Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Öz Türkçe mi, halkın kullandığı Türkçe mi?

Cevapladığım halde nedense gözükmeyince, alttaki yoruma cevabımı başka bir yorum ile yazmak zorunda kaldım. Sayın eleştirmen, yazılarım, kişisel birikimlerim doğrultusunda yazılmakta olup, bilimsel makale olmadığından dibinde kaynak belirtme durumu yoktur. Siz de kısa bir araştırma yaparsanız ya da bu tür bilgilerin yer aldığı makaleleri daha çok okursanız, Türkçe konuşma dilinde 5000 sözcük kullanıldığı bilgisine ulaşırsınız. Nerde kaldı ki dünyada konuşulan birçok lisanda da "konuşma dili" bu seviyede sözcük ile oluşmuştur. Daha fazla bilgi talebiniz varsa, bir mesaj ile telefonunuzu bildirin ki size birçok kaynak nitelikte adres verebileyim. Yazarak yapılan tartışmalardan pek haz etmem. Nerde kaldı ki, bu blog sitesi bir forum değildir. Tarzınız ve üslubunuzdan hoşlanmadığım için başka yorumunuzu yayınlamayacağımı bilmenizi isterim.

06 Kasım 2009 23:35
Çeyrek final mi büyük Uefa kupası mı?

Bu konu ile ilgili ben de bir blog yazmak istiyordum. Amaç başarıyı küçümsemek değil. Neticede bir kupa kaldırmak önemli bir olaydır. GS'ın bu kupayı kaldırması da başka bir türk takımının yapamadığı bir başarıdır. özellikle de 10 yıl öncesi düşünülürse hayal bile edilemeyen bir başarıdır. Ancak bu derece Avrupa 17.ciliğidir. 17. cilik de çok büyük bir başarıdır.

30 Ekim 2009 18:21
Futbolumuzda düzgün bir adam; Rijkaard...

Futbol ile ilgili yorumlarınızı okumak çok hoşuma gidiyor. Herhalde kendi düşüncelerime çok yakın bulduğum için. Çok önemli bir konu daha. Futbolda gerçek başarılar bu tür düzgün adamlar ile gelecek. Tribündeki terörün bile bu tür "adam"lar ile önleneceğini düşünüyorum. Del Bosque'nin geldiği sezonu hatırladım onun basın toplantılarını izlemek benim için bir zevk olmuştu. Maalesef yarım sezonda gitti. Eğer 2 sene kalabilse idi, bu ülkeye futbol kültürü adına çok büyük hizmette bulunacaktı.

27 Ekim 2009 10:20
Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye süresiz teminat mektubu

Yine çok güzel bir maç yazısı olmuş. Daum'un beni şaşırttığını söyleyemem. Her iki kanada da ek takviye yapacağından emindim. Hatta daha önceki yazınıza yaptığım yorumda, farklı oyuncuların sağ ile sol beki destekleyeceğini tahmin ettiğimi söylemiştim. Biraz komplike düşünmüşüm. Daha basiti, Carlos'un önüne Vederson. Gökhan'ın önüne Mehmetmiş. Ama büyük oyuncu kendini gösterdi. Hem en ufak defansif bir açık vermedi, hem ilk golün en büyük pay sahini oldu, hem de rakibin "sözde" en tehlikeli oyuncusunu attırdı.

26 Ekim 2009 17:03
Derbinin anahtarını taşıyan Adamlar!

Ben Daum'un Carlos'u oynatacağını düşünüyorum. Guiza ve Alex de iyileşip, kadroya girseler dahi, Bilica'nın yerine Önderi alıp, Carlos ile başlayacaktır. Vederson'u Keita karşısında düşünmek bile uykularımı kaçırır. Tabii bu durum, Gökhan'ın hatalarının kapatılmasında da faydalı olur. Futbol hatalar oyunu, elbette Keita Carlos'u geçip ceza sahasına girecektir, hatta gol de gelebilir. Ancak oyunda kaldığı süre içinde Keita karşısında tribün ifadesi ile "rezil" olacağını sanmıyorum. Küçük bir ihtimal de Santosu sol bek oynatıp, orta sahayı Selçuk ile kuvvetlendirmesi ve bu oyuncunun da Keita meselesine yardımcı olması... Alex oynayacaksa Özerin 11 şansı olacağını düşünmüyorum. Umarım güzel değerlendirmenize 2 tane arka arkaya yorum yazmamın bir mahsuru yoktur.

23 Ekim 2009 15:23
Derbinin anahtarını taşıyan Adamlar!

Yapmış olduğunuz tahlile yine büyük oranda katılıyorum. Sol bekte kim oynasın konusuna cevap vermek isterim: R.Carlos. Büyük maçlar büyük oyuncular ile oynanır. Carlos enerjisini iyi kullanırsa sürat açısından da Keita karşısında sıkıntı çekmez. Bence esas sorun Gökhanın tarafında. FB kalesinde tehlike yaratan pozisyonların %70i bu taraftan geliyor. Gökhan çok iyi futbolcu ama iyi bir sağ bek değil. Sürati ile pozisyon hatalarını kapatan bir yapısı var.Ama Kewell ve Arda hataları affetmiyorlar. Son olarak bir de "Selçuk" demek istiyorum. Nerede,kimin yerine oynar bilmem. Ama onu sahada görürsem istatistik korkusunu üstümden atarım. Selamlar,

23 Ekim 2009 14:05
Bir Cinayetin Psikanalizi

Çok hoş bir kitap tanıtımı olmuş. Faydalanacağım. Teşekkür ederim.

19 Ekim 2009 17:36
Mİlliyet Blogda yorum

Ben de Milliyet ana sayfa da görüp, okuduğum futbol ile ilgili bir yazıya yorum yaptıktan sonra gelen alakasız cevaba karşılık kendi yazımı yazmak için girdim MBye. Aslında blog kültürü hakkında hiç bir fikrim yoktu. Hala da ilerleyemedim. Aslında forumlara benziyor. Anladığım kadarı ile blogları okuyanlar genelde blog yazarları (forumlardaki gibi) Yorum konusuna gelince, kısa sürede şunu gözlemledim ki, burda da facebooktaki gibi "beğendim" düğmesi olsa, çok iyi olurdu. Beğendiğim bir yazıya katacak yorumum yoksa bu düğmeyi tıklayabilirdim. Mesela sizin kahvaltı yazınıza tıklamak isterdim.

15 Ekim 2009 20:36
Q...W... X...ve

Harf devrimi sırasında bu harflerin, Türkçe lisanının yazıya dökülmesinde gerekli olmadığına karar verilmiş ve alfabeye girmemişler. Ancak şimdi yeni nesil gençler bunun tam tersini düşünüyor olsa gerek ki, kullandıkları forumlarda olsun, kısa mesajlarında olsun yazdıkları her yerde bu üç harfi kullanıyorlar. Hem de mümkün olan her fırsatta... Bu psikolojilerini anlamaya çalışıyorum ama beceremiyorum.

12 Ekim 2009 16:34
Dili yanlış kullanmak şairi ne hallere düşürüyor?

Sayın Çelik, Amacım tartışmaya girmek değil. Hele hele sizin uzman, benim ise sıradan bir takipçisi olduğum, "edebiyat" alanında hiç değil. Yazınızın ana fikrini de algıladım. Anafikri tanımlamak isterken en sevdiğim şiirin içindeki bir uyağı örneklemenize de takılmadım. Sadece, "kol da sallanır" diye itiraz etmek istiyorum. El sallamaya göre mesafenin daha uzak olduğu durumlarda tercih edilir. Hem yerini belli etmek için, hem de vedalaşma sürecinde, ayrılan uzaklaştıkça daha görünür olmak için yapılan bir eylemdir. İlgi alanınıza girdiğini bildiğim futbolda jübile yapan oyuncu vedalaşırken de tüm tribün tarafından kol sallanır mesela... Hele hele bir geminin kalkışı sonrasında, gittikçe uzaklaşırken "kol sallama" eylemi bence yerinde kullanılmıştır. Diğer örneğinize ise nacizane katılıyorum. Saygılarımla,

12 Ekim 2009 14:17
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

1967 İstanbul doğumluyum. İnşaat Yüksek Mühendisiyim. Almanca ve İngilizce biliyorum. Evli ve 2 çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster