Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kadim Dostum Nedim Üstün'e

Son cümleniz nasıl güldürdü beni :) Masamda oturmuş beni gülerken bulanlar,(-ki gerçekten çok ciddi duran ve gülümsemeyen bir yapım vardır) bana birşeyler olduğunu sanırlar. Ne teşekkürü sözlerinize...söylenecek kelimeleri sıralamak güç!Beni ve şairliğimi başkalarının gözünde yukarıya çekerken, beni de en iyiyi icra etmeye, bilhassa yönelten övgüleriniz! Yıllardır şiir yazıyorum ben aslında, gençliğimden beri. Kitap olsun istemiştim,harika bunlar diye baskısı da çok oldu üzerimde.Ancak kendime öfkenin bir anlık yenilgisi,yakıp yok ettim bir kitaplık şiirlerimi. Ama yürek bu, yaz diyor.Yazdım, hala yazıyorum,yazacağım.Bu yolda ilerlemem için verdiğiniz manevi destek ise bir teşekküre sığmayacak kadar kifayetsiz,daha çok paylaşacağım.Nedim bey ve Nil'e duyduğum hayranlık ve saygıyla ve dostça, kollarımı arkamda birleştirerek,"işte bu kadar" sevgiyle...selamlar.

18 Ocak 2013 12:21
Paramızla zehir içiyoruz !...

(ki özellikle kırsal kesimlerde) neredeyse imkansız.Adamlar neyle yaptılarsa(bunun da bir yöntemi var elbette)güçlü bir dağıtım ağı kurmuşlar.Sağlığımızı emmelerine izin veriyoruz.Bunları satın almayı sürdürmekle hatanın en büyük paydası bizim.Faturayı Sağlık Bakanlığı'na kesiyorum.Bir diğer fatura da Milli Eğitim'e, çünkü eğitim şart sevgili Mesut bey!

17 Ocak 2013 14:19
Paramızla zehir içiyoruz !...

Topraktan kendiliğinden süzülerek yeryüzüne çıkan su,doğal kaynak sudur,çeşitli tekniklerle doğallığına müdahale edilmiş,farklılaşmış sular değildir.Sağlık bakanlığının içilmesine ve satılmasına izin verdiği su sınıfları;Doğal kaynak suyu,içme suyu,işlenmiş sudur.Doğal kaynak suyu içmek için para ödemeniz gerekiyor,çünkü bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.Bazı su şişelerin üzerine dikkatle bakılsın,”sofra içeceği” yazar, niye?uyanıklığı kanuna uydurmak için.Yine bazı meşrubat markalarını satıyorsanız,sadece o grubun su markalarını satabilrisiniz.Ayrıca,bazı su markaları da,suyu, marketlere bedava veriyor,satarsa kara geçiyor,satamazsa kayıp yok!Biz millet olarak her şeyde böyleyiz;alırız biz.Oysa almazsak,satılmaz.Hiç kimse almazsa,hiç kimseye satamazlar.Derin kuyu pompası çakılmasına izin verilmeyen Bursa'nın Kastel ovasına ünlü bir firma ne yaptı?Gitti çaktı.Sonra üzerine mineralleri ekleyerek satmaya başladı.O markadan başka su bulmak (devamı var)

17 Ocak 2013 14:19
Yüreğimden tren geçti

Elimden geldiğince destek olacağım kitabınızın tanıtımına. Önceki kitabınız da merak buyuran arkadaşlarım tarafından okunup iade edilmişti.Üstelik bu kitabınız,ebeveynlerin de ilgisini çekebilecek türden. Uyku öncesi hikayeleri gibi, her gece bir hikaye:))Okundukça ve güzel yorumlarını aldıkça çoğalan mutluluklar getirsin yeni kitabınız.

17 Ocak 2013 13:13
Ummak ve beklemek yıllar öncesinden birini, O'nu

"Bilirsin sen de,dil yarası geçmez öyle kolay kolay.Unutma ki,milyonları sersen önüme,ödeyemezsin,pişmanlık içinde can çekişen vicdanının,sana kestiği faturayı"...bu aralar; ben yazıyorum,benim kadar,bir o kadar da benden birşeyler yazanlar öyle çoğaldı ki sanki.Yaşanlar farklı ancak duygular tek yaşanıyor anlaşılan.Üstelik kuruyan,solgun değil de ölgün papatyalara benzeyen siz!Aynı vazodayız sanırım.Siz bir telefona umut yeşertirken,"yüreği öldüren"lere söylenecek kelimeler de var.Çünkü zor geliyor tek başına"iki kişilik" hayatı yaşamak!

16 Ocak 2013 13:49
İkinci kitabım okurları ile buluştu / Yüreğimden tren geçti

Belki İstanbul'daydım kitabınızı edinmiştim. Yayına çıktı dediğinizde, kitabın tanıtımı için ayrılan anlatımlar da zaten kitabın ismi gibi çekmişti beni. Eğer fırsat bulursam en kısa sürede kütüphanemde saklamak ve çocuklarımın okuması için de bu kitabınıza ulaşmak istiyorum. Çıktığınız yolun getireceği başarı ile, yüreğinize dolan kocaman bir mutluluk dilerim.

15 Ocak 2013 16:05
Hayat uzun, herşeyi öğrenebiliriz; ama bunu niye yapalım ki; bilmemiz gereken şeylerin sınırı olmalı

Keyif veren anlatımlarınıza rastlayarak, gülümseten bloğunuz için kutluyorum ve teşekkür ediyorum.Bir yarışma programında soruyorlardı;...bilmem ne masalının sonunda ...bilmem ne çocuklarının...bilmem nesi yıkılınca üzerine ne inşaa etmişlerdir? Kim bunu bilmek zorunda? Okumuş olmak ve birgün bu soru karşılığında para kazanacağını düşünmek zorunda? Bana ne kosinüsten,tanjant ve kotanjanttan? Oysa biliyorum.Çünkü böyle yetiştirildik bazılarımız.Ansiklopedi okuyarak.Yeri geldiğinde konuya yabancı kalmaktansa, hiç değilse o konu hakkında söyleyebilecek en az iki cümlen olsun diye diye eğitildik.Şu "Hikmet" lafınızı çok tuttum bu bir, ikincisi de hayatımın sizden sonra değişme ihtimali yok,aynı penceredeyiz büyük çoğunlukla.Yani sizden önce değişime uğradıMdı ben :)Sevgiler.

15 Ocak 2013 15:55
'Barış' mı, 'barışma' mı?

Fransa'daki 3 suikast olayı ile,kentde OHAL ilan edilmesi,Türkiye'deki teröre bakışın ciddiyetini bir kez daha sorgulamamızı sağladı.2012 yılında zayiat verdiği söylenen rakam,(devlet tarafından açıklanan bir rakam olduğu için)"tam"güçsüzleşmiş olduklarını göstermemektedir.Pkk ve Türkiye uzun yıllardır masaya oturuyor.Devlet müzakereci ve barışcı bir tutum izliyor gibi görünebilir.Ama asıl niyet BARIŞ değil,TERÖRÜ YENMEK olunca ve bu tutum militanlarca farkedilince,sorunun çözümlenememesinin temelini oluşturuyor.Teröristle kucaklaşan milletvekillerinin yaptıkları da "yakın siyasi birlik" tir,düz ovada siyaset yapmak!Üzerinden bu giz perdesi henüz kalkmamış Fansa'daki suikast,Öcalan ile hükümet arasındaki barış sürecini baltalamak olarak değerlendiriliyor.BARIŞ;istenilen şeylere bakıldığında çelişkilere gebe ve sürpriz gelişemeler yaratabilir,kürtlere farklı bir statü getirir.BARIŞMA;Bu da en az barış kadar kritik. Sözün sonu; birileri direkt "savaşma seviş" politikasını yaymalı...SVG.

14 Ocak 2013 15:06
Sevişmek ibadettir diyen ünlü ilahiyatçı...

Yatırım güzel bir yatırm da;Bu yatırımın değerlendirileceği varsayılan "!banka!" paravan olmasın :)) Umut etmek güzel şey! sadece kazanç getireceğini düşünerek, hayal bile olsa, yola devam:)Yalnız benim de merakım şu; Bu ünlü ilahiyatçının bugün görevine son verilmemiş olabilir mi? Sevgiler.

14 Ocak 2013 11:12
Muzaffer İzgü'nün 'Zıkkımın Kökü' isimli kitabına sansür!

Bu çocuklar da "yasakçı kafanın ürünü" olur,öyle yetiştirilirler.Şimdi biz bu az gelişmiş ebeveyne, bu yaştaki bir ergenin mastürbasyon yaptığını söylesek, çocuğunun ders çalışmak bahanesi ile arkadaşları ile bir araya gelerek "porno" içerikli filmler izlediklerini söylesek(çocuklar bunun adına korku filmi derler:))tefe koyar bizi,çocuğunun da bunları yapma ihtimalini kabul bile etmez. Çünkü bu zihniyeti bozuk ebeveynler, bu yaştaki bir çocuğa cinsellik konusunda hiç bir eğitim veremeyecekleri gibi, konuşmazlar da.O şimdi ortalığı velveleye verdi ya, çok büyük bir şey yaptı!!Çocuğu da mutlaka, ne bu kitabı, ne de başka kitapları kesin okumayacaktır,hatta merak bile etmeyecektir...(bu arada zıkkımın kökü, bizim buralarda zakkum ağacının kökü diye tabir edilmekte. Dolayısıyla bu çiçekleri zehirli bitkinin kökü de zehirli olduğu için, zıkkımın kökünü ye,denilen şey aslında "zehir ye" anlamını taşımaktadır.:)Sevgiler.

14 Ocak 2013 11:06
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 607
Kayıt tarihi
: 08.04.10
 
 

Yemek seçmem, kızartmayla köfteyi tokken bile yerim. Çaysız ölürüm; migrenim tutar. Ya çoktur bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Belki de bu dünya başka bir gezegenin Cehennemi'dir!