Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sevdanın dayanılmaz hafifliği

Yorumunuza cevap yazarken sayın Emef'le karıştırmışım. Özür yazmak için sayfanıza geldiğimde bu güzel yazınızı okudum ve özürü unutur oldum bi an. Hele 'gülayca' nın yazdığı!!! Nasıl içim sızladı bilseniz. Ona da, size de sevgiler, saygılar. Mutlu yıllara.

29 Aralık 2007 10:19
Yasaklanan yakılan kitaplar

Ve bugün sözde laik kesimin ödünü koparan şeriat düzenine giden yolun önü açıldı. Üstelik hala o darbenin savunucuları bizzat kendileri! Ne hazin çelişki değil mi?

28 Aralık 2007 11:02
Şehr-i Van

Bazen zevkle okuduğum bir yazıda, bek -lenmedik bazı yanlışlara rastlayınca üzü-lüyor, düzeltmeyi düşünüp sonra da neden se vazgeçiyorum. Ama size yazacağım, çünkü; bir Vanlı Van konusunu Vanlı olmayanlardan iyi bilmeli bence. Kentin adı, yöreye Urartuların verdiği Waini, Vaini adından kaynaklanır. Yani Evliya Çelebi' den yaklaşık 5000 yıl önce...Ona mı inanalım,yoksa Asurlardan kalma 13. yy kaynaklara mı? Ki o kaynaklarda Nairi ülkesi denen; ve daha sonra sırasıyla Hurriler, Asurlar, Urartular, Medler, Persler, Makedonyalı ve Selevkoslar, Partlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslar ve Arapların egemenliğinde yaşamış. Bi ayrıntı daha: yöreye Türkmenler 1054 te geldiler. Akdamar efsanesi bu kadar yeni mi sandınız? Van konusunda daha özenli yazacaklarınız olduğuna inanıyor, saygılar sunuyorum.

27 Aralık 2007 15:38
Dolmuş şoförü.

Keşke paranın üstünü verip,parayı omuzunun üstünden uzatırken, 'arkadan veren?' deseymiş. Eksik kalmış dogrusu!

27 Aralık 2007 14:29
Karşı Pencere Federe Cumhuriyeti

Yaklaşık kırk yıl önce, akşamları istanbul sokaklarında, ayakkabısı delik, sırtında ince bi mont (hangi arkadaşındı acep), soğuktan buz kesmiş ellerim cebimde, yapayalnızdan daha yalnız ve günlerdir bir tabak yemeği uzaktan bile göremeden dolaştığımda; ışık taşan, kimi tül perdeli, kiminin perdesi yarı aralık o pencereler-den gelen mis gibi kokuları içine çekerken, ''ah, birgün, sadece birgünlü -ğüne, benim de böyle penceresi ışık dolu olan bir evim olacak mı acaba'' derdim. Siz şimdi niye bahsettiniz o pencerelerden yani, niye? Ben hala o pencerelere bakıp iç geçirirken...Giden ve asla geri gelmeyecek olan gençliğimin o loş karanlık sokaklarında hala zavallı hayalim dolaşıp dururken hem de, niye?

24 Aralık 2007 12:40
Sadece ilk kararı vermekte özgürsün

Dörtbir yanımız sorumluluklarımızla çevrili, aile, okul, iş hele hele evlilik ilişkilerimiz bize yataktan ne zaman kalkacağımızı bile seçme hakkı vermediği, paramız kadar adamdan (karımız tarafından bile) sayıldığımız şu kadidi çıkmış toplumda özgürlükten bahseden kimmiş bakiiim!

24 Aralık 2007 12:13
Karadut efsanesi

Öyküyü ilk kez okudum. Gerçek karaduta Diyarbakır yöresinde MUŞDUTU denir. Toplanınca, konduğu tabakta suyunu kendiliğinden bırakır. Ve nefis bir tadı vardır. Halk arasında bildiğimiz dutun siyah ve mor renkli olanı ile karıştırılır. Ne yazık ki çok ender bulunur. Kaleminize sağlık...

14 Aralık 2007 11:43
Razı mısınız.?

Sayın enfal,son iki paragrafınıza katılmamak mümkün değil.Ama Türki Cumhuriyetlerde yaşayan Türkler de Türkçe konuşuyorlar ve bu harfleri kullanıyorlar değil mi? Ben ince a harfini her ulusun kullanmasını isterdim doğrusu.Ama bazı şeyler istemekle olmuyor.Konuşurken K harfini kalın telaffuz etmiyor muyuz? Ya E harfi? Alfabemizde yok ama kalın E'yi ince söylediğimiz ne çok sözcük var değil mi?Saygılar.

12 Aralık 2007 18:32
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 535
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 6419
Kayıt tarihi
: 12.12.07
 
 

Elazığ'ın, şimdiki adı Alacakaya olan, ama eskiden küçük bir madenci kasabasında; Güleman'da doğd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster