Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 yenik tamamladığı maçın devre arasındadır

Fenerbahçeli olmayanlar Fenerbahçeli olanları anlayamazlar. İster Bank Asya'da olsun ister Süper Ligde olsun Fenerbahçenin büyüklüğü tartışılmaz ve su götürmez bir gerçektir. Altın yere düşmekle değerini kaybetmiyor. Sahada başaramadıklarını çamur at izi kalsın mantığı ile masada yapmayı başardılar. Ne denir ki tabrikler. En azından Gs şimdi rahat uyur artık önümüzdeki sezon 6 puan cepte oynamaları için mekana da gerek olmayacak. Averajla şampiyonluğu kaybeden takım UEFA ve TFF averajıyla şampiyonlar ligin de hayırlısı olsun. Ama insanların idrak edemedikleri te şey bütün bu olanlardan Fenerbahçe kadar Türk futbolunun da zarar gördüğü. Biz Fenerbahçeliler olarak her koşul ve her durumda başımız dik olarak Fenerbahçiliyiz der ve takımımızı destekleriz...

26 Ağustos 2011 18:38
‘Pekiyi’, ‘A’, ’5', ’10', ’100'= Öğrenme midir?

Yazınızı büyük bir dikkatle hatta bazı kısımları tekrarlayarak okudum. Bu kadar özenle okumamın en büyük sebebi sanırım sınıf öğretmeni olmam. Yazınızda söylediklerinizin çoğuna katılıyorum. Bulunduğunuz bir seminerden bahsetmişsiniz eminim o seminerde pek çok yabancı eğitimcinin çalışmalarından alıntı yapılmıştır -genelde öyle oluyor- ama yazık ki farkında olunmayan bir durum var; benim öğrencim Piagete ve Blooma uymuyor. yani onların bahsettiği çağda, bahsettikleri gelişimi göstermiyor. Doğudaki öğrencimle batıdaki bir değil akademisyenlerimiz bunu göz ardı ediyor. evet öğrenmeyi öğretmek lazım kesinlikle katılıyorum ama bir de bunun nasıl olacağını birileri anlatsa. Müfredatı boşalttılar; ama sınavlarda takır takır soruyorlar soruları. Yaparak yaşayark öğrensinler diyorlar sokuyorlar 40 mevcutlu sınıfa. Araç gereç var laboratuvar yok. Düşünmeyi öğretin diyorlar bütün sınavlar test usulü... nasıl olacak bu iş hocam. beni aydınlatırsanız sevinirim malum çocuk bizde şekilleniyor.saygıl

29 Haziran 2011 22:01
Hala seni yaşıyorum sen kokan anılarımda...

bitmeseydi bu kadar acıtmazdı, acısı bu kadar tatlı olmazdı,kalemi kağıdı alıp yazdırmazdı. sevda bu işte hiç bitmeyecek gibi başlayıp,insanı melek misali kanatlandıran; sonra bir anda bitiverip dibe vurduran tarifsiz bir duygu... okudukça iyiki de bitmiş demek geldi içimden bencilce; bitmese yazılabilirmiydi böyle okudukça hissedilircesine, yüreğinize sağlık çok güzel olmuş...

18 Şubat 2011 20:28
Anadilde Eğitim ve Empati..

yazınızı büyük bir dikkatle okudum;zira ben de bir öğretmenim ve beş yıl doğu anadolu bölgesinde öğretmenlik yaptım. bir kürtle evliyim. ve ana dilde ya da daha aleni olarak kürtçe eğitime sıcak bakmıyorum. çünkü onların büyük bir çoğunluğu bizim gibi iyimser bakmıyorlar bu duruma. kasıtlı olarak Türkçe öğretmiyorlar çocuklarına, kasıtlı olarak kendi dillerinde eğitim istiyorlar. Onların büyük bir çoğunluğunda toprağımız var, bayrağımız var, bir de dilimiz olursa her şey tamam anlayışı var. ben daha bundan 7 yıl öncesinde çalıştığım köyde istiklal marşını okutamadığımızı ve muhtarın gelip bizden bir şey beklemeyin zira siz devleti temsilen burdasınız ve biz devleti sevmeyiz dediğini bugün gibi anımsıyorum. Ama isteyen varsa ki ben de öğrenmek isterim üniversitelerin dil fakültelerine kürtçe kürsü kurulabilir. ayrıca kafama takılan en büyük soru şu gerçekten kürtçeyi çok iyi bilen öğretebilecek kaç öğretmen varız acaba??? nacizane ben böyle düşünüyorum saygılarımla:)

19 Ekim 2010 15:10
Sen hayat arkadaşım

ben senin nasıl sevdiğini bilirim de sen nasıl sevildiğini bilir misin ben seni bırakıp gitmem de sen bir ömürü benimle geçirebilir misin

14 Ağustos 2010 16:55
Türk müsünüz?

yazınızı dikkatle okudum; hatta bazı kısımları iki defa okudum acaba yanlış mı anladım diye... öncelikle ben sizin şu gerici dediğiniz tayfadanım çarşaflı değilim;ama size göre gericiyim. öğretmenim,okurum hatta yazarım kendimi yenilemeye çalışırım her yeniliği takip ederim;ama size göre daha da acısı türküm ve kürtle evliyim. bu arada asıl atladığınız nokta saf kürt olan ırkın beyaz tenli ve renkli gözlü olmaları yani sizin değiminizle akçapakçalar onlar. size bütün bunları neden mi yazdım? yazık ki bu tür düşünceler yüzünden kutuplaşıyoruz ve yazık ki çağdaşlığı kalpılara sokuyoruz. emin olun ki çağdaşlık giyimde kuşamda değil kafatasında, düşünce yapısında. o zaman gelin ülkeyi mankenlerin yönetimine bırakalım daha cumhurbaşkanının kim olduğunu bilmeyen, 23 Nisan'ın anlam ve öneminden bir haber olan ama son derece batılı, çağdaş ve şık giyinen insanlara. Keşke benim gibi insanları daha yakından tanımaya çalışıp biraz da anlayabilseniz. saygılarımla...

08 Haziran 2010 02:27
Tutamadım..

sıcacık,içten,çetrefilsiz ve güzel.daha ne diyebilirim ki. yüreğine sağlık...

04 Aralık 2009 19:50
An ve an...

çok güzel dizeler;ama en çok beni "mutluluk bir gelecek ya da bir geçmiş mi içimizde" dizesi etkiledi. nedense yaşamımız boyunca biz kovalarız mutluluğu o kaçar ya da biz kaçırdığımızı sanırız.bu konuda biraz nankör müyüz neyiz? en azında yaşıyor olmanın kıymetini bilmeliyiz.çok etkilendim, çok güzel olmuş.yüreğinize sağlık...

18 Ocak 2009 22:35
Sarıkamış dramı

yorumuma lütfedip cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.ben de tarihçi değilim ama 5 yıldır sarıkamışta yaşayan bir insan olarak az çok burası hakkında bilgi sahibi oldum. şunu söylemeliyim ki resmi kayıtlara çok da güvenmemekteyim;çünkü sarıkamış harekatı hakkında bütün bilgileri rus kaynaklarından alıyoruz hatta şu anda harekata ait fotoğraflar bile rus kaynaklı. bu arada bu harekatta rusların kaybı da bizden fazladır. her neyse daha fazla bu konuda başınızı ağrıtmak istemem.sadece bilgi paylaşımı olması açısından size bunları yazdım. sağlıcakla kalın saygılar...

29 Aralık 2008 17:04
Sarıkamış dramı

sarıkamış dramında tek bir gerçek var o da enver paşanın ihtirasları uğruna binlerce askeri ölüme yollaması. bu sayının 37 bin ya da 90 bin olması çok da önemli değil dense de önemli ve sayılarda bir abartı yok 250 bin kişilik taburdan geriye 15 bin asker döndü. bunlardan sadece 90 bini karlar kalkınca cesedine ulaşılanlar. dahası uzun süre karda yüürmekten gözlerini yitirip intihar eden askerlerin de olması. sonuç şudur ki bu askerler tek bir kurşun bile atamadan öldüler denirken küçümsenmiyorlar. sarıkamış hakkında daha pek çok bilinmeyen şey var sarıkamış tarihimizin en acı olayıdır bana göre. saygılarımla. yazınız için ellerinize sağlık...

28 Aralık 2008 20:47
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 591
Kayıt tarihi
: 22.06.08
 
 

Gazi Üniversitesi sınıf öğretmenliği mezunuyum. Kitap okumak en büyük tutkum. Yazmayı da en az ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster