Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Forma girmeyi kafanıza koydunuz mu?

Merhaba Arzu Hanım. Yıllardır savunduğum ama çevremi ikna edemediğim bir hususta, hemfikir olduğum birisi ile karşılaşmaktan mutluluk duydum:))Efendim şu meşhur'su içsem yarıyor' sözü ve sürekli 'diyetteyim çok kilo aldım' cümlesini duymaktan nefret eder oldum. Su kilo vermek için olmazsa olmaz ama birileri içtiğinde kilo alıyor! Ona inanıyor çünkü. Uzatmayacağım. Yıllardır zayıfım. Kendimi bildim bileli diyet yapmadım. Beynim 'ne yersem yiyim ben kilo almam' a şartlı. Bu nedenle de almıyorum. Zihnimden geçecek küçücük bir 'acaba' resmen davetiye çıkartıyor. Bu salt kilo için değil, hayatın her evresinde böyle. Korktuğunuz, istemediğiniz her şeyi, tam tersine davet etmiş olursunuz. Negatif enerjinin baskın olduğu vücut, pozitif tolere edemez çünkü. Kaleminize sağlık. Gökkuşağı renkleriyle kalın. Saygı ve sevgiyle. Nurcan Çelik Yalun

20 Mart 2011 00:58
8 Mart senin günün diyenlere!

Çok yalın ve gerçekçi dizeler. Değerli arkadaşım, rengârenk giysiler ve gülebilmek bile yaşama karşı duyulan çoşku değil midir? Hep gözlemlemişimdir, Anadolu'mun kadını cefakârdır ama bizler kadar yüreğini karartmaz. 15 yaşında evlenir 30 yaşında anneanne olur, üzerine kuma gelir,dayak yer ama yine güler...Olmaması gereken kaderi bellidir. Bizler gibi sıkışıp kalmaz çarkların dişlilerine. Sadece hayal eder, bilmez o hayallerin gerçek olabileceğini...Duru bir yaşamdır onun ki. Saflığını kirletecek bir çok tuzak yoktur yaşamında. Böyle yaşamayı hak ediyorlar mı dersen kocaman bir HAYIR derim. Keşke bizlerle aynı olanaklara sahip olsalardı doğup büyüdükleri topraklarda... Keşke harita gibi ellerini kalem tutan parmaklar süsleseydi...Yüreğinize sağlık. Mutlu ve rengârenk kalın... Nurcan Çelik Yalun

20 Mart 2011 00:42
Su testisi su yolunda kırıldı

Taşı gediğine koymak budur işte. Defne'nin raporlarının tamamlanmasını bekliyorum. Sanırım ailesi de Hıncal'a dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek. Ne fayda , böyle 3-5 hadsizin, yalakanın elinde oyuncak oldu kızcağız. Kutluyorum sizi. Saygı ve sevgiyle... Nurcan Çelik Yalun

19 Mart 2011 02:10
Blog iltifatları

3.mektuptan alıntı:)))Konumuzla ilgisi benim için var. Diplomaların, kariyerin ve ekonomik farklılıkların; insanların birbirine yaklaşımında bir sınır teşkil etmesine her zaman yadırgadım. Uzunca bir süredir buradayım. Bu süre ve sürekli paylaşımlara istinaden 'sen' diye hitab ettiğim de 'siz'diye cevap yazılması bende 'saygıda kusur ettiğim' etkisi yarattı. O gün bu gündür de ûslubuma çok dikkat eder oldum! Hatta şu an çok popüler bir blog arkadaşım, kendisine adı ile hitap ettiğim için artık bana yazmıyor:)) Sevgili Alkan, sanal ortam dahi olsa, insanlar burada veya başka bir platformda yazı yazmaya niyetlenmişse zaten kantarın topuzunu hep elinde tutması gerektiğinin farkındalığına da varmış demektir bana göre. Kaçıran zaten yalnız bırakılır. Sevgili Yurdagül(!) çok ilginç bir konuyu dillendirmişsin(iz). Kendi adıma teşekkür ve saygıyla. Aydınlık kalın. Nurcan Çelik Yalun

04 Mart 2011 13:20
Say

demiş şair... Pek de güzel söylemiş...Eskimişliğin soluk renkleri, kullanılan sözcüklerin dili ile pekişmiş ve ortaya, Divan şairlerinin yazdığı şiirlerin lezzetinde usta bir kalemin yürek sesi dökülmüş...Takdir ve tebrikler sevgili arkadaşım. Bu şiirin koruma altına alınmasını öneriyorum nacizane. Amatörlüğün ötesinde ve hatta devamı olmalı diye düşünüyorum. En derin sevgi ve saygımla. Nurcan Çelik Yalun

04 Mart 2011 12:34
Genç kızımıza mektup- 3

Hayatın her döneminde bana göre en önemli anahtar. Çünkü bunu becerebilen insan olgunluğa erişebilmiştir. Çok anlamlı, değerli,'öğüt 'deyip antipatik olmayalım da tecrübelerin paylaşıldığı dolu dolu bir yazı dizisiydi. Bu gün okudukları onlara yabancı gelse de bilmeliler ki hayatlarını yönlendiren bu temel prensipler olacak. Kaleminize, yüreğinize, emeğinize sağlık. Gökkuşağı renkleriyle kalmaya devam edin:))Nurcan Çelik Yalun

02 Mart 2011 13:50
Genç kızımıza mektup- 2

Sevgili Alkan çok önemli konulara değinmişsiniz. Sizinle aynı paralelde düşünüyorum. Yazdıklarınızın alt yapısını da sizin kişisel özellikleriniz oluşturuyor. Ancak takdir edersiniz ki kız ya da erkek fark etmez, bir çocukta var olan özellikler, ailenin yaklaşım ve tutumu ile doğru orantılıdır...Umarım bu mektubu anne-babalar da okur. Çünkü özgüveni olmadan yetiştirilmiş hiç bir yavrumuz, bu mektupta yazılan 'olması gereken' hiç bir tutum ve davranışı sergileyemez. 3.mektubu sabırsızlıkla bekliyorum. Emeğinize sağlık. Işığınız daim olsun. Nurcan Çelik Yalun

02 Mart 2011 13:40
Genç kızımıza mektup

Kızım yok ama doğru söze ne denir ki? Umarım çokça okunur. Hangi kültüre ait olacağının kararsızlığını yaşayan çocuklarımız için son derece eğitici ve yönlendirici bir yazı. Kutluyorum Yurdagül Hanım. Sevgi ve saygıyla. Nurcan Çelik Yalun

02 Mart 2011 13:27
Tükenmişlik Sendromuna Kimler Yakalanır?

5 sene önce doktor öyle dedi sevgili Sabiha Rana:)) Halâ tükenemedim gitti:)) Şaka bir tarafa, iraden ve aklınla bedenine hükmedemez hale geliyorsun. Hep diptesin, moralin bozuk ve canın hiç bir şey yapmak istemiyor. Organizmayı etkiliyor, başka rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. Genelliklede 'ben kendi kendime her işin üstesinden gelirim, ben herkez değilim aynı koltuğumun altında 10 karpuz taşırım' diyen, hamallığa meraklı tiplerde oluyor:)) Fakat çok enteresan ne terapiye gittim, ne de biri hariç verilen ilaçlara itibar ettim. Adını duyunca yakıştıramadım bu ismi kendime , sendromlu olmaktan vazgeçtim:)) Yani silkelenme değerli arkadaşım... Beyin gücünü harekete geçirme ve dışarıdan 3.bir şahsın anlattıkların karşısında hayrete düşerek 'çok haklısınız,zoru başarmaya çalışmışsınız' demesi kamçı yerine geçiyor...Belki de bu sendrom taktir ve paylaşım bekliyor... En içten sevgi ve saygımla. Tebessümle kal. Nurcan Çelik Yalun

02 Mart 2011 13:20
Bloguma Dokunma!

Çok üzüldüm hatta çok sinirlendim. Amerika'da olmayan özgürlüğümüz buysa ben Tanzanya'da yaşamayı yeğlerim o zaman. Sevgili arkadaşım gördüğüm odur ki birileri çıkar savaşında tepişirken olan emekçiye oluyor. Günce tanımınız o denli içten, o denli gerçek ki tasvirinizden sonra 'evet ikinci odamız' blog sayfalarımız diye düşündüm. Emek veriyoruz, zaman ayırıyoruz, araştırıyoruz, uykusuz kalıyoruz ve sonuç bu! Sesimizin gür çıkabilmesi için birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var! Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığıyla geldiğimiz nokta ortada! Gün geliyor dokunulmayanlara da DOKUNULUYOR! Bu yazınızı takibe alacağım. Bakalım kaç kişiden tepki gelecek, kaç kişi okuyacak. İzninizle muhtelif sayfalarda tepki olarak paylaşmak istiyorum. En içten sevgi ve saygımla. Aydınlık kalınız. Nurcan Çelik Yalun

02 Mart 2011 12:14
Toplam blog
: 347
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1345
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    • Şiir [54]
    • Siyaset [37]
    • ilişkiler [30]
    • Ben bildiriyorum [27]
    • Sevgi [26]