Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '07

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
5669
 

Hitit hiyeroglifleri

Hiyeroglif adının kaynağı, anlamı ve kapsamı

Hiyeroglif adı, Yunanca Hieroglyphikos’tan gelir. (hieros “kutsal” ve glyphikos “oyma”). Hiyeroglif, kökeni resim yazı olan ve imleri (işaretleri) resim karakterini tümüyle yitirmemiş bir yazı sistemidir. Hiyeroglif sözcüğü, Yunan-Mısır ilişkilerinin başlangıç döneminde, eski hiyeroglifleri, dönemin el yazısı demotik yazıdan ayırt etmek için kullanılan Tanrının Sözleri deyiminin Yunanca çevirisi olup ilk kez, İ.S.200’de yaşamış olan Yunan Klemens ALEKSANDRINUS tarafından kullanılmıştır. Hiyeroglif terimi, başlangıçta, Eski Mısır yazısı için kullanılmış ise de çağdaş kullanımda bu sözcük, Hitit, Maya, Erken Girit ve Urartu hiyeroglif yazıları gibi başka yazı sistemlerini de kapsayan geniş bir anlam kazanmıştır.

Hitit hiyeroglif yazısının yaşı, kökeni ve adları

İ.Ö.2.binyıl başlarında Anadolu’ya gelen Hititler (İ.Ö.1660-1200), çivi yazısının yanı sıra, özellikle kaya anıtları ve mühürler üstünde olmak üzere, resim karakterli bu hiyeroglif yazısını da imparatorluğun başlangıcından, daha sonraki Geç Hitit Dönemi (İÖ.900-650) sonuna dek kullanmışlardır.

Hitit Hiyeroglif yazısının yaşı ve kökeni konusu, henüz açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu yazının Mısır ya da Girit hiyeroglifleriyle bağlantılı olup olmadığı da bilinmemektedir.

Hitit Hiyerogliflerinin öncüleri, yaklaşık olarak İ.Ö.1900’lere tarihlenebilmektedir. Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, Hitit Hiyerogliflerinin başlangıcını İ.Ö.1650 dolaylarına koymak uygun görünmektedir.

Hitit Hiyeroglif yazısı, bir görüşe göre, İ.Ö.2.bin yıl başlarında, Hititlerin Anadolu’ya geldikleri zaman, burada kendilerinden önce yerleşmiş kavimler arasında, Hint-Avrupa dili

-

* Hititolog; Gaziantep Arkeoloji Müzesi Müze Araştırmacısı.

konuşan Luvilerin özel bir resim yazısıydı ve Hititler de bu yazıyı onlardan aldılar. Bu nedenle, bu yazıya Luvi Hiyeroglifleri adı da verilmiştir. Bir başka görüşe göre de, bu yazı, gerçekte Hititlerin asıl yazısıydı ve Hitit Devleti çöktükten sonra da Geç Hitit Döneminde bu hiyeroglif yazı geleneği sürdürülmüştür. Bu nedenle, Hititlerin kullandığı bu resim yazısına Hitit Hiyeroglifleri adı da verilmiştir.

Hititlerin, çivi yazısının yanında, resim karakterli bu hiyeroglif yazısını anıtlar ve mühürler üstünde daha çok kullanmalarının nedeni ise şöyle açıklanmaktadır: Halkın kullandığı mühürlerin ve halkın görebileceği anıtların hiyeroglifle yazılması, bu yazının büyük olasılıkla, içindeki kolayca anlaşılabilen sözcük imleri sayesinde daha geniş kitlelere seslenebilmesine dayanmaktaydı. Büyük olasılıkla, daha çok halkın kullandığı bu yazı, günümüze değin gelemeyen malzemeler (örneğin: tahta) üstüne yazıldığı için yalnızca anıtsal bir yazı olduğu izlenimini uyandırmıştır.

Hitit hiyeroglif yazısının gelişim ve kullanım süreci

Bu yazının gelişim ve kullanım sürecini iki bölüme ayırmak gerekmektedir: İÖ.1200’de yıkılışına değin Hitit İmparatorluk Dönemi ve İÖ.900’den yaklaşık olarak İ.Ö.700’deki Asur istilasına değin süren Geç Hitit Kent Devletleri Dönemi.

Birinci dönemde, hiyeroglif ile yazılmış belgelerin yayılım alanı kuzeyde Alacahöyük’ten başlayan Kızılırmak yayı içindeki bölgeler; batıda İzmir’in doğusu; güneybatıda Konya, Afyon ve Karaman dolayları; güneyde ise Tarsus, Hatay ve Kuzey Suriye’yi kapsamaktadır. İkinci döneme giren yazıtların ise daha çok güney ve güneydoğu Anadolu ile Kuzey Suriye’de yoğunlaştığı görülmektedir.

Ninive, Horsabad, Kıbrıs, Rodos ve hatta Yunanistan’da bulunmuş hiyeroglif yazıtlı mühürlerle Babil’de ele geçirilmiş stelin, Hitit Hiyeroglif yazısının etki alanının buralara dek yayıldığını göstermediği ve buluntuların, adı geçen yerlere ikincil yollarla getirildiği düşünülmektedir. Asur’da ortaya çıkarılan kurşun şeritler üstündeki mektubun ise, orada bulunan bir Hititli tarafından kaleme alınmış olması gerekmektedir.

Yazının evrimi içinde dış görünüş bakımından büyük bir değişiklik olmamıştır. Her iki dönemde de imler, kazıma ya da kabartma olarak yapılabilmekteydi. Ancak, ikinci dönemde, kimi imlerin basitleştiği, kimilerinin yeni ses değerleri kazanmış olduğu izlenmektedir. Bunun yanında, ikinci dönem yazıtlarında seslem (hece) imlerinin, sözcük imlerinden daha fazla yer tuttuğu da dikkati çekmektedir.

Hitit Hiyeroglifleri, ikinci dönemin sonuna doğru, üstünlüğü Arami alfabesine kaptırmıştır. Ancak, Anadolu’da, hiyeroglif sistemi ortadan kalkmamış, belki de Hitit sisteminin etkisiyle Urartular da kendi dillerine, benzer bir hiyeroglif sistemi uygulamışlardır.

Başlıca Hitit hiyeroglif yazılı belgeler, üzerlerine yazıldığı maddeler ve konuları.

Hitit Hiyeroglifleri, kayalar üzerindeki kabartmalar, kaya yazıtları, heykeller, gömüt taşları, orthostatlar, steller, sınır taşı ve mühürler gibi taş malzemenin yanında fırça ve boya kullanılarak yazılan tahta tabletler, kurşun levhalar ve bazen de seramik kaplar üzerine de yazılmıştır.

Kral ve Kraliçe ile halktan kişilerin ad ve unvanları; dinsel ve yöresel geleneklerle ilgili olarak lanet duaları, Tanrıya karşı olan bağlılıklar, kutsal dualar, mitoloji; bina yapımı hakkında bilgi; ölen bir kişi için yazılanlar; Kralın askeri seferlerinin anlatılması gibi konular, yazıtların içeriğini oluşturur.

Hitit Hiyeroglif yazıtlı başlıca yapıtlar:

a) Hitit İmparatorluk Dönemi:

Hatti Boğazköy (stel, kabartma ve damga mühürler), Yazılıkaya (kaya kabartmaları), Südburg, Alacahöyük, Karga, Malkaya (kaya kabartmaları).

Katonya Fraktin, Taşçı, İmamkulu, Hanyeri.

Kilikya Gülnar, Tarsus (mühürler), Sirkeli, Hamide, Çağdın.

Suriye Halep, Ugarit (mühür), Tel Açana.

Likya Ilgın-Yalburt, Emirgazi, Köylütolu (blok taş ve altar), Hatip.

Ege Karabel I-III grubu, Manisa Spylos.

b) Geç Hitit Dönemi:

Maraş çevresi Gurgum krallığı.

Malatya çevresi Aslantepe.

Gaziantep çevresi Zincirli, Sakçagözü, Kargamış.

Kuzey Suriye Oronte, Atamea, Restan, Hama, Meharde, Cisr el-Hadid, el Gudeida, Tel Tayinat, Cekke.

Niğde çevresi Bor stelleri, Niğde, Porsuk, Bulgarmaden kabartmaları, İvriz.

Kayseri çevresi Sultanhan’ın yapıtları, Kululu, Hisarcık, Tekirderbent, Bohça, Karaburna, Çalapverdi.

Kilikya Karatepe.

Frigya Yağrı, Beyköy, Boğazköy, Kululu, Asur kurşun levhaları ve yazıtları, Ayasın, Yumuktepe.

Hitit hiyeroglif yazısının uygulandığı dil

Bu sistemin uygulandığı dilin, Hitit çivi yazısının uygulandığı Hititçe olmadığı vurgulanmalıdır. Hititler döneminde ya da Hitit kültürünün kalıtçısı Geç Hitit Devletleri döneminde kullanılmış olduğundan bu adı taşımakla birlikte, dil özelliklerinin, Hititçe ile aynı dil ailesinden olan Luviceye uygunluk gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yeni yayınlarda, bu yazı sistemine Luvi Hiyeroglifi adı da verilmektedir. Ancak, hiyerogliflerin uygulandığı dilin tümüyle Luvice ile eşitlenemeyeceği de gözden uzak tutulmamalıdır; geniş halk kitlelerine seslenebilmesi açısından Anadolu’daki Hint-Avrupa kökenli dillerin bir karışımı olması da belki varsayılabilir.

Hitit hiyeroglif yazısının çözümü

Hitit Hiyeroglif yazısı, daha geçen yüzyılın başlarında bilginlerin ilgisini çekmiş ve L. MESSERSCHMIDT, 1900 tarihlerinde yayımladığı kitabında Hitit resimli yazılarını bir araya toplamıştır. Hitit Hiyerogliflerinin çözümünde ilk denemeleri, İngiliz bilgini A.H.SAYCE yapmıştır. Ancak, ilk yoğun çalışmalar, 1930 yılında H.Th.BOSSERT, E.FORRER, I.J.GELB, B.HROZNY ve P.MERİGGİ gibi bilginler tarafından yapıldı ve elle tutulur sonuçlar elde edildi. Bunlardan sonra, H.G.GÜTERBOCK, Boğazköy’de bulunan kral mühür baskılarını inceleyerek hiyeroglif çözümlerine büyük katkıda bulundu. Çünkü, bunlarda, kral adları hem çivi yazısı ile hem de hiyerogliflerle yazılı idi. Hiyeroglif araştırıcılarına daha sonra Sedat ALP katıldı ve kombinasyon yöntemi ile Hitit kişi adlarını ele alarak bu alanda önemli sonuçlara ulaştı. Sedat ALP, son zamanlarda, Karahöyük’te bulduğu mühür baskılarını da yayımlayarak hiyeroglif çalışmalarında yeni adımlar attı.

Osmaniye’nin Kadirli ilçesi yakınlarındaki Karatepe’de, aynı metnin hem hiyeroglif hem de Fenike yazısı ve Aram dili ile anlatılmış olması büyük umutlara yol açtı. Ancak, BOSSERT ve STEINHERR tarafından işlenen bu iki dilli büyük yazıt bekleneni henüz vermedi. Son zamanlarda, Hitit Hiyeroglifleri, Suriye’deki Ras Şamra’da yani eski Ugarit’te bulunan mühürleri işleyen Emmanuel LAROCHE’un çalışmaları ile yeni bir hız kazandı. Bu yazının çözümüyle uğraşan bilim adamları arasında J.FRIEDRICH, R.D.BARNETT ve J.D.HAWKINS de yer almaktadır.

Bu yazının çözümü, tamamlanmamış olarak bugün de sürdürülmektedir.


Hitit hiyeroglif yazısının genel yapısal özellikleri


I. Hitit Hiyeroglif yazısını oluşturan imler, insan bedeninin tümünün ya da organların simgesi olmuş bölümler, hayvanlar, bitkiler, göksel cisimler ve olaylar, inşaat öğeleri, aletler, mobilyalar, kaplar, simgeler, geometrik biçimler vb’den esinlenerek geliştirilmiştir.

II. Hitit Hiyeroglif yazısında, 497’si temel olmak üzere varyantlarıyla birlikte toplam 1102 adet im vardır.

III. Yazının yönü, boustrophedon (öküz dönüşü; öküzün tarlayı sürmesine benzeyen yazım biçimi) biçimindedir; yani, yatay olarak yazılan satırların biri sağdan sola doğru, onun altındaki soldan sağa doğru, onu izleyense yine ters doğrultudadır. Kimi satırların içinde iki ya da üç imin alt alta yazıldığı da görülmektedir. İnsan ve hayvan başları, ayaklar ve eller satırın başlangıcına dönüktür.

IV. Esas olarak üç çeşit im vardır:

1) Seslem imleri (Sillabogram): Yalnız ses değerine sahiptirler. Seslem imleri de dört değişik biçim gösterirler:

a- ünlü+ünsüz. Örnek: ar

b- ünsüz+ünlü. Örnek: ha

c- ünsüz+ünlü+ünsüz. Örnek: par

d- ünlü+ünsüz+ünlü. Örnek: asa

2) Sözcük ya da kavram imleri (ideogram, logogram): Sözcük imleri, tek başlarına bir anlam taşırlar. Ancak, bu imlerin fonetik yazımı henüz saptanamamıştır. Bunların yanı sıra, sözcük imlerinin kimilerinin yalnızca ses değeri (sillabogram) vardır. Aynı biçimde, seslem imlerinden kiminin de sözcük imi olarak kullanıldıkları yerler vardır.

3) Belirticiler (Determinatifler). Bir sözcüğün hangi cinsten olduğunu ya da işlevini belirtmek amacıyla sözcüğün başına ya da sonuna konan imdir. Örneğin: “Tanrı” anlamına gelen im, bir sözcüğün önünde bulunuyorsa bu sözcüğün bir tanrı adı olduğunu göstermektedir.

V. Hitit Hiyeroglif yazısında 4 adet ünlü görmekteyiz: a, e, i, u. Ünsüz olarak da, b, d, g, h, k, l, m, n, p, r, s, t, v, y, z bulunmaktadır.

VI. Hitit Hiyeroglif yazısında aynı ime sahip ancak değişik ses değerleri olan seslemler olduğu gibi, aynı ses değerine sahip değişik imler de bulunmaktadır. Örneğin: Hitit Hiyerogliflerinde “a” sesini veren “6” değişik im vardır. Bu ses değerlerini birbirinden ayırmak için rakamlar ve çizgi imleri kullanılarak şöyle bir sistem uygulanır: a, a2 , a3 , a4 , a5 , a6 . Kimi ünlüler üzerindeki kısa, yatay, düz çizgi ise (Örnek: a ), uzatma imi olarak kullanılmaktadır.

VII. Hitit Hiyeroglif yazısında, ince ve kalın sesli harfler birbirleriyle yer değiştirebilirler: Örnek: ku/gu, ta/da gibi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yurdumuzun zenginliklerinden olan eski kültürleri bize tanıttığınız için teşekkür ederiz.

abeyazlar 
 31.12.2007 10:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3133
Kayıt tarihi
: 19.12.07
 
 

1949 yılında Gaziantep'te doğdum. 1969 yılında girdiğim Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster