Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Soluklandığımız anlar

Bir arkadaşımın küçük oğlu okulun ilk günlerinde demiş ki; Anne, bütün dersleri seviyorum, yalnız en çok teneffüs diye bir ders var onu seviyorum ama o çok kısaaa...:)) Hayat da böyle bir okul ne yazık ki... Yükleri öyle ağır ve teneffüsler öyle kısa ki...!!! Üstelik öğren öğren bitmiyor..:)) Blog yine çok dolu ve keyifliydi. Teneffüsleri uzun nefesleri ferah ve sürekli tazelenen ömürler dilerim..:))

16 Temmuz 2011 16:06
‘Saygı duruşu’ var da ‘Sevgi duruşu’ neden yok?

www.youtube.com/watch?v=vr3x_RRJdd4 Çok anlamlı çok keyifli bir blogdu.. Sevgi ve selamlar..:))

16 Temmuz 2011 15:44
Sıfat fukaraları

O genç ülkenin ruhunu besleyecek şey sanattı. Şu sıralar elimde okuduğum kitap Pınar Kür'ün bir çevirisi. Resim sanatının dahi düzeyindeki bir kaç sanatçısından biri olan Vicent Van Gogh'un kardeşi Teo' ya mektupları. Heykelleri ucube ilan ettiğimiz şu çağa karşın, 1800 lerde sanatı hangi düzeyde tartıştıklarına inanamazsınız. Biz daha resim heykel nedirle uğraşırken, onlar yerel renklerle resim yapmanın izleyicisine ihanet olduğu noktasını tartışıyorlar. İşte hayat damarlarımız böyle kopuyor koparılıyor. Geriye hayatının içinde resim, heykel, edebiyat, şiir olmayan, tekerleme düzeyinde pop şarkılarından öte bir müzik anlayışı olmayan, sığ ama çok sığ insan modeli kalıyor. Bu model de gidip, bir heykele ucube diyebilen birini, kendine başbakan seçiyor. Yıllar önce bir seradan alışveriş ederken kolları dirseğine kadar bilezikli bir hanım menekşe, lale, papatya vs.. her çiçeğe; Bu gûl kaça şu gûl kaça diyordu. Bütün çiçekler gûl...! İnsanımızın hali budur... Selamlarımla...

16 Temmuz 2011 15:22
Sıfat fukaraları

Bazen bir yorum yazacak oluyorum... Çoğunlukla yazacaklarımı zaten siz yazmışsınız..:)) Bunu belirtiyorum da bazen yorum olarak. Bu defa da aynı şeyi Sevgili Levent yapmış. Ona aynen katılıyorum. Dilin zenginliği insan ruhunun zengiliği ile çoğalır. Yüzeysellikten çıkıp derinlere dalmak, sığ bir kültürle zor. Ankara'da cumhuriyetin ilk binalarına hayranımdır ben. Bunlardan biri benim okulumdu. Ta o tarihte standartlara uygun ve parke beden salonuyla, duvar piyanosu ve amfi şeklindeki müzik salonuyla, laboratuvarları, sinema salonuyla her şeyi ile tam bir okul olarak yapılmış Cebeci Orta Okulu. Liseye geldiğimde Başkent Lisesinin yeni binasının ilk öğrencileriydik ama onlarca yıl sonra yapılmış bu bina bana gecekondu gibi gelmişti. Bu ilk binalardan bazıları da Opera bale sahnesi (Büyük Tiyatro, Küçük Tiyatro, Resim ve Heykel Müzesi, Türk Ocağı gibi bir konser salonu, Etnoğrafya Müzesi. Harpten çıkmış gencecik bir cumhuriyetin nelere para harcadığına bakar mısınız? Hayat damarlarına...!

16 Temmuz 2011 15:06
Mayo alana deniz bedava (!)

Eskiden akşamdan havlu atarlardı. Şimdi tümüyle paraya dökülmüş demek iş. Yazık gerçekten... Sevgi ve selamlar

16 Temmuz 2011 13:56
Bilmem anlatabildim mi?

Bu talihsiz cümlelerin sahibinin hangi yazısını okusam, sürekli çekişip durduğu kişiyle tamamen aynı kalite ve kategoride olduğu zannına kapılıyorum. Gerçi bunun da hiçbir önemi yok. Ben sizi şahsen de tanımış biri olarak, bütün bu saçma sapan didişmelerin çok üzerinde, zarif, iyi niyetli, insancıl bir hanımefendinin bütün bunlardan tamamen münezzeh olduğuna inanıyorum. Lütfen hiç kaale almayın. Oluyor MB da böyle şeyler. Siz yenisiniz bilmezsiniz.. Yıllar önce de insanlar hiç katılmadıkları bir toplantı için,kanalizasyon benzetmeleri yapıp, namus bekçiliğine soyunmuşlardı. Oysa toplantılarda ne olduğunu sadece dedikodulardan dinlemişlerdi. Gözleri ile gördükleri hiç birşey yoktu. Ayrıca velev ki, gördükleri birşey olsun, insanların içinde bulundukları durumlar sadece kendilerini bağlar ve namusları kimsenin üzerine vazife değildir. Namus bekçileri önce kendilerine bakacaklar, sonra temiz hanımefendilerle ilgili genellemeler yapacaklar. Aklınıza bile takmayın... Sevgiler çok...

16 Temmuz 2011 13:12
Herkes tatile gitse…

Sabah sabah iyi bir kahvaltı oldu gülmek..:))) Bu kahve altı için teşekkürlerimi bir borç bilirim. Ben buranın yaş ortalamasından, ay pardon sıcaklarından bunalan ve MB tatil köyüne bile gidemeyecek kadar tatil yoksunu olanlara yeni bir kategori önereceğim. Genç blog kategorisi... Aynen bizim blog kategorisi gibi ön sayfada yerini alsın. 40 yaşa kadar olanlar orada cebelleşsin, 40- 50 yaş arası her iki kategoride de birbirini yesin, 50 üstü blogda döğüşsün..:)) Bunların başına bekçi, yine pardoooon, editör koymaya da gerek yok. Nasılsa gençler yaşlılardan sıkıldıkları için asıl blog kategorisine yan bile bakmazlar. Ha blog kategorisinden, genç blog kategorisine sızmaya kalkan olursaaa, pırılpırıl gençler bunu anında yakalar ve şöyle bir yazıyla; "La hani habire coğrafya coğrafya diye ortalıkta dolanıp, coğrafya ve bittiden müteşekkil 50 kelimelik haznesiyle yazan 63 yaşında bi amca var yaa. La yine bizim buraya kaçmış" deyu kendi coğrafyasına postalarlar:))) Kahkahayla efendim..:))

16 Temmuz 2011 12:02
Karaburun da "Cittaslow" olmalı!

Ardından diğer çağrışımlar geldi. Hep büyük şehir çocuğu ve yetişkini oldum ben. Küçük yerlerin yaşamını pek bilmem. Annemin memleketi Tekirdağ/ Malkara'da tanık olduğum bir kaç şey hariç. Orada ölümler ve düğünler gördüm defalarca... Acılar daha kolay eğlencelerin keyfiyse ortak olunduğu oranda büyüktü hep. İşler, zevkler, kederler... Herşey imece ile yaşanıyor küçük yerlerde. Şimdi ise Ankaranın küçük bir kasabasına geliyorum iş dolayısı ile hergün. Fatura ödemelerim dahil her işimi burada halleder oldum. Hiç zaman almıyor, herkes birbirini tanıyor, her iş kuş hafifliğinde hallolup gidiyor. Tek sakınca herkes fazlaca birbirinin hayatının içinde..:)) Yaşam gerçekten sakin ve ağır buralarda. Yine de küreselleşmeye direnmek bayağı bir zor gibi. Son çağrışım ise gözlerime sular yürüttü. Karaburun deyince ilk aklıma gelen çok sevgili dostum, geç bulup erken yitirdiğim, narçiçeğim, Suzan Nergiz Şanlıalp. Karaburun onun mekanı idi. blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=161225 Selamlar

05 Temmuz 2011 13:38
Karaburun da "Cittaslow" olmalı!

Aslında sayfanızda gezinmeye önce resimlerden başladım. 2,5 yaşımdan beri her yıl enaz bir defa olsun kendimi serinliğine bıraktığım denizle tam 3 yıldır kucaklaşamıyorum. Bu yüzden, uzuuunca bir zaman fotoğraflardan kendimi alıp yazıya geçemedim. Öncelikle benim içinde bir kez daha koklayın ve serinliğine selamımı ulaştırın derim. Yazınızın birinci bölümü bana ne çok şey çağrıştırdı... İlk çağrışım şu meşhur kızılderili..:)) Hani şu " Çok hızlı gittik, ruhlarımız geride kaldı diyen. İkinci çağrışım eşimin bir hayali... Hani millipiyango çıksın şunu yapcam bunu yapcam denir ya... Eşim de der ki; MP çıksın, adresimi bir deniz kasabasının bilmem hangi kaldırımına oturmuş, balık tutan adam olarak değiştiricem..:)) Ama ben bu noktada Sevgili Pirmeteye katılıyorum... Doğa deniz yöresel ya da kentsel yaşam... Herşey ama herşey dostlarla güzel aslında. Aynen dediğiniz gibi; Biraz deniz biraz uyku tamam da, ille de yanına entelektüel bir sohbete ve hayata ortak olacak dostlar lazım..:)) Devam

05 Temmuz 2011 13:26
Milliyet Cumartesi'yi ve Blog Sayfasını Özlüyorum

İnsanoğlunun olduğu her yerde bu tür çekişmeler oluyor ne yazıkki. Burası dar anlamda; bizim toplumun, geniş anlamda; bütün beşerin, küçük bir parçası çünkü. Ben de 5 yıl önce buraya, mazisi daha uzun olan başka bir paylaşım sitesinden gelmiştim. Orada da aynen burada olduğu üzere, önce belli bir medeniyet düzeyinde başlayan ilişkilerin zamanla suyu çıkmış, site neyi paylaşamadıklarını bir türlü anlamadığım bir yığın kişisel çekişmelere kurban edilmeye başlanmıştı. Sıtkım sıyrılınca ben de buraya kaçmıştım. Ama insan makina değil ki vidasını sıkıştırıp düzeltesin. İlle de mantığa sığmayacak bir error veriyoruz hepimiz işte sonuçta. O yüzden ben artık çok da dikkate almıyorum bu durumu. Çünkü bu anlamsız tuhaf hallerin burada bulunuşu, pek çok kaliteli yazı ve yazarın da burada olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Seçici davranırsak bir sıkıntı yok. Ben bu bakımdan milliyetin kendi sayfalarına taşıyacak yazı sıkıntısı çekeceğini sanmıyorum. Muhtemelen başka nedenleri vardır. Sevgi ve selamla

05 Temmuz 2011 13:02
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1135
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster