Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Harun Kolçak

Yasim itibariyle POP PATLAMASIni doyasiya yasamis biriyim, Evimize her gün yeni kasetler girer, müzik listeleri ve dergileri cilginca takip edilirdi... Okulda hep beraber sarkilar söylenir, hatta müzik yarismalari yapilirdi. Iyi ile kötü sarkiyi ayirt edemezdik, Nil Ünal i da dinlerdik Sezen Aksu'yu da, simdi geriye o dönemden cok sarkici kalmadi :( Nilüfer'in Sov Yapmasi'ni zirveden GIR KANIMA ile indirmisti, ayrica bizi kod adi Leyla olan gizemli LEYLA TUNA ile tanistirdi. Müptelayim Sana, Yillar ne güzel sarkilardir. Askin Nur Yengi'yle harika uyum saglamislardi, Bile Bile, Yeniden sonralari Bendeniz'le özellikle Elimde Degil single'yla. Emel'in Kal Benimle'si harika bir beste... Deli Et Beni ve Korkuyorum klipleriyle tepki almisti ! Harun Kolcak, cekingen, ama cok güzel bir sese sahip, tam bir YENGEC Burcu insani, kendisi de felsefik konulara ve burclara cok meraklidir da... Zamanin eleyip unutturdugu bir sarkici degil, aksine saklanmayi özellikle tercih etmis bir müzik adami!

05 Ağustos 2008 03:24
Marsel İlhan ve Tenis

marsel ilhan bir tanedir... su anda o siralamanin üstünde yer aldigi gibi, 185. sirada, ayrica hem mütevazi kisiligi hem de mücadeleci yaniyla örnek bir tenisci... Onun hikayesi simdi basliyor aslinda !!! ve facebook ta onun icin yapilmis bir grup da mevcut... yazarimiz fikirlerini orada paylasabilir... http://www.facebook.com/group.php?gid=15023939563 eminim marsel de bundan memnun kalacaktir ;)

21 Temmuz 2008 16:19
Ayısığı

herhangi bir yanilma olmasin, bu bir siir degil, aksine sarki sözü...

16 Temmuz 2008 23:32
Bahçe sinemasının dayanılmaz hafifliği

Fellini'nin Amarcord (Hatirliyorum) filmiyle ilgili 1980'li yillarin basinda Aziz Nesin ile Atilla Dorsay arasinda hayli ilginc ve sert bir tartisma olmustu... Aziz Nesin, Amarcord bir edebiyat eseri, bu bir film degil derken, Atilla Dorsay, onun cok güzel bir film oldugunu vurgulumasti... Bence Amracord bir film degil, o bir rüyanin ta kendisi... Sanatin her tadindan nasibini almis olan !!!

16 Temmuz 2008 15:46
Kefaret

Kefaret cok güzel bir filmdi, ama genel sinema izleyicisinin filmi degil. Keira Knightly, yesil kiyafeti disinda da cok güzeldi... Cok duygusal bir filmdi, beni de izlerken zorlayan buydu, belki son yillarda bu kadar duygusal bir film izlemedigim icindir... Evet Briony ödüyordu kefareti, yaptigi hata, ölümcül sonuclara yol acacakti, agirligi olan bir bedeldi ve son bir itiraf, sevenlerinin önünde ancak onu rahatlatabilecekti... Günah cikariyordu ! Aslinda günümüz insaninda göremedigimiz bir suca vefali kalma örnegidir. O vefa ki acisini bir ömür sindirebilmekteydi... Su kesin ki, artik kefaretlerin ödenmedigi bir dönemde yasiyoruz... Sonu ölümcül olsa bile... ellerinize saglik...

16 Temmuz 2008 15:07
Türkiye'de, Türkçe ek yabancı dil mi?

Ingilizce evrensellesmenin dili degil, globallesmenin ortak dilidir. Bu dil ki, gücünü ekonomik gücünden alir... Öyle ki, Laleli'deki esnaf Rusca, Beyazit'taki esnaf da Almanca ve Ingilizce konusma geregini bundan duyar... Gelecek 50 yildaki göstergeler, Ingilizce icin degil, Cince icin sitemde bulunacaginizi gösteriyor... Bakalim, o zaman da sunu söyleceksiniz gibi geliyor bana: Neden bu dili ögrenmek bu kadar zor ya... Br not: Dünyanin ABD ile beraber en cok Patentine sahip olan ülkesi Almanya'da insanlar sizin gibi dilimi neden kullanmiyor insanlarim diye hayiflanmiyorlar. Cünkü burada insanlar Fransizca ve Ingilizce'yi de cok iyi biliyorlar... Yani öteki dillerin varligini saygiyla karsilayabilmisler...

16 Temmuz 2008 14:58
Şener Şen Neden Şen Değil? (Neşeli Günler'den Beyaz Melek'e Değişim Evreleri)

Sener Sen, cok iyi bir oyuncu, yaziniza göre demek ki her rolü oynamis ve her biriyle unutulmaz performanslar vermis bir sanatci... Kendisinin sectigi ve yazilan senaryoya uygun olarak... Dünya da yasam gibi degisecek elbet, modern dünyada yalnizlasan insan daha hizli duygu degisimlerine kapiliyor. Belki bu hüzün, yalnizlasmasina ya da duygusal olarak cok cabuk yorulmasina baglidir. Toplumun cogu bu hissiyattayken, genel egilim de tüketim de o yöne kayiyor. Gerisi ticaretle sanatci arasindaki ilham uzlasmasina kalmis... Ayrica, medya gitgide yalinlasirken ve ulasimi kolaylasirken, sinema daha ciddi bir gözle görülmeye baslandi... Eskiden bile bu kadar genis kitleler tarafindan entellektüel bir aliskanlik olarak görülmezdi. Film elestirmek bir caba artik. En önemli faydasi da bu olmus ! ben bu yazinizdan sunu cikariyorum. Genel ülkemizin sinema sever tercihinin gecmisten günümüze aldigi sürec ve bu sürecte her zaman yer almis bir cinar !!!

16 Temmuz 2008 02:22
Eurovision ve Türkiye

Molitva, tanriya dönüp edilmis bir dua, aski icin yapilan bir duaydi... Kadinin adam gibi olmasi degil de, yasadigimiz dünyanin giderek yaslaniyor, bikiyor olusunun agidiydi, remixli halini bilemem, ama gecen seneki hali cok güzeldi. Küresel isinmadan, cöken ahlaki yapiya, asla cözüm bulamayacak problemlerle bunalip da bir gecelik eglenceye tutunmaya calisan insanlar, oldukca popüler olan sanat eserlerini oyluyorlar, ki Chopin ya da diger bestekarlar elbette ki evrensel tahtlarindan inip sinanmaya ihtiyac duymazlardi, zaten onlar hicbir zaman popüler degillerdi... Halkin en alt tabakasinda bilincli bir dinleyici kitleleri olmadi ki... Mor ve Ötesi, bestesinden ziyade sözlerini sevdigim ve bu haliyle sikayetci olmadan izledigim bir performans verdiler. Peter Urban'in da dedigi gibi CESURca bir adimdi... Pop Rock ti ama popülerite unsurlarina siginmadi sahnede... Bu yarisma bu haliyle ancak bir ezbere dönüsürse ilgisini kaybeder, ezberden kastim oylar, sahneler ve türlerin aynilasmasi

12 Temmuz 2008 19:11
Eurovision 2008'de ilk yarı final gecesi!

Bu seneki yarisma, benim ne yazik ki Eurovision Sarki Yarismasi'ndan uzaklasmama vesile oldu. 1987 Türkiye Ulusal Finalinden beri hic durmadan takip ettigim bu yarisma neden bir anda beni biktirmis olabilirdi ki, eskiden amatör bir yarismaydi ve cok da iyi olmayan bestelerin yarismasiydi, ama sahsen benim icin bircok unutulmaz sarki arsivine dönüstü, ama son yillarda katilimcilarin profesyonellesmesi, Sertab Erener'in harika (marifetiyle) showuyla, güzel bir görsellige kavusan yarisma, maalesef sarki kalitesi acisindan sinifta kaliyor... Bu sene harika güzel kadinlarin, yürek hoplatan sovlarina ragmen, egosu yüzünden okunan Dogu'nun Babasi Rusya'nin itici solisti Dima Bilan'in ellerindeydi ödülü gece sonu... Tamamen hesap kitap 1.ligiydi bu, artik kimse Rusya'yi tutamaz, bu oy sistemiyle... Mor ve Ötesi ise bence cok güzel performans verdi...

12 Temmuz 2008 16:26
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 304
Kayıt tarihi
: 12.07.08
 
 

Istanbul'da dogdum ve büyüdüm. 24 yasinda Marmara Üniversitesi Bankacilik Bölümü'nden mezun olduktan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster