Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Dinel len dinel

Çok güzel bir anıymış bu, Bozlar'ın Ali'ye hayran kaldım... Paylaştığınız için teşekürler.

03 Ekim 2008 21:34
Anlamsız

Tüm çabamız bu değil mi zaten... Hayatın sorgulamalarına anlam kazandırabilmek. Okuyunca yine bir sorgulama gecesine düşeceğimi bilmezdim. Ne kadar anlam kazandırabildim diyerek...

03 Ekim 2008 21:18
Bana şeker yok mu?

Kesinlikle okurken katılmadan edemiyor insan size... Hani kendi kendine düşünüpte sonra vazgeçtiği ve yapmaya devam ettiğimiz herşeyi öyle güzel dile getirmişsiniz ki... İnanmasak bile yaptığımız herşeyi... Dilinize sağlık. Mutlu bayramlar. Sevgiyle.

29 Eylül 2008 21:03
Aklıma "Miki Fare" geldi

e güzel söylemişsiniz. MAdem bu kadar etkilenebileceğini düşünüyor toplumumuzun aklındaki ana düşünce hepsinin eğitimsiz olması mı acaba. Eğitime önem vermeli eğitime... Dizilerdeki karakterlere takmak yerine çocuklarımıza gelecek sunmalıyız artık. Zamanımız kalmadı çünkü, hem de hiç zamanımız kalmadı. Anlamlı yazınız için teşekür ederim. Mutlu bayramlar diliyorum. Sevgiyle

29 Eylül 2008 21:00
Kahve ve falı...?

Şöyle denize karşı şekersiz, bol köpüklü bir kahveden başka bir şey istemem açıkcası.Heleki kalemimde yanımdaysa değmeyin keyfime. Yada eski bir dost hani şöyle çok gerilerden bahsedeceğim. Dinlenmek için bire birdir ya hani birde kapattıktan sonra sen falda bakarsın lafları olmasa... İnanmıyorum sadece rahatlıyorum yalanlarının ardına sığınıp çoğu zaman inanmak isteriz halbuki değil mi? Şimdi düşündümde sahur gelmeden şekersiz bir kahve iyi olurdu sanırım. Sevgiyle...

29 Eylül 2008 03:39
Şeker tadında bir bayram

Yandan bağlamalı kırmızı ayakkabılar, annemin elinden çıkma güzel bir elbise ve ayakkabıya uygun kırmızı bir çanta. Ama en büyüğünden... Sonra zili beklerdik, arkadaşlar koştura koştura gelirdi hadi.... Ve koşarak dolaşırdık tanıdık tanımadık her kapıyı. Maksat şeker miydi yoksa el öpme telaşı mı bilmiyoum bende. Harçlık değildi ama harçlıklar eve gelen büyükler tarafından verilirdi. Sadece teyzelerin gülerek şeker uzatmalarını severdik biz. Ne güzeldi çıkıp kapı kapı dolaşasım geldi sanırım :)))

28 Eylül 2008 00:12
Dostluk ve arkadaşlık nedir?

Sizin kuşakta yaşamaı arzu edenlerdenim ben aslında dostluk denilince.Babamın en büyük sözüydü elli arkadşaın olmasın bir dostun olsun yeter.sonra ne mi oluyor dostu aynanız sanıyorsunuz ve evet sadece o oluyor.Birgün bir bakıyorsunuz dostluklarda aslında menfaaetle alakalıymış, en zorlandığınız anda bulamıyormuşsuznuz dost bildiğinizi.Ve aslında aynanız değilmiş sadece yansıttığınız yana gülen birkaç gülümseme ama sahte. Ve siz hatayı kendinizde arar olursunuz o anlarda...Demekki ben olamamışım dost diye kuşku duyarsınız ama herşey açıktır.Dünyanın düzeni böyle gitmektedir artık... Sizin kuşak, ne değerliymiş halbuki...

26 Eylül 2008 21:36
Şiir

Çirkinlerin kol gezdiği bir dünyada inatla ben iyiyim, güzelim diyerek bütün pislikleri yapan insanların içindeyiz çoğunlukla.Zıtlıklar dünyası, belki yeterince iyi değilim olabilmek için koydum bu adı kimbilir. Belki Allah çirkin bahtı versin diye... Ya da sevdiğim kişi hep çirkinim diye severdi ondan. Ama aslında ilk nedene gelirsek, sokakta yaşayan onlarca çocuk var ve katledilen... Kanlı bir dünyada yaşayıp hiçbirşey yapamamanın verdiği üzüntüyle kendime bir nevi ceza bu. Hiç unutmayayayım diye olanları. Belki basit bir sebep belki saçma ama ben her bakışımda bu isme dünyanın gerçek düzenini hiç unutmuyorum ve yapabileceğim ne var diye düşünüyorum her seferinde. Sevgiyle...

26 Eylül 2008 20:14
Şiir

Değerini bilmiyormuşuz gibi gözüksekte hayatımızın kaldırım taşları onlar.Tıpkı eşinizin kalbinizdeki yeri gibi... Yarım kalmış yorumum ama bu haliyle bile sizi mutlu edebildiysem ne mutlu bana... Sevgilerimle...

26 Eylül 2008 00:03
Şiir

Trenler hep çekici gelmiştir bana, çoğumuz için ayrılıkları yansıtsa da trenler bazıları için güzel vuslatlara gebedir biliriz. Hangimiz hayatımızın bir anında rayları izlememişizdir acaba? İnci kolyeler her bayanın ilgisini çeker muhakkak, aslında her insanı demek gerek. Kibar duruşu, beyazlığıyla yansıttığı saflık ve değerli oluşu… Ve aslında o kaldırım taşları; düşünsenize çocukken kaçımız çizgilere basmadan yürümüşüzdür yada çabalamışızdır. Büyüdükçe kaçımız ayrıldığımız sevgilimiz için dönecekse tek, dönmeyecekse çift çıksın diye saymışızdır ya da… Ya da ilerledikçe yaşımız kaç yıl geçti bu taşların üzerinde diye düşünmemişizdir. Evden çıktığımızda mutluysak uçarak, üzgünsek gözyaşlarımızı akıtarak… Kızgınsak göbeğine göbeğine basarak ilk o sokak taşlarına basmadık mı? Neler gördü sokağımız taşları değil mi? Biraz farklı olmuş ama sevdim ben bu şiiri, hem de çok sevdim… Hayatımızda fark etmesek bile hep var olacak onlar ve bizler bazen sevdiklerimizin değerini bilme

24 Eylül 2008 23:34
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1377
Kayıt tarihi
: 10.06.08
 
 

Dansı sevip sadece izlemekle yetinen tek kişi benim sanırım bu dünyada. Ve okumak... Okumayı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster