklılık payını ve insanın olumlu yanlarını hatırlatmasını bekliyorsunuz. Ama hayır hiç bitmiyor Pabuçun öfkesi, hiç dinmiyor acısı, yıllar önce kanamaya başlayan yarası hiç durmadan kanamaya devam ediyor.

Alma filmin küçük karakteri ve masalsı yanını sağlayan, umut aşılayan kısmı... Onca yokluk ve yoksulluk içinde bile bir umut olabileceğini, çocukluğun saf ve temiz sevgisini, karşılıksız ve çıkarsız verebilmeyi, vefa duygusunu, hayallerin insanın yaşadığı koşullarla doğru orantılı olmadığını anlatıyor.

Tüm karakterler çok bizden, çok tanıdık ve sıcak... Argo ve küfür öyle bir kullanılmış ki orda başka hiç bir kelime, dünya üzerindeki hiç bir sözcük bu vurguyu ve anlamı veremez. O kadar yerinde, o kadar hayatın tam ortasında.
Bir insan bir insana "kafir" derken bu kadar mı güzel seni çok sevdim demiş olur. Hiç bir seni seviyorum o kafirdeki duygu yoğunluğunu ve sevginin ve acının ve boşa geçmiş yılların tüm ağırlığını veremez.

Çok gülüyorsunuz, çok ağlıyorsunuz, çok bize dair, çok insani...

Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

İzlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler...
Bu blog şu ana kadar 610 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »

Bu blog Sinema sitemizde de yayınlanmaktadır...
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Güncel

Dinimizi değiştirelim düzelsin her şey

Medine Memi, yine bir aile tarafından katledilmiş kurban, neyin kurbanı, cahiliyetin mi, İslami kuralların mı yoksa erkek egemen bir toplumunun yoksa medeniyeti oralara ulaştıramamış devletin mi, bir kurban o, belki de sevdiği erkeğin kurban...

sivyus
05.02.2010 14:16:44
Kategori: Genel Sağlık

Yeşil çaya fazla para ödemeyin

BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ

YEŞİL ÇAYA FAZLA PARA ÖDEMEYİN

Siyah ve yeşil çaylar aynı çay yaprağından üretilir. Yeşil çay ve siyah çayın farkı fermantasyon (Mayalanma) işlemidir.

Siyah çay fermantasyon işlemine tabii tu...

Ahmet Toptaş
08.02.2010 13:53:51
Kategori: İnançlar

Kuran'da gizlenen sırlar

Kuran’ı okuduğumuzda, Müslümanların anlaması ve bilmesi gereken en temel hususların açıkça izah edildiğini görürüz. Kuran’da Allah yaratılışın nasıl olduğunu anlatmıştır. Şeytan’ı tanıtmış, helal haramları bildirmiş, Peygamberlerin hayatlarını ...

Gün Gece
08.02.2010 22:57:28
Kategori: Sivil Toplum

Sol Üzerine

" ...Kılıçdaroğlu, önceki gün ODTÜ Mezunları Derneği’nde mezunların soruları üzerine “Türkiye’de sol sorunu var. Halktan ve sendikalardan koptu. Türkiye’de CHP dışındaki sol...

Sinan Çakaloz
05.02.2010 18:46:16
Kategori: Siyaset

Canım Başbakanıma'ydı (!)

Bizim Gonca Gelincik sobelemiş beni.

“Sobelenince ne oluyor?” dedim,

“Ebe oluyorsun” dedi.

Önce doğum ebesi olduğumu sanıp bayağı bir telaşlanmıştım, bereket sadece oyun ebesiymişim(!) Ben bu eb...

Emine Supcin
07.02.2010 22:13:06
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 1072606