Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Alıştık artık ağlamaya, yas üstüne, yas bağlamaya

Yangın var! Diye bağırıyorken sokaklarda insanlar, annelerin çığlıkları inletirken her yanı,... Durmaksızın körüğü hava basıyor acemi çırak gibi...

26 Mayıs 2014 10:28
Hukuk mu üstün, Devlet mi üstün?

Hukukun üstünlüğünün temel şartı yargının bağımsız olmasıdır. Yargının bağımsız olması için de "Demokratik Devlet" olması gerekir. Demek ki demokratik olmayan devletlerde "hukukun üstünlüğü" kuralı yerine bu kez "egemen devlet gücünün üstünlüğü" üstünlüğü söz konusudur. Siz bir anlamda bize, o günleri daha çook beklememiz gerektiğini söylüyorsunuz değil mi?...

22 Mayıs 2014 00:25
Geminiz yürüyor, ama pusulanız yok

Mehmet Bey; Hukuk herkese göre aynıdır, yani objektiftir. Derler ya, varsın desinler. Burası Türkiye bize ne başka ülkelerin hukukundan. Adam çok varlıklı ve hatırlı ise ve sıkıntısı varsa onun için kişiye özel bir yasa yapılabilir. Bak biz eğitimciler de, sınıfın geneline hitap ederek ders anlatsak bile, farklılık gösteren öğrencilerimizin bireysel farklılıklarına uygun yöntemler geliştirip uyguluyoruz buna da özel eğitim diyoruz...

19 Mayıs 2014 00:36
Gül kız, annesine kuma olmuştu

Mehmet Bey merhaba; Hani size dosyalarda saklı kalanları dillendirmek gerek demiştim ya, demek ki haklı bir iskete bulunmuşum. Elinize sağlık...

09 Mayıs 2014 22:01
Biz kime sevdalıyız?

Sayın Burakgazi; Kendi değer ve kültürüne yabancılaşarak taklitçilik yapanları anlatıyor ve eleştiriyorsunuz bu konuda aynı görüşteyim. Ama bence bu hayranlığın ve özlem duymanın bir de diğer yönü var ki 'güzeli sevmek sevaptır' misali… Siz hukukçusunuz; hukuksuzluk, insan hakları ihlalleri, demokrasi yoksunluğu gibi konularda çok güzel yazılar yazdınız. Bu olumsuzlukların yaşanmaması için de, simdi eleştirdiğiniz ülkeleri ve uygulamaları gösterdiniz. Ben de eğitimci olarak benzerini yapıyorum. Bilimle elde edilen güzelliklerin tüm insanların hakkı olarak paylaşılması gerekir. Keşke biz de ülkemizin buluş uygulama ve değerlerini tüm insanlığın ortak kullanımına sunabilecek bir düzeye gelebilsek. Saygılarımla...

06 Mayıs 2014 13:15
Okullarda öğretmenlerin öğrencileri yönlendiren konuşmaları baskıdır

Kerim Bey merhaba; Yazınızın başlığındaki "yönlendirme" sözcüğünü sanırım "koşullandırma" anlamında kullanmışsınız. Eğer amacınız bu ise çok haklısınız. Öğretmenin öğrencisini koşullandırmak gibi bir hakkı ve görevi yoktur. Yani kısaca öğretmen kendi doğrularını öğrencilerine dayatan kişi değildir. Çağdaş eğitim anlayışı öğretmene, bir nevi trafik polisi gibi yönlendirme görevi verir. Öğretmen, bilgiyi sunan, nasihat eden, reçete veren,..., değildir. Eğitim sürecini yöneten öğretmenin görevi; (kısaca) öğrencilerini bireysel farklılıklarına göre tanımak, onlara, kendi öz güçlerini tanıyarak kendi özgünlüklerini ortaya koyacak fırsatlar vermek, öğrenilmesi istenen konuların gerekliliği için isteklilik (motivasyon) yaratmak, bilgiye ulaşma yollarını bulması v.b. konularda rehberlik yapmaktır.

05 Mayıs 2014 16:06
Çığlıklı nesil

Elbette devletin her çocuğun yanına bir güvenlik görevlisi koyabilme şansı da yok buna gerek de yoktur. Ama, bu sapkınlıkların yetiştiği bataklıkları kurutmak, bu sapkınları kontrol altına almak ve etkisiz kılacak önlemler almak, her alanda eğitim vermek devletin en temel görevidir. Bizim de insan olarak bu konularda, yaşamımızı ve özgürlüğümüzü sınırlayan her konuda çığlık atma hakkımız vardır/olmalıdır. Sayın Bakanın duyarlılığını, tüm toplumsal sorunlara ve bu gün meydanlardaki çığlıklarımıza göstermesini diliyorum. Çığlıklarınız için teşekkürler Mehmet Bey...

04 Mayıs 2014 18:35
Neden geldik, neden gidiyoruz

Sevgili Dost; "Sahi neden geldik, neden gidiyoruz." diye soruyorsunuz: Geldik, gördük, yaşadık,gideceğiz. Ama bazıları düğüm olmuş bilinmezleri, sırları çözdü, bazımız bakıp alkışladı... fakat sorunlar,sırlar, kör düğümler devam ediyor. Bence bunlar da gelecek nesillerin uğraşı, yaşam nedeni...

28 Nisan 2014 14:07
Çakıl taşları

Sevgili öğretmenim; Bir önceki yazınızı eleştirmemi cesurca yanıtladığınız için çok teşekkür ederim. Öykünüz “Çakıl taşları”nı, zevkle okudum. Betimlemeleriniz oldukça güzel, elinize sağlık. Keşke Serkan'ın oyun ve oyuncakları düşmanlık ve savaşları değil, barış ve dostlukları çağrıştırsaydı. Umarım ve dilerim barış ve dostlukla bakış ve düşünüşü okullarımızda içselleştirir. Ve O da Kadir-Klarissa ve doğacak çocukları gibi… Sevgi ve saygı ile… Emin TOPRAK

03 Nisan 2014 14:27
O kadar önemliyse dershaneler kalsın okulları kapatalım

Merhaba Kerim Bey; İki yazım için yazdığınız yorumlar için çok teşekkür ederim. "O Kadar önemliyse dershaneler kalsın okulları kapatalım" ve "Dershaneler kapatılmalı ama kapatamazsın; çünkü demokrasiye inanıyorsan böyle bir hakkın yok" isimli yazılarınızı okudum. Benzer düşünceleri paylaşmamız ve bu düşüncelerimizin de bu günlerde haklılık kazanması beni hiç sevindirmedi. Keşke biz yanılmış olsaydık. Çünkü, pay kapma uğruna bilek güreşi devam ediyor ve her gün, bir öncekini aratıyor. Böylece, zaten cılız olan demokrasi ve kurumları yok oluyor... Saygılarımla...

01 Mart 2014 18:13
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1179
Kayıt tarihi
: 14.07.12
 
 

19/03/1950 yılında Bingöl-Kiğı- Zeynelli Köyü'nde doğdum, köyümde İlkokulu, Erzurum Yavuz Sel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster