Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
B Planımız Yok

istatistikler yalan söylemez

11 Eylül 2011 01:13
Behzat Ç.’yi çok seviyom la...

Çok güzel özetlemişsiniz gerçekten. Behzat Ç. bir Ankara polisiyesinden de öte Türkiye'de olup biten kirli oyunlara ışık tutan özgün bir yapıt. İlk izlediğimde daha önce yine Erdal Beşikçioğlu'nun oynadığı ES ES dizisi gibi saçma sapan bir şehir dizisi olacağını sanmıştım. Bir kaç bölüm kaçırdıktan sonra dizinin müptelası oldum. Şimdi pazarları iple çekiyorum. Normalde polisiye de sevmem, Türk yapıtlarına karşıda sorgulayıcı yaklaşırım. Ama bu dizi süper. Emrah Serbes'in çok sağlam bir kalemi var. Her 10 bölümde bir senaryoyu o yazıyor. Türkiye' sağlam bir yazar kazanmıştır. İzlemeyen varsa hala izlesin bir an önce

05 Mayıs 2011 15:31
Behzat Ç.

behzat ç. ye ilk zamanlar şöyle bir bakıp geçmiştim ama şimdi vazgeçilmezim oldu. İzlemediğim bölümlere yanıyorum. Türk dizi tarihinde böyle bir dizi yapılmamıştır. Bu dizinin işlediği konuların kimse yanına bile yaklaşamamıştır. Reyting kaygısı olmadan özgürce işlenen bir dizidir. Ankara'nın değil Türkiye'nin dizisidir. Karakterlerin hepsi bizden biri, oyuncuların çoğu tanınmamış ama rolünün hakkını veren kişilerden seçilmiştir. Dizi sayesinde Emrah Serbes gibi Türk Edebiyatının genç yazarlarından birinide keşfetmiş oldum. Çok ender rastladığım usta bir kaleme sahip. Varsın küfürlü olsun, bu diziyi hala izlemeyen varsa bir an önce izlemeye başlasın bence

27 Nisan 2011 00:05
Gelir birazdan cocuklugum boyle gormesin beni...

elinize sağlık

09 Mart 2011 18:39
Kalabalık içinde yalnızlık.

belki çevrendekilere fazla geliyor ve onları benimseyemiyorsundur. tam birilerine bağlanayım derken sıkılıyorsundur ve sonra yalnızlığı seçiyorsundur. bir zaman sonra yalnız kalmaktanda sıkılıyorsundur. çünkü senin çevrene anlatacak çok şeyin vardır ama ya anlatmayı beceremiyorsundur yada seni anlayabilecek seviyede anlatacak adam bulamıyorsundur

04 Mart 2011 16:17
Kadın & Adam !

kişiselleştirmelrinde "kadın dedi:" yerine "kadın:" kullanabilirsin. Birde kendin gibi yazma hikayene derinlik kat, bunu söymemin nedeni yazından senin hakkında doğru tahminde bulunabiliyor olmam :) Başarılar...

04 Mart 2011 16:11
Türbanlıyım ama Atatürkçüyüm!

yazdığın tanımın aslı milliyetçiliktir. Atatürkçülük demek onun ilke ve inkilaplarını devam ettirip onun izinden gitmek demektir. Fakat bunu hiçbirimiz başaramadık. Kanıt şuan toplumun bulunduğu durumdur. Atatürk ölür ölmez onun yaptıklarını hiçe saydılar. Arkadan vurdular. Şuan belki bir avuç insan onun düşünce ve duygularını savunuyor. Fakat kimsede yeterli güç yok. Onun geçliğe hitabe de ki sözleri şu an gerçek oluyor. Fakat bu duruma dur diyebilecek kimse yok. Türbanlı kesime gelince. Ülkede açık bir şekilde bu durum dayatılıyor ve yaygınlaştırılıyor. Son olaylardan sonrada yakın zaman sonra amaçlarına ulaşacaklarının işaretlerini vermekteler. Fakat kendini bu şekilde ifade edenler olsa da bunların büyük çoğunluğu ne yaptığının farkında değil. Dinimiz kadınlara kendi ırzını koruması için kapanmasını uygun görmüş fakat başında türban yüzünde bi ton makyaj, sevgilisiyle sarmaş dolaş gez dememiş. Din her zaman bir araç olarak kullanılmıştır. Bu sayede birçok yalancı, hilekar halkı kaz

18 Ekim 2010 23:46
Sokakta tıslayan erkekler

Konunun fizyolojik bir farklılıktan kaynaklandığından söz etmiyorum zaten orda, genel bir farklılık söz konusu ve o sadece alt detaylardan birisi.O kısma takılmayın lütfen. Bastırılmış cinsellik mevzusu kadınlar içinde geçerlidir ayrıca. Ama yanından geçen bir erkeğe laf atan bir kadını pek göremezsiniz. Ülkemizde kadın istesede her zaman kendini geri çeker önce bu da toplumun yapısından süregelmektedir. Anlatmaya çalıştığım bu sürü psikolojisidir aslında. Malesef bu durumu ne siz ne ben değiştirebilirim. Bir kişinin hayat tarzını değiştirebilirsiniz belki ama toplumu değiştirmeniz oldukça zordur.

04 Ekim 2010 16:44
Sokakta tıslayan erkekler

Bence 100,000 pisikolog veya sosyologa gerek yok. Erkekler kadınların davranışlarını anlamakta zorluk çektiği gibi kadınlarda erkekleri anlamakta zorluk çekiyor. Ne kadar eşit hakları savunsakta yaradılış olarak bizler farklıyız. Yaşam biçimimiz, algılayışımız, konuşmamız, yürüyüşümüz her şeyimiz farklıdır. Türk erkeklerinin içinde toplumun yaşam biçiminden olsa gerek bastırılamamış bir cinsellik arzusu vardır. Tercihlerini değiştirmediyse eğer hangi erkekte olursa olsun bu arzuyu hissedeceksiniz. Kimileri açıkca kimileri sessizce belli eder bu duyguyu. O çok iyi birisi ben ondan asla öyle bişey beklemem dediğiniz en yakın dostunuzda bile vardır bu arzu. Herkes anlaşmış gibi herkes yapıyor bunu diyorsanız, bu da kalıplaşmış bir düşünce olduğundan, sürü psikolojisi şeklinde kendini açığa vurduğundandır.

03 Ekim 2010 11:47
Yeni üniversitelerin durumu

her ilde yeni üniversite açmanın mantığı şudur. 1) Orada ki halka geçim kaynağı sağlamak. Nasıl mı? öğrencilere kiralanan aşırı fiyatlı evler, yiyecek içecek sektörü, cafeler, çamaşırhaneler... Üniversite öğrencilerini kazanç aracı olarak görmeyen halk da şehrimizde üniversite açıldı diye gururlanacak. 2) Üniversite sayısı fazla olduğundan puanlar düşecek, normalde üniversite kazanamayacak gençlerde bu düşük kalitede üniversitelere yerleşecek. Onlar sanacak ki üniversite okuyorum. Halbuki birçoğu gereksiz yere zaman ve vakit harcayacak. Mezun olduklarında ne adamakıllı iş bulacaklar ne de itibar görecekler. Mantık bundan ibarettir. Doğru olan ise hali hazırda lisans mezunlarını istihdam etmekdir. Ama bunu yapan yok. En basit örnek şudur. Soruyorum size yüzlerce öğretmen açığı olup da bir o kadar da açıkta atama bekleyen öğretmeni olan ülke hangisidir?

30 Eylül 2010 16:52
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 08.07.08
 
 

Kısa Özgeçmiş, Ankara 1984, Ankara Lisesi, Eskişehir, İzmir, Antalya, Edirne, İstanbu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster