Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
"Günü yaşa!.." halleri ve yarattığı çağrışımlar (2)

sevgili ersin, konu beni de sardı, canım çekti, şaşmaz bilincimle bu seri yazına fazlaca dahil oldum:) ...dünya, savaşların akabinde, ülkemiz de özellikle malum papatyaların filizlendiği dönemde tüketim çılgınlığı ile giderek plastikleşti, ben de bu konsepti ironik bir dille işlemiş olduğum "plastik papatyalar" adlı projemi yakında MB sayfamda yayınlayacağım. Asıl paradoks şudur ki, bize vitrinde sunulan anı tükettiğimizin farkında değiliz. Irvin Yalom'un "bugünü yaşama arzusu" adlı kitabı bence iyi örnektir, okuyanlar iyi bilir ki şimdinin gücü, felsefesi derin ve değerlidir, bizden geçmelidir. karşınızda duran tam da gözlerinize, özünüze bakan bir yar varsa dostlar, dün kavga ettiğinizin, gelecek hesaplarınızın ne önemi vardır, zaman sizindir, toprağında yeni bitmiş bir bitki gibidir an ve şimdi sarılma zamanıdır, bir anlamda aşkınızı üretme imkanı... şaşmaz bilincinizle, dayatılmamış, sahici anlarınızı keyifle yaşamanız dileklerimle, sevgilerle

07 Şubat 2008 02:10
"Günü yaşa!.." halleri ve yarattığı çağrışımlar

çok sevdim yazınızı..bunu anlatabilmek için dağıldım, parçalandım desem, basit edebiyat kokacak, düşüncemi anlatmakta aciz kalacağım... bu nedenle daha basit bir dille yazacak olursam, tam bir DİRENİŞ olmuş, geldiğimiz durumun fotoğrafını da derinleştirerek gayet güzel çizmişsiniz...felsefe ve psikoloji öğretileri "anın önemi" vurgusunu yaparken sistemin koyun sürülerinin bunu "anı tüket" olarak yaşayacaklarını öngörmemişlerdi sanırım. yarına yatırım yapan, dünün nostaljisinin peşinde koşan, bu günü anlamlı kılmak adına farkındalık geliştiremeyenlere bilgi olsun diyeydi o söylem... "şimdinin gücü" anlatılagelmişti... yazık ki hem sistemin işine gelmemiş, hem de neslimiz durumu sindirememiştir. bu noktada masaya inen büyük bir yumruk, aynı zamanda deforme ettiğimiz değerlere yeniden birey olarak bakma imkanı tanıyor masadan çıkan ses... şu anda, şimdi biraz daha derin düşünme fırsatı tanıyor...saygılarımla...

05 Şubat 2008 02:05
Pavel'in annesi Pelegeya ve arkadaşımın annesi Fatma teyze

bizi büyüten annemiz ve bir de "ana" vardı, ilk okuma hevesimizin başladığı günlerde.. yazınızı da ilgi ile okudum, bir oğulun analar hakkında böyle yazması ve o kitabı yeniden anımsatması da ayrıca hoş geldi doğrusu...elinize yüreğinize sağlık

04 Şubat 2008 20:53
Düş'günce

yapraklar gibi savuran ve konduğu her yerde yalnız sahibinin görebildiği izler bırakan düşler...ne güzeldir böyle kızıla boyayan düşler ve ne hoş ki sahibi böylesine güzel izleri bize şiir tadındaki metni ile yansıtmış...üretimin ve düşlerin daim olsun sevgili hakan...

04 Şubat 2008 20:36
Kadın...

bu ne çarpışmadır, nasıl da bir buhrandan çıkış hali... ay tutulur gibi, rüyada gibi yazıyorsun, aşkının kokusu geliyor burnumuza, şiirlerinin tadı ise uzun süre kalıyor damağımızda...sen ey serseri şair, böyle yaşar, bu denli güçlü bir dille anlatırsan şiirlerinde fırtınalarını, daha çok delin olacaktır, bu belli:) kalemin hep bizimle olsun, yüreğin meltemlerle dolsun...

04 Şubat 2008 17:26
O duygular bizim

o izbe sokakların, tenha caddelerin içinde kaybolmadan dolaşabilen, düş gezginlerinin ayrıntılarında gezinip yeni meyvalar sunan, hayaler ve duyguların salınımında tıpkı bir sarkaç gibi seyredip, enerji veren bir şiirle haftaya başlamak güzel.. böylesine bir zincirin halkaları gibi karşılıklı etkilenimler ve çoğalmalar adına mütevazi ama değerli tutumun için tebrikler, sahiden oya gibi...

04 Şubat 2008 13:18
Fobi

çok içli, özlü ve güçlü bir anlatımla kaleminizden yüreğimize kadar sızdı güz, kahvemizi içerken, sigaramızın dumanı ile havaya karıştı...kapıları kapattık biz de ve tadını çıkarttık, buruk tadını...elinize sağlık, yüreğinize de...

31 Ocak 2008 13:31
Ayrılıkta sevdadandır

çünkü ayrılanlar hala sevgili... sizin de vurguladığınız gibi kimi zaman olur ki acı çekeceğinizi bilseniz de kapıyı çekip giden veya inatla o üç harflik sözcüğü kullanmayan olmuşsunuzdur, nedenleri sizde gizlidir... ama bu sevdaya dairdir, susar ve gidersiniz...gittiğiniz yerde yine o vardır, bilinmez...yürekli ve cesur sevmelere...

31 Ocak 2008 02:25
Hayrünnisa teyzenin kızı.

ne diyim , çok samimi bir dil ve o yaşlardan bir gülümsemenin önemini anlamış temiz bir yürek...daima yüreğini ısıtan tatlı gülümsemeler ile karşı karşıya gelebilmen dileği ile...

30 Ocak 2008 19:04
Korkunun tebessümü!

su gibi akmış kaleminden mürekkep, ve yüreğinden sızmış sevgin içeriğe, ellerine sağlık, yüreğine de bir çiçek.... şimdi sayfandan içim rahat ayrılabilirim, tekrar döndüğümde eminim o çiçek büyümüş olacak, kuru değil bıraktığım yer, çok sulak....

30 Ocak 2008 00:40
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

İşletmecilik eğitimi ve sonrasında finans sektöründe bir dönem profesyönel çalışmanın dışında, 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster