Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Blog yazarlığının anlamı…

inancını görselliğe dönüştürmeden yaşayan insanlardan biri olmak, diğerlerinin anlama yetilerini kaybetmiş gibi davranmalarına sebep olduğu içindir ki bunu yapabilmeleri imkansız hale gelmektedir o yüzden ben diyorum ki!!hani bir söz vardır ''Anlayana saz anlamayana davul zurna bile az'' diye. Anladıklarından emin olabilirsiniz artık insanlar işlerine nasıl geliyorsa ona göre rüzgara yön veriyorlar çünkü.. Elinize kaleminize sağlık anlayanlar anlamıştır benim gibi.

21 Ekim 2009 00:10
Saltanat mı? Cumhuriyet mi?

Milliyetçiliğin tüm dünyayı etkilemesi, kapitalizmin getirisi, Ayrıca kamu alanlarının tamamen piyasaya arz edildiği günümüz Türkiye’sinde demokrasideki boşlukların çok etkili olduğunu düşünmekten geri kalamıyorum. Ne olıuyor? Birinci, ikinci ve üçüncü hayat koşusun da dereceye girenleri belirleyerek ödüllendirdiğini ve bu ödüllerin sınıf farklılığına yol açtığını söylemek de yanlış olamaz.Tabiri caizse orta sınıfın yani 2. gelen yarışmacıların artık kaybolduğunu görmemiz zor değil. Sonuç ayrıcalıklı kesimin ortaya çıkıyor olması, bir de, bunlar doğal yöntemlerle ana rahmine yerleşen cenin bile değilller sanırım, özel cam fanuslarda yaşamaya başlayan hızla büyüyen canlılar toplluluğu ve bu aşamada o büyüme hızına erişebilmeleri için, çok daha fazla tüketime ihtiyaç duyduklarını göz önüne aldığımız, zaman normal yollardan dünyaya gelen vatandaşın parası ile saltanat sürüp o Demokrasi boşluğundan yararlanmayı çok iyi bilenlerdir. Evet demokrasiyi kendi yararlarına kullanırken hi

06 Haziran 2008 15:20
İmza Kampanyası

Sevgili arkadaşım, DUYARLI OLMAKSA BUDUR Sonuna kadar seni destekliyorum. İLKER KONAR, MÜMTAZ ÖNAL VE KENAN GÜL'e Allahtan Rahmet diliyorum. Kaybetiğimiz noktada tekrar kazanmaya çalışıyoruz ama kazandıklarımızın yanında kaybettiğimiz değerlerin farkına varmak gerektiğinde bunu yapabiliyorsak ne mutlu bize.Buna en güzel örnek ise sensin ve emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür etmek ten başka şu anda söyleyebileceğim tek şey var. Bunu başarabileceğimizin altına imza atmaktan da, sayenizde bu çalışmanın içinde bulunmaktan da onur duyarım, Biz onları yaşayarak, yaşatabiliriz Sevgiler, Nerissa

04 Haziran 2008 13:14
Boşluk Doldurmaca

Düşüncelerimizin bizi hapsetmesine izn vermeden bizler onları bulundukları hücreden dışarı çıkartıp azad edersek,ne olduğunu bilemediğimiz boşlukların farkına varmamız daha kolay oluyor. Yaşanmışlıkları geride bırakıp, beni daha çok ne mutlu eder ve ben mutlu olursam o yapbozlardan kurtulurum düşüncesinde yoğunlaşmak hayat okulunda bile b,ir çocuk ruhu taşıyan gülümsemeye neden olur. Bu kısım patikadan ilerleme dönemi, geçerken patikayı, silkelenip zaten atacaksın olumsuz düşünceleri, hemde farkına bile varmadan, kimsenin hayatından çalmasına izin vermeden, ve geç kalmadan. O zaman boşluklar yarı dolu olacak zaten , sen sadece üstünü tamamlayacaksın, bu sevgi , bu bir aşk ya da bir özlem olacak beklediğin... Mutlu ol

26 Mayıs 2008 11:07
İnsan kaç kere ölür

Sevgili Primat, İyiki bu mektubu suya yazmışsın, ben inanıyorum bu senin ''benden ve hasta ruhumdan belki de iğreneceksiniz, ve ''meczubu görmemezlikten gelsin'' bu iki olumsuzluğu ve haketmediğin bu yakıştırmayı alıp götürmüştür, okyanusun en derin yerine hapsetmiştir. Şimdi daha iyi anlayabiliyorum seni ve o yüzden yanılmadığımı anlamak için devamını okumak istedim, bunları sana yazabilmek için, sadece tahmin ettiğim gibi gelişen olayları senin ifade etmeni bekledim. Sen ne yapmışsın biliyormusun, susuz toprakta iki gelincik açtırmışsın,gecenin en karanlık olduğu zamanlarda iki yıldız yakalamışsın bundan daha güzeli ne olabilir allah o ışıkları söndürmesin, gelincikler solmasın diyorum. Yükü çok ağır olan o yaban ağrıdan sıyrılmanın zamanı gelmiş, hiç kimseye anlatamadığımız. Bunu başardığına inanıyorum. ARTIK EN UMUTSUZ OLDUĞUN ANDA YAĞAN YAĞMURU KARŞILAMALISIN,YNİK DÜŞMEDEN YENDİĞİNİ BİLEREK HAYATI.. Ben seni şimdi o tozlu raftan indiriyorum ve bir daha asla oraya dönme:))

16 Mayıs 2008 11:14
Ağırdır böylesi bir yük / Küçücük bir kuş için

Selam, Çok kalabalık ama kimseler yok, çok konuşuluyor ama hiç biri sana göre değil duymaktan hoşlanmıyorsun,dinler görünüyorsun sadece,keşkelerin var geriye dönülmesi umut edilen ve kaçılması gereken,hayatın yorduğu, bezginlik var bendeki uyku hali gibi zor olandan kaçmam ama ilk tepkim sadece uyumak isteğidir onun gibi. o kadar çok şey anlattık ki bana bu küçük kuş, dostlarının tam ihtiyacın olduğunda kaybolduklarını,yanlışlardan yola çıkarak bulunan doğruları ve bir şey daha kuru kalabalık yapan boş insanları; ne sevmeyi ne dostluğu ,nede bir arada yaşamayı beceremeyen o insancıkları bile yakaladım bu oniki satırda,kalemle savaşmayı zaten biliyorum ama sessiz kalmasın kalemlerimiz sizinde benim de... Sevgiler, nerissa

30 Nisan 2008 18:17
Artık en yavaş ceylan bile dünkünden daha hızlı

Sevgili Primat, Bizler birey olarak kendi içimizde var olanı farkedersek işte o zaman ben diyebiliriz. Ben demek öz güven,ben demek özgürlük, ben demek biz demeyi öğrenebilmektir.Fakat bencil olmak değildir. Beklentilerimiz ne kadar büyük olursa yaşananlar da beklentilerimizden daha üstün olmak zorundadır. Ben varım ,düşünüyorum, düşüncede özgürlüğü yaşıyabiliyormuyum acaba, işte sorun burada zaten yaşayamamak. Ya... birileri rahatsız olur veya sen bu olmalısın denir, kendini bile sevmen önemini yitirir, sevmen önemli değildir işini ,aşkını ,evini, yaşayacağın yeri seçme özgürlüğün yoktur, karaborsada çıkış yapmayı bekleyen kağıt gibisindir, Ne kadar doğru düşündüğümü bilmiyorum ama hepsi için öncelik eğitim, beyin göçünün önüne geçmek için de standartların yüksek olması gerekiyor diye düşünüyorum.

16 Nisan 2008 17:53
Âşık olmak bir şifa yoludur.

Aşk sevginin nefrete dönüşmemiş hali bence , yaşanan onca güzel paylaşım, kalbinin tek bir bedende çarpıyor gibi atması... Zamanla sözlerin kırıcı gücüne bıraktığı zaman kendini; Kalpte ki o aşk ateşinin yerini de, hüzünler arasında dolaşan bir kum tanesi alır yine yüreğimizde yaşatmaya çalıştığımız gülümsemelerin gizli sahibi biz oluveririz. Kum tanesi ne olur yeni bir camdan kalp kırılmaya hazır o kırlmasdan kum tanesi olarak kalsın olmaz mı? İnanmamak mümkün mü?

15 Nisan 2008 13:52
Bir kadın nasıl sevilir

Sayın Tayfun, Bu kadar güzel bir anlatıma ne diyebilirim,siz zaten ''korkmadan yaşanılandan uzaklaşmak'' derken anafikri en sona yazarak herkese açık, kişilere özel mesajlar bile vermişsiniz,ben kendime yorumladım mesela bir başkasıda kendine göre düşünebilir. Hem kavuşma hem de ayrılık; İhanet bile var,çaresizlik ve gözyaşı, kırılan gurur ve daha bir çok.. düşündükçe okudukça çoğalıyor ama sevgi yok mu tabi ki var sevgi olmasa.... YÜREĞİNİZE SAĞLIK Saygılar. Nerissa

10 Nisan 2008 10:04
Bir mail yollar mısınız?

Sayın Aydın, Asıl duyarlı olmamız gereken konulardan birisi ve de bir çok sorunun da aşılması anlamına geliyor bu yazdıklarınız,göçlerin önlenmesinden tutun iş imkanlarının artması ve ekonomik rahatlama tabi.Beni mazur görün bir şey daha var köylerine özlem duyan insanlar o kadar çok ki, soğuk inek maketlerine dokunmak yerine, gerçek olanla hem mutlu olmayı hemde para kazanıp rahat yaşamayı öğrenecekler. İnşallah en kısa zamanda sizin gibi duyarlı vatandaşların desteği ile daha ileri hedeflere ve yeni projelere diyorum ortaklar arasındaki uyumun bir an önce çözülmesi gereken ilk sorununuz olduğunu düşünsemde,aklı selim olanların bu yapılan yatırımlara gözlerini kapatacak kadar dar bir yerden bakmayacaklarını umuyorum. Yürü ya kulum derse Allah o zaman sahiplenen çok olur Başarılar diliyorum. Yazınızı ilk okuyan ben oldum diye biliyorum inşallah şans getirsin Hakkari'lilere

04 Mart 2008 14:11
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 739
Kayıt tarihi
: 02.10.07
 
 

1966 doğumluyum. Lise mezunuyum, hayatımın bir bölümünü daha doğrusu altı yılını +yurt dışında geçir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster