Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bir asker daha intihar etti

Vurdum duymaz, yattı kalkmaz bi toplum olduk çıktık. Galiba eskiden de böyleydik biz. Bizim günahımızı vebalimizi gencecik insanlar çekiyor. Daha ilk intiharda (o da intiharsa eğer!) her şeyi araştırıp bütün çıplaklığı ile kamuoyuna açıklaması gereken yetkililerden yine bildik sözlerden başka şey çıkmayacak. Meğer "Kol kırılır, yen içinde kalır" (ne biçim atasözüyse artık!) diye boşuna dememişler.

19 Ocak 2013 17:38
Sümerler Kürtmüş meğer!

KUYUCAK, yorumuna yazdığım cevap nedende yayına alınmamış. Nedenini bilmiyorum. Bu vesileyle İyi yıllar diliyorum.

31 Aralık 2012 01:53
Roboski (Uludere) katliamı unutulmayacak

Bazı çok bilmişler; tam da kendilerine çok yakışan o kibirleriyle ve sahte acıma duygularıyla (sözüm ona seçkinler ya!) ve yüzyıllık zırcahillikleriyle; "İyi ama onlar da kaçakçılık yapmasalardıı, kaçakçıkığın kanunlarımızda yasak olduğunu bilmiyorlar mıydı ayol!" demiyor mu? Bu bana Roboski'den daha çok dokunuyor. Şu ülkenin bilumum kalantoru yıllar yılı, silah, kadın, uyuşturucu, ilaç, mal... kaçakçılığını, üstelik tırlarla, gemilerle yapıp, devleti milleti kabak gibi soyarken dönüp bakmaktan bile aciz olanlar; o dağ başında koruculuktan, kaçaktan ve 5-10 keçi beslemekten başka çaresi olmayan çocukların 10 litre mazotuna takıyorlar. Biri çıkıp da; "Madem geldiklerini tesbit etmiştiniz, ne güzel işte, pusuya düşürüp sağ yakalamanız ve bağlantılarını da ortaya çıkarmanız gerekirken, ne demeye bombaladınız?" demiyor. Meselenin gizli saklı yanı yok! Bu olay da diğerleri gibi, şu iki halkı birbirine iyice düşürüp, bi iç savaşla konuyu kökünden hal edelim diyenlerin marifetlerinden biri.

27 Aralık 2012 23:12
Levent Kırca! Sanatçı tükürükle değil sanatı ile var olabilendir!

Beran hanım, her cümlenin, her kelimenin altına gurur duyarak, düşüncelerini ayakta alkışlayarak imzamı atıyorum. Memleket bu sahte sosyalist bozuntusu İP'li taifesine ve bunların İP'iyle kuyuya ineceklere kaldıysak varsın batsın. Hem şeriat gelecek diye ödleri kopuyor (pusulayı bu kadar şaşırmaları, edepsizlikleri hep bundan), hem de şeriatı el altından destekleyen darbeciler için yırtınıyorlar. Dünkü;"Dersimliler bizden özür dilesin" pankartını açıp, öldürülen çocuk ve kadınlardan özür bekleyecek kadar sakatlaşmış bi zihniyeti bu dünyada bizden başka hiç bi ülke görmeyecek. Bu olanlar; ruhlarında sinsice besledikleri gizli ve ağır faşizmin hezeyanıdır. Aslında bu 2 rezalet benim çok hoşuma gitti. Herkes görsün bunların çapını ve sanat denen şeyin bile içine nasıl edebileceklerini. Şu da var, M.Demirağ, oraya giderken bunların ne mal olduğunu bilmiyor muydu yani? Bacak kadar çocukların bildiğini bilmiyorduysa o hakaretleri hak etmiş bence. Hiç üzülmedim ona. Saygıyla, sevgiyle kalın.

25 Aralık 2012 17:09
En Seksi 49 Erkek

Ben de sabah sabah keyifle okuyup sizi bi güzel yad ettim. Espri harikaydı gerçekten. Saptamalar ise tam Ayda'lık. Kaleminiz hep böyle güzel olsun. Sağlıcakla.

25 Aralık 2012 09:41
Benden selam söyle Mayalar'a

Şaşırdım, inanır mısın, daha geçen hafta kitaplıkta gözüme çarpmıştı da tekrar okumuştum o kitabi. Ama o köyün Çirkince olduğunu anlamamıştım. Şimdi o zamanlar yaşananlara daha çok üzüldüm. Kendi ülkesinde olup bitenlerden haberi olmayan eblehlerin Maya takvimine mal gibi inanmasına şaşırmamak lazım. Sanırsın herifler gelmiş geçmiş en büyük allame-i cihan! Yok, duvar ustası olduklarını inkar etmem de ya o devasa tapınaklarındaki sunaklarda insan kurban ritüelleri? Adam olsalardı bunu yapmazlardı. Ama suç Mayalarda değil. Şu batı dünyası var ya?.Avrupa'sı, ABD'si... bunların uygarlık tarihine koydukları tek taş yok!. Grek uygarlığını bu kadar göklere çıkarmalarının biricik sebebi Yunanistan'ın Avrupa kıtasında olmasından. Aztekleri, İnkaları, Kuzey Amerika yerlilerini kesip doğrayan ve tarihten silenler kendi eli kanlı, cahil, korsan ataları üstelik. Mayaları böyle magazin konusu yapmaları da hep, çocuklarına kendi geçmişlerini anlatıp övünecekleri bir haltları olmamasından.Sevgiler.

24 Aralık 2012 14:28
Eyüp'te bir konak

Emine hanım, o konağa ilk gittiğimde; sade ama o ölçüde de insanda adeta kendi eviymiş duygusu uyandıran mimarisi benim de dikkatimi çekmişti. Hele her adım atışımda, o yerdeki tahta döşemenin çıkardığı ses!.. Orada ve sahildeki yolda dolaşırken huzur bulmanıza şaşmadım, zira aynı duyguları bana da yaşatmıştı o asude yer. Sevgiler.

13 Aralık 2012 20:19
Padişahların erkek yakınlarını katledişi ve kafeste yaşayan şehzadeler

Şimdi ben bu ecdat tarihi denen tarihe, taht katliamları tarihi desem haksız mıyım? Osmanlının adeta bedavadan konduğu, Roma imparatorluğunun mirası ne kadar uçsuz bucaksız bir mirasmış ki, bunca insanlık dışı katliama rağmen bu saltanat 590 yıl sürebilmiş. Tabii bunda, tebaanın bu gözünü kan bürümüş Devleti- Ali'ye ve onun katliamda ondan geri kalmayan paşalarına sınırsız bir kadercilikle boyun eğmesinin de rolü büyük. Gerçi ilk ve ortaçağ devletlerinde de bu tür taht kavgaları var ama şimdi, yazınızı okurken düşündüm de, onların taht kavgaları Osmanlının yanında çocuk kavgası gibi geldi bana. Cumhuriyetle birlikte yazılan Emin Oktay tarihinin baştan aşağı yalanla dolu olmasına, Halikarnas Balıkçısının zırvalarla dolu olduğunu söylediği ve "bu tarihi okuya okuya sersem tavuklara döndük" demesine de, toplum olarak tarih bilincimizin bu denli çarpık oluşuna da ve bugünkü halimize de şaşmamak gerek. Aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

13 Aralık 2012 10:25
Engellilere yapılan bir ayrımcılık örneği… Blog yazan kişinin suç işleme hakkı var mıdır?

Esma hanımın son yorumunu okudum şimdi, çok hoşuma gitti. Kendisini tebrik edeceğim. Bu yaptığı ile gönlüme taht kurdu. Ben de bu zavallı şahsın blogunun linkini, işitme engelliler için kitap okuyan sanatçı yazar arkadaşımız Emine Yapıcıer ve Facebook'taki Engelliler Sayfasına gönderdim. İçimizde yaşayan böyle yaratıkların varlığını onlar zaten biliyordur ama yine de bilgileri olsun istedim.

10 Aralık 2012 15:15
12 Eylül Utanç Müzesi/ Antalya... Ağlama Duvarı... Alamut Cumhuriyeti!

Kuyucak, MB, MB iken, 5 yıl kadar önce, Dersim İsyanı denen ama aslı Dersim Katliamı olan o olayların canlı iki şahidinin ben çocukken anlattıklarını yazmıştım. Nerve Pıte min-Ağlama Küçüğüm diye. Bir yazar, adı "Novelist", beni yalancılıkla suçlamıştı. Güya anlattıklarım yabancı bir filmden alıntıymış da, filmin ismini hatırlamıyormuş da, savaşlarda düşmanına ekmek ve su veren bir ordu bunu yapmazmış da... Şimdi takke düştü kel göründü, 37-38 senelerinde orada kimlerin neler yaptıkları arşivden bir bir çıkıyor. Ve Dersim'den bahsedilen her haberde, aklıma o Novelist adlı yazar geliyor. Acaba diyorum, bu haberleri o da dinliyor ve bir nebze olsun bana yönelttiği suçlardan ötürü utanıyor ve şu yakın tarihimiz, bunca çarpıtıp kendisini aptal yerine koyanların marifetlerini anlıyor mudur? Sağlıcakla.

10 Aralık 2012 15:06
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 535
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 6418
Kayıt tarihi
: 12.12.07
 
 

Elazığ'ın, şimdiki adı Alacakaya olan, ama eskiden küçük bir madenci kasabasında; Güleman'da doğd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster