Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
“Nedir ulan bu haliniz?”

başkalarına saygı göstermesi mümkün olamıyor. Bu tür davranışların doğallıkla özdeşleştirilmesi gibi bir yanılgı da var üstelik. "İçinden geldiği gibi davranmak" diyorlar adına. İnsanın içinden böyle geliyorsa içini değiştirmesi gerekiyor öncelikle. Yok, bilinç dışı bir dil sürçmesiyse bu uslup, o zaman da güdülerini kontrol etmeyi ve doğru yönetmeyi öğrenmesi gerekiyor. Bir eleştiri, bir otorite olma tarzıysa saygın olmayan bir otoritenin etkili olma şansı olabilir mi? Hayatın her anında ve alanında insanın insanla ve doğadaki tüm varlıklarla olan ilişkisinde olması gereken önemli bir olguya dikkat çektiğiniz için teşekkür ediyorum; selam ve saygılarımla.

08 Mart 2010 10:08
Asla geri gelmeyecek o güzel yıllar; ama ben gidebilirim !

"Those were the day's" şarkısını söyleyerek. Evet, akrep ve yelkovan hızla birbirini kovalıyor. Biz de geçmişteki güzel günlerimize daha bir sıkı sarılıyoruz doğal bir iç güdüyle. Hocanız Michael Eulenberg, kim bilir nasıl mutlu olacak sizinle buluştuğunda. İnsanın eski öğrencileriyle buluştuğunda neler hissettiğini biliyorum. Fotoğraftaki duygusal, uslu ve saygılı çocuğun siz olduğunu söylemeseniz de tahmin edebilirdim:) Sahi o yerdeki muzip çocuk ne yapıyor şimdi, biliyor musunuz?:))) Kitaplarınız, defterleriniz ileride torunlarınızla da paylaşacağınız değerli anılarınızın belgesi olacak kuşkusuz. Bu yüzden onları saklamanız çok güzel. Sevgiyle ve dostlukla kalın...

07 Mart 2010 15:05
...Dipnot

Koşulsuz sevgiyle çağlayan dupduru yüreğinize saygılarımı iletirken "Kadınlar Gününüz de kutlu olsun"diyorum. Selamlar, sevgiler.

05 Mart 2010 16:52
Böyle de başlamak var yaşama !

oğlumu ilk kollarıma aldığım ana gittim. "Mucize;" demiştim böylesi bir güzelliği içimde nasıl büyütmüşüm. İlginç ve her zamanki gibi hoş bir paylaşımdı. Sevgiler, selamlar.

05 Mart 2010 09:12
Dünyamız elden gidiyor!

Gezegenimize ve onun hassas dengesine bir ağıt olan "Yuva" belgeselini ürpererek ve endişeyle izlemiştim. Evet artık dünyamızın ateşi yükseliyor. Daha fazla para ve güç kazanmak hırsıyla Dünya'nın bütün doğal kaynakları acımasızca tüketiliyor. Dünya halkları açlıkla, savaşla, ekonomik krizle yolsuzluk ve adaletsizlikle başa çıkmaya çalışırken, varlığını tehdit eden bir başka olayla karşı karşıya. Bu durumda "peki Dünya'yı kim kurtaracak?"sorusu geliyor akla. Önümüzde duran sorunlar, eğer onlar daha da derinleşmeden çözüm üretilemezse Dünya'nın geleceğinin pek de parlak olmayacağı kesin. Çözüm ise farkındalık; sorunlara duyarlık. Siyaset, iş dünyası, sivil toplum örgütleri ve bireyler olarak yaşanılabilir bir Dünya için adımlar atmak...Çok önemli bir konuda bilincimizi uyaran bu yazınız için teşekkür ediyorum; sevgilerim ve saygılarımla...

03 Mart 2010 20:58
'Kaatı'Sergisi ve Fazıl Say konseri

Ne kadar içten ve güzel alatmışsınız o muhteşem geceyi. Seviçli bir günce tadında olmuş. Sergiden de bahsetmişsiniz. Elbette bedensel olarak engelli olmak engel değil;önemli olan ruhun engelli olmaması. "Zafer" olarak tanımladığınız yaşama sevinciniz hiç sönmesin. Kalın sağlıcakla, sevgiyle, saygıyla...

03 Mart 2010 19:54
'Kök Hücre'

"Yaşamadan bilinmez" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ancak her insanın başına gelmesi an meselesi olan engelli olma ihtmalini yaşamanın zorluklarını hissedebildiğimi zannediyorum. Yazılarınızla ve varlığınızla aramızda olmanızdan mutluluk duyduğumu, umutlarınızın gerçekleşmesini tüm kalbimle desteklediğimi bilmenizi, bilimin bu konuda hızla yol almasını ve bir an önce eski sağlığınıza kavuşmanızı diliyorum. Sevgi, saygı ve selamlarımla...

03 Mart 2010 19:39
Tek Gözlü Kral

"Speakers Corner" de sizi gözyaşlarına boğan, utkunuzun tutulmasına sebep olan ve Ankara Kızılay Meydan'ına götüren manzara, içimizdeki demokrasi özlemini açığa çıkaran vurucu bir yaşantı örneği. Savaşların yıkıcılığına karşı milliyetler, ırklar, dinler ve siyaset v.s ötesi, düşünmeyi, insan odaklı hissetmeyi, barıştan yana olmayı öğrenmeye çok ihtiyacımız var gerçekten de. Değerli bir eylemin değerli olmadığı sanıldığında sürekli bir değersizleşme, insanlıktan uzaklaşma ve haksızlık etme yaşantısı hüküm sürüyor toplumlarda. "Körler ülkesinde tek gözlüler kral mı oluyor; yoksa gören gözlere mil mi çekiliyor?"diye de bir ikileme düştüm doğrusu o cümleyi sizin kastetdiğiniz anlamdan soyutladığımda. Çünkü kişiler arası ilişkilerden toplumsal paradigmalarımıza dek, farklı olanı ille de kendimize benzemeye zorlamaya öyle yatkınız ki... (ötekileştirmeden söz ediyorum.) Bu da ayrı bir demokrasi sorunu tabi... Teşekkür ediyorum, insan odaklı düşünen ve hisseden duyarlı kaleminize. Saygılar,

03 Mart 2010 15:23
Çocukluğuma üşüyorum Ankara sokaklarında

"sizi öldürmeyen şey, sizi güçlendirir."Siz de güçleniyorsunuz kaleminizle, yüreğinizle ve iyileştirmek istemediğiniz yaralarınızla...Ve kutluyorum; çok başarılı bir edebi yazı... Sevgiler, selamlar.

03 Mart 2010 12:55
Erguvan pembesi sokaklardı ruhumu saran.

uzak çok uzak bir ülke, biraz kırık, biraz küskün bir uçurum gibi... dokunaklı, duygulu, ritmi koyu bir şiir; kutluyorum sevgiyle...

02 Mart 2010 17:13
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 02.11.09
 
 

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik başlıca ilgi alanlarım. Gezmeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster