Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Aman Aziz Nesin okuma

İyi bir konuya değinmişsiniz.Kitaplardan korkmak şu kitap iyi bu kitap kötü demek,yazarlardan korkmak aslında kendinden korkmak.Okudukça doğruyu yanlışı ayırt etme ve analiz yaparak fikir sahibi bilgi sahibi olmak gerekir ama günümüzde okuma kültürü gelişemiyor ,az okuyoruz,az yazıyoruz ve az konusuyoruz. Sanırım giresunlusunuz bende aynı kenttenim ama şimdi gurbetteyim,neresindensiniz? Biliyomusunuz Aziz Nesin Şebinkarahisarlı dır.orda doğmuş ve yıllarını yazmaya ayırmış bir yazar... hepimize kitaptan korkulmayan günler diliyorum, saygılarımla

14 Ocak 2008 23:32
Konuşma engelliler...

Yazınız için teşekkürler.Şu anda dünyanın yaşayan en ünlü fiizkçisi bir engelli hayatı boyunca konusamıyor hareket edemiyor ve bir sandalyede yaşamaya devam ediyor ama fizik bilimine katkıları ve çalışmaları dünya bilim hayatına ışık tutuyor.Ama biliyormusunuz günümüz anne babaları çocuk sahibi olurken hemen erkenden tahliller yaptırarak doğacak çocuklarının engelli olup olmadığına göre çocuklarını aldırıyorlar.Düşünsenize eğer bu fizikçi günümüzde doğsaydı engelli doğacak diye daha doğmadan yaşam hakkı alınacaktı.Soruyorum şimdi acab kim engelli neye göre engelli?Bizmi yada diğerlerimi ?çok güzel yazmışsınız tekrar teşekkürler,sevgileri

06 Ocak 2008 20:52
Yeter ki isteyin.. ama yürekten!

Öncelikle sizi başarınızdan dolayı kutluyorum.Aslında iyi yönlendirme,rehberlik etmek oldukca önemli. Gelelim ikinci konuya Dershane şu anki eğitim sistemimizi giderek büyüyen bir sektörü haline geldi. Üniversite kapılarında yığılma,Anadolu,fen lisesi sınavlarına başvuranların çokluğu , Bir yarış atı haline gelen öğrencileri sınavlara hazırlyana bir kurum,eğitim kurumu. Ama hızla artan sayıları kalite farkları ve eğitim anlayışlarıyla maalesef standart bir hizmet verme açısından sorunları olan bir sektör. Sizin başarı öykünüze yakın bir öğrenciyide ben önemli bir hatadan kurtardım.Sürekli Türkçe Matematik alanına yönlendirilen bir öğrenci 3 yıl boyunca dershanede TM alanında hazırlanmış ve başarısız olmuştu.Bu yüzden psikolojik tedavi bile almaya başlamıştı..Benim bir tanıdığım benden yardım istediğinde kendisiyle konuştum aslında Almanyada orta okulu okumuş ve çok iyi almanca biliyordu.Almancaya yönlendirdim. Almanca bölümünü kazandı Almanyada öğrenimine devam etti başardı ...

05 Ocak 2008 14:04
Yeni öğretmenlere, tecrübeli öğretmenlerden öneriler

Öğretme ile ilgili yazınıı zevkle okudum değerli meslekdaşım.Aslında hayatta herkes belirli bir kapasitede ölçüde öğrenebilir ama herkes bilgiyi öğretemez.Bizleri bugünlere hazırlayan isimsiz kahramanlarımız hayata hazırlayan bizimle ağlayan ve gülen annelerimiz ilk öğretmenlerimizdir.Aile nin çocuk yetiştirme gelenekleri incelense ailenin sosyal kültürel gelişimleri incelense aslında eğitim biliminde bir çok yeni yöntem ve metod ortaya çıkar ,yenilikçi eğitim anlayışıda oldukça önemli.Yeniliğe açık olan,deneysel ,kişilik gelişimine uygun olan. Birde önce ifade ettiğim gibi Öğreten kişi ,öğretmen faktörü çok önemli bir faktör.Herke herşeyi çok iyi öğrenebilir algılayabilir ama iyi öğretemez. Öğretmen önyargılarından arınmış,sabit fikirli olmamalıdır. Sınıfa girdiğinde az yada çok birşeyler öğretmeyi hedeflemeli planlı davranmalı. Öğretirken sevgi ve bilgisini karşıdakine ikna ederek inandırarak aktarmalıdır.. saygılarımla

05 Ocak 2008 13:50
Un kurabiyesi kıvamında

Yemek insanoğlunun kültürünün vazgeçilmez en önemli parçasıdır.Helede bizim kültürümüzde misafire sunulan ,ikram edilen bir bardak çay,pasta,kurabiye önemli bir sıcak mesajdır.Aslında doğumda,ölüm törenlerinde yenilen yemekler ve sunulan ikramlar dünyanın her yerinde farklılık göstersede bir mesaj içerir.Bu arada Un kurabiyenizi tatmak isterim ona göre yanındada mis gib demli taze çaya hayır demem:)

04 Ocak 2008 19:35
Değişim

Çok haklısınız giderek değişiyoruz.Fast food yaşam tarzı hızla üretip çabuk tüketme çağındayız.Teknokültür bizleri sevdiklerimizle başbaşa yüzyüze sohbet ederken değil aksine bilgisayar başında,bankamatik kuyruğunda,bankalarda para harcarken görmek istiyor.O yüzden yaşadığımız çağ bizi tüketim kültürünün hızla akan suyuna sürükledi bir gün ne kadar dirensekde hepimiz bu akıntıya kendimizi kaptırıyor ve sevdiklerimizden giderek uzaklaşıyoruz..Değilmi ne dersiniz?

04 Ocak 2008 19:30
İstanbul festivallerden para kazanır

Güzel bir konuya temas etmişsiniz.Aslında dünyanın ender rastlanacak metropollerinden olan İstanbulumuz yeterince hakettiği tanıtım,değer ve pazarlamayı yaşayamıyor.Sanat sokakları,sergiler,sokak ressamları,uluslararası sanatcıları İstanbul 'a çekecek aktiviteler çok güzel olur.Önce bu konuda bir sivil insiyatif yada üst kurul oluşturulup bu konu hakkında proje araştırmaları ve projeler geliştirilebilir.İstanbul un sahip olduğu kültürel,tarihi motifler,insan renkleri birarada buluşabilir,düşünsenize asyadan avrupaya dogu ile batının sanatcılarının buluştuğu bir uluslararası etkinlik ne güzel olurdu.Bu konuda seve seve gönüllü çalışabiliriz,katkı koyabiliriz değilmi? saygılarımla

01 Ocak 2008 20:33
Hey Yıllar

Alınan her nefesten,atılan her adımdan yudumlandan her damladan tat almak,ne mutluki yaşıyorum ve anlıyorum demek aslında yaşam bize hediye edilen en güzel ve en anlamlı değer ve bu değer paylaşıldıkça dahada güzel. Sevgili Leman Sam ın şarkısıda çok güzel ve anlamlı olmuş,nice paylaşım ve sevgi dolu mutlu seneler dilerim.

01 Ocak 2008 13:37
İnternet'ten insan çeşitlemeleri...

Sayın blog yazarı yazınızı okuyunca biraz katkı koyma gereği hissettim.İnternet global bilgi paylaşımı olarak ilk yaygınlaştığı yıllardan günümüze oldukça çeşitlenerek ve değişerek geldi ve artık giderek global bir pazarlama aracı haline geldi.Kendi alanı içinde giderek devleşiyor ve yayılıyor elbette bu hızlı yayılışın bir zirvesi vede düşüşü olacaktır.Bizim gibi okumayı sevmeyen Fast Food kültürün yaygınlaştığı ülkelerde dahada kontrolsüz yayılmaya başladı.Yeterince internet eğitimi almadan binlerce insan Dev Yazılım şirketlerine para kazandırmak için internet abonesi yapıldı ve o dev yazılım şirketinin patronu boşuna ülkemizi ziyaret etmedi.Eğitimsiz bir kesim artık interneti kullanıyor vede bu ilginç tüketim çarkında bilinçsizce okumayı sevmediği için ordan oraya koşuyor:)sizinde yazınızda belirttiğiniz gibi içeriği okumadan tanımlamadan yorumlamadan analiz yapmadan değişik psikolojilerle internet sayfalarında sörf yapıyor.. Oysa yapılması gereken en önemli adım eğitim değilmi??

01 Ocak 2008 13:28
Alamancı kim dir ?

Yazınızı bir solukta okudum.Ve sizin ve gurbetçilerimizin yaşadıklarını ve hissettiklerini daha iyi anlama ve öğrenme fırsatı buldum.Mesleğim gereği zaman zaman Almanya da seminer çalışmalarına katılmakta,orda bir gözlemci gözüyle seyehat etme ve orayı tanıma fırsatı bulmaktayım. Empati kurmaya çalışıtığımda ordaki gurbetci kardeşlerimizi ,yaşama ve çalışma koşullarını.uyum sorunlarını,vatan özlemlerini yakından izlemekteyim. Yılların yorgunu gurbetçi kardeşlerimiz hem vatanlarından uzakta başka olmanın ve başka kompartımanda görülmenin sıkıntı ve acısını yıllarca yaşamakta hemde vatanlarına hasretle döndüklerinde ise diğer taraftan yine başka bir bakış açısı altında üzülmekte ve sıkıntılar yaşamaktadır.. Yıllar önce ekonomik nedenlerle ,iş ,aş ,ekmeklerini kazanmak amacıyla gittikleri ülkede özellikle bedenen ve ruhen ilk kuşak oldukça yıpranmış,adeta bütün enerjilerini biraz daha rahat etmek,tasarruf etmek için tükenmişlerdir.Umudumuz iyi eğitimli kendine güvenen kuşaklar,saygılar

24 Aralık 2007 22:10
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1488
Kayıt tarihi
: 10.09.07
 
 

Yabancı diller okudum. Eğitimle ilgili yazılar yazmayı, deneyimlerimi paylaşmayı paylaşmayı seviyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster