Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1628
 

Şok; gelecek korkusu ...

Şok; gelecek korkusu ...
 

http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9944983179.jpg sayfasından alınmıştır


Adı gibi insanı ŞOK eden bir kitabı konu edeceğim bu gün sayfama. Değişim denen, Teknoloji denen şeyin ne menem bir şey olduğunu anlatmaya çalışacağım, dilimin döndüğünce.

KİTABIN ADI ŞOK
YAZARI ALVİN TOFFLER
YAYINEVİ ALTIN KİTAPLAR

BASIM TARİHİ 1996

Sanayi Devriminin ilk yıllarında bu öngörüleri yapabilmek çok kolay değildi elbette. Keşke Alven Toffler gibi düşünürlerimizin sayısı daha fazla olsa…



Kitap bölüm bölüm ele alınmış;

1. KALICILIĞIN ÖLÜMÜ

Bu kitap değişim, değişime nasıl uyum sağlanacağı, değişimi özleyenler ve değişime direnenleri ilgilendirmektedir. Sanayisi gelişmiş toplumlarda daha hızlı gerçekleşen değişim, son üç yüz yıldır Batı toplumunu alevden bir kasırga gibi sarmıştır. Değişimin bu hızı, kişilerin yaşamının derinlerine inen, onları yeni davranış biçimlerine zorlayan “<ı>gelecek korkusu” adında psikolojik bir hastalığın kucağına atan somut bir güçtür.

Bu hızlı değişime paralel olarak, kişinin toplum içindeki misyonunu yürütmesine yardımcı olan psikolojik ipuçlarının tümünün birden ortadan kalkması, yerlerini yabancı, anlaşılmaz olanların alması diye bilinen “<ı>kültür şoku” meydana çıkmıştır. <ı>Dolayısıyla yaşamımızdaki sınırlar yok olmuştur. İletişim olanakları öyle fazladır ki olayların doğurduğu sonuçlar tüm dünyayı etkilemektedir.

<ı>Geçmişte ortaya çıktığında bir avuç insanı etkileyen olaylar, günümüzde daha geniş sonuçlar doğurmaktadır.

Yaşam hızı sade vatandaş tarafından sık sık konu edilmektedir Yeryüzünde yaşayanlar yalnızca ırk, ulus, din ya da ideoloji açısından bölünmez, içinde bulundukları zaman bakımından da ayrılırlar. Yeryüzü nüfusunun % 25’inden fazlası sanayileşmiş toplumlarda yaşar ve çağdaş yaşam sürdürürler. Yeryüzü nüfusunun artık % 2-3’ü ne geçmişin ne de şimdinin insanıdır. Bu <ı>insanlar teknolojik ve kültürel değişimin tam ortasında, milyonlarca kişinin gelecekteki yaşamını sürdürmektedir. <ı>Bunları geri kalan büyük bölümden ayıran en belirgin özellik, yaşamın gittikçe artan hızına kapılmış olmalarıdır. Bunlar hızın gittikçe artan biçimini çok çekici bulurlar, hız yavaşladıkça huzursuz olurlar. Hız ve hareket neredeyse orada olmak isterler. Diğer yandan, geri kalan insanlar için, çevredeki artan yenilenme ve karmaşıklıkla birleşen bu devir hızı uyum sağlama yeteneklerini zorlayarak gelecek korkusu (Şok) tehlikesini yaratacaktır.

2. GEÇİCİLİK

<ı>Kullan–at ürünlerle başa çıkabilmek için, biz de kullan–at kavramına uygun bir kafa yapısını oluşturmaktayız. Söz konusu kafa yapısı, diğer düşüncelerin yanı sıra, eşya ya da malla ilgili olan değerlerimizi de kökünden değiştirmektedir. Yazar, karşılaştığımız her kişiyle derin ilişkiler kurmak yerine, bazılarıyla yüzeysel ilişkiler kurma yolunu seçtiğimizi belirtiyor. Söz gelişi

<ı>ayakkabı satıcısının ihtiyaçlarımızı karşılamadaki yeterliliği ile ilgileniriz. Örneğin eşimizin evdeki sorunları, umutları, düşünceleri ve sıkıntılarıyla ilgilenmediğimiz sürece, o da bizim için aynı yeterlilikteki bir ayakkabı satıcısıyla değiş tokuş edebilecek bir kişidir. Gerçekte modüler kuralı insan ilişkilerine uygulamaktayız. Elden çıkarılabilir kişiyi yaratmış durumdayız. Bu kişi “Modüler İnsan” dır. İnsanın tümüyle uğraşacağımıza, onun kişiliğinin modülü ile ilişki kurmaktayız.

<ı>

Hiçbir bütün kişi bir diğerinin yerine konamaz. Oysa bazı modüller bu olanağı sağlar. Bireyin çok kişi ile modüler ilişki kurabileceği bir toplum yerine, az kişi ile kutsal ilişkilerin kurulduğu bir toplumu seçmek, geçmişin tutsaklığına dönmek demektir.

<ı>3. YENİLİK

<ı>İnsanoğlunun temel maddi ihtiyaçlarının karşılanması, yeni hoşnutluklara doğru yönelmesine yol açmaktadır. Bunun ötesinde, nesnelerin, varlıkların ve fiziksel yapıların gittikçe geçici olduğu bir topluma doğru hızla gidilmektedir. Üzerimizde patlayan yenilik dalgaları, üniversitelerden, araştırma merkezlerinden fabrikalara, bürolardan, pazar yerinden ve kitle ortamından sosyal ilişkilerimize, içinde yaşadığımız topluluktan evimize kadar ulaşacaktır. Özel yaşamımızın derinlerine giren bu akımlar, aile üzerinde umulmayan gerginlikler yaratacaktır. Aile, toplumun “dev bir Şok emicisi” olarak tanımlanmaktadır.

4. ÇEŞİTLİLİK

Gelecekte, <ı>insanın akılsız bir tüketici varlık olarak standart mallarla çepeçevre sarılı, standart okullarda öğrenim gören zavallı bir kişi olacağı ileri sürülmektedir. (O yıllardaki öngörülerin ne kadar doğru olduğunu 2008 Türkiyesi’nde bizzat gözlemlemekteyiz) <ı>Geleceğin insanı, seçim yapma olanağının yokluğu nedeni ile değil, çokluğu nedeniyle yakınacaktır.(Ne kadar da doğru bir tespit değil mi). <ı>Geleceğin eğitim dünyasında da kitle üretiminin kutsallığı, çalışma düzeninin merkeziyetçiliği önemini kaybedecektir<ı>. (Kaybetti!) Tekdüze disiplin, düzenli saatler, giriş-çıkış denetimi uygulamalar geleceğin ileri teknolojisinde gereksiz uygulamalar olarak kalacaktır. (Artık flexible yani esnek çalışma modeli uygulanmaya başlandı) <ı>Eğitimin önemli bir bölümü, öğrencinin evi ya da yatakhanesindeki odasında istediği saatlerde sağlanacaktır. Böylece malların üretiminde olduğu gibi eğitimde de toplum standartlaşmaya doğru yol alacaktır. (e-eğitim denen şey tam da bu değil mi?)

Bilim geliştikçe ve bilimle uğraşan nüfus büyüdükçe yeni uzmanlık konuları oluşacak, saklı ve gayri resmi düzeydeki türlendirme daha da artacaktır. Uzmanlaşma alt kültürleri oluşturacaktır. Gelecekteki sosyal örgütlerle ilgili ilk belirti çoğalan alt kültürler ise, ikinci belirti de dev büyümedir. İnsan ırkı tekdüze uyum yapma zorunluluğundan kurtularak eskisine oranla sosyal açıdan da daha türlendirilmiş olacaktır.

Yaşam biçimi yalnızca dış davranışlarla ilgili değildir. Davranışları oluşturan değerler de önem kazanır. Kişisel iç görüntüyü değiştirmeden kişinin yaşam biçimini değiştirmek olanaksızdır. Geleceğin insanı “biçim bilinçli” değil, “yaşam bilinçli” olacaktır.

<ı>5. UYUM SAĞLAMA YETENEĞİNİN SINIRLARI

Bu kitap, insan organizmasının belirli sınırlar içerisindeki değişimi emebileceğini savunmaktadır. Fakat bu sınırlar saptanmadan hızlı bir şekilde artan değişim süreci, insanları gelecek şoku diye adlandırdığımız özel bir duruma sokabilir. Daha basit bir yaklaşımla <ı>gelecek şoku aşırı uyarmaya karşı oluşan insan tepkisidir.

Gelecek şokunun ilk kurbanlarına gelince:

Bunlar yeni bilgi edinmeye karşı çıkan ve çevresindeki hızlı değişimi görmeyen (yadsıyan) kişiler, bütün bilgilerinin bir anda işe yaramaz hale geldiğini gören uzman kişiler, değişimleri kabullenmeyip sürekli eskiyi arayan geriye dönük kişiler ve son olarak da her şeyi aşırı basite indirgeyen kişiler olacaktır.

<ı>6. YAŞAMI SÜRDÜREBİLMENİN YÖNTEMLERİ

Gelecek şokunu kişisel düzeyde engelleyerek başlayabiliriz. SORUN, DEĞİŞİMİ ÖNLEMEK DEĞİL, ONU YÖNETEBİLMEKTİR.

Nasıl bazı kişilerin geçmişin yavaş gelişmesi içinde yaşamasına olanak sağlıyorsak, diğerlerine de gelecekteki yaşamı deneme imkanı vermeliyiz.

Eskiden baba, eğitimi geleneksel yöntemlerle oğluna aktarırdı. Bilgi, aile fertleri arasında birbirine geçerdi. Sistemin temeli, geçmişe olan bağlılıktı.

Sanayileşme bu sistemi değiştirdi. Çünkü eğitim ve bilginin, okullarda bilim adamları aracılığı ile verilmesi gerekiyordu. Yarının teknolojisini yakalamak için bu gerekliydi.

Eğitimin temel amacı, kişinin uyum sağlama yeteneğini arttırmaktır. Üstün sanayiye özgü eğitimi yaratmak için, geleceğin birbirini izleyen değişik görüntülerini üretmeliyiz. Bunun için bir “Gelecek Kurulu” kurmalı ve üç amaç saptamalıyız: Eğitim sisteminin örgütsel yapısını değiştirmek, öğrenim programını yenilikçi bir yaklaşımla yenilemek ve bu programı geleceğe dönük bir yöneliş içine sokmak (öğrenme, ilişki kurma ve seçme).

Gelecek şoku önlenebilir. Bunu, değişmedeki ve gelişmedeki hızı denetim altına alarak yapabiliriz. Kitle halinde gelecek şokunu önlemenin en güçlü yöntemi, teknolojik gelişmeyi düzenlemektir. Sosyal sonuçları bakımından yeni bir teknolojiye “uygulanabilir” belgesi verebilmek için, önce davranış bilimcilerinin (ruhbilimci, sosyolog, iktisatçı, siyasal bilimci) onayını almak gerekir.

Değişim, insanoğlu için gereklidir. İnsanca bir geleceği kurmaya başlamadan önce, gelecek şoku ile ilgili tehditleri ve hızlı değişimin getireceği sorunları önlemeliyiz. Yeni sosyal hizmetler, geleceğe dönük eğitim sistemi, teknolojiyi düzenlemenin yeni yolları ve değişimi denetim altına alma yöntemi ortaya çıkan öneriler arasındadır. Gerçekte kitabın temel amacı “teşhis” tir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun yıllar önce okumuştum bu kitabı ve şimdi düşündükçe gelecek korkusunun ülkemizde nasıl da bu kadar canlı hissedilebildiği geliyor aklıma. Biz de değişim deyince öcüü gibi korkuyoruz. Saygılar ve sevgiler

Mustafa Atilla 
 14.08.2008 14:59
 

Teşhisler fevkalâde! Tam benim sancısını çektiğim konular... Aktarımın kitabın özünü vermiş. Teşekkürler Pınar. İyi ki varsın. Bu kitabı hemen almalıyım. Benim ruhumdan geçenleri fotoğraflamış. Selam ve sevgiler.

murat ertaş 
 03.01.2008 9:03
Cevap :
Murat Abicim, Bu kitap 3 seri halinde... Mükemmel bir seri. İkincisini bulamadım kitapyurdu.com da piyasada arıyorum. Kitabı beğenerek okuyacağınızı umuyorum... SEVGİLERLE  03.01.2008 20:41
 

Teşekkür ederiz Pınar Hanım, Güzel notlar çıkartmışsınız... Emek vermişsiniz. Yazar ve diğer eserleri hakkında da bir iki cümle ilave ederseniz kanaatimce daha yararlı olacaktır... Saygı ve selamlar.

Kaliteli Yaşam 
 02.01.2008 23:32
 

Aslında bu yazılanlar uzakmış gibi geliyor ama günümüzdeki yaşamlara baktığımızda çoğu örneği yaşıyoruz aslında...Kitabı güzel anlatmışsın.Tebrikler.

serifsoner 
 02.01.2008 23:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 757
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster