Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Siz beni yanlış anladınız!

Güzel kardeşim, yazılarına ve şiirlerine bakarak (okumadığımı sanma) diyorum ki daha çok ekmek yemen lazım; özellikle bu tür ekmeklerin hazırlandığı fırınlarda çalışman lazım. Ekmeğin nasıl hazırlandığını öğreneceksin.Ne kadar tuz, ne kadar su, ne kadar maya lazım, bileceksin. Tabi işin ucunda bu tür fırınlarda çalışmak için yetenek ve bilgi de gerekiyor. Sadece bilgi tek başına yeterli değildir. Kim ne derse desin, benim fikrim şudur ki ne kadar bilgisi olursa olsun, el becerisi olmayan bir kişi bu tür fırınlarda en güzel kokulu ekmeği yapamaz. Yapamadığı için ekmek de satamaz.Tıpkı alıcılar gibi okurlar da seçicidir. Bu tür fırınlarda pişmiş en güzel kokulu ekmeğin peşinden koşar dururlar. Burada o kadar güzel ekmek pişirenler var ki onları okumanı tavsiye ediyorum.Yazdıkları herşeye kendilerinden bir şeyler katıyorlar, doğal olarak okuyucudan da. İşte seçme hakkı böyle başlıyor.Yakın bulduğumuz herşey aslında kendi içimizde yaşadığımız dünyadır.Umarım kırılmazsın bana.Saygılar.

04 Eylül 2008 12:17
Tanrı mı, Allah mı?

Tanrı, kavramsal bir sözcüktür. Hemen hemen her dilde bu kelimeye karşılık gelen bir kelime vardır. Bu kelimeleri yazmaya gerek yok sanırım. Ancak ALLAH CC. kelimesi özel bir isimdir kavramsal bir sözcük değildir. Ve ALLAH (CC) tanrı kelimesinin Arapça'daki karşılığı da DEĞİLDİR. Tanrı kelimesinin arapçadaki karşılığı ilahtır. İki kelime arasında büyük fark vardır. ALLAH (CC) kelimesi, tüm isim (Esmâül Hüsnâ) ve sıfatları kendisinde toplayandır. Kainatta tecelli eden bütün isimleri kaplar. Nasıl olur da bu özel kelimeyi tanrı için kullanabiliriz. İşte burada kalpten geçen niyet önemlidir demek yanlış olur kanaatindeyim. ALLAH (CC) için rasgele isim kullanılamaz Ancak Ayet ve hadislerde geçen, kullanılmasına izin verilmiş isimler kullanılabilir. ''En güzel isimler ALLAH'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. '' (A'raf:180) Saygılarımı yolluyorum....

26 Ağustos 2008 14:09
Yazıklar Olsun!

tüylerim diken diken oldu okurken ve resimlere bakarken. Din kisvesi atında yapılan bu vahşet, kabul edilir gibi değil. ALLAH CC. buna razı olmaz...

22 Ağustos 2008 17:51
Şiir açtı sözcükler

Varsın çocuklar bastırsın radyonun sesini... Çocukların geçtiği her yer rengarenk bir dünyanın bahçesi. Çoğu kez içimizdeki çocuk, diğer çocukların seslerinin peşine takılıp bu bahçenin içinde kaybolup gider ta ki bize yaşadığımızı öğreten rehberin yanımıza sokulup elimizi tutmasına kadar... Sanırım sizi okumak bende alışkanlık yapacak. :)) Saygılarımı yolladım.

18 Ağustos 2008 15:45
Aşk şarkı söylemektir

Aşk, yaşadığını anlamaktır. Bu sözcük, yaşadığını farkedenlerin bütün hayatına hükmeder. Böyle bir hayatın seslenişini okumaktan keyif aldım. Sevgilerimi ve saygılarımı yolladım.

16 Ağustos 2008 13:31
Liseli kız

O gülüşlerin hala aynı olduğuna eminim. Bazen kederden de olsa, mutluluktan da olsa hala kıpırdanıyordur eski yerinde. Böyle handan dudaklar, anılarımızdaki hazine sandığından zaman zaman çıkarlar. Bir müddet seyreder ve nedense yine (benim de yaptığım bir şey bu - anlam veremiyorum- ) aynı sandığa mahkum etmek için geri koyarız. Aslına bakarsanız bizim onlara kestiğimiz cezadır bu. Mahkum etmek, azat etmek ve tekrar mahkum etmek... İçinde, dizelere saklanmış olan hisleri okuyana da yansıtan bir şiir bu. Beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım. :)) Saygılar...

07 Temmuz 2008 14:46
Efsanevi MB Orkestrası - Volume 2

Teşekkür ederim bu nazik davetiniz için. Ama yetenek yok bende.Lise yıllarında flüt çalmayı öğrenmiştim. az çok hatırlıyorum notaların yerini. :)) Az evvel sarı flütü elime alıp denedim. Hala unutmamışım demek ki. :))Ben kelimelerde ustayım ancak notaları canlandırmak konusunda oldukça acemiyim. Hiç beceremem... Beni mazur görün diyorum. Lakin söz yazarı lazım ise varım! :))

02 Temmuz 2008 11:20
Rüştüü! Çıkkma şu kaleden, demedim mi annem?!!

tekrar yaşadım o anları. Naklen yayın gibi olmuş. çok hoş vesselam... Bir kez daha hissettirdiniz bana o duyguları.Yarı mutluluk yarı hüzün... Bir kez daha güller açtı yüzüm. Rüştüüüüü! planlar suya düştüüüüü :)) Saygılar...

01 Temmuz 2008 17:10
Cennete

Derinleştikçe hem büyür hem tat verir acılar. Acılar acı olduğu için değil, onunla yaşamayı öğrendiğimiz için can yakar.Can yaktıkça âşıklık bedenin zorunlu ihtiyacı gibidir: tıpkı suyu yudumlamak gibi... ''Âşıklar, ferah kadehini, güzellerin elleriyle öldürüldükleri vakit içerler. '' Mesnevi-I Beyit:229 diye özetler Mevlana Celaleddin Rumi bu aşıklığın hallerini. ''Kaderin gölgesi düşünce suya/ Bekler bütün dertler, yatmış pusuya....'' Burası bir başka... Belki adımı taşıdığı için ilk dize, yaktı! Severek okudum. Saygılar...

01 Temmuz 2008 16:58
İstek

Bu şiiri çok sevdim. İkili bir hayatın tek özeti...Varlığı, yokluğu, yârlığı özünden sözüne işleyen, satır satır döşeli bir şiir... Bir kaç defa okudum. Sanırım daha çok okuyacağım. :)) Ezberledim bile... :)) Saygılar...

30 Haziran 2008 14:06
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 30.03.08
 
 

Türk dili ve Edebiyatı mezunuyum. Zamanımın çoğunu mesnevi tercümesi ve arta kalan vakitlerimi de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Aklın yoksa sen yandın. Ama kalbin yoksa sen de yoksun! MEVLANA CELALEDDİN RUMİ