Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Geçme namert köprüsünden...

Bir kere sen yanlış biliyorsun Canım Arkadaşım; O ölümlerin, temeli dere yatağına 15 metre olan toki konutunun bodrumunu su basmasıyla bi alakası yok. O kardeşlerimiz yüzme bilmedikleri için böyle oldu. Hatta oraya Toki yapılmasaydı tokiden önceki binalarda daha çok ölen olurdu. Burdan ne anlıyoruz; Demek ki Sosyal Devlet anlayışı herbir vatandaşın yaşam hakkını korumak falan değilmiş. Devleti şimdi yöneten mantalite kalan sağlar bizimdir üzerinden çalışıyormuş. Allah alır Allah verir mantığının bir de sağlık politikalarındaki yansımalarını, işin içindeki bir sağlıkçı olarak görsen saçını başını yolarsın inan... Mesela kolestrolü tavana vurdurmazsan kolestrol ilacı alamazsın gibi gibi.. den başlar teee nerelere gittiğini hayal bile edemezsin... Devam

07 Temmuz 2012 14:39
Festival'den Solo

Kuklalar bana da hiç bir zaman gülünç gelmemiştir Sevgili Emelcim. Belki Hayyam Ustanın 4lüklrinden biri beni etkileyip duruyor bu konuda bilinç altımdan. Hani diyor ya; Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz Kuklacı felek usta, kuklalarda biz Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer; Bittimi oyun, sandıktayız hepimiz... Bazen kaderlerimizi o kadar bizim dışımızdaki unsurlar belirliyor ki... Ve buyüzden biz insanları bazen öyle çaresiz buluyorum ki Güzel bir yazıydı. Sevgiler

04 Mayıs 2012 18:37
Çiçek dönencesi...

Burda çiçekler açmıyor/ Kuşlar süzülüp uçmuyor/ Yıldızlar ışık saçmıyor/ Geçmiyor günler geçmiyor/ Dışarda mevsim baharmış/ Gezip dolaşanlar varmış/ Günler su gibi akarmış/ Geçmiyor günler geçmiyor

02 Nisan 2012 23:36
Lunaparkta yoksun bir çocuk!

Sonra bu dolduğunuz şeylerle, günü geldiğinde o günün şartlarına uygun plan program yapmak,ille de önceden kurduğunuz bir hayalin aynısı olacak diye israr etmeyip yeni zamanın yeni koşulların ışığında belki de eski planlanandan daha iyisini yapmak... Ancak ille de dolmak, doğru, iyi , güzel, anlamlı yatırımlarla dolmak... Hesabı kapatılmış bir geçmişin tecrübesinin ışığında ve sabit değil de biraz daha akışkan hayallerin umutların peşinde bu günü doldurmak... Yine de o ölü bakışlı gencin yerine bizim tek kışlık tek yazlık ayakkabılı ama gelinciklerini cinselliğin değil aşkın kızıla boyadığı gençliğimizin idealist heyecanlarını nasıl koyacağız bilmiyorum. En güzel videoları bulup önermek Emine Hanımın işi ama bu defa ben de video konusunda naçizane bir öneride bulunayım. www.youtube.com/watch?v=9Ww70wcGXhw&feature=related Beyaz ev ya da taş ev..:)) Mutlu kalın...

02 Ağustos 2011 01:34
Lunaparkta yoksun bir çocuk!

Hiç bir para problemi olmadığından birkaç takım bakıyordu. Artık o gece paşa gönlü hangisini isterse onu giyecek..:)) O çocuğun gözlerindeki ölü balık matlığını hiç unutamam. Oğlum oradan alacağı bir gömleğin mutluluğunu bütün coşkusuyla yaşarken, çok kolay ulaşabildiği bu tüketim malları o genci heyecanlandırmıyordu. O kendini tüketmişti çoktan çünkü. Hayatını dolduran, kişiliğini besleyen tek şey tüketmekti ve bunun heyecanını da çoktaaan tüketmişti o. Yine çok konuştum biliyorum ama biraz daha var..:)) Geçmiş ve gelecek olmadan yaşanan günün manası yok elbette ama geçmiş ve gelecekten kopardığım bir şey var benim. Hesap sormayı koparıyorum. Geçmişi sürekli hesap sorulan bir zaman dilimi olarak değilde, hesaplaşılmış,hesapları kapatılmış, tecrübesi kazanılarak anılar dolabına kaldırılmış bir kazanım, geleceği ise yine çok hesaplayarak, planlayarak değilde (çünkü çoğunlukla gelecek kendi bildiğini okuyor) doğru iyi güzel yaşayabilmek için sürekli dolmak.

02 Ağustos 2011 01:21
Lunaparkta yoksun bir çocuk!

Her zamanki gibi, bilgeliğin altı muhteşem imgelerle çizilmiş bir blog okudum. Elbette bloğunuzun bağlantıları olan diğer iki bloğu da... Küreselliği her geçen gün kapitalizme boğulan şu dünyanın tüketim havaleleri geçirmesini öyle bilgece anlatmışsınız kiii... Eyvah dedim kendime. Bir carpe diem bloğum var ve üstelik onu önermişim..:)) Yemin ederim pür telaş gidip baktım, hangi boş lafların belini kırmışım diyerek..:))(Şu günlere göre epey refah ve ferah günlerde yazılmıştı da..:)) Neyse çok büyük bir aptallıkta bulunmamışım Sonra da Emine Hanıma yazdığınız yanıtı okuyunca daha derin bir oh çektim. Karşı ki dağlar yıkılmadı gerçi... O oh değil of du zaten...:)) Unutulmaz "ölü ozanlar derneği" filminin ünlü repliği değildi sizi rahatsız eden. İçinin neyle dolduğuydu... (Ben de öyle düşünmüştüm zaten..:))İçi geçmişin bilgisi, tecrübesi, anıları, acıları, tatlıları, tarihin bilinciyle dolmamış ve geleğin hayallerine yatırım yapmayan bir günü yaşamanın nesi cazip olabilirdi kiii... devam

02 Ağustos 2011 00:52
Ani su ısıtıcıyla duş almaya benzer hayat...

Hayat işte... Bir de jakuziden inip, kurna başına dönmek var hatta... Mesela artık, bahçeye buyur gel diyemiyorum. Fakirhanenin tek sofrası artık salonun ortasında. Ama sofra nerde olursa olsun, sonuçta hala bir çorba kaynayabiliyorsa payın her daim bakîdir...:)) Müziğe gelince bu iki oldu gece gece darma duman ediyor beni...:)) Belki de müzik değil hayat... Ya da her ikisi de... Neyse işte sevgi ve selamlar çok ve aile boyu... Yine aile boyu okuduk da...:)))

01 Ağustos 2011 22:49
Fü fü füüüü fü füüü

Keyifle, mutlulukla, sağlıkla, mizahla ve dostlukla nice uzuuun yıllar bereketli bloglar dilerim..:)) Allah bol tık, bol yorum ve sağlıkla yanıtlamayı nasip etsin. Amin...:))

30 Temmuz 2011 20:00
Bin bir kere maşallah

...merhaba... Ve kolaylıklar dilerim...

23 Temmuz 2011 10:16
Gittikçe yumuşuyorum...

Üstün Dökmen buna bir üst basamağa çıkmak diyor...:)) Espri sınırı çok yüksek, çok lezzetli bir yazıydı. Yazınızın ilk kısmını okurken bir arkadaşımı hatırladım. Aslında dializ hekimliği gibi çok da ağır bir mesleği olan benim sevgili hiperaktif arkadaşım, yoğun işinin arasına dalgıçlık kursları, motosiklet sürücü belgesi kursları, bir sürü kısa ani seyahatler falan sıkıştırır. Birgün gidip bir de dövme yaptırıp eve gelince, delikanlılığın başlarındaki oğlu demiş ki; Anneee napıyosuuun. Anneler dövme yaptırmaz, anneler motosiklet ehliyeti almaaaz... Onları ben yapıcam, sen dur oğlum yapma diyceksiiin...:))) Sert görünüşünün altındaki kelebek ruhunuzdaki yumuşak sukûnun devamını dilerim....:))) Sevgi ve selamlar....

16 Temmuz 2011 16:24
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1135
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster