Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Tasarruflarımızı Ne Yapsak?

İşte iktisadı, 'iş olarak' yaşamında kullanan biri. Bir yatırım tercihi yazısında MALI (Yani gerçek parayı) tercihler arasında koyan kaç spekülatör görebilirsiniz? Göremezsiniz. Neden. Mal ile kim uğraşacak... Ama yatırımın temeli maldır. Ve malın direk oyuncu olması, işin esasıdır. Fındık işinin içinden gelen bir yorum bu! Gazetelerde Ekonomi ve borsa köşelerini tutmuş, YAZARCILIK yapanlara duyurulur. Heyy gelin bakın birinci elden tüyolar burada! İşin şakası bir yana, masa başında oturup ahkam kesen borsacılar için; doğrudan malla uğraşmak(Fındık pazarındaki gibi), objektivite farkı getiren bir özellik. Bu arada tanımladığın enstrümanlar arasında ALTIN'ın yerini de saptamakta yarar var. Aralık-Ocak döneminde kaybettirmeyen (yada zararı en az olan yatırım olarak yastık-altı) tercihi oldu. Selam ve saygılarımla.

08 Şubat 2009 14:56
Dalgalı kur politikası ve liberalizmin domino etkisi kriz doğurdu

Evet farkındasınız. Fakat sizin gibiler, yönetsel konumlarda değilseler, bizleri yönetenler yönetmenin akıl gerektirdiğini fark edemeyecekler. Acı olan, bu krizin kerizi biz olacağız. Evet KRİZİN KERİZİ derken, göre göre bayır aşağı koşan iş dünyasının "elleri bağlanmış" izlenimi vermeye çalışan yöneticilerini anmak lazım. Yazı ile ilgili son bir not: Domino etkisi bir dalga şeklinde yayılır. Ama bu dalga aynı yerden bir defa geçer diye bir şart yok. Bence Cüneyt Arkın gibi döner döner vurur. Biz de 'Yadigar' gibi eşşek sudan gelinceye kadar dövülürüz. Hatta kriz biter. (Zafer ilan edilir.) Biz hala birilerinin kum torbası olmaya devam ederiz. Bu, birkaç nesil sonra genetik hale de gelebilir. Selam ve sevgilerimle.

05 Şubat 2009 12:05
Artık ulusalcı bir Başbakanımız var

Başbakanla aynı kafa yapısında bir yazarın kitabına atıf yaparak yorumuma başlamış olayım. Ve sorumun cevabını da vereyim. 1. Dünya Savaşı sonrasında, İngilizlerin tasarladığı özel bir sapkınlık sistemi olarak ARAP'lara hediye edilen ve adına BAHABİLİK denilen, ucube, bir fikir yapısının oluşturduğu ulus. İşte İngilizlerin yaptığı bu operasyon; ARAP milletinin tam göbeğine yerleştirilmiş, 20. Yüzyılın en büyük fitnesidir. Dahası bu BAHABİLİK; ARAP milletini tam bir parçalanma durumunda.

02 Şubat 2009 15:37
Kitabım çıktı!

Tebrikler, Başarılar, nice kitaplar... Daha ne diyelim. Bir çocuk en fazla 100 yıl, bir kitap en az kıyamete kadar...

15 Ekim 2008 15:38
Cep telefonu kanser yapıyor

Uzun bir aradan sonra merhaba. Cep telefonunun zararlarını Ağustos ayında bir yazımda "Beyin haşlaması" olarak tanımladım biye birçokları bana kızdı. İnternette mısır patlatan telefonları gördüm. Ama doğruluğunda şüphe etsem de, telefon kullanımından korkmaları için iyi bir etkisi var. Yinede herşeyi Amerikadan öğrenen bir toplumun, Amerika; "Sakıncalı" diyene kadar bunu kullanmaya devam edeceğini düşünüyorum. Eğer bir gün bizde de yeterli imkanlara sahip araştırma laboratuarlarını (şirketlerimizde) kurabilecek iş kültürüne kavuşur da, otorite olacak laboratuarlar inşa edersek; "CEP TELEFONLARI KANSER YAPIYOR!" deriz. Ama bunu yapamadığımız sürece benim dediğim gibi; "CEP TELEFONUNUN YARARLARI"ndan (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=123425) bahsetmemiz daha doğru olur. Belki olurda şifa niyetine birileri cep telefonlarından fayda umar!! Ve istatistik olarak kedi ve köpeklerimizde bile var olan bu aletin 'faydaları' anlaşılır. Sevgi ve saygılarımla. İyi bayramlar.

01 Ekim 2008 11:35
Banka bebekleri

Hem de yüksek tirajlı. Bunte ve Der Spidel imzalı yazı dizisi oldu Mayısta. Güney kıbrısa gidip yumurtalarını satan kadınlar var!!! İtalya ispanya ABD ve İsviçrede inak gibi sper sağımı yapılan erkekler. Bunlar bu işten geçiniyor. Böyle bir adam, kaç çocuk sahibi olur biliiyor musunuz? Dünya genelinde satıyorlarmış, peeh. Sadece İsviçrede Almanlara satılan milyonlar deniyor. Bu işin sonu mutlak sakatlık. Neden mi? Akraba evliiğinden! Yaaa bunlar akraba olacaklar!! Bitmedi. Bu donör kızlar hep Türk öğrenciler. Kıbrısta okurken veriyorlar yumurtaları. Bunlara ürün iyi olsun diye ilaç basılıyor. Sonra komplikasyon. Kısır kalma ihtimali de var. Ama yumurta mafyası bunu anti propaganda aracı diye tanıtıyor. Yok öyle birşey diyor. Yalan diyor. Sağlık bakanlığı da dinci ideolojisi gereği "Beter olsunlar" politikası izliyor. Anlayacağınız, kızlı erkekli insanların üzerinden ticaret ve sümürü "damızlık modunda" devam ediyor. Rezillik diz boyunu aştı. Sevgiler. Selamlar.

29 Eylül 2008 09:39
Yabancı Dille Öğretim Aymazlığı

Bu arada yorumdan yer kalmadı. Daha yolun başındasın. Yabancı dil iletişmek için dün o kadar gerekli değildi. Ama bugün çok daha gerekli. Dersler türkçe olmalı. Her genç de en az bir dil bilmeli. Hem de çok iyi bilmeli. Ama ilgini bilgiyle beslersen çok güzel şeyler çıkartırsın. Başarılar. İyi bayramlar.

29 Eylül 2008 09:26
Dilipak'tan dobra dobra

Sayın Özbay, her insanın, bunalım anlarında sıkışır, sıkışır ve fikir fışkırmaları yaşanır. O fışkıran fikirler bazen hiç istenmeyen yerlere sıçrar. Eminim Dilipek'de bundan pişmaniye olmuş ve töbesinin kabulüne destek olması maksadı ile çilehanesine (boylama baabında) gitmiştir. İnsanın çiğ süt emmesi meselesi değil. Lokal hoşnutsuzluğun dışa vurulması meselesi. Yakınında yaşanan karınağrılarının bir fışkırması, yansıması. Bayram bayram çemkirmeyeyim dedim. Ama dilim dursa elim durmuyor. Pıtı pıtı yazıyor insan işte... Siz boşverin Dilipek'i de bayrama bakın. İyi bayramlar.

28 Eylül 2008 09:58
Davulcu krizi

Sayın yazarım, davulcular nesli tükenen bir tür. Bir rivayete göre meşhur "davul tozu", aslında "davulcu tozu" imiş. Böyle olunca davulculara da tozolmak düşüyor. Herkes aktarlardan bolca ister olmuş. "Emmii, davulcu tozu varmııı?" Tabii, hazır almak yerine ev imalatı da yapabilirsiniz. Gelen davulcuları bi zahmet 'tozolma' konusunda ikna ediverin. Tüketmeden önce numunelik toplamak lazım. Sonra antika olucak. Bak karışmam. Biz topladık. Çok güldük. Siz de gülün.... http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=130098 Sevgilerimle

17 Eylül 2008 23:46
Fenergenekon

Şimdi bulmadım! Taa, ilk duyduğumdan beri söylüyorum. Neden "sübyan", Neden "kon" dersen? Diyeyim birer birer. Çünkü; bu İslam papazlarının, bu sefer ki taciz adresleri, muhtacın, acizin, işgöremezin ve eli işe ermeyenin hakkı. Yani annenin sütüne, sofranın ekmeğine, çocuğun mamasına, önlüğüne göz koymuşlar. Göz koymakla kalmamışlar bir de el koymuşlar. (Allah da onlara el koysun!) Yani anlayacağın yumulup mideye indirdikleri öyle birinin hakkı ki! Ama Allahım!! "Dokunanın gazını keser, ocağını taş eder." Cehenneme odun olmak garanti. Öyle bir hakka el sürmüşler ki ne soyu ne sopu kurutmadan bırakmazmış. Yılan kemiği olurmuş bu hak, sahibinin kursağına girmeyince. Taş olurmu midelere otururmuş. Takipçisiymiş bizzat kendisi! Ben demiyorum bunları bilin bakalım kim diyor. Gazını keser, diye! Yani anlayacağın sübyanın hakkı! Bir de "kon" dedik ya, konacak bir şey bırakmadım ki yaza yaza kaldı iki harflik hakkım. Ona da selam kondurayım da laf bitsin bari!

13 Eylül 2008 20:33
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Aaa, MB'de, üçyüzüncü yazıyı da yazmışım! 300ncü yazı hazırdı! Artık adı: 301 olacak. N'apalım :))