Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '07

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
32429
 

Caner ve Tülin'in hikâyesi

Caner ve Tülin'in hikâyesi
 

''Tülin ve bana, evlenmemiz için 500 bin dolar teklif ettiler. Buna rağmen evlenmedik, '' diyor Caner.

İyi halt etmişsiniz. Niye bizi aylarca televizyon karşısında heyecanlandırdınız?
Madem evlenmeyecektiniz, niye ''Benimle evlenir misin?'' programına çıktınız? Yoksa programın adı ''Seninle evlenedin de..., seni sevenin de..., bizi seyredenlerin de...'' miydi?

Kusura bakmayın ben yanılmış olabilirim. Ama o sıralarda benzer programlar öyle çoktu ki. Hangisini izlediğimizi şaşırıyorduk. ''Benimle evlenir misin?'', ''Buba beni eversene'', ''Size anneanne diyebilir miyim?'', ''Biri bizi dikizliyor, vay röntgenci namussuz vay!'' 'Semra Kaynananın kaynar kazanı''... Saymakla bitmez.

Abi bazen bir yarışmada elenen öteki yarışmaya katılıyordu. Karıştırıyorduk kimi, hangi yarışmayı izlediğimizi. Ben o sıralarda bronşit gibi bir rahatsızlık geçirdim üzerinize afiyet. Sırtüstü yattığımda nefes alamıyordum. Bu yüzden sabahlara kadar bu programların tekrarlarını bile seyrediyor, ölü gibi yorulunca kanepede oturur vaziyette uyuyakalıyordum. Yani bu programlar beni uykuya hazırladılar.

Nereden aklıma geldi de bu eski konuyu bugün gündeme getirdim, açıklayayım. "Esra Ceyhan"la programına çıkmış Caner kardeşimiz bugün. Bir yerel TV'de program yapmaya başlamış ama orada kavga edilmiş ve program kalkmış yayından. Nedense Caner'in olduğu yerlerde hep kavga.

Bugün de kendilerine 500 bin dolar teklif edilmesine rağmen evlenmediklerini, annesiyle iki yıldır küs olduğunu, kirasını zor ödediği bir evde oturduğunu anlatıyor. Gündemden düşmemek için Esra Ceyhan'ın reytingini düşürmeye geldi herhalde.

Onu görünce yanımda duran, Almanya'dan getirdiğim T-Shirt'ümün arkasındaki yazıyı okuyorum:

''Ich wurde vom Glück verfolgt. Doch ich war schneller.'' Meali: ''Mutluluk peşimden koştu ama ben daha hızlıydım.''

Bazı insanlar vardır mutluluğu, fırsatları havalarda ararlar. Oysa yakınımızdadır çoğu kez. Önümüzde, arkamızda, yanıbaşımızda. Hatta üzerine basarak, pervasızca ve acımasızca ezdiğimiz de oluyor bazen. Fırsatlar bizim yakınımızda olduğunda hemen değerlendirmeliyiz. Canımız istediğinde ararız da bulamayız. Bakarız öyle trene bakar gibi.

Oysa tren gideli epey olmuştır, çuh... çuh... çuh... Bir başka tren o istasyona ne zaman gelecek, içinde bize yer var mı, hangi istikamete gidecek, kaybedilen vakit nasıl değerlenecek?

Girmişsin bir evlilik yarışması programına. Gül gibi kızla başlamışsın aşk basamaklarını çıkmaya. Niye değerlendirmedin be evlat? Eeee... Tülin ona kurabiye yapmamış. Tost bile yapmamış. Maço erkekliğini kabul etmemiş vs.

Girin Google'a, "Caner ve Tülin" yazın lütfen! Sayısız internet sitesiyle karşılaşacaksınız bunlardan bahseden. Bahsetmeyen TV kanalı, gazete, dergi kalmamış. Kadınlarımızın çoğu sabahları kalkar kalkmaz TV karşısında biri bitip biri başlayan bu programların abonesiydiler. Kimbilir kaç yuva dağıldı kavgadan, gürültüden.

Caner ve Tülin, tüm programlar içinde en popüler olan iki isimdi. Milli damat ve gelin oldular. Gerçekten ben Tülin'i çok beğendim. Gençliğimin gittiğine hayıflandığım da oldu. Çoğu kez Caner'in yanından çekip alasım geldi bu güzel ve sevimli, bir o kadar da utangaç köylü/şehirli karışımı kızımızı.

Ne kaprisler yaptı Caner ya! Maçoymuş. Eksik olsun böyle maçoluk. Küsüp küsüp barışmaları yüzünden hayatı zehir etti bize. Barıştılar diye seviniyoruz. ''Aman da ne güzel maşallah, birbirlerine ne kadar da yakıştılar, bunlar mutlaka evlenmeliler'' diye dualar ediyoruz. Birkaç saat TV seyretmedik mi yandık, bir bakıyoruz akşama küsmüşler yine.
Yok kız maço beyine kurabiye pişirmemiş de, onun yanında diğer yarışmacı erkeği selamlamış da...

Bir de telefonla canlı bağlanan kadınlarımız oluyordu gündüzleri :

''Caneeer! Ablacığım biz seni çok seviyoruz. Bütün Türkiye arkanda''

İşte bu lafa çok kızıyordum. Bir kere adam yanlış anlar, korkar. Diyelim yanlış anlamadı, bu sefer bütün Türkiye'yi ne karıştırırsın? Ben meselâ arkasında da değildim yanında da. Bana ne Caner'in evlenmesinden.

Bir başka telefon bağlantısı:

''Caner n'olur ağlama. Sen ağlayınca gülesim geliyor, çok üzülüyoruz ailecek.''

''Tamam abla ağlamam''

''Caner bardakta kafanı da kırma... Heyecanlandım kusura bakmayın Ebru Akel hanım... Pardon Öykü Sertel Hanım... Caner, kafanda bardak kırma!''

''Tamam abla kırmam.''

''Caneeeer, ablacım ne zaman evleneceksiniz?''

''Abla biz buraya gelirken on dakka önce kavga edip küstük.''

''Aaaa... Biz görmedik ya... Bunun bantları yayınlanacak mı?''

''Bilemem. Yönetmene sormalı?''

''Ama Tülin de hatalı, kadın dediğin erkekten dayak yese de ses çıkarmaz, hem sen intihar ettiğinde de hastanede yanında kalmadı. Beş dakika ziyaretine geldi gitti. Biz bunları 24 saat izliyoruz.''

Yalan söyleyenin burnu Pinokyo'nunki gibi uzasın mı?

İşte tüm Türkiye'nin tanıdığı bu Caner, Tülin'le olan macerası yüzünden çok imkânlar elde etti. Ama insanda yetenek de olmayınca olmuyor. Zannediyorlar ki tanınmak yeterli. Bazen çok tanınmakla kendi kötü reklamını da yapabiliyor insanlar.

Sonuç olarak şunu belirtmek istiyorum:
Önümüze birtakım imkânlar çıkmış da biz bunları iyi değerlendiremediysek yazık. Hele bu imkânları hoyratça tepmişsek daha da yazık. Ama kendimizde hiç hata görmeyerek, hep başkalarını suçlayarak, sütten çıkmış ak kaşık olmaya çalışırsak bir de bunu TV kanallarında halkın önünde yaparsak...

O zaman söylenecek söz bulmakta zorlanırım.

Hepinize sağlıklı, mutlu günler diliyorum. İnşallah çıkan fırsatları görür ve zamanında değerlendirirsiniz. Caner'in durumuna düşmeyin hiçbiriniz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tülin & Caner... Ismarlama aşk seneryolarının canlı iki kahramanı. Toplumumuzun çok önemli kesiminin ekranlara kilitlendiği saatlerin özellikle seçilerek halkımızın SEVGİ İNSANLARI OLDUĞU gerçeği kullanılarak, saatlerce saçma sapan aşk hikayeleri sergilemek çok banaldi. En doğru protesto, o içi boş kanalları tercih etmemek ve de hiç açmamakla olabilecektir. Ben Flash tv de izlediğim saçma sapan forum dolayısı ile kumanda hafızamdan BURSAMIN BU YEREL KANALINI SİLDİM. Hani beğenmediğiniz bir ürünü satın almazsınız ya, o ürün tezhahta, vitrinde vs. günlerce aylarca kalmaktan tükenir , solar, eskir ve de çürür ya, işte bunun gibi. TÜKETİCİ BİLİNCİ GELİŞTİRMELİ VE KOORDİNE OLMALIYIZ. İ S T E M İ Y O R U Z... Kalitesiz yayın ve program istemiyoruz kardeşim zamanımızı çalmayın diyebilmenin tek geçiti o kanalı o yayın saatlerinde açmamaktır. İşte biz toplum olarak bunu yapamadık, sesimizi tek tek yükseltmeye çalışıyoruz. Mustafa Bey sağolun. Nilgün ç.

NİLGÜN SEYMEN 
 07.06.2007 9:56
 

Sıkılmıştık artık yapışık ikizlerden iyiki de evlenmediler... SAYGILARIMLA.....

Mavi Ruh 
 06.06.2007 17:52
Cevap :
Sevgili Mavi Ruh, siz sıkılmıştınız, ben sıkılmıştım ama sayısız insan da onlarsız yapamıyordu. Oy göndermekten telefonlarının tuşları bozulan, parmakları nasır tutanlar vardı:)) Bence evlenselerdi de mutlu olamazlardı. Caner maçoluktan da öte özelliklere sahip bir genç. Onun çağdaş bir kadını mutlu etmesi zor. Evlilik çağındaki tüm kızlarımıza da erkeklerimize de acizane tavsiyem: Evlenmeden önce ince eleyip sık dokuyun. Ama dokumanın da içine etmeyin yani, değerlendirin. Benim eşim kuzu eti, zeytin, beyaz peynir, balık ve soğan yemezdi. Bu bile anlaşmamızı zorlayan sebepler arasındaydı. Evleneceğimiz kişiyle ortak yönlerimiz çok olmalı, partnerimizi değiştireceğim diye uğraşıp onu rencide edeceğimize kendimizi değiştirip uyumlu olunmasına yardımcı olursak aynı sonuç üzüntüsüz, kavgasız olarak alınmış olur. Benden de size saygılar, sevgiler, mutluluk dilekleri.  06.06.2007 19:08
 

her seçim kaybediştir. birini seçer diğerini kaybedersin. ya da hiçbirini seçmez ve tüm seçenekleri kaybedersin. hayatta bir sürü seçenek sunmakta önümüze. ama çoğu zaman kararsızlıklarımız zaman kaybına, ve zaman kaybıda seçenekleri kaçırmamıza neden oluyor diye düşünüyorum sevgili mustafa bey. sevgi ve selamlar.

beenmaya 
 06.06.2007 12:23
Cevap :
Sevgili BeenMayA, olayı çok güzel yorumlamışsınız. Bir olasılığı seçerken diğerine sırtımızı dönüyoruz. Haklısınız. Ama Caner, seçtiğine de sırtını döndü, lüzumsuz gururu yüzünden. Bunu vurgulamak istedim. Anında karar verirken dikkat etmeliyiz. Lüzumsuz gurur her zaman fayda getirmiyor. Bunun yanında birbirimizle konuşabilmeliyiz. Allah ağız vermiş konuşalım diye ama bazıları bunu sadece yeyip içmek için kullanılacak zannediyor. Bu iki genç birbirleriyle açıkça ve münakaşa etmeden konuşabilselerdi şimdi çok daha güzel imkânlara sahip, mutlu bir çift olurları. Ben, Demet Kutluay (Şener) ve İbrahim Kutluay çiftini her görüşümde mutluluk gözyaşları akıtırım. Bunlar da Türk toplumuna mal olmuş iki güzel ve medyatik insan. Ama çok akıllı ve olgun, örnek, mutlu kişiler. Saygı ve sevgilerimle!  06.06.2007 14:05
 

Ben onu bunu bilmem valla Mustafa Bey T- shirt'ünüzdeki yazıya bayıldım. :)))

Özlem Akaydın 
 06.06.2007 8:31
Cevap :
Sevgili Özlem Hanım, t-shirt'ümdeki, biz bunu Türkçe'de kullanıldığı şekilde yazalım isterseniz, ilk hatayı ben yaptım özür dilerm, tişörtümdeki yazıya bayılmanıza bayıldım. Şimdi baygın bir vaziyetteyim. Henüz yeni kalktım ve kahvaltı da etmedim. Karnım gurulduyor, bir baygınlık hissi de oradan geliyor. Sizin baygınlık durumu ne alemde? Ayıldınız mı? Gerçekten bu ayılana gazoz bayılana limon şarkısındaki sözler doğru mu? Yorumunuza cevap verirken giriş bölümünü mizaha ayırdım, gelişme ve sonuç bölümü ciddi ama. Evet bu yazıyı ben de çok seviyor ve tişörtümü sık sık giyiyorum. Yazı almanca olduğu için kimsenin dikkatini çekmiyor. Saygı ve sevgilerimle.  06.06.2007 14:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 2007
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster