Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sıfat fukaraları

... iletemedim, pencerede yer kalmadı. Mükemmel yazınız için sizlere, en içten saygılarımı ve teşekkürlerimi gönderiyorum.

20 Temmuz 2011 10:32
Sıfat fukaraları

2006 -2009 yılları arasında biraz Türkçe(daha çok imlâ) dersi aldım. Yazma, kendime göre yazma, serüvenim böyle başladı.Türkçe hakikaten " çok güzel" diyecektim, vazgeçtim, olağanüstü şiirsel ve yazınızda da belirttiğiniz gibi müthiş zengin dil. Ben yıllarca konuşamadım, fakat tınısını duymak bile hoşuma gidiyordu, bana melodik geliyor.Türkçeyi doğru kullanabilmeyi kendime amaç edindim, çünkü bu dili seviyorum. Öğrendiklerimden, yazınıza, izninizle, küçük bir katkıda bulunmak istedim. Bana gönüllü Türkçe dersi veren hocam, " güzel" yerine sıkça kullandığım " inanılmaz" sözü üzerine, dikkatimi çekti... Türkçemize yakışmayan, İngilizceden disiplinli tercüme edilmiş garip bir sıfat, demişti.Sonradan fark ettim, hakikaten bu sözü, milletçe, çok çok fazla kullanıyoruz. İnanılmazsa, inanmayız : ))) Şimdilerde, ben kullanmamaya gayret ediyorum...Yazınız, beni bir kez daha, öğrenci gibi hissetmeme neden oldu ve bu bence harika bir duygu. Burası hakikaten şahane bir okul, çok net, çok anlaşılı

20 Temmuz 2011 10:26
Türkçe aşkına...

Sıralamış olduğunuz sözleri, Türkçe karşılıklarını bulduğunuzda, kullanmaya söz veriyorum...Siz hakikaten, Türkçe sözler bulmada, müthiş yeteneklisiniz. En içten saygılarımla. Hamiş: Aklıma uygun bir şey gelirse, mutlaka paylaşırım.

21 Haziran 2011 12:12
Türkçe aşkına...

İlk önce sizin bu çalışmalarınızdan ötürü kutluyorum. Sonra hemen, özür dileyerek, bir şeyler üretemediğimi bildiriyorum. Ama düşünüyorum. Jingle- Öntını, çok hoş, ama sanki, jingle sözünün artık yer edinmiş anlamını taşımıyor.Ben, tanıtım ezgisi, kullanmayı tercih ediyorum. Bu arada, jingle, ne olduğunu daha yeni öğrendim. Geçenlerde, küçük oğlum heyecanla geldi ve bir " cangıl" yapmam gerekiyor, MİNTEKS Havluları, için, "cangıl" yarışması var. "Cangıl" da ne oluyor, diye sordum:)) Öğrendim, hatta maile, müthiş : ))) " cangıl " yaptık. Sözleri, müziği... sonuçları bekliyoruz:)) "Cangıl", çirkin bir söz, telaffuzu kast ediyorum, herkes farklı söylüyor üstelik, dönmüyor dillimizde, yerleşmemesi ne kadar güzel olurdu! Beni, yeni sözlerin dahil olması kadar, zaten var olan sözlerimizin kayboluşu da ürkütüyor. Z.Liveneli de değinmiş son romanında, isyanla; " hadi bye", Bu ne! Hadi- Türkçe, bye - İngilizce...Bu çirkin vedalaşmayı, önlemek hepimizin görevi. Devam edeceğim...

21 Haziran 2011 12:11
Blog Sendromu

Blogküre, bu tanım çok hoşuma gitti, çok renklilik çağrıştırıyor bana. Nasıl yeryüzü küresinde değişik ülkeler, değişik diller, değişik dinler, değişik renkte insanlar varsa, aynı şekilde Milliyet Blogkürede renk cümbüşü var.Benim için çok değerli bir isim olan , sevgili Vakayinüvis, başka değerli bir isim olan Siz ve sayfanızda , sıra dışı bir buluşma. Benim için çok ayrı bir heyecan...2008 yılında, buraya kayıt olduğum ilk günler geldi aklıma...Öylesine ürkek yazıyordum, sanki burada yazmaya hakkım yokmuş gibi hissediyordum. Bugün ise, sözlerinizle, öylesine mutlu oldum ki...Benim değer verdiğim isimlerden, Sizlerden, sadece adımın geçmesi bile, beni tarifsiz gururlandırdı. Her ikinize de, ayrı ayrı, çok teşekkür ediyorum...İyi ki varsınız ve iyi ki sizleri tanıdım.

16 Haziran 2011 19:14
Blog Sendromu

İmlâ hatalarına karşı, tüm yorumlarımı, önce word programında yazıyorum, dolaysıyla onları kayıt altına alıyorum. Devamını yazıyorum : Bu kadar... güzel yazıyor olabilmeniz, edebi yanınız,ayrıca bilimsel ve hepimizi, insan olarak, çok yararlı konulara aydınlatmanız yanı sıra, bir konu daha var ki sizi çok ama çok takdir ediyorum;Tüm yorumlara cevap yazıyorsunuz.Bu durum,bana da, size yorum yazmak için cesaret veriyor. Teşekkürlerimle ve saygılarımla. ( ... ) Şimdi size bir soru sormak istiyorum; Neden Bulgaristan'a da selam gönderdiniz? Ben, Türkiye vatandaşıyım, Bulgaristan benim doğduğum yer doğru, fakat ben kendimi gerçekten bir Türkiye'li hissediyorum.Sanki hep bu topraklarda var olmuşum . MB yazmamın en başlıca sebeplerden birisi,eksik Türkçemi tamamlamaktır.İnsan doğduğu yeri seçemiyor, belki de siz haklısınız, " coğrafya kaderdir". Cesaret verdiğiniz için sağ olun. Kendime haksızlık etmiyorum, sadece; Çok şey bilmek önemli değil, önemli olan haddini bilmektir, diyorum.

14 Haziran 2011 23:58
Blog Sendromu

MB ile tesadüfen tanıştığım zaman, karşıma öylesine, samimi ve hoş bir yazı çıkmıştı ki, profesyonel insanların yazdığı bir site olduğunu düşünmüştüm. Sonrasında ben de üye oldum. Bazen gülüyorum ve " sen de nereye?" diye kendime sesleniyorum. Günün sözü, evet, çok doğru, yazanlar ve azınlık yazarlar...Yine de , yetenekten yonksun insanlar da bazen yazma ihtiyacı duyabilirler( ki kendimi bu gruba dahil ediyorum, mütevazilik değil, sadece gerçekte hakkımda düşüldüklerim), çünkü yazmak sadece insanlara özgü bir eylem. Çok güzeldi okuduklarım...siz, vakayinüvis ve sayamayacağım pek çok isim, Milliyet Blogkürenin kalite seviyesini oldukça yüksekte tutmaya başarıyorsunuz...Ben sizin sayfalarınızda olmaktan çok büyük keyif alıyorum, her zaman yazılarınız bana bir şeyler kattığını hissediyorum. Kendimi biraz mahcup hissediyorum şu satırları yazarken, henüz , Boğaziçi'nin Sırları okumayı ttamamlayamadım, fakat aklımın bir ucunda duruyor ve mutlaka tamamlamayı istiyorum. Bu kadar

14 Haziran 2011 17:24
Bitti!

ben de üzüldüm, vakayinüvis'e katılıyorum. MB en çok okuduğum isimlerden birisiniz, her zaman yorum yazamamış olsam da. Yolunuz açık olsun, umarım başka bir şekilde, yazdıklarınızla tekrar buluşurum.Saygılarımla...

07 Haziran 2011 09:35
Furuğ’un Öyküsü / Celal Hosrovşahi

İran edebiyatı denince, bilgim, Ö. Hayyam ile sınırlıydı yakın bir geçmişe kadar. 2006 yılında bir okur görüşünden etkilenip, Modern İran Edebiyat kurucularından,Sadık Hidayet, ismi ile tanıştım . İşte etkilendiğim görüşten kısa bir alıntı;"KÖR BAYKUŞ bir novella; minik,hafif,kısa bir roman.Hepi topu yüz sayfa bile değil.Fakat sarsıcı bir cüceroman bu eser.... kendi kendine başucu kitabım oldu Kör Baykuş; sıkıntılı zamanlarımda hangi sayfasını açarsam açayım,okuyup rahatlıyorum.Çekim gücü var sanki bir taraflarında.Kendi kendimle dertleştiğimi duyumsuyorum onu okuduğum zamanlar." İşte bu sözlerden etkilenip, 2006 yılında satın almıştım KÖR BAYKUŞ romanını, sizin de belirttiğiniz gibi, bu eserde de konu,mekân,zaman yok...belirgin kahramanlar yok. 2009 yılında devrettim, KÖR BAYKUŞ'u . Şimdi yazınızla birlikte yeni bir İranlı Yazar ismi tanıdım. Okumak istediğim kitaplar için zaman yetmeyebilir, şayet okuyamasam bile, günceniz ışık tuttu bana... Paylaşım için teşekkür ediyorum. Hoşça

04 Mayıs 2011 12:33
İngiliz Düğünü

Günümüzde, dünyada gelişen olaylardan habersiz olamayız. İçselleştirme konusunda eleştiri yapmaya çalışmışsınız, ama konuyu herkes kadar bildiğiniz aşikar. İçselleştirmemek için, konu hakkında, yazmamak gerek belki... Bu arada kızlarımıza da iyi dokundurtmuşsunuz. İşin aslı, hep kötü haberler izlemek istemiyoruz galiba; depremler, ölümler, savaşlar, açlık, cinayetler...Düğün görüntüleri ( haberlerden izlediğim kadarıyla ) eğlenceli, hoş ve dinlendiriciydi, oysa genelde haberler beni geriyor. Geçen yüzyıldan kalmış, nostaljik bir film fragmanlarıydı izlediklerim. Polemik yaratmaya çalıştığımı sakın ola düşünmeyin, tesadüfen güncenizi okudum ve aklımdan geçenleri yazdım. Hoşça kalınız.

03 Mayıs 2011 16:59
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1762
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster