Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bir ben daha var mı alemde, sordum tanrıya !

Ata kardeşim, Yüreğine, ellerine, gönlüne sağlık. (Bülent Selen)

28 Şubat 2012 11:58
Fetih 1453, İmdaat 2012 !

Ata bey merhaba, Önce elinize sağlık. Ben birşeyler yazacaktım. Sizin yazıyı okuduktan sonra vazgeçtim. Bence söylenecekleri eksiksiz yazmışsınız. Bir kaç küçük not paylaşmak gerekirse, filmin yapımcısı en öncelikle gişe başarısını planlamış. Bu açıdan başarılıda olmuş.Bu sebeple de tarihi gerçekleri çok arka planlara itmiş. Diğer yorumcuların söz ettiği gibi dini unsurları abartarak kullanmış.Hani tarihi deforme ettiğini bile düşünmek mümkün. İkinci yarıyı seyretme espriniz harika. Kendimi sıkmasam arada filmi terkedebilirdim. İyiki terketmemişim. Yapımcı beni hoşgörsün. Birlikte seyrettiğim dostlarımla. Birinci yarıyı seyrederken Cüneyt Arkın filmlerindeki "casio saat" yada arka fonda "uçak" görebileceğimizi düşünmüştük. Allahtan yanıldık. Seyredecek olanlar tarihi bir belgesel kimliği aramamalı. Zaten "Troya" gibi bu film de önce maliyeti kurtarmak derdinde. Bu sebeple reklam bütçeden çok pay ayırdıklarını unutmamak gerek. Selamlar, Bülent Selen

25 Şubat 2012 12:19
Beraber mi? Ayrı mı? İşte bütün mesele bu...

Sevgili "bebek ve ben" öncelikle bu gün dünya çocuk haklar günü. Kutlu olsun. Yazınızın bu güne denk gelmesi güzel tesadüf. 22 yaşında bir evlat babası olarak kanaatim şudur: Yazınızın konusu boyutunda hep anne baba yanında yatmasına uyumasına mani oldum. Yirmi yaşına geldiğinde evladımdan bu sebeple teşekkür aldım. Allah bağışlasın ruhsal yapısı oldukça sağlıklı. Netice olarak bir bebek yada çocuğun ebeveyn yanında uyuması "eşyanın tabiatına aykırı" dır. Selemlar, Bülent Selen

20 Kasım 2011 12:19
Üfürükçülük ve Modernizm

Beni affedin yazıyı eksik yazmışım: Geçen gün TV de en meşhur "tolk şov" culardan birinin programını seyrederken bir yaşıma daha girdim. Cehaletimi mazur görün ben o güne kadar "melek terapisi" :) diye bir şey bilmiyordum. Meleklerin bu denli dekolte olduğunu da! İzledim ve öğrendim. Artık biliyorum. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp... :)))

20 Kasım 2011 11:58
Vicdani ret bize uyar mı, uyar...

İyiki bu konuyu kaleme almışsınız. Her yönüyle irdelenmesi gereken bir konu bu. Düşüncelerimiz bire bir çakışmasa da. Ortak paydalar oldukça fazla. Zaten önemli bir yönüyle almışsınız. İyiki yamışsınız. Benim yazınızın katılmadığım yönü ise kısaca şöyle: Cani ve katillerden başka kim bayıla bayıla insan öldürmeyi kabul eder ve severek isteyerek benimser ki? Bu bir nöbet. Günlerden bir gün gelir de bu istemeyen bu nöbeti terk etme hakkına sahip olursa, yarın bu nöbeti tutacak vatan evladı bulamaz bu ülke. Analar ise artık asla "vatan sağolsun" demeyecektir. Çanakkalede yitirdiğimiz şehitlerin ise kemikleri sızlayacak ve "biz de hiç insan öldürmeyi istemezdik" diyeceklerdir. Öyledir de Anadolunun insanı yiğittir ancak öldürmeyi sevmez. Sevgiler, Selamlar

19 Kasım 2011 22:49
Muhteşem Yüzyıl Dizisi neden çok tartışılıyor?

Her ne yönüyle olursa olsun. Bu dizi yararlı. Bakın tartışma yaratması en faydalı yanı. İlgi duyanlar kulak kabartır. Tartışmalar içinde doğrular yer alır. Bilenler düzeltir Bilmeyenler öğrenir. Öğrenme dediğimiz bu değil mi? Alexin poposunda ki sivilce, ya da falan mankenin kimle ne yaptığının tartışmasından bin kat iyi. Yoz dizilerden iyidir. Keşke daha çok tartışılsa. Bu ilgilenen fazla anlamına gelir. Düşünsenize. Tarihe ilgi! Bülent Selen

01 Ekim 2011 09:44
Allahımıza şükür İbrahim Tatlıses evlenmiş!

Uyduruk bir haberde benden. Cern deneyi Tarihin en kapsamlı fizik deneyinin yapıldığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'ndeki (CERN) bilim adamları, atomaltı parçacıkların ışıktan daha hızlı hareket ettiğini ölçtüler. Bu izafiyet teorisinin ve Anştaynın tarihe karıştığı anlamına gelir. Sizden özür dilerim. Saçma şeyler söylüyorum. İbrahim "imparator" haberleri varken. Nelerden bahsediyorum. Gene saçma ve gereksiz ama güneydoğudaki eğlence sırasında şehit olanlara allahtan rahmet, ailelerine sabır ve baş sağlığı dilerim. Gazilere ise geçmiş olsun. Bülent Selen

01 Ekim 2011 09:44
Boşanmak out, beraber yaşamak in!

Sayın Merve Hanım, Fikrinize sağlık."Evlilik zor müessese, bir aileyi sürdürmenin, yalnızlığı sürdürmekten daha zor olduğu doğrudur. Ancak aklı başında insanlar için bu çok zor da değil. Evlilikte toleranslarımızı iyi kullanmamız gerekir o kadar. Evlenip yıllar geçtikten hele çocuk sahibi bile olduktan sonra, hala “Bu benim idealimdeki insan değilmiş, daha iyisine ulaşmalıyım.” yanlışını yapanlara sıkça rastlıyoruz. Bu en büyük hata, hem kendine, hem eşine, hem de çocuğuna bir sürü tatsız sonuçlar doğurur. Bu sorumluluğu almak kolay olmamalı. Bu tarz bir davranış şekli ancak başına buyruk, “Ben yaptım oldu.” tarzındaki insanlara mahsus bir tavır. Her yaşanmışlığın geleceğe yansımaları var çünkü." aynı konuyu başka açıdan bende ekdeki bloğumda yazdım. Sevgiler

01 Ekim 2011 09:43
32 sene önce Trekking

Emekli T.H.Y. kabin amirlerinden Sevgili Arkadaşım Ayşe Erbil, mail yoluyla üstteki yazı ile ilgili bir düzeltme göndermiş; Kendisine Teşekkür ederim. "sevgili bülent, yazını okudum güzel de, yükseklik yani irtifa artınca basınç düşer.basınçla yükseklik ters orantılıdır. yükseldikçe basınç düşer, irtifa azaldıkça basınç yükselir. Basınç düştüğü için oksijen azalır. Uçaklarda kabinin tazyikli olmasının nedeni oksijen miktarını ayarlayıp insanın yaşayabileceği bir ortam yaratmak içindir. Blog yazını düzeltsen iyi olur. Dağa tırmanış bölümündeydi sanırım." sevgiler

25 Eylül 2011 14:33
Boyum hep kısaydı kız kardeşimden...

Sayın Gülgün Hanım, Blog yazınızı face book da rastladım. Uzun olmasına rağmen samimi ve sıcak uslubunuz beni sabırla sonuna kadar okumaya sevk etti. Evet toplumun her ferdinin ama küçük, ama büyük, ama az, ama çok travmaları var. Her zamanda vardı. Ancak bizler "travma" kelimesini son yıllarda kullanmaya başladık. Aslında önceleri tıp çevreleri kullanırdı. Hala da biraz öyle. Sizin yabancı dille yakınlığınızı görünce hiç yadsımadım. Nacizane bu konuya geçmiş günlerde ben de değindim. Ama ben daha bir iyimser bir tavırla kaleme almıştım yazımı. Bu konu özellikle kentlinin büyük sorunu. Çünkü danışman "psikolog" ve "psikiyatrist" müesseseleri öyle pahalı ki. Bu sebeple alternatifleri türedi. "Yaşam koçluğu" gibi. ÖSS puanlarında çok az sayıdaki psikoloji bölümleri süratle en üst sıralara yükseldi. Nedeni ise malum en iyi kazandıran meslekler arasında. Müşteriler şimdiden kuyrukta.Ben de "SEVECEKSİN" isimli yazımı bu nedenle herkes için yazdım. Okumanızı salık veririm. Sevgi ve Selamlar

13 Ağustos 2011 19:46
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 948
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster