İşletmecilik eğitimi ve sonrasında finans sektöründe bir dönem profesyönel çalışmanın dışında, 1991 yılından bu yana fotoğraf sanatı ile varolmayı kendime yaşam biçimi olarak benimsedim. İfade aracı ve dil yetisi olarak kurguladığım fotoğraf tabanlı işlerimi üretmeye, paylaşmaya devam ediyor, kendi atölyemde teknik kurslar veriyor ve proje danışmanlığı yapıyorum...
ve zaman artık yoktu bir ağacın yaprağındaki damardıyürüyüp geldiğimiz bunca yolbir ağacın yaprağ...
Doğa ile kaynaşmış insanın huzurlu hikâyesi masallarda mı kaldı?
Yaşadığımız bina yığınları gibi soğuk gerçekl...
Fırtınalı sahneleri geride bırakmış bir filmin finalindeki son kare fotoğrafındayım sanki. Bu hüzünlü çerçeveden çıkış var mı, hiç bilmiyorum… Gri mavi tonların diğer tüm renkleri yuttuğu mono ton bir hüzün kadrajı benimkisi. Kendi tercihlerimle gelip, sonra çarptığım bir çıkmaz sokak...
Yaşadığımız bina yığınları gibi soğuk gerçeklerin yüzlerimize yansıdığı anlarda hayallerimizle yarattığımız bir dünya özlemi, bizi umutlarımızla barışık kılmaz mı?
Acaba; dedelerimizin ninelerimizin sevgiyle...
Havalar epeydir sıcak,
Bir kadının ağlama sesi geliyor üst kattan
Aile kavgası olmalı
TV’de memleket haberleri
Kasvetli düşüncelerin aklımdaki yanıtsız kasırgası
Susuzluk, hastalık ve hiçlik kehanetleri öte yandan
Yaz…
Bana gelsin bir ...
Büyük bir huzursuzluk ve içinde bulunduğu bunaltı kuyusunun dibinde öylece oturuyordu. Aydınlığa çıkmak ve bu halinden kurtulmak için yapması gerekeni biliyor, ama sabır ve özen göstermesi gerekli olan bu eyleme geçme enerjisinin başlangıç noktasını kestiremiyordu…
İşin en keyif...
Bilirsiniz aynalarla konuşur çok odalı evlerde büyüyenler, düşün yerine ayna anların, durumların, duyguların yerine sözcükler masalın en iyi yanı yeniden söylenebilmesidir… (Murathan Mungan)Eski, yıpranmış ve sahipleri gibi yok olmaya yüz tutmuş fotoğraflara...
İçimdeki çocuk yine kıpır kıpır… Her şeyden önce o çocuğun oluştuğu, şekillendiği yıllara doğru hızlı ve gelişigüzel uçuşlar yapıyorum, bir martının havadan denize anlık iniş kalkışları gibi, hafızada sabitlenmiş hatırlanmayı bekleyen noktalara dalışlar yapıyorum…
Yedi yaş… Bab...
Başucu lambasının yanında duran notluğunda önceden yazdığı bir alıntı duruyordu."…Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur…" Antoine Bret
Okuyan Güzel artık sabah gözlerini açtığı anda yeni bir güne değil, ruhunun derinliklerinde dalgalanmalara neden olan yeni rüyasına uyan...
Bir varmış, bir yokmuş… Modern zamanların hızlı aktığı çağda, blokların birbirine baktığı apartmanlardan birinde yaşayan Okuyan Güzel adında bir kız yaşarmış. Okumayı öğrendiği günden itibaren merak ettiği her şeyi sayfaların arasında bulacağına inanırmış. Günlük ihtiyaçlarını giderdi...
İnsan insana yaşadığımız ilişkileri adlandırırken galiba bazı kavramlara farkında olamayarak haksızlık edebiliyoruz. Örneğin, karşılıklı ego tatminleri zincirlemesi halinde yaşanan şeyin adına çoğunlukla ''aşk'' denebildiği gibi…
Özünde, önce kendisini ve doğasını sevmeyi başara...
İçimin odalarını her kolaçan ettiğimde, pusuda bekleyen, adeta gerilmiş bir yaydan her an fırlayacakmış gibi duran hayallerimle karşılaşıyordum. Onlarla baş edemeyeceğimi hissediyor, hatta özgür bırakmanın çarelerini arıyordum. Kâğıttan kayıklar yapıyordum.
Hayallerin gölgesi d...
Doğu Karadeniz kıyı şeridindeki dağların şanslı olduğunu düşünürüm hep. Tepelerinde göz kamaştıran güneş, ayaklarının dibinde masmavi deniz. Bir de üzerlerinden hiç çıkarmadıkları yeşil entarileri ve bu entariden salınan nefis kokular. Ve bir kok...
Bir toplum düşünün içinde sevgi ve mutluluğun bol olduğu herkesinin birbirine tüm nezaket kuralları doğrultusunda yaklaştığını veya davrandığını.
Birde bunun yanında birbirine iyi davranmayan insanlar topluluğu olsun. Hiç kuşkusuz nezaket ...
Yakın zamanlarda Osmanlılıktan Türklüğe, şimdiler de ise Türklükten Türk vatandaşlığına geçmeye çalıştığımız, esasen birkaç yüzyıllık kültür değişmelerinin fırtına sonu parçalanmışlığını ve perişanlığını yaşadığımız 21. yüzyılın ilk kertesinde d...
İçin cılkını çıkardılar.
Meseleyi sulandırdılar, cıvık cıvık yaptılar.
Ciddiyet unutuldu, doğruluk terk edildi, hayalle gerçek birbirine dolaştırıldı.
Sapla saman karıştı, şaklabanlık eni-konu prim yapmaya başladı.