Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Osmanlının Yetimi Bosna

Sayın Hocam, Bosnaya eğitim için gönüllü giden bu gençleri takdir ediyor ve onları yetiştiren ailelerine saygılar sunuyorum.Adı geçen kitabı mutlaka okumak istiyorum.Osmanlıdan beri savaş yaşayan,ayakta kalma mücadelesi veren Bosna halkına eğitimde verdikleri destek elbette unutulmaz.Balkan Savaşından sonra Türkiye'ye yerleştirilen Osmanlı yetimlerinin ilk torunlarındanım. 1994 yılında Çukurova Ün.de eğitim gören Bosnalı öğrencilerimizle o yıllarda savaşın acımasızlığını,herbirinin farklı öyküsünü dinlemiştim. Bizlerle paylaşıp, farklı dile,dine,kültere ve tarihe sahip olunsa da ;insani değerlerin evrensel olduğunu hatırlattınız. Öykü yazılarınızı paylaşmayı düşünüyor musunuz?

21 Nisan 2008 18:26
Yeter artık yeter

Sayın Bölükbaşı, Akdeniz Ün.de meydana gelen olaylarda ; yaşanan tüm tecrübelere rağmen dışardan gençlerimizin provake edildiğini görmekteyiz. Üzücü olan ise binbir zorlukla ve umutla üniversite kapılarına kadar gelebilen gençlerimiz arasında tahsilini terk eden veya atılan öğrencilerin olmasıdır. Maalesef aynı üniversitede okuyan ve yurtta kalmakta olan kızım ,çok isteyerek üçüncü tercihten girdiği okuluna ara vererek Şubat ayında eve dönmüştür.İki gruptan birini tercih etmediği ve sadece okumak için Antalya da bulunduğunu söylediği için ... Sözlerin anlamı kalmamıştır zaten.Durum ortadadır.Üniversitede olup bitenler için tüm kamu görevlilerinin duyarlı olması,önceden tedbir alması gerekirdi.Bu tür olayların zemini bir günde hazırlanmadığından, bizim sağduyulu davranıp olasılıkları düşünmemiz lazımdır. Elbette üniversiteler özgürdür.Değişik görüşlerin olması doğaldır.Herkes aynı düşünürse sorun vardır. Artık acı tecrübe yaşamamamız için aklımızı tecrübelerimizle pekiştirmeliyiz.

07 Nisan 2008 15:36
Aşk yalanı

Zamanı yok eden sevgiler masallarda da günümüzde de vardır,var olacaktır.Destanlarda anlatılan,o,her zorluğu göze alan Keremler,Ferhatlar ve Tahirler tüm zorluğu tek başlarına mı çekmişler acaba?Onlarla birlikte sevdaları için gögüs geren,aşk yarası çeken Aslılar,Şirinler ve Zöhreler değil midir? İçimizi acıtmasa,yürekten gözyaşı döktürmesi adı AŞK olur muydu?Normal arkadaşlıktan,dostluktan nasıl ayırt edilirdi? Yüreğinizin kapılarının tamamen kapanmaması ve kalbinizin yeniden coşkuyla atması dileğiyle.

06 Nisan 2008 14:14
Kalp Meleğim

İnsanoğlu küçücük yüreğinde o kadar çok sevgiye yer verir ki.Bunlardan en değerlisi evlat sevgisidir,tüm sevgileri bastırır.Canımızdan can verdiğimiz,hayatımızın anlamı,yaşama sevincimiz,çok kızgın anlarımızda bile sıcak bir gülüşüyle dünyaları değişemeyeceğimiz,koşulsuz tek sevgi kaynağımızdır.Öyle güzel,öz ve içten anlatmışınız ki,şiirinizle evlatların ne kadar değerli olduklarını,evladı olmayanlara da kendilerinin anne-babaları için değerli olduklarını hatırlatmış oldunuz.Evladınızla birlikte gönlünüzce uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyorum

06 Nisan 2008 13:38
Bataklıklardayım!...

Öncelikle MB hoşgeldiniz.Hayatı uzatısıya düşündüğünüz için belki de yoğun yaşanan fırtınalarda dingin görünme çabanız sizi yormuştur.Anlattığınız öyküden alacağımız dersler var tabii Galiba hepimiz kayıplarımızı hepten unutur olduk.Dengeyi yakalayarak arada hatırlamalıyız.Sıkıştırılmış bir halde yaşadığımız ve hayatımızda yer vermediğimiz pek çok olaya,yıllar sonra keşke diyebiliyoruz. Yaşam o kadar güzel ve mucizelerle dolu ki,kolumuz kanadımız kırılmadan,yaşanılması gereken herşeyi yaşamalıyız.İçimizde bir umut hep vardır.Bir tarafımız eksik kaldığında da yaşama tutunmalıyız.Geçmişe özlem duysakta,kucağımızda geleceğini hazırladığımız bir bebek varsa,işte size UMUT.

06 Nisan 2008 12:33
Öpüşme nedir?

Karşı cinsle göz göze gelindiği an,derin bir bakış yakaladıysanız;bedeninizde değişiklik hissedersiniz.Yanakların kızarması,gözlerin kısılması,sesin incelmesi,ellerin buz gibi olurken ayak tabanlarından yanardağ lavlarının akması v.b.tüm bunlar kalbinizin ritmini bozar.Sözlerin bittiği bu noktada beden kendi diliyle anlaşmış olur. İnsanı diğer canlılardan farklı yapan düşünme yeteneği ve konuşabilmesidir.Ama,konuşulamayan anlarda olur.Toplum olarak bizler özellikle nefreti,eleştiriyi veya aşırı övgüleri rahat konuşurken; iç dünyamızdaki sırları yoğun yaşanan duygularımızı,cinsel sorun ve isteklerimizi konuşamayız.Öpüşmenin doğal güzelliğini ve tabuların yıkılmasını kadınlara göre yazmışınız.Erkeklerde de yıkılması gereken tabular olduğunu hatırlatmak isterim.Öpüşme birbirini çeken iki kişi arasında yaşanıyorsa; aynı anda renk denizinde yüzeceklerdir.Duygu yoğunluğunu tek taraf yaşıyor ise diğer kişi için bir ızdırap olacaktır. Sevgiyle kalın.

01 Nisan 2008 19:12
Aşka yolculuk

Yaşam insanoğlu için zor bir yolculuktur.Doğru ya da yanlış aldığımız kararlarla hayatı öğreniriz.Bütün deneyimlerimizle hayatın tüm renklerini,farklı tatlarını alırız.Önemli olan seçimlerimizde en az hatayla doğru yolu bulmaktır.Aşka dair yazılmış bir yazı olduğundan; tercih edilen kişinin yaşamımıza getirdikleri ve yaşamımızdan götürdüklerinin dengeli olması dileğiyle.

01 Nisan 2008 17:50
Sevdanın dayanılmaz hafifliği

Kara sevda,daha ne olabilir ki! anlatılamayan pek çok şeyle birlikte delicesine sevmektir.Şarkılar anlatır kara sevdayı,ama,yaşayan her insan için farklıdır tanımı.Binlerce yıllık tarihimizde dünyaya hükmeden tüm hükümdarlar , sevda karşısında beyinlerine de kalplerine de hükmedememişlerdir. Aşk hafif bir esinti,sevda fırtınadır.Bu fırtınadan rotanız belliyse ve pusulanız varsa karaya çıkarsınız.Fırtınada zaman düz bir boyuttur.Ne önceki zamanı düşünürsünüz,ne de geleceği hayal edersiniz.Önce o anı yaşamalısınız.Ruhunuz bedeninizden ayrılana kadar yüreğinizde kanayan bir yarayla yaşasanızda DEĞER diyorum. Beynimizin unuttuğu anda kalbimizde yaşatılan gizli sevdaları hatırlattınız.Teşekkürler.

21 Mart 2008 18:06
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 261
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1384
Kayıt tarihi
: 21.03.08
 
 

Hacettepe Ün. mezunuyum. Öğrencilik yıllarımda ve okulu bitirdikten sonra bir gazetenin muhasebe ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster