Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
5237
 

"Gel sözleri bulalım- Kalp Zamanı/ INGEBORG BACHMANN- PAUL CELAN Mektuplar”

"Gel sözleri bulalım- Kalp Zamanı/ INGEBORG BACHMANN- PAUL CELAN Mektuplar”
 

Kalp Zamanı- lirik bir masal şimdi...


Bazen; okumayı düşündüğüm kitabı ilk kez elime aldığımda beni bir sancı tutar. Edebi metinler, klasik roman ve öykülerle birlikte birkaç tematik kitap hariç durum aynıdır. Bir iki sayfa ya da bölüm okunduktan sonra kitabın kapağı kapatılır. O kitaba geri dönmem haftayı, bazen de ayları bulur. Bunun anlamı; karşılıklı tanışma, anlaşma, ısınma turları, dönüşleri, yaşamızdır. İşte bu süreçte kitapla olan ilişkimin niteliği, ağırlığı ortaya çıkar.

Yine böylesi bir süreci “Kalp Zamanı/ INGEBORG BACHMANN- PAUL CELAN Mektuplar” adlı kitapta yaşadım.

Kitabı Türkçeye çeviren İlknur Özdemir’in, okurla sıcak bağ kurmasına katkı sağlayan girişinden sonra biraz duraladım...

“mesafelerin ayırdığı ama duyguların birleştirdiği bu iki şairin derinlikli ve hem edebi hem insancıl mektupları, aşklarının en büyük tanığı olduğu kadar, dönemin Avrupa’sındaki, özellikle Avusturya, Almanya ve Fransa’daki yayıncılık dünyasını perde akasını göstermesi açısından da ilgi çekici” Çeviren İlknur Özdemir

Avrupa’nın orta yeri; “kıtlık zaman”ında edebi ve akademik anlamda var olmaya çalışan iki büyük kalem; yazar/şair, Ingeborg Bachmann ve şair Paul Celan arasında sevginin, dostluğun inişli çıkışlı çividinden öz yaşam kesitleriydi mektuplar.

1948 baharında Viyana'da tanışan ikilinin ilk mektuplaşmaları, burada kısa süren ilişkilerinin ardından Paul Celan’ın Paris’e dönmesiyle başlar…

Araya giren derin suskular, sessizlikle birlikte, tutkunun yıkıcı hüznü kendini gerçeğinde sınar, kesintilere rağmen 1967’ye kadar devam eder.

İlişkilerinin varlığı boyunca; birkaç haftayla sınırlı olan görüşmeler dışında; telefon konuşmalarıyla desteklenir, kelimelerin ilmek ilmek ördüğü mektuplar, tarihin tanıklığında bize ulaşır.

Mektupların adresleri Avrupa’nın belli başlı şehirleridir. Paris, Zürih, Unitekon, Roma…

Ingeborg Bachmann güçlü kadındır, oysa hayat; bazen; yaşananların altında ağılaşır, tutkunun ateşi satırlar arası yolculuğa bir kalp ağısı gibi düşer. Uzunca bir süre hem ayakta durmaya hem de sevdiği adamı kendisiyle birlikte taşıyama çalışır. Birçok ayrılık denemesine rağmen, P.Celan'la olan bağını tümüyle kopartamaz.

Ama nereye kadar?

İçsel dünyalarında aşkın tutucu gücünün; saf dostluğa; sevgiye evrilmesiyle birlikte edebi anlamda ilişkilerinin sürdüğü an’a kadar.

Mektuplarda kalp zamanını andıran bir cümle vardı, sanırım kitaba ad buradan esinlemiş olmalı.

Ingeborg Bachmann - exposición itinerante

"gel sözleri bulalım”…

Ingeborg Bachmann eğitimin tamamlamış, Avrupanın göbeğinde, zor koşullar içinde yazar- şair, akademisyen olarak koşturur durur.

Geçmiş Paul Celan’ın da peşini bırakmaz, yahudi bir şair olarak kendisini dışlanmış hisseder. İntihal suçlamalarıyla iftiraya uğrar, Ingeborg Bachmann’da daha fazla yanında, arkasında, olmamakla suçlar.

Oysa çekmecelerin kuytuluğunda hüzünlü bir ilişkinin ya da hüzünlü bir gerçeğin kalemi saklıdır. Bu bazen gizli bir özne, bazen hayatın, olayların, kendi gerçeğidir. Açıklığa çıkmamış, “sevgiliye” ulaştırılmaya kıyılmamış, sevginin gölgesinde kalan mektuplar...

Bu mektuplar ne anlam taşıyordu?

Yaşananların içsel yolculuğu mu? Zaman mı?

Bilinmez ama ikili arasında iplerin gerildiği, koptuğu, noktada imdada yine mektuplar koşmuş.

***Kitabın editörleri bu ilişkiyi aralıklar da olsa sürdüren kişinin Ingeborg Bachmann olduğu kanısındadır. İlk ayrılık Paul Celan’ın Paris’e dönmesi ve kısı bir süre sonra, zengin Fransız Gisele Lestrange ile evlenmesiyle başlar. Ingeborg Bachmann uzak durur, P.Celan iki yıl sonra, tekrar onunla temasa geçmek için uğraşır. Bence karşılıklıdır…***

I. Bachmann yapıcı yaklaşımı; ince ruhu, eski sevgililere, yeni ilişkilerin dâhil olmasıyla devam eder. Tanışmalarında kısa bir süre sonra evlenmiş Celan’ın bir oğlu olmuş, I. Bachmann ise Max Frisch’le yoldaştır.

Hayatlarına eklenen bu iki kişi aracıyla cümlelerin anlam kazandığı: Paul Celan ve M.Ficher arasında 16 mektup;

Ingeborg Bachmann- Gisele Celan Lestrange arasında 25 mektup bu ilişkinin tarihine edebi olarak not düşülmüştür.

Yıllar sonra bu ilişkiden şu sonuç çıkar;

Zaman içinde Paul Celan’a inancını yitirmiş, kafası iyiden iyiye karışmış İngeborg Bachmann ve kendi griliğinde, şairsel içgüdünün esirliğinde, tutunamayan Paul Celan…

İki arasında bir mektuplaşmada şu cümleler geçer:

Ingeborg Bachmann: “bir şeyler yaz bana”

Paul Celan: “ senden bana birkaç satır yazmanı istemek için birkaç satır yazıyorum” tartışmalarıyla sürerken orta bir yol hep bulunuyor “gel sözleri bulalım”…

Ingeborg Bachmann’ın ulaştırılmamış bir mektubunda, Gisele’ye olan hayranlığını şu cümleyle dile getirir, “senin karanlığın ona bile yeter”

Aynı şekilde Gisele Celan’ın da IB. Yazdığı bir mektupta;

“senin ne kadar acı çektiğini biliyorum. Bu yüzden sana daha fazla saygı duyuyorum.”

Anlaşılacağı üzere sözcükler bir şekilde kendini buluyor…

Editörler sözcükleri bulma çabasında, mektuplar arasında sinerjiyi sağlayarak okuru kitapla bütünleştirir.

Kitaba gerçek el yazısıyla birlikte eklenen mektuplar, siyah beyaz fotoğraflar ve kronoloji de oldukça çarpıcı.

Trajik son… Kimliksiz ve yalnız…

Su ve Ateş buluştu…

Onları masalsı yapan sadece edebi yönleri değil, aynı zamanda trajik sonlarıdır da.

Hiçbir şey eskisi gibi olmamakla birlikte Ingeborg Bachmann hastanede yattığı yılları, diğer yaşadığı tüm sıkıntıları Paul Celan’dan saklar…

Paul Celan’sa mesleki suçlamalara ve edebi çevreyle olan huzursuzluğa dayanamadığı her an çıldırdığında zorunlu olarak tedavi altına alınır. Hatta ailesini yok etme teşebbüsünde bulunur. (Bu açıklamayla şoke oldum)

Paul Celan 1970 baharında “kimliksiz ve yalnız” kendini Senn Nehri'ne atmadan önce Gisele oğluyla birlikte onu iki yıl önce terk etmişti…

Ingeborg Bachmann

Ya İngeborg Bachmann…

1973 yılında Roma’daki evinde çıkan yangında öldü.

İşte Kalp Zamanı/ Mektuplar

Ingeborg Bachmann – Paul Celan/ Su ve Ateş olarak bu kitapta buluştu, kavuştu.

Ruksan İLDAN

Kitap adı: KALP ZAMANI/ MEKTUPLAR

INGEBORG BACHMANN- PAUL CELAN

IB. Hayat arkadaşı Max Frisch ve PC. Eşi Gisele Celan Lestrange mektuplaşlaşması ile birlikte yayına hazırlayanlar: Bertrand Badiou, Hans Höller, Andrea Stoll, Barbara Wiedemann

Çeviren: İlknur Özdemir

Yayınevi: Turkuvaz Kitap

Birinci baskı: Ekim 2009

Sayfa sayısı: 335

I. Bachmann/M. Frisch Gisele,   his wife,   and Paul Celan

Kitapla ilgili iki yazı

Cumruhiyet Portal: Müge Karahan: Edebiyat ve Aşk Zamanı

Haydar Ergülen: Celan ve Bachmann

***

Çok Anlamlı Olabilirdi

Çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz.
Ama konuşmak ve anlaşamamak,
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz,

yıkmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz.
İlk adımlarımızı korkutur yabancı işaretler,
bir çarpı işareti parçalar bakışmaları,
istenen, yalnızlıklarda eriyip gitmemiz.

INGEBORG BACHMANN

***

BADEMLERDEN SAY BENİ

Say bademleri,

say acı olanı, uyanık tutanı say,

beni de onlara kat:

Gözünü arardım hep, gözünü açtığında,

sana kimselerin bakmadığı bir anda,

örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,

ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in

testilere doğru kaydığı bir zamanda,

yüreğe varamamış öz bir sözle korunan.

Ancak böyle varırdın adına, senin olan,

şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,

savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi

boşluğundaymış gibi senin suskunluğunun.

Ölmüş olan o şey senin koluna girer

ve işittiklerin de seninle birleşirdi,

üç olup giderdiniz geceyi katederek.

Beni de acı yap, acı yap beni.

Bademlerden say beni.

Çevirenler: Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy

PAUL CELAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

başlıklı şiir bloğunda-bu ayın başlarında- sevgi ve saygıdeğer Şerife Mutlu hanımefendi bir dipnot olarak bahsetmişti Ingeborg Bachmann'dan. Ben de " Ertelenmiş Zaman" (Die gestundete Zeit)'lar(ın)dan aşinayım Bachmann'a. 1973’te çıktığı Polonya yolculuğunda Auschwitz ve Birkenau toplama kamplarını gördükten sonra aynı yıl evinde çıkan yangında ağır yaralanarak hayatını kaybettiğini de anımsıyorum. Manen ağır yaralı insanlığa, felsefe ve psikolojik temelli esaslı dizelerle seslenirken ajanslar söylemişti "ağır yaralanıp öldüğünü", "insanlık nice zamanlardır öldükten sonra...". İpek kanatlı tuşlarınızın arasında, umutla ve Paul Clean ile elele yeşertmişsiniz bu evrensel şair kadını da yeniden...İpek kanatlı, ebruli desenli ruhunuza sağlık. Yeni kitaplarda da da umutla, insancıl ışığınız ve sevgiyle kalasınız.

Ersin Kabaoglu 
 19.01.2010 15:19
Cevap :
Ersin bey, yoruma geç cevap için kusura bakmayın gözümden kaçmış, duyarlı şiirsel yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiler.  17.02.2010 19:47
 

Mektup yazarken tüm duygularımızı bastırmadan, maskelemeden karşımızdakine anlattığımızdan, bir insanı tanımanın belki de tek yolu onun mektuplarını okumaktır. Bu mektuplar edebiyat dünyasına ait isimler arasında yazılmışsa inanılmaz bir tat da verir okurken. Bachman'ı Malina ile sevdim, ardından şiirleri geldi... Çok sevdiğim bir dörtlüğünü paylaşmak istiyorum." Anlat bana aşk,benim kendime anlatamadığımı / Biçilen bu kısa ve korkunç zaman boyunca / Yalnız düşüncelerle yetinmek, buna karşılık / hoş bir şeyler yapmamak ve tatmamak mı yazgım?" Sevgiler.

Melek Koç 
 19.01.2010 14:39
Cevap :
Melek hanım yoruma geç cevap için kusura bakmayın, gözümden kaçmış:)) mektuplar bizim her zaman hüzünle sarıldığımız dostlarımız olmuştur... şiir için teşekkür ederim, sevgiler...  17.02.2010 19:41
 

saymakla biterse.....hüzünlendim yine ...hüznüm delirir böyle yaşanmışlara ....güzel paylaşımdı ....teşekkürler ...saygılar...

Nil ALAZ 
 19.01.2010 12:03
Cevap :
Nil hanım, yoruma cevap yazmadığımı şimdi fark ettim, kusura bakmayın... gerçekten bir bütün olarak okunduğunda çok hüzünlü, dramatik bir hikaye... teşekkür ederim, sevgiler.  16.02.2010 23:54
 

yüklendim....

Şahin Yamaner 
 17.01.2010 20:14
Cevap :
Teşekkür ederim, özenle okunmayınca anlamı kalmıyor zaten, sevgiler.  18.01.2010 22:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 2067
Toplam mesaj
: 469
Ort. okunma sayısı
: 1434
Kayıt tarihi
: 10.01.07
 
 

Pek akıllı sayılmam... Dünyayı çekmek için deli olmak en akıllı işken, o da değilim. İnsan gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster