Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İçimdeki iyi ve Kötü insan

Muhteşem! Eminim bu hikaye aklımda uzun süre kalacak. İnsanları ne denli kolayca yargıladığımı her farkedişimde ve en çok da kendimi doğru-yanlışlar için acımasızca eleştirdiğimde yolumu aydınlatacak içindeki anlam. İçimizdeki iyi-kötünün, doğru ve yanlışın yanyanalığı, yin ve yangın derin anlamı... Ellinize sağlık, bugünün deniz feneri oldunuz:-)

30 Temmuz 2008 09:20
Kadın vücudunu rahat bırakın artık!

:-) Harikasın. Benim dikkatimi çeken de başka bir reklam. Sloganı da "mutlu et kendini" Hatta ilk versiyonda üzgün hatun keki yiyerek mutlu oluyordu. Bu düpedüz yeme bağımlılığına çanak tutuyor, mutlu değilsen ve sorunların varsa ye bir kek olsun bitsin:-) Sonra senin bahsettiğin reklamların da etkisiyle kendini daha kötü hisset/çünkü böyle de mutlu olmana izin veremez sistem zayıf olcaksın ya/ mutsuz ol ve bir kek daha ye ve sonra yeniden... Nasıl bir dünyada yaşıyoruz seçimlerimiz ve kendimizle ilişkimizi bile reklam endüstrisi, böylece kapitalizm ögeleri belirliyor. RTÜK için ise bunları görecek göz lazım diyorum, ha belki bi de sistem denetiminde olmayan beyinler

18 Temmuz 2008 12:27
Basit bir kadınım ben

Aşık olduk mu, özlemlerle dolu dolu çarptı mı kalbimiz ve biz cümleleri eğip bükmeden yürekten geldiğince döküp saçtık mı ortaya "yoz" "basit" olup çıkıyormuyuz yani. Modern kadın dediğin eğitilmiş olur, öyle her yerde havlamaz, sırnaşmaz, çekilip kapı önüne orda hazır komutada bekletebilir kendiğini:-) BOSSSVVEEEERRRRRR...Birilerine göre yaşamaktan büyük ceza olamaz. Her neyse bedeli, ben kendime göre yaşamanın cezasına talibim sen de sanırım :-) Sevgiler güzel insan

05 Temmuz 2008 00:50
Oğlumun masalları

İnanın okurken gülmekten gözümden yaş geldi. Oglunuz bir harika ve durumu böyle ifade edebilecek serseri bir annesi olduğu için de çok sanslı:-)

30 Haziran 2008 01:55
Yüz yazının ardından paylaştığım yolculuğum ve ezoterik bakış

Sayfanızı incelerken ezoterizm hakkında ne kadar da az şey bildiğimi farkettim. Oysa felsefe okumaya iten şey beni bu iç gizemdi. Yolculuk içe doğru ama sanırım daha "bilimsel" /her neyse/ devam ede durdu. Bilimsellik kavramı da kuantum teorisiyle duvara çarpınca anladık neden sufizmin fısıldadıklarına kalbimizin bu denli attığını. Yeniden açılan merak pencerem için teşekkür ederim.

28 Haziran 2008 08:18
Blog terapi

Sabahın bloğu bu, dedim içimden. Ne kadar da ben ilk cümleler. Satırlar aktıkça bıkkınlıktan, yeniden ayakta tutmaya dönen cümleler bile… Belki aşkın yaşanma biçiminin ortaklığından, belki aynı alanda olmanın ve aynayı kendine tutup durmanın çarpık yorgunluğundan. İmgelerle boğuşulan bir gecenin ardından duygudaş yakalamak ne güzel. Şimdi gün ışığında tamir edilmiş yanlarımla işe koyulma zamanı. Keyfiniz bulaşıcı olsun…

25 Haziran 2008 17:32
Blog terapi

Sabahın bloğu bu, dedim içimden. Ne kadar da ben ilk cümleler. Satırlar aktıkça bıkkınlıktan, yeniden ayakta tutmaya dönen cümleler bile… Belki aşkın yaşanma biçiminin ortaklığından, belki aynı alanda olmanın ve aynayı kendine tutup durmanın çarpık yorgunluğundan. İmgelerle boğuşulan bir gecenin ardından duygudaş yakalamak ne güzel. Şimdi gün ışığında tamir edilmiş yanlarımla işe koyulma zamanı. Keyfiniz bulaşıcı olsun…

25 Haziran 2008 10:04
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

Felsefeyi bitirdim önce, Psikolojik Danışmanlık, aile terapisi, pozitif psikoterapi, TA ve hayatımı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster