Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kahve

Sizi de geri döndürmeye geldim sayfanıza...Bir fincan kahvenizi içmeye geldim aslında.Kahveyi seven biri olarak,misafirperverliğinize sığınarak,sade bir kahve rica ediyorum.

15 Haziran 2012 16:26
Höt Höt Felsefesi - Philosophy, The Hoeth Hoeth !

Yazınızı tam olarak okudum.Peçeteyi sizin istemediğinizi ve çantanızdan,siz çıkarmak üzereyken,peçete getirebileceğini söylemesini de anladım garsonun.Gittiğiniz yer ne kadar şık ne kadar elit bir yer olursa olsun,işe alacakları kişileri mezuniyetlerine ya da tecrübelerine bakarak almıyorlar."Kusura bakmayın üniversiten mezunum,bu iş için eğitim aldım,bu paraya çalışamam"diyen insanlar ve asgari ücretin üzerinde çalıştırmayan yöneticiler var bu ülkede.Masaya dökülen simitlerin temizlenmesi konusuna girersem olay farklı boyutlara gidecek.Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim.Evet,bağışlayacağım.Ona"lütfen masayı temiz bir bezle ve boş bir tabağa temizler misiniz,bu daha uygun olur sanırım"diyeceğim gülümseyerek.Bu ona kendini daha iyi hissettireceği gibi,bundan sonrasında da öğrendiği bir şeyi devam ettirecektir.Dünyanın bir çok yerinde kullandığımız tuvaletleri ve çöp kutusuna atığımız(!) peçeteleri temizleyenleri düşününce masayı eliyle sileni bağışlamak ya da öğretmek çok da zor değil.

17 Haziran 2011 15:33
Höt Höt Felsefesi - Philosophy, The Hoeth Hoeth !

sorun ödenecek olan paranın hizmet olarak karşılığını almak değil.beklentilerimiz...ayrıca bloğunuza nescafesi döküldü diye,peçete getirmeyi akıl edemeyerek sonradan nezaketen peçete ister misiniz diye soran garsona "git yenisini getir değil mi" şeklinde yorum yapan blog yazarına da sevgiler...herkes "mevlana" olmaz ya.en azından felsefesine yaklaşmak "sorun değil tatlım,hallettim işte...büyütülecek bir şey değil" demekten geçer mi acaba...af edin ama öyle yaşayanlar da var..biri ben.

16 Haziran 2011 17:46
Höt Höt Felsefesi - Philosophy, The Hoeth Hoeth !

Beni güldüren tek yanı anlatış biçiminizdi.Yazınızın yaşanmış gerçekliğini arka planda bırakırsak öne çıkan buydu espirili ifadeleriniz.Ama itraf etmeliyim ki yaşamınızdan alıntı bu hikayeyi okumak, bu bloğunuza yorum yapanlarla (ve muhtemel sizinle)aramızdaki sınıf farkını ortaya koymuş yazık ki...Ben yurt dışına hiç çıkmadım,şarap kültüründen anlayan veya anlamasa da benim bu konuda yazı bile yazacağım bir restaurant da yemek yemedim,480 veya üzeri bir ödeme yapacağım bir restauranta üstelik.Bizim gittiğimiz yerlerde çalışan insanlar da asgari ücretle çalışıyorlar.Onlara" burası rüküş bir yer biz de maaş bu,daha çok kazanmak istiyorsan git daha lüx bir yerde iş bul"demiyorlardır sanırım.Bunun için yüksek ihtisas görmüş kişleri seçmiyorlar.Bizim gittiğimiz ve en fazla 120 lira ödediğimiz restaurantlarda da,asgari ücretle çalışan garsonlarda da,içtiğimiz şirince şarabın tadında ve hatta sunumunda da bir problem olmuyor.

16 Haziran 2011 17:41
Ağlamak faydalıdır

"Süzülürken yaşlar gözünden.Sakın utanma.Ağlamak öfke delice nefret.Doruklarda aşk doyumsuz sevinç.Kahreden keder kısaca hayat.Ve nefesindir ve nefesindir.Ağlamak şu geçici dünyada.Herşeye rağmen varolmak demek.Ağlamak yaşanan binlerce duygu,insanca coşkudur, güzel bir şeyidir.Ağlamak senin kara dünyada,hala sevdiğin ve hissettiğin,üm güzelligin ve çirkinliğinle,var olduğundur"

16 Haziran 2011 13:26
Yavaş yavaş geldi ayrılığımız

inanın çok güzel buldum bu dizeleri.kelimeler yan yana çok yakışmış birbirlerine...güçlü ve anlaşılır ifede için teşekkürler kaleminize...

07 Haziran 2011 17:53
Nice ben var yoksul ruhlar sokağında.

çarmıha gerdiniz mutlu sandığım hayatımı...kaç umut dolu yaşamlarda mutluluğu tadamamış gözleri anımsattınız,umutsuzluğa belenmiş topraklarda kısa metrajlı mutlulukları...durup kendime baktım;saçlarım uzun toplanmış,bıraksam sokakları saracak.t-shirt'üme baktım korktum çıplaklığımdan.mavi sulara daldırsam bedenimi,tutsam nefesimi sonsuz,çıksam dışarıya "yer demir,gök bakır...."

06 Haziran 2011 18:19
Annenin öpücükleriyle uyandırılmak!

yapmasaydınız,yazmasaydınız yani bu hikayeyi.Gerçekler damarlardan kanla beraber nüfus edince hücrelerine kadar,insan kendini hiç de iyi hissetmiyor."şükredilecek hiç birşeyimmiz yok derken aslında ne kadar da çok şeye şükretmemiz gerektiğinin hatırlatıcısı olmuş bu hikaye.Gözyaşlarım için teşekkürler.Çocuklarım çok şanslı ve ben annleri olarak yanlarında olduğum için.mutluluk dileklerimle...

06 Haziran 2011 18:03
Kıyılarımda balık tutan adam

Bununla birlikte diğer blog şiirlerinizi de okudum.Ne kadar beğendim tarif edemem...birbirinden güzel...iç dünyamla buluşturmuşsunuz cümlelerinizi...anlatımı,ifade edilişi de bir o kadar ilgi çekici olmuş.kaleminişzden damlayan kelimelere teşekkürielinize sağlık....sevgilerimle.

06 Haziran 2011 15:49
Bırakırsın...

En son yazdığım bloglardan olan"ölüm"le çok örtüştü bu duygular...ben çok beğendim.Aynı dilden konuşmak, ayrı olsa bile bir yürekden seslenir gibi yazmak.İşte bu çok güzel.Sevgiyle...

06 Haziran 2011 15:45
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 609
Kayıt tarihi
: 08.04.10
 
 

Yemek seçmem, kızartmayla köfteyi tokken bile yerim. Çaysız ölürüm; migrenim tutar. Ya çoktur bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Belki de bu dünya başka bir gezegenin Cehennemi'dir!