Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Fenergenekon

Sabahın beşi oldu yetti gari! Ne biçim bi hastalık bu ya! Durmuyor. Ben tam bir asalak oldum. Yazı yazmayı bıraktım. Habire yorum yazıyorum. Bir yorum kliniğine kapatılmam an meselesi. Aaaa. Son yorumum bu yazıya. Ama valla yazacak on yorumum daha var. Bu asalaklıktan kurtulmak için 3 tane aspirini ard arda içiyorum yine olmuyor. Bak ne haltlar ettim son yorumları sayenizde! Bunun suçlusu birazda sizsini Sadi bey! http://onverita.com/blogs/mental/ben-bir-asalak-oldum Bu son. Valla başka yormuyacam sizi. Ama sadece sözüm bu yazı için. :)))

13 Eylül 2008 05:23
Fenergenekon

Ahireti düşünerek dünya malı toplamaya meyilli bir dinin mensupları bunlar. Müslümanlıkları lafta ve seyirlik. Gönüllerinde para ve mal var bunların. Her şekline temah ediyorlar ve yedikçe yiyesi geliyor. Oburluktan kimin neyi var çörekleniyorlar. Devletin ormanına, yetimin elindeki ekmeğe. Fakirin sadakasına yamanıyorlar. Bu İslam papazları, habire fenere, ampul sarılıp yollarını bulmaya çalışıyorlar ya! İşte o sırada karanlıkta neye çarptıklarını bilemeden bodoslama gidiyorlar. bir bakıyorsun ampul kırılmış. Koş bakkal amcaya ampul al bitane! Sonra böyle önlerine bir taş çıkıyor, tökezliyorlar. Düşmeyelim diye çevrede ne bulurlarsa avuçluyorlar. Allah düşürmesin, öyle büyük şey gerekmez düşmeye, mevla bir fındık tanesine takıl der, bir bakmışsın yerdesin, burnun öpmüş secdeyi. Bu fener papazları bu sefer önlerini hiçten görmeden yürümüşler. Düşmeyelim derken, tuttular Alamanın ....." Anladınız işte, dalgayı siz! Artık selamlaşma vaktide geldi bitiyor yorumun son harfleri.

13 Eylül 2008 04:48
Fenergenekon

Şimdi bulmadım! Taa, ilk duyduğumdan beri söylüyorum. Neden "sübyan", Neden "kon" dersen? Diyeyim birer birer. Çünkü; bu İslam papazlarının, bu sefer ki taciz adresleri, muhtacın, acizin, işgöremezin ve eli işe ermeyenin hakkı. Yani annenin sütüne, sofranın ekmeğine, çocuğun mamasına, önlüğüne göz koymuşlar. Göz koymakla kalmamışlar bir de el koymuşlar. (Allah da onlara el koysun!) Yani anlayacağın yumulup mideye indirdikleri öyle birinin hakkı ki! Ama Allahım!! "Dokunanın gazını keser, ocağını taş eder." Cehenneme odun olmak garanti. Öyle bir hakka el sürmüşler ki ne soyu ne sopu kurutmadan bırakmazmış. Yılan kemiği olurmuş bu hak, sahibinin kursağına girmeyince. Taş olurmu midelere otururmuş. Takipçisiymiş bizzat kendisi! Ben demiyorum bunları bilin bakalım kim diyor. Gazını keser, diye! Yani anlayacağın sübyanın hakkı! Bir de "kon" dedik ya, konacak bir şey bırakmadım ki yaza yaza kaldı iki harflik hakkım. Ona da selam kondurayım da laf bitsin bari!

13 Eylül 2008 04:31
Arabesk siyaset

Kim mi? Bak anlatayım. Şimdi hani bir tarikat dizisi vardı hani, Maltepe sahilinde piizlenen bir adamın imam rolü yapıp, Alalah, Kuran hikayeleri anlattığı şu: "Kurtlar Vadisi" Hani, Baron von Karahanlı hazretleri tam gebertecekken üç defa tıksırıp patiskayı kurtaran polat vardı... Polat ile Karahanlı nasıl "tıksırık kardeşliği" psikozu ile biribirlerine yaklaşmıştı? Dediği mi? İşte sayın R.T.Erdoğanda Terim ile akraba. Hangi terim ver mı. Fatih Sultan Terim! Nerden mi anladım. İkisi de bakışları ile aparkat, sözleri ile nakavt ediyor. Nasıl mı? Geçenlerde futbol maçı var. Maç son dakalara gelmiş, Terimde şalter atmış. Lamba gibi parlıyor. Bütün kameralar ona dönük. Abimiz, Belçika'nın Teknik direktörüne bi dalıyor... Yok, yok adam sağ. Elinden alıyorlar, paralamıyor (paralayamıyor). Sonra: Sonrası b*klu değnek kayboluyor. Bil bakalım kimin k*çına girdi? TFF, temizlesin ortalığı. "BENCE BUNLAR AKRABA" bu yüzden diyorum! VallaTAMAMM SUSTUM! Sevgilerimle.

12 Eylül 2008 23:14
Bizim CERN unutuldu mu?

Ana sayfada geziyordum. Sağ tarafta "Bugün en çok okunanlar" seçeneğini tıkladım. Veee, şampiyon Beran Uzer! Saat: 00:05 ve tam 11 defa tıklanmış. Demekki okuyucular, sadece Paris teyzemizin resmini görmeye gelmiyor. Bazen insanların gönlü, gurur duyacakları bir şeyler de arıyor. Sen olsan şimdi ne derdin? Diye düşündüm. Şu geldi aklıma! "Demek ki neymiş: Birinci kural, kural koymamaktır." Derdin herhalde. Hitoloji hakkındaki bütün fikirlerimi alt üst eden bir yazı oldu bu! Şu an itibari ile 1884'üncü okuyucu olarak; "Yürrü be Beran, kim tutar seni! Haydi kır rekoru." Diyorum. Başkada bişey demiyorum. Kıskandım yaw. :))) Sevgilerimle. (Yahu 345 harf daha kaldı nasıl dolduracam diye göbeğim çatlıyordu. Bunu yazınca 225 harflik daha boşluk kaldı. :))

12 Eylül 2008 00:15
Bizim CERN unutuldu mu?

Ben olsam, almam. CERN ilk kuruluş aşamasında, daha küçük bir enstitü iken, birçok üniversite ve kuruma çağrıda bulunuyor. "Gelin birlikte çalışalım." Yada: "Bizi destekleyin." deniliyor. İşte bu aşamada destek olanlar, bugünkü CERN'in çekirdeğini oluşturuyor. Daha sonra 80'li yıllarda (soğuk savaş modeli gereği) Avrupa ülkeleri bu merkeze yatırım yapıyor. Niye? ABD ve SSCB arasında kalıp tost olmamak için. İşte böyle kuruluyor CERN. Butür büyük hızlandırıcıların kurulmasının çöpe atılmış milyarlar olduğunu düşünen birçok politikacı (vizyonsuz tipler) bu işe Avrupada bile destek olmuyor. Ama CERN bir süre sonra siyasi bir çarpışmanın karlı tarafı oluyor. 90 sonrası Sovyetler gümleyince buralarda var olan nükleer teknolojisi de ilave ediliyor ve proton çarpıştırma fantazisi işte o anda başlıyor. Sovyetlerden kaçan proflar bize de gel geldi. Adamlara 1. sınıflarda sayısal analiz dersi verdirdik! Sonra gittiler tabiii. Adam değer verilmediği bir yerde durur mu? Sevgilerimle.

11 Eylül 2008 17:30
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı

Genelde kısa yorum yapmam. Ama bu sefer yorumum o kadar uzun ki, ancak bir "yazıya" sığdırabildim. Yazıyı yazdığımda 48 saat vardı. Ama şimdi daha da az. Belki üzerinden epey bir zaman geçti bile deriz. Selamlar. http://onverita.com/blogs/mental/48-saat-sonra

10 Eylül 2008 03:16
TMP

Ali bey merhaba. Öncelikle Pamukoğlu'nun 93 den beri emrinde olduğu hükümetlere ve üstlerine rağnen yaptığı konuşmaları, emeklilik sonrası yoğunlaşan yazılarını ve 6 kitabında ortaya koyduğu anafikri okurumalısınız. Birincisi "Terör silahla çözülemez." bunu diyor. İkincisi "Mücadele iyi komuta edilmeli." Bunu da diyor. Bu ikincisini 'askeri mücadele' için söylemiyor. Burada komuta edilmesi gerektiğini düşündüğü şey bizzat devletin kendisi. İşte partileşme sürecinin altında da bu var. Yani "doğru komuta edilen bir devlet için VARIM!" diyor. Eğer ki söylemini anlatmayı başarır ve en üst komutan olan milletin olurunu alırsa, o durumda da görevi almaya talip. Burada: "Bir askerin, ünuformasını çıkardığı anda artık sivil olduğu anlaşılmalıdır. Bazılarımızın eski askerlere hala askeri misyon yüklemeye çalışması bence doğru değildir. En azında 'demokrasi' mantığı otuturtmaya çalışıyorum diyen birilerinin bu hakkı yoktur. Yoksa devletin sadece terörle mücadele olmadığının farkında.

06 Eylül 2008 21:49
Hak ve Eşitlik Partisi kuruldu

...yıran birinin (bir taktikii, komutanın) eminim bu süre... Şeklinde yazılan parantez içinde (bir taktikçi, komutanın) şeklinde olacaktır. Düzeltir, hatadan dolayı özür dilerim.

06 Eylül 2008 21:09
Hak ve Eşitlik Partisi kuruldu

Osman PAMUKOĞLU'nun fikir ve görüşleri ile ilk defa P.Okulunda askerlik görevim sırasında karşılaştım. (Karargahta olmanın avantajı ile gözlemleyebildim) Paşa, okul komutanlığı döneminde (sanırım daha öncesi de vardır) hazırlattığı kitap kıvamındaki broşürler ile düşüncelerini ve özellikle de; "liderlik anlayışı" ve mücadele üzerine fikirlerini paylaşırdı. Bunun ordu içerisinde kolayca yapılabileceğini pek sanmıyorum. Bu tavır, kabullenilemeyen durumların yüzeye çıkması yada sistemin eleştirisi olarak görülebilir ve sorun da yaratabilirdi. O dönemde yayınlanan bu broşürlerde edinmiştim, fakat zaman içerisinde, çok da değer verdiğim halde kaybettim. Sanıyorum ilk kitabının omurgasını bu buroşürlerden oluşturdu. Emeklilik döneminde çok sayıda kitap hazırlayan, 6 yıl gibi uzun bir süreyi bekleme zamanı olarak ayıran birinin (bir taktikti, komutanın) eminim bu süre içerisinde partisi ile ilgili siyasal strateji ve taktik modelide oluşmuştur. Gördüğüm en değişik 'asker' profilidir.

06 Eylül 2008 21:02
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Aaa, MB'de, üçyüzüncü yazıyı da yazmışım! 300ncü yazı hazırdı! Artık adı: 301 olacak. N'apalım :))