Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
E-günlük de Tanrı tartışması ve şifre çözmece...

Sayın Murat Kocaadam, yazınız güzel. Tanrı konusuna gelince; terbiye edilmemiş konrtolsüz aklın aşırı özgürlüğü şeytanlık, aşırı teslimiyeti meleklik, tutsaklık, esarettir. İnsan olan ölçülü ve ortada olandır. Allah (Tanrı), akıl üstü bir varlıktır. Okuyup yazıp aklını geliştirip büyütmeyen aklı kıtların Allah'ı (Tanrı'yı), bulup, varlığına inanıp, iman etmeleri zaten beklenmez. Onların bir çoğu ya anadan, babadan öğrendiği üzere inanıp yaşar. Dolayısıyla neye inandığını hiç bilmez. Bunların dışında kalan diğer kendini akıllı sanan aptallarda şeytanlaştıklarından Allah'ın varlığından şüpheye düşerek yaşarlar. Daha gözünün önündeki kirpiği görmekten aciz olan bu akılsızlar Allah'ı nasıl bulup görecekler de varlığına inanacaklar. Allah kendi varlığı ile var olsa da, yaratılmış olan kulları kendi akılları ile kendi içlerine yönelip özlerindeki var olan varlığa ulaşmış olarak bulmuş da olsalar sonuş değişmez. Var olan vardır. Onun için aklı olan var olana yok demez. Cahit KARAÇ

15 Ocak 2009 10:23
"Normal adam"a hasret

İzmir Mavilim-Farkında mısınız, yazınızı okudum. Ağlanacak halimize güldüm. Siz çok nazik bir dille "Normal adama" hasretiz demişsiniz. Çok yerinde bir söz söylemişsiniz. Ancak bu günlerde sadece İzmir'de değil. Ülkemizin her yerinde normal insan bulmak çok zor. Onun için "El deliye, biz akıllıya hasret kaldık." Desek daha doğru olmaz mı? Çünkü her akşam tv. de haberleri dinledikçe, sanki koca ülkede hiç akıllı bir insan kalmamış gibi geliyor bana. Benim korkum normal olmayan bu adamlar, bizleri de kendilerine benzetecek olmalarıdır. Sevgi ve saygılarımla. Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 19:52
Çocuklar ölüyor....

Sayın Memedturgut, yoruma devam ediyorum. Allah ah alanları sevmez. Azıcık Allah inancı olan varsa, o da dünyada asla ah almaz. Ben burada bir benzetme ile her iki tarafa da barış için seslenmek istiyorum. Bu savaş tıpkı "Filler tepişir, eşekler ölür. Eşekler tepişir, çocuklar ölür." e dönüştü. Onun için dünyaya sesleniyorum. Lütfen eşeklerinize sahip olun. Tepişip çocukları öldürmesinler. Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 14:52
Çocuklar ölüyor....

Sayın Mehmedturgut, Güzel bir yazı yazmışsınız. Tebrik ediyorum. Bende dünyanın her neresinde olursa olsun! Hiç bir çocuğun, hiç bir yavrunun ölmesine gönlüm razı değil. Olamazda. Hele bu şekilde hunharca, katledilip öldürülmeleri, kan ve revan içinde bırakılmaları, şu yalan dünyada analarından, babalarından ve tüm sevdiklerinden koparılıp alınmaları insan olan tarafından asla kabul edilemez bir durum. Bir vahşettir. Bende haykırıyorum. Bırakın dünyanın gonca güllerini açıp özgür yaşasınlar. Onlara acıyıp su verin. Soluk verin. Aş ekmek verin. İlaç verin. Korunacak yer verin. Oynayıp zıplamaları için oyuncak verin. Oyun oynatın. Yaşatın soldurmayın. Elbet bir gün sizinde acacak gonca gülleriniz olur. Aklınız varsa lütfen bir de onları düşünün. Varsa vicdanınızın sesini dinleyiniz. İnsan olmaya çalışınız. Seviniz, seviliniz. Yoksa, ilerleyen yaşamınızda pişman olursunuz. Çünkü ah alan, sonunda ah çeker. Çocukların, anaların ahını almayınız. ./... Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 14:40
Bunlar kabul edilemez...

Sayın Özcan Vural, konuya devam ediyorum. Burada sesimi duyan hekese seslenmek istiyorum. Bu ülke sadece ne bizi yönetenlerin. Ne de bize adalet dağıtanlarındır. Bu ülke hepimizindir. Onun için hepimiz birden sağduyulu akıl ile ülkemize sahip çıkalım. Aksi takdirde biz birbirimizi yerken, ülke elimizden gider. Bizde baka kalırız. Onun için herkesin vicdani ölçüler içerisinde hareket etmesini istiyorum. Çünkü " Vicdan dünyada öğretmeni Allah olan tek ilahi okuldur." Onun için ülkemiz adına Hak yanında vicdanları rahatlatacak doğru kararları şu, bu demeden Hak, hukuk ve adalet adına becerebilmeliyiz. Sevgi ve saygılarımla. Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 14:03
Bunlar kabul edilemez...

Sayın Özcan Vural, Bunlar kabul ediilemez. Başlıklı yazınızı okudum. Bunlar kabul edilir yada edilmez. Onu ben şu an için bilemem. Çünkü ok yaydan çıktı. Ama bildiğim tek şey var ki , o da, şayet bu dava kadük olursa. İşte o zaman vay Türkiye'min ve Türkiye'min o saygın kurumlarının başına geleceklere derim. İşte asıl sorun ve sorumsuzluk bu olacaktır. Çünkü o zaman biz kime neye nasıl güveneceğiz. Vatanımızı, canımızı ve malımızı kime güvenip kime teslim edeceğiz. Hangi adalete güven duyup, Hak katında hak arayacağız. Asıl vicdanlarımızı sızlatacak bu olmalı. Bunun için artık her şeyi göze alıp, Kamu vicdanını rahatlatmak için her şeyden önce Hak ve Hukuk ölçüleri içerisinde konunun sonucunu bir yerlere çekmeden en kısa zamanda en doğru olan, en akılcı çözüme ulaştırmalıyız. Allah doğru olan herkesin yardımcısı olsun. "Aklın yolu bir, doğruyu gösteren Hak sana. Sakın aklına danışmadan gitme nefsin yoluna. Sonra başını vurursun taştan taşa kaç para." Sevgi ve saygılar. Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 13:41
Üfürükten terazinin, tezekten olur dirhemi

Sayın Ümit Culduz, kırılganlığınızı çok güzel dile getirmişsiniz. Ancak aşırı düşünce insanı yorar. Onun için düşüncenin düşüncesi, düşüncesizliği oluşturur. O da sizi yorar. Yorgunluk insana hata yaptırır. Sizi seven bir kardeşiniz olarak tavsiye ederim. Her şeyi anlayıp kavramaya çalışınız. Fakat çok ince eleyip sık dokumayınız. Bu ülkede o kadar çok sorun var ki, insanı hasta etmeye yeter de artar bile. Her şeyden önmemlisi sağlık diye düşünüyorum. Şayet sizde beni tanıyıp, anlamak isterseniz, düşünüp yazdıklarımı lütfedip okumanızı isterim. Tabiki isterseniz. Milliyet Blogdan ulaşıp "Sözün Özü" adlı kitabımdan beş yüze yakın güzel düşünce ürünü sözlerimden seçip yayınladım. Yayınlanan sözlerimle ilgili yorumunuzu bekliyorum. Burada ben de sizin gibi bir dil kullanmak istiyorrum. "Tavuğun ufku kümesi kadar, insanın ufku aklı kadar olur." unutmayınız. Sevgi ve saygılarımla. Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 13:02
Üfürükten terazinin, tezekten olur dirhemi

Sayın Ümit Culduz, yazınızı okudum. İnsanın düşünüp üretmesiyle ilgili başlangıç bölümüne tamamen katılıyorum. Yazılarımızın okunması ile ilgili bölümlerde de haklısınız. Ancak yazdıklarımız okunmuyor diye de pek fazla üzümeyiniz. Çünkü her malın bir alıcısı olur. demek ki, bizim yazılarında pek fazla bir alıcısı yok. Ya biz yazmasını bilmiyoruz. Ya da satmasını. O halde sen ve ben ne zaman yazı yazmasını öğrenirsek, işte o zaman satmasını da öğreneceğiz, diye düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla. Şair, Düşünür ve Yazar Cahit KARAÇ

11 Ocak 2009 12:37
Bu çirkinlikler, bu duyarsızlık neden?

Sayın Coşkun Karabulut, İnsanda akıl olmayınca sevgi, sezgi ve duygu gibi vs. şeyler hiç bir işe yaramaz. Ancak, Alalh'ın bizlere bahşettiği, insanı insan yapan bu farkındalıklarımızı ne zaman fark edip geliştirirsek işte o zaman saydığınız güzel duygu, his ve temaslar işimize yarar. Bizi gerçek anlamda insan yapar. Yoksa nafile... Her şey tıpkı yayınladığınız resimde olduğu gibi olur. Bizde ister istemez meraklı gözlerle boşu boşuna bakarız. Çok affedersiniz, "İt ürür kervan yürür." misali. Hiç bir şey yapamadan bakarken ancak sayılarını çoğaltıırız. Allah yardımcımız olsun. Çünkü işimiz bir tek Allah'a kaldı. Sevgi ve saygılarımla. Byaramınızı kutlarım. Cahit KARAÇ

02 Aralık 2008 23:21
Dostluk

Burada sana sevgili dostum demeyeceğim. Sadece sevgili arkadaşım diyeceğim. Çünkü ben ne senin, ne de sen benim gerçek dostumsun. Burada bir nezaket, bir dil alışkanlığı kullanıyoruz. Çünkü "Dostluk, benzeşen ruhların birlikteliğidir." Allah aşkına söylermisin. Biz hiç birbirimize benziyormuyuz. BBenzemediğimize göre yine senin deyiminle birbirimize karşı yalakalık yapmış oluyoruz. Bu kadar sözden sonra seni seviyorum. Cahit KARAÇ "Dünyanın En Büyük Yazarı

27 Kasım 2008 17:42
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 947
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster