Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '08

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
7912
 

Cumhuriyet öncesi dönemde kadın

CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRK KADINI

Birkaç gün sonra, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü... Bu nedenle yazacağım esas bloğa bir altyapı olsun diye bu bloğu yazdım. Sonra yayımlamayı düşündüğüm bloğun adı "Atatürk ve kadın hakları" . Amacım, Cumhuriyet dönemine geçmeden önce, Cumhuriyet öncesi Türk kadını hakkında biraz bilgi hatırlatmak ve neler düşünüldüğünü ortaya koymaktır.

İslamiyet öncesine, Türk toplumlarındaki kadın, erkekten farklı ama ona eşit bir varlık olarak saygı görmüştür. Erkeğin yanındaki kadın güçlü, kişilikli ve etkilidir. Eski Türklerde tek eşlilik kadına olan saygının bir göstergesidir.

İslamiyetten sonra, sosyal yapı ile birlilte farklılaşan düşünce ve inançlar, kadının toplum içindeki, öncelikli saygın konumunu gölgelemiştir.

Daha sonra, özellikle Arap, Fars ve Bizans etkisi ile İslam dini ve İslamlıktaki kadının durumu pek çok değişikliğe uğramıştır.Osmanlı İmparatorluğunun Gerileme dönemi, Türk kadınının statüsünü tamamen değiştirmiştir.Evlenme- boşanma koşulları, kadının aleyhine dönmüş, kadın için evi bir hapishane haline gelmiştir.Tanzimat'a kadar kadın haklarını kısıtlayan fermanlar birbirini izlemiştir.Ancak, Tanzimat'ın getirdiği yenilikler ve batılılaşma ortamı ile kadınlara da bazı hakların verilmesi veya eski haklarının iadesi gibi olanaklar yaratılmıştır(1).

Bu ortam içinde ve daha sonraki dönemlerde; Namık Kemal, " "İbret" ve "Tasvir-i Efkar" gazetelerinde kadın haklarını savunan makaleler yazmış; Ahmet Mithat da, çok kadınla evlenmeyi eleştirmiştir. Tevfik Fikret, "Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer" diyerek sesini yüksltmiş; Abdülhak Hamit ise, "bir devletin kadınları, o milletin ilerleme derecesinin ölçüsüdür" diye yazmıştır(2).

II:Meşrutiyetten sonra, kadın haklarını savunan, kadınların bilinçlenmesini amaçlayan ya da güncel konularda kadınları aydınlatan pek çok dergi, mecmua ve benzeri yayınlar hızla yayılmaya başlamıştır.Kadınların durumu, o devirlerin ünlü düşünürlerinin ve yazarlarının kalemlerinden sayısız roman, piyes, şiir ve felsefi yazılara konu olmuştur(3).Hüseyin Rahmi(Gürpınar), eserlerinde kadın-erkek eşitliğini işlemiştir.Halide Edip(Adıvar), 1909'da, II.Meşrutiyet'in getirdiği özgürlük ortamından yararlanarak, "Kadınların Yükselmesi(Taali-i Nisvan Derneği"ni kurmuştur.Halide Edip, ayrıca "Tanin" gazetesinde, bütün kızların eğitime kavuşturulması için güçlü ve etkileyici makaleler yazmış, romanlarında kadın-erkek eşitsizliğinin zararlı sonuçlarını, horlanan kadının acılarını ustalıkla işlemiştir.Ziya Gökalp de, kadın hakları konusunda hem bilim adamı hem de sanatçı olarak etkinlik göstermiş, şiir şeklinde yayımladığı öğretici yazılarıyla, kadının değerini ve bu konuda tutulması gerekli yolu göstermiştir(4).

Bu dönemde, kadının eğitim ve sosyal konumunu iyileştiren düşünceleri ve girişimleri devlet yönetim kademelerine de yansımış ve 1917'de, kadın haklarının sağlanması yönünde önemli bir ileri adım olan, yeni bir "Aile Hukuk Kararnamesi" kabul edilmiştir(5).Ancak birkaç aydın kadının yararlanabileceği bu sınırlı değişiklik, bağnaz çevrelerin şiddetli tepkisiyle karşılaşmıştır.Ayrıca, Hıristiyan ve Museviler de, öteden beri kendi din adamları vasıtasıyla, devletin tamamen dışında yürüttükleri "aile hukuku" alanında, devletin düzenlemeler yapmasından
hiç hoşnut olmamışlardı.Kararname, 1918'de Türkiye işgale uğrayınca, azınlıklara mensup din adamlarının isteği üzerine, işgal kuvvetleri tarafından yürürlükten kaldırılmıştır(6).

Görüldüğü gibi, özellikle Cumhuriyetin yakın öncesinde, kadın ve yaşamı tamamen boş bırakılmamış, kadın hakları konusunda çalışmalar yapılmış ve kadının öncelikle sosyal yaşam içindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.Fakat bütün bu yazılanlar, söylenenler ve kadının durumunu düzeltmeye yönelik tüm çabalar, belli bir çevrenin dışına çıkamamış ve toplumun geniş tabanına yayılamamıştır.Toplumu sımsıkı saran dinsellik ve geleneksellik çemberi bunu engellemiştir.

Bu çemberi, önce çatlatan sonra da kıran M.Kemal Atatürk olmuştur.

Yarınki blog konum, "Atatürk ve kadın hakları"

cdenizkent
________________

(1) Emel Doğramacı, "Dünya Kadın Haklarının Öncüsü Atatürk", İ.Ü.İnkılap Tarihi Enstitüsü Yıllığı-I, ss.294- 295.(Daha fazla bilgi için bak.Afet İnan, Atatürk ve Kadın Haklarının Kazanılması, İstanbul:M.E.B.
Basımevi, 1968.
(2) Turhan Feyzioğlu, Atatürk ve Fikir hayatı, Ankara Yükseköğretim Kurulu Yayınları, 1986, ss.212-213
(3) Emel Doğramacı, A.g.y., s.296
(4) Turhan Feyzioğlu, A.g.y., 212-213
(5) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayını, 1988, ss.228-229
(6) Turhan Feyzioğlu.A.g.y., s.215

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık. Akademik yazınız sohbet lezzetiyle okunuyor. Yarınkini bekliyorum.selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 07.03.2008 13:29
Cevap :
Merhaba...Ezgi hanım.. Teşekkür ederim.Aynı konudaki ikinci yazımı yarın sabah yayına vereceğim..İyi geceler..  07.03.2008 22:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 487
Toplam yorum
: 1259
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 1218
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster