Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
4769
 

Dul olmak

Bugün dul bayanlar ve evli erkek ilişkileri hakkında bir yazı yazacağım. Dul olmak, toplumumuzda ön yargıyla bakılan bir durum. Kadının herhangi bir şekilde yalnız kalması, eşinin vefatı ya da boşanması toplumumuzda potansiyel bir namus suçlusu olarak değerlendirilir. Oysa evlenmek kadar boşanmakta doğaldır. Eğer mutlu değilsen anlaşamıyorsan aranızda aşılamayacak kadar uçurumlar varsa eşler ayrılırlar. Ancak boşanmanın ardından erkekler hiç etkilenmezken kadınlar sanki birer suçluymuş gibi görülüp dul tabiriyle damgalanıyorlar. Gerçi artık nüfus cüzdanlarında bekar diye yazılsa da toplum gözünde sen artık dul bir kadınsındır. Biraz hafif, biraz rahat ve her erkekle beraber olabilecek cinsten bir kadın. Özellikle de evli hemcinslerin için tehlikeli birisindir. Kıskanılan ve korkulan bir rakip olarak görülürsün. Dulsun ya, herkes sana bir kalıp takmaya hazırdır ya da suçlu aranıyorsa önce sen yargılanırsın... Kadını cinsel obje zihniyetinde gören erkekler içinse kolay bir avsındır özellikle de evli erkekler için, başına bela olmazsın, gelecekle ilgili hayaller kurmazsın beklentin yoktur... Bekar bir bayan kadar tehlikeli olamazsın, bu yüzden ilk peşinde dolananlar bu kategoride olan erkeklerdir. Eğer biraz da güzel ve bakımlı bir bayansan genç beyler içinde dul bayan tercih edilir çünkü o tecrübelidir çünkü o tedbirli kontrollü bir bayandır evlenelim gibi saplantısı yoktur. Tüm bunların dışında çevrende sürekli senin hayatın konusunda meraklıdır, acaba kiminle beraber, güzel kadın boş bırakmazlar düşüncesi mevcuttur onlarda da. Seçme hakkını alırlar elinden, ya da namusunu. Eğer sosyal bir yaşantın varsa hafif iffetsiz bir kadın olursun, gezmen eğlenmen ya da bir sevgilinin olması senin için suçtur artık. Bu anlamda kadın olmak gerçekten çok zordur. Oysa biz dul kadınlarında duyguları vardır seçme hakkımız, ne sanıldığı kadar kolay bir avızdır nede önümüze çıkan her erkekle ilişki yaşayacak bir yaşantımız vardır. Evlenmeden önce nasıl bir hayatımız varsa boşandıktan sonrada değişen bir şey olmaz. Yine seçiciyizdir yine namuslu yine duygusal, yanlış ilişkiler yaşayanımızda vardır mutlaka, yanlış tercihler ama bu tamamıyla duygusal yanılgılardır, ya da menfaat için bunu yapanlarda olabilir bunun için dul olmak gerekmiyor evlenmemiş bir bayan da yaşayabilir, genç bir kız da. Bu yüzden yargılamadan önce onunda duyguları olan bir kadın olduğunu asla unutmayın.. Ayrıca dul bir bayanın evli bir erkekle yaşayacağı ilişki hiç de kolay değildir, kim ister ki ikinci kadın olmayı sevdiği erkeği karısıyla paylaşmayı, ya da yuva yıkan bir kadın olmayı, eğer böyle bir ilişki yaşanıyorsa emin olun erkek tarafından kimbilir ne yalanlarla bu ilişkiye bulaştırılmıştır, ya sadece resmiyette evliyim yalanıyla kandırılmıştır ya da eninde sonunda evliliğim bitecek mutlu değilim yalanlarıyla, o rolünü öyle güzel oynar ki kadın gerçekten mutsuz olduğuna ya da o evliliğin bittiğine inanır, şefkatle sevgiyle sarılır mağdur rolündeki erkeğe, ona tüm sevgisini hayatını verir, çünkü erkek her gün başka yalanla hayatına sahip çıkmaya devam eder, evde başka yalanlar sevdiği kadına başka yalanlarla sürdürür bu ikili ilişkiyi ve yalanların sonu hiç gelmez. Evde ne kadar baskı kontrol altında tutulursa tutulsun o aldatmaya devam eder, sorun dul olan kadın değil onun gönül maceralarına açık birisi olmasıdır. Tabi bir de eşinin ihanetine alkış tutan kadınlarda vardır, eşini savunan bu ihanete kendince bahaneler bulan. Oysa o da biliyordur kocasının yalan söylediğini, bile bile kadınlık gururuna yenik düşer amacı diğer kadını yaralamaktır, ama bir gerçeği göz ardı eder, eşi o kadınla çok şey paylaşmıştır belki kendisiyle yaşamadığı kadar çok şey, oyüzden o nekadar canını acıtmaya çalışsada kadın sevdiği adamdan ve yaşadıklarından emindir, yinede bunları düşünmeden eş olan kadın kocasını affeder, sanır ki eşi birdaha aldatmayacak. İşte yanılgı burada başlar affedilen koca bu kez eşinden emin bu gönül oyunlarına devam eder. Üstelik başka başka kadınlarla. Eğer bir suçlu aranacaksa eşler açın gözlerinizi tek suçlu kocanızdır onun hayatına giren kadınlar değil, eşlerinizin günah keçisi biz olamayız. Dul diye hor görmeyin hemcinslerinizi, hiçbir kadın bile bile ateşe atmaz kendini sorunlar yaşayacağı, hiçbir zaman kendine ait olmayacak birini sevmek istemez. Sevmesi için kandırılır sadece, erkek başroldedir bu durumda, mükemmeli oynar mutsuz bir erkeği, içlerinde belki gerçekten sevende çıkar ama seven kadın kadar yürekli olamazlar ne evdeki yardan ne dışarıdakinden vazgeçerler. Bu ilişki bittiyse başka sevdalara koşarlar ne pişmanlık duyar ne sorumluluk yeni bir av için açar gözlerini, şehvet ağına nasıl düşürüceğini planlar, belki başka bir dul kadındır hedefi. Çünkü kadın yaralıdır, dışarıdan baktığında adam sandığın efendi, kibar, düşünceli, nazik, cömert beye tutulması kaçınılmazdır. Ama suçlanan yine dul kadın olur yada bekar bir bayan…Sevgi bu kadar basit değildir dostlar, yada kendinden ödün vermek, bir erkek için değer yargılarından vazgeçmek eğer bunu yapıyorsa bir kadın gerçekten yürekten sevmiştir. Karşımızdaki kim olursa olsa eğer yaşananlar sevgi adınaysa kimseyi küçük görmeyelim onu yaşadığı sevda yüzünden suçlamayalım, her kadın sevilmek ister her kadın sevgi adına yanlışlar yapabilir ama inanın yaşanan gerçekler en az sizin kadar onunda canını yakar. Belki çok masumca sevmiştir belki gerçekten güvenip inanmıştır, vazgeçmek istemiştir ama sevdiği adam tarafından engellenmiştir. Bunun dullukla falan ilgisi yoktur, asıl suçlu erkeklerdir, onları rahat bırakmayan peşlerine düşen. Dul olduğu için neredeyse her erkeğin “bu her şeye müsaittir” gözüyle bakışıdır neden. Bir kadın için bunlar dul kalmanın getirdiği ve kaldırılması çok ağır yüklerdir. Boşanmış bir kadını varlığıyla, kişiliğiyle değil cinselliği ile değerlendirdiğimiz sürecede bu böyle devam edecektir. Oysa dul kadınında özgürce yaşamaya hakkı, sevmeye, sevilmeye ve cinselliğe gereksinimi vardır. Feminist yazar Virginra Woolf’un “Başkalarının gözleri bizim zindanlarımız, düşünceleri ise hücrelerimizdir” sözünü unutmayalım. Bu arada bende dul bir bayan olduğum için hayatım her zaman merak edilir, belki zamanında benimde yanılgılarım olmuştur ama emin olun şuan çok mutlu ve huzurluyum. Biz kadınız, biz anneyiz, biz güçlü çalışan bayanlarız, ne olursa olsun yaşamak çok güzel, başkalarının hayatınızı cehenneme dönüştürmesine izin vermeyin, bu hayat bizim günahıyla, sevabıyla, acısıyla sadece bizim… Sevgilerimle, Esen kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Bende sizin gibi dul bir bayanım ve iki çocuğumla dimdik ayakta duruyorum herşeye rağmen. Erkekler o kadar iğrençlerki (kusura bakmayın bu kelimeyi kullanıyorum) evliyken aile dostu bildiğin erkekler daha sonra seni hafif kadın olarak görüp çirkin tekliflerde buluna biliyorlar. Bu tahsilli tahsilsiz hiç fark etmiyor. Eğer es kaza duygularına kapılıp biraz yakınlık gösterirsende geçmişini bilmelerine rağmen sen zaten böyleydin deyim sıyrılı verirler. Bu ülkede dul olmak zo zanaat ama yine de dimdik ayaktayım ve hayat çok güzel.

SELVİ 
 23.11.2009 13:07
Cevap :
Bunun bilincinde olmak ve herşeye rağmen direnmek..İşte biz kadınları küçümseyenlere inat hala dimdik ayaktayız.Şunu hiç bir zaman unutmayın ne yaşarsanız sadece kendi isteğinizle yaşanmalı,bizler kimsenin oyuncağı değiliz.Seçme hakkımız var ve özgürce yaşama.Duluz diye kimse bizi kısıtlayamaz,aşkta yaşarız cinsellikte bunun için sakın suçlamayın kendinizi.Bu allahın biz canlılara sunduğu doğal bir ihtiyaçtır,ne ayıptır nede suç..o iğrenç diye adlandırdığın kişilerin beyinleri yürekleri sadece iki bacak arasında çalışır.Sakın yenilme onlara,seni hakeden biri mutlaka çıkacaktır karşına.Bırak onlar hep zavallı kalsınlar.En içten sevgilerimle..kendine iyi bak ve unutma bu hayat sadece senin ve sadece senin ne istediğin önmeli...  23.11.2009 19:37
 

Doğru aslında.Ne yazıkki toplumda önyargı ile yaklaşılıyor dul bayanlara.Aynı şey turistler içinde geçerli değilmi.Türk değilse namuslu değildir gözü ile bakılmıyormu?Ama ne yazıkki kendimizle yüzleşmekten kaçınıyoruz çoğu zaman ve bunları dile bile getiremiyoruz doğru düzgün.Tebrikler .Kaleminize sağlık.

karacan 
 18.11.2009 13:40
Cevap :
Teşekkür ediyorum,sizinde okuyan yüreğinize sağlık.Sevgiyle kalın..  19.11.2009 11:57
 

ne kadar yanılgılardasın segili hüray ön yargılarında var biraz gerçekten öylemi düşünüyorsun erkek bedelini ödemezmi bu sevdanın öder sevgili hüray öder hemde düşündüğünden çok daha ağırdır bedeli

deniz tutkunu 
 03.11.2009 17:34
Cevap :
Kimine göredir bu bedel,eğer insaflı vicdanlı doğru bir insansa ve gerçekten sevdiyse evet öder belki,ama alışkanlıklarından vazgeçmez asla.Bir gün başka bir zamanda başka bir sevgiliyi ağlatır yine.  04.11.2009 15:03
 

Soyun da aynaya bak / gözlerine sen asıl oradasın! / Toplumun pisliği aynayı kirletmiştir / uzat ellerini / aynayı sil de iyice bak / Kalk ayağa, üzerindeki tozu toprağı silkele de bak / Önce güven kendine / sonra geleceğe gülümse / de aynaya bir daha bak / SEVGİMLE

Olgun Ekinci 
 28.10.2009 14:49
Cevap :
İşte bu,sevgiyle öpüyorum sizi.Bizi cesaretlendiren onurlandıran,değerli insan.Sizin gibi aydın düşünceli insanlar olduğu sürece bizler daha sağlam basarız ayaklarımızı.Burdayız güçlü ve dimdik.En içten sevgilerimle..  29.10.2009 18:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 2969
Kayıt tarihi
: 12.06.09
 
 

42 yaşında 2 çocuk annesi bir bayanım. Çalışıyorum, yazmaya dün karar verdim, nekadar başarılı oluru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster