Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
TV yayınlarının toplum psikolojisi üzerindeki korkunç etkisi

çünkü fitneci bir insanın, dünyevi dertleri ve acıları olmaz yalnızca hırsları olur. bu yüzden kanser gibi, depresyon gibi şeyler yaşamazlar. korkak oldukları için korkmazlar, akıllı hamlelerle arkasından vurarak düşmanlarını yaşayıp giderler. zeki adam edmond dantes'tir, akıllı adam ise fernand mondego'dur. her ne kadar iyi ve zeki kaybeder gibi olsa da kötü ve akıllı kazanır gibi olsa da bir gün zeki ve iyi olan onu mağlup eder. duygularını gömdüğünde zekiyi durdurabilecek hiçbir şey kalmaz çünkü. her ne kadar mutlu sonlar ve ütopyalar filmlere haiz şeyler olsalar da gün gelir iyiler de kazanır, gün gelir dünya zekilerin olur. akıllıların yönettiği bu dünyanın devranı bir gün değişir, her şeyin çehresi değişip güzel bir yer olur belki dünya. belki o gün tıpkı film sonları gibi mutlu sonlanır hayatlar, belki bizim de günümüz gelir bir gün. korkaklar ve aptallar 100 yıl yaşasalar da iflah olmazlar, ölürlerken bu dünyadan göçerlerken artlarında bırakacakları bir tek iyi şey yoktur

07 Ağustos 2015 18:52
TV yayınlarının toplum psikolojisi üzerindeki korkunç etkisi

şöyle düşünür "o da beni seviyor. bana neden zarar versin ki?" akıllı adamın yüzlerce seçeneği vardır, her seçeneğin sonucunda akıllı adam galip çıkacaktır. akıllı adam da zeki değildir ancak bu durumda zekinin kazanması gerekirken, akıllı adam kazanır. çünkü akıllı adam taşlarını doğru oynar, zeki ise oynayacağını bile bile oynamaz ve yanlış hamleleri kasıtlı olarak yapar. ona her bakımdan zarar vereceğini bile bile bu işe bodoslama dalar. çünkü zeki adam aynı zamanda cesurdur da, gözü karadır. akıllı adam korkaktır, cesaretsizdir. akıllı olan önden gelmeye cesaret edemez, arkadan vurur. bu yüzden zeki adam kaybederken, akıllı adam kazanır. zekiler iyi adamlardır, akıllılar ise kötü adamlardır. zekiler hep erken ölürken, akıllılar o kurnaz ve fitneci uzun uzun yıllarca dertsiz tasasız bir şekilde, dünya s...ne minare g...ne yaşarlar.

07 Ağustos 2015 18:52
TV yayınlarının toplum psikolojisi üzerindeki korkunç etkisi

zeka nedir? yanlış anlaşılandır, hem de asırlardır. insanlar zeka hususunda üçe ayrılırlar ; zeki, akıllı ve gerizekalı. "ama zeki olan akıllı olmuyor mu yaa?" deme, sus bir dinle. yılların birikiminin bana kattığı bir şey varsa, o da zeki adamın saf ve salak olduğudur. çünkü zeki adam akıllı değildir. zeki bir adam milyonlarca insanın çözemeyeceği bir şeyi çözebilir, anlayamayacağı şeyi anlayabilir. her haltı yapabilir. ama akıllı adam bunları yapamasa da zekiden daha üstün olacaktır ilerleyen yıllarda. çünkü aklını kullanır, akıl zeka gibi değildir. akılla mantık bir arada yürür, akıllı kişi mantıkla duygusallığı aynı potada eritebilir. zeki adam bunu yapamaz. çünkü zeki adam saftır ve salaktır. akıllı değildir. zekinin iki yolu vardır. birincisi birini sevdiğinde sevmesine rağmen kaçıp gidecek, ikincisi ise teslim olarak bir aptala dönüşecek.genellikle ikinci yolu tercih eder zeki adam, zeki olduğu için tercih eder ve şöyle düşünür (devam edecek)

07 Ağustos 2015 18:51
Düğün Dernek

Tabiki de alınmam. hatırlamaya bile çalışmayın.Ben en eski yazılarınızı bile keyifle ve hayranlıkla okuyorum.Siz bakmayın bana,kendimi kaptırmış gidiyorum:)Şaka bir kenara,sinema eleştirmeni olmadığınız halde,kim okusa,bunu bir eleştirmenin yazdığını düşünür ve asıl başarı böyle olmasında.

06 Ağustos 2015 23:02
Düğün Dernek

-kız türkçe biliyor mu? -eaa şöyle biliyo, duyuyo ama konuşamıyo.(bu sahnede sandalyeden düştüm desem,abartmış olmam)

05 Ağustos 2015 19:50
Her Aşk Bir Gün Biter!/mi?

...Aşk hiç biter mi... Hiç bir şey olmamış gibi... Boşlukta kaybolup gider mi... Aşk hiç biter mi... Kalır adımızla... Bir sokak duvarında... Bir ağaç kabuğunda... Bir takvim kenarında... Kalır bir çiçekte.. Bir defter arasında.. Bir tırnak yarasında.. Bir dolmuş sırasında.. Kalır bir odada.. Bir yastık oyasında.. Bir mum ışığında.. Bir yer yatağında.. Aşk hiç biter mi.. Kalır dilimizde... Yinelenen bir şarkıda... Bir okul çıkışında... Bir çocuk bakışında.. Kalır bir kitapta.. Bir masal perisinde.. Bir hasta odasında.. Bir gece yarısında.. Kalır bir durakta.. Yırtık bir afişte Buruk bir gülüşte Dağılmış yürüyüşte... Aşk hiç biter mi... Kalır bir sokakta.. Bir genel telefonda.. Bir soru yanıtında.. Bir komşu suratında.. Kalır bir pazarda.. Bir kahve kokusunda.. Bir tavşan niyetinde.. Bir çorap fiyatında.. Kalır bir yosunda.. Bir deniz kıyısında.. Bir martı kanadında.. Bir vapur bacasında.. Aşk hiç biter mi...(söz müzik nadir göktürk https://www.youtube.com/watch?v=Pu-hyGN43gE)

03 Ağustos 2015 02:29
Kır bahçesi

"anadolu, şatafatın, gösterişin, reklâm ve palavraların hiç geçmediği bir diyardır. burada umumî ölçüye göre iyi ve geniş yaşayan adamın adı batakçıdır. iddialı kimselere bir geveze nazariyle bakılır ve reklâmcıya sadece yalancı denir."y.k.karaosmanoğlu

30 Temmuz 2015 03:43
AŞK üzerine...

Şımarmayı sonuna kadar hakediyorsunuz.Bu arada şımartanlara da bakmak lazım.Övünmek gibi olmasın 17 yıllık Türkçe öğretmeniyim ve çok değerli arkadaşlardan oluşan bir edebiyat kulübümüz var.Bütün arkadaşlar bu konuda hemfikir.Herkes sizin yeteneklerinizin farkında.Ben biraz da onların tercümanıyım.

28 Temmuz 2015 04:06
AŞK üzerine...

''aşk badem ağacı gibidir... ilk baharda çiçek açar. hikayede bu gencliği temsil eder. sonra biraz zaman geçer taki bu çiçek cagla olana kadar. yenmesi süper olur. işte aşk budur. sonrasında çağla kartlaşmaya başlar yenemeyecek kadar sert olur odun gibi tadı vardır, içi de olmamıştır zaten bir süre sonra dış yüzeydeki daha önce yediğimiz yeşil kabuk sertleşir, kurur, buruşur ve düşer... tahta gibi sertleşen çekirdeğinin içindeki merkez çekirdek olgunlaşır ve tatlanır... işte bu aşkın meyvesidir badem ağaçları arasında aşk böyledir. herşey badem ağacı olmak içindir. yeni bir badem ağacı...(ikonium'dan)'' Benzetme oldu mu?bilmiyorum ama gördüğüm şu ki;düz yazıda da en az şiir de olduğunuz kadar iyisiniz.sözcük seçimi,cümlelerdeki anlam,anlatım zenginliği ilk göze çarpan özellikler(ben de iyice eleştirmen havasına girdim,bakmayın çok anladığımdan değil,hissettiklerimi yazıyorum.yazı ve şiirlerinizin bir takipçisi,bir hayranı olarak,bu güzelliklerin çoğalmasını diliyorum.

26 Temmuz 2015 04:02
Beyoğlu

...anlatılır gibi değil bu, burası beyoğlu ... ...bir gazete aldım karşıki büfeden... ...okuyormuş gibi yaptım ... ...bir sigara yaktım ve içime çektim ... ...sanki doymamış gibi ... ...herşeyim oyun, dünya koskaca bir sahne...///// ...kaldırım yok ve sağa sola bakmak ... ...izinsiz yürüyüş yasak ... ...köşede bir polis var ancak ... ...belinde bir oyuncak, sanma seni vuracak ... şu upuzun cadde de sanki bir tek ben varım ... ///////dilencinin biri koluma girdi ... ...param yok dedim küfretti... ...bir kaç küçük çocuk dışında, kimse beni farketmedi... ...gece çok yakın, kemancı şurdan iki adım... ...almadılar beni, bir arkadaşa bakıp çıkacaktım ... ...beyoğlu'na sonbahar geldi, vizyonda aşk filmleri... ...eller cepte, kelimeler yalın ... ...yanımdan geçti cüneyt arkın... ...kiliseler açıktı, istiklal yine kalabalıktı ... ...bir zamanlar küçük iskender bana aşıktı...(BİR FLÖRT ŞARKISI)

24 Temmuz 2015 19:50
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 13.12.09
 
 

Dünyadaki yaratılmış yaşayan bütün canlıların doğdukları ve hayat buldukları zaman diliminin evre..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster